KOMİSYON KONUŞMASI

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Bakanlık bürokratları; hoş geldiniz.

Meslek hastalığı diyelim, ben Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçelerinde önce RTÜK'e bakıyorum. Bu yıl da hem bütçede 2026 tahminine göre yüzde 26'yı aşan ciddi bir artış var hem de hazine yardımında neredeyse yarı yarıya bir artış söz konusu. Çok kısacık bir sorum var: Neden? Yani hangi toplumsal faydaya karşılık olarak bu artış? Zira, demokrasi bilinci yerleşik hiçbir toplum, kamunun yaptırım gücünün bir sopa olarak kullanılmasını fayda olarak yorumlamaz da tanımlamaz da.

Mali yaptırım tutarları da artıyor RTÜK'ün. 2026'nın ilk altı ayında 2025 yılının tamamında uyguladığı ceza tutarını yakalamaya epey yaklaşmış gözüküyor. 2025'te toplam 146,7 milyon ceza, 2026'nın ilk altı ayında 112 milyon 75 bin lira ceza. Aslında ilk bakışta sevindirici gibi gözüken bir değişiklik var: 2025'te bu cezalar ağırlıklı olarak haber ve yorum programlarına kesilirken bu yıl dizi ve gündüz kuşağı programlarına kesilmiş. Ben tam da ne güzel, demek ki tahammül eşiğinde artık bir demokratik standart yakalıyoruz galiba diyordum ki kendime geldim, haber verecek kanal kalmadı ki ceza kesesiniz ya da ekranlarda yorum yapabilecek gazeteci bırakmadınız ki ceza kesebilesiniz. Ekranlar kayyuma, gazeteciler hapse mahkûm. Bu arada, gündüz kuşağı, evlerimizin ortasına atılan kitle yozlaştırma etkili, değersizleştirme etkili bir silaha dönüştü gerçekten de keza bazı diziler de öyle. Dolayısıyla, ben RTÜK'ün odağının buraya kaymasını doğru buluyorum, misyonuyla da uyumlu buluyorum, çok da destekliyorum. Ahlaksızlığın, sapkınlığın, suçun gündüz kuşağında, üstelik de bu kadar normalleştirilmesi pervasızca elbette denetime de cezaya da tabi olmalıdır ama yayın ilkelerini ihlal eden bütün kanallara eşit muamele kaydıyla. Bakın, Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Kuzey Kore'yle, Çin'le, İran'la, Suudi Arabistan'la yani demokrasilerle değil, kapalı rejimlerle aynı ligde şu anda ve bunu da en çok sizin Bakanlığınızın dert etmesi gerekiyor. Zira, rejimin niteliği, turizm başta olmak üzere aslında Bakanlığınızın birçok hedefinin gerçekleşmesinde de belirleyicidir. Temel hak ve hürriyetlerin tehdit altında olduğu, güvensiz, güvencesiz, güvenliksiz bir yere kim gelir Allah aşkına? Keza, her yerden de geliyor değil zaten turist, yabancı ziyaretçi girişinin yarıya yakını yalnızca aynı 5 ülkede toplanıyor. Oysa vatandaşları Türkiye'ye vizesiz girebilen 100'e yakın ülke var dünyada.

Basın başlığını kapatmadan Sayın Bakan, özellikle bu dijital dönüşüm ortamında gazetecilerin üretimlerinin artık eser sayılması elzemdir, telife tabi kılınması elzemdir. İnternet ortamındaki emek hırsızlığının mağduru durumundaki bütün gazeteciler bu yönde bir yasal düzenleme bekliyorlar. Bizim de bir kanun teklifi çalışmamız vardı bununla alakalı. Dilerlerse ilgili arkadaşlarla da paylaşabiliriz.

Sayın Bakan, Bakanlığınızın sorumlu olduğu iki alana dair ortak bir sorum var. Politikanız nedir? Yani daha doğrusu, bir planınız, programınız mutlaka vardır ama sizin bir politikanız var mı yani bir turizm politikanız var mı, bir kültür politikanız var mı? Kendi bölgemden, Trakya'dan örnekleyerek izah edeyim: Bu ülkenin bir turizm politikası olsaydı, millî menfaati önceleyen bir turizm ya da turizme dayalı bir kalkınma politikası olsaydı eğer herhâlde İğneada'yı yani Avrupa'nın en büyük longozunu nükleere kurban etmezdi, ettirmezdi, buna direnirdi.

Yine, kendi bölgemden, Tekirdağ'dan bir örnekle sorayım: Bütçenizdeki en büyük payı Millî Kültür Programı alıyor ama bir Millî kültür programınız, politikanız daha doğrusu var mı? Ben Tekirdağ'dan baktığımda çünkü şöyle düşünüyorum: Bu ülkenin bir millî kültür politikası olsaydı eğer Tekirdağ'da bulunan 19'uncu Fırka Kışlası hakkında özelleştirme kararına direnirdiniz siz, halk direndi Tekirdağ'da. 19'uncu Fırka, Çanakkale Savaşı'nı destana dönüştüren, taarruza değil, ölmeye giden ve geride bir teki bile kalmadan şehadete yürüyen 57'nci Alayın kışlasıdır, Yarbay Mustafa Kemal tarafından kurulmuştur, tarihî sit alanıdır ve 24 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararnamesi'yle burası hukuka aykırı olarak özelleştirme kapsamına alındı.

22 Mayısta biz de gerçeği öğrenmek için çünkü "Olamaz." diye düşündük, böyle bir şey "Bu nasıl olur?" diye Bakanlığınıza sorduk, cevap ne zaman geldi, biliyor musunuz Sayın Bakan? Önceki gün geldi daha, önceki gün geldi. Gelen cevap da şu: "Bu konuda Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne intikal etmiş herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır." Biz şimdi bu cevaptan ne anlamalıyız? Yani devletin kurumlarının birbirinden haberi olmadığını mı anlamalıyız? Bu cevap "Böyle bir özelleştirme kararı yok." anlamına geliyorsa ki keşke öyle olsa e, var, işte, burada özelleştirme kararı. Bu cevap "Özelleştirme kararından dönüldü." demekse eğer ki keşke öyle olsa. Eğer bu karar geri alındıysa belgesi nerede o zaman? Böyle bir belge yok ortada. Eğer geri alınmadıysa bu karar Bakanlığınızın buna karşı bir girişimi olacak mı, tarihimizin satılmasına mâni olacak mısınız?

Şimdi, soru önergeleri konusunda izaha muhtaç bir tavır var maalesef. Selimiye'nin mesela, yılan hikâyesine dönen bir restorasyonu vardı, her gittiğimizde esnaf bize soruyordu, biz de doğal olarak size sorduk: Ne zaman bitecek restorasyon? 2 Ekim 2025'te sorduk biz size, cevap dokuz ay sonra, 31 Temmuz 2026'da yani ne zaman, biliyor musunuz? Yani Selimiye, Cumhurbaşkanı tarafından tam kapasite açıldıktan bir ay sonra geldi. Yani bu cevap vermek değil, dalga geçmektir. Biz bu soruları şahsımız adına sormuyoruz, millet adına soruyoruz ve Türk milletinin layık olduğu saygı ve ciddiyeti de bütün Bakanlığın bütün bürokratlarından da her kimse bu cevapları hazırlayan bekliyoruz.

Babalar Günü'nde Türk Dil Kurumu bir paylaşım yaptı: "Atatürk Türk milletinin babasıdır." diye. Çok da mutlu olduk aslında. Jet hızıyla silindi paylaşım. Neden, neden silindi anlamadık? Kim talimat verdi? Talimat üzere mi silindi? Ben öncelikle o paylaşımı kim yaptıysa, yapılmasını kim onayladıysa bir Türk evladı olarak çok teşekkür ediyorum. Millî şuuruna sağlık kendisinin ve kim sildirdiyse de yazıklar olsun! Türk milletine bırakılmış en büyük miras cumhuriyet, onun banisi de Atatürk'tür ve evet, atamızdır, babamızdır. Bundan kim, neden rahatsız olur anlamak mümkün değil.

Şimdi, yakın zamanda bir kanun geçti, Meclisten sinemaya destek. Devlet eliyle destekleniyorsa bu sektör ben ondan eski iktidar vekillerini, bakan yardımcılarını beslemesini değil gişe beklerim, ödül beklerim -Genel Kurulda da söyledim- ama en çok da lobi faaliyeti beklerim. Uluslararası alanda Türkiye'nin aleyhine tezleri çürütecek, kara propagandayı yıkacak bir etki beklerim o sektörden. Bu etkiyi yaratmış bir tane film var mı Bakanlık destekli? Şimdi, bünyenizde TİKA var, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı var. Buralar bizim yani duygusal zaaf alanlarımız demek istemiyorum ama fikir, duygu, düşünce dünyamızı, gönül dünyamızı oluşturan çok da böyle ön kabul olarak pozitif baktığımız alanlar ama akılla, mantıkla baktığımızda da şimdi bunca kurum, kuruluş, yıllara dayanan emek, kurulan diplomasi ağları, yetiştirilen binlerce öğrenci. E, sonuç ne diye bakıyoruz; hâlâ küresel dengelere mukavemet kabiliyeti kazandıracak bir millî denge aksı oluşturamadık biz. Şimdi, bu sebeple Türk dünyasıyla yapmayı aklımızın ucundan geçirmediğimiz ortaklaşmaları gidiyoruz Suud Hanedanıyla yapmaya çalışıyoruz. Bu sebeple, bizim kaplamamız gereken alanı bir tarafta Rusya ve Çin, diğer yanda Amerika kaplıyor hâlâ. Bu sebeple Kuzey Kıbrıs'ı tanımak bir çekince hâlâ Türk cumhuriyetleri için. Mevzu Türk dünyası olduğunda aşabildiğimiz tek şey çok yazık ki son Azerbaycan örneğinde olduğu gibi haddimiz.

Sayın Bakan, Tekirdağ'da devam eden iki önemli kazı var. Geldiniz, siz de gezdiniz Perinthos kazısı; ben samimiyetle teşekkür ediyorum. Ziyaretinizden sonra sponsor desteği de artırıldı ve hayli de ilerleme sağlandı ama Trak kazısı yerinde sayıyor, çok ağır aksak ilerliyor. Oysa burası Trak medeniyetine dair tek şehir kazısı ve sizin de buraya dair bir ören yeri statüsünde açılacağına dair sözünüz var. Yürüyüş yolu, tanıtım ofisi, otopark sözünüz var. 2027'de bu açılış olacak mı? Bekliyoruz cevabını.

Önceki bütçelerde de söyledim. Tekirdağ Arkeoloji Müzesi müze işleyişine uygun bir bina olmadığı için yaşanan yetersizlikleri var. Dolayısıyla fizikî şartları müze olarak kullanımına uygun bir binayı hâlâ bekliyoruz çünkü toprağın altından çıkarılan eserleri oradan alıp depolara gömüyoruz. Onca emeğe de onca arkeolojik emeğe, çabaya da yazık oluyor.

Hayırlı olsun Bakanlığınızın bütçesi.

Teşekkür ediyorum.