KOMİSYON KONUŞMASI

SADULLAH KISACIK (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli milletvekilleri ve Komisyon üyeleri, Sayın Bakanım, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın değerli bürokratları, basınımızın değerli mensupları; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, 2027 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Baktığımız zaman, bütçe genelinde 2027 bütçesinin 95 milyar olduğunu, 2026'ya göre de yüzde 36 civarında bir artışın olduğunu görüyoruz. Tabii, burada Kültür ve Turizmin genel bütçesi içerisindeki olan pay enteresan. Yani Kültür ve Turizmin genel bütçedeki payı yüzde 0,37 yani hem turizm gibi hem kültür gibi iki önemli -biri gelir getirici, diğeri de aslında varlık sebepleri, beka meselesi olan- konunun bulunduğu Bakanlığın genel bütçe içerisindeki oranının 0,37 olması aslında izaha muhtaç bir durum. Yüzde 1 bile değil. Tabii, Kültür ve Turizm Bakanlığının geneline de baktığımız zaman aslında tam bir oturmuş bakanlık göremiyoruz. Sebebi, kültür ve turizmin birleşmesi yani kültür ve turizm bir bakanın odaklanacağı kolay bir konu değil ya. Turizm ayrı bir konu, kültür ayrı bir konu. Turizm ayrı bir derinlik gerektiriyor, kültür apayrı başka bir derinlik, başka bir bakış gerektiriyor. Turizm dinamiklik gerektiriyor; Türkiye'nin, Türkiye turizminin pazarlanmasını gerektiriyor; dinamik bir süreç. Kültür biraz daha derinsel bir süreç. Onun için yani kültürle turizmin aynı yerde tutulan... Yani kültür şimdiye kadar hep bizim için "ya bunun nereye bağlayalım" gibi oldu bizim ülkede. Yani nereye bağlayalım, turizm, kültür birleştirelim filan. Bu kültürün, ya Millî Eğitimle mi birleştirilmesi gerekiyor ya da başlı başına ayrı bir bakanlık mı olması gerekiyor, bence bunun iyi bir tartışılması gerekiyor çünkü biz eğer bugünkü birçok çürümüşlüğü, birçok yozlaşmayı konuşuyorsak bunun sebebi iyi bir kültür mimarisi kuramamamızdır. Sayın Cumhurbaşkanı da galiba 2014 yılında yaptığı bir konuşmada söylemişti. "Biz iktidar olduk ama sosyal ve kültürel anlamda iktidar olamadık." demişti. Öyle bir serzenişi vardı diye hatırlıyorum ben. Evet, yani şu anda Türkiye'de kültür anlamında, kültürümüzün devamlılığı anlamında, kadim kültürümüzün yerleştirilmesi anlamında iyi yerlerde miyiz; bu soru işareti. Bakanımızı veya Bakanlığı suçlamıyorum bu konuda, genel sistemsel anlamında konuşuyorum.

Şimdi, tabii, en çok konuşulan konular turizm. Sayın Bakanım, şimdi, bu turizm konusunda ben kendi şehrimden örnek vereyim, Adana'dan örnek vereyim. Yani burada sizin de bilginizi almak istiyorum; sizin tecrübeniz var, acaba ben mi yanlış düşünüyorum diye. Ben Adana Milletvekiliyim. Adana'da, Adana, Ceyhan ve Yumurtalık olmak üzere yaklaşık Akdeniz'e 160 kilometre kıyımız var, 160 kilometre Akdeniz'e kıyımız var. Bu 160 kilometre içerisinde denize sıfır yani bu tatil beldelerinde bir tane beş yıldızlı otelimiz yok...

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bizde de yok.

SADULLAH KISACIK (Adana) - ...bir tane dört yıldızlı otelimiz de yok. Yani ben Adana'da misafirim geldiği zaman yazın hadi sizi bir otele götüreyim, hani orada tatil yapın diye, 160 kilometre kıyısı olan bir şehirde beş yıldızlı, dört yıldızlı otelimiz yok. Üç yıldızlı olanlar da belki tek tük var, onun da tartışılır kalitesi yani kalitesi üç yıldız mıdır, tartışılır. Şimdi, burada bir yanlışlık yok mu? Bir yanlışlık yok mu?

Şimdi diyeceksiniz ki "Bizim suçumuz mu?" İşte onu bir tartışalım. Şimdi, yerel yönetimlerin vizyonu, buraya bir turizm destinasyonu inşa etmeye yetmiyor. Yetmiyor, belediye başkanlarının kapasitesi ortada. Net söyleyeyim, bu da Türkiye'nin ayrı bir yapısal sorunu. Yani hangi belediye başkanı şehrine bir kültür ve turizm vizyon çizebilir? Yok. Belediye başkanları ilk geliyor, ilk işi, -yine birçok belediye başkanı o zaman da yargılandığı için söylüyorum- deniz kenarında acaba orada şuurlandırma yapalım, sitelere yer açalım, vesaire yapalım filan. Şimdi, burası sahipsiz Sayın Bakanım. Bir örnek vereyim: Buranın sahibi kim olacak? Kültür ve Turizm Bakanlığının olması lazım değil mi? Karataş'ta yer yok, otel yok. Yer çok, hazineye ait yer var. Bir örnek vereyim: Karataş'ta Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu vardı, denize sıfır yapıldı, Çukurova Üniversitesinde orayı işletiyordu. Sonra işletemediler. Düşünün Turizm Meslek Yüksekokulu orayı işletemedi. Hem okuldu hem çocuklar orada staj görüyordu, işletilemedi. Otel sonra özele devredildi, özel de işletemedi. Sonra iki üç yıl boş kaldı, sonra ne oldu biliyor musunuz Sayın Bakanım? bir duydum, Millî Savunma Bakanlığına tahsis edilmiş orası. Niye tahsis edilmiş? Kimse sahip çıkmamış. Normalde orası Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğünün elinde, o da istememiş, Kültür Turizm istememiş. Millî Savunma Bakanlığı ne yapacak oraya biliyor musunuz? Kamp yapacak, evet. Şimdi, kamp ne demek? Oraya kampı kuracak, turizme kapalı olacak, giriş yasak, çıkış yasak, zaten içeride her şey ucuz. Oradan gidip de o şehrin, o beldenin kimse esnafından vesairesinden bir şey yemeyecek, içmeyecek. Şimdi, bu Karataş Yumurtalık dediğimiz yer Sayın Bakanım öyle bir yer ki bir de kıyı şeridi çok az, gerisi ya sit alanı ya dalyan -önemli dalyanlar var- zaten yer çok az. Şimdi, ben baktım, sağ olsun, Yaşar Paşa burayı anlatınca "Vallahi, istiyorsanız verelim." dedi. Yahu, verelim de bunu kim alacak işte? Belediyenin buna vizyonu yetmiyor, Kaymakamlığın vizyonu yetmiyor. Zaten bizim kıyılarımız belli, bu kıyılarımızı artıramıyoruz. Biz hep Antalya'ya mı sığacağız? Siz buralara niye sahip çıkmıyorsunuz Sayın Bakanım, niye sahip çıkmıyorsunuz? Yarın "Gelen turist sayısını iki katına çıkaralım." desek Antalya, Alanya yetmeyecek. Niye Mersin'e, Adana'ya... Mersin de bitmiş zaten, Mersin'de de dip dibe siteler ama Karataş, Yumurtalık, Ceyhan'da bakir bir alan var. Biz niye burayı kullanmıyoruz? Yani, Adana'nın yöneticilerinin vizyonu buna yetmiyor. Adana sahipsiz, bu tür yerler sahipsiz, kıyı şeridi sahipsiz. Bunun gibi yerler de vardır mutlaka, buna bir sahip çıkılması lazım.

Bir de orada Magarsus gibi kazısı yapılan denize yine sıfır bir antik tiyatro var. Buranın kazısı yapıldı, keşke de yapılmasaydı, olduğu gibi kaldı şimdi Sayın Bakanım. Şimdi, geçen Sayın Bakan Yardımcımıza da söyledim, burada Kültür ve Turizm Bakanlığına ait harçları artırıyorduk, dedim ki: "Ya, harçları artırmanıza gerek yok, sizin aslan gibi kazı yapılan denize sıfır antik tiyatro yerleriniz var. Yap-işlet-devretle burayı devredin. Burası bir şehrin tiyatro ya da Harbiye gibi, Aspendos gibi konser alanı hâline gelsin." 160 kilometre yer var, vallahi, Adana'da öyle bir konser izleyeceğimiz yer yok. Adana'nın kültürünü, Adana'yı deniz açmış olursunuz ya. Bunu özellikle rica ediyorum. Şu Aspendos'u... Hayalimiz, orada benim ta siyasete ilk başladığımda sözüm vardı, dedim ki: "Bu Aspendos'ta Sezen Aksu konseri olacak." Geçti artık, bari orada bir konser görelim Sayın Bakanım, onu rica ediyorum. Buraya özel bir size... Yani, ne yapılabilir yap-işlet-devretle? Çok güzel yeri, oraya nefes aldırır, şehrin turizmini bu anlamda geliştirir.

Master planlar var ama master planlar sadece kâğıt üzerinde kalıyor. Bir örnek verdim size, Türkiye'de zaten kıyılarımız sınırlı, bunu artıramıyoruz. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek için bir çalışmanız var mı? Buraya adım adım hâkim miyiz, onu da merak ediyorum. Onu da sorayım. Bu benim Karataş dediğim yerde hazine arazisi de bol, sıfır olan yer, turizme ait yerler de var. Hatta, şu Millî Savunmadan alabileceksek orayı da alıp Turizm olarak değerlendirmenizi özellikle de rica ediyorum Sayın Bakanım.

Teşekkür ediyorum.