KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT KAYA (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, kıymetli milletvekilleri, değerli bürokratlar; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Bolu Kartalkaya'da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Yüce Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Bakanım, öncelikle, ülkemiz turizminin genel durumuna, özellikle Antalya'mızda yaşanan gelişmelere değinmek istiyorum. Sektör temsilcilerimizle yaptığımız görüşmelerde, özellikle son iki yıldır yaşanan gelişmelerin turizmcilerimizi endişelendirdiğini görüyoruz. 2026 yılının ilk dokuz ayında Antalya'mıza 13 milyon 330 bin ziyaretçi gelmiş ancak yabancı ziyaretçi sayımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,6 azalmış. Rusya, Ukrayna, Macaristan ve Özbekistan pazarlarında artış yaşanırken diğer kaynak pazarlarımızda düşüş var. Özellikle en önemli pazarlarımızdan Almanya ve İngiltere'de yaşanan kayıplar üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bugün Türkiye rakip turizm ülkelerine göre giderek pahalı hâle geliyor. Artan işletme maliyetleri ve döviz kurundaki gelişmeler sektörümüzün rekabet gücünü zorluyor. Üstelik, turizmin başarısını yalnızca gelen turist sayısıyla değerlendirmemeliyiz; turizm gelirlerimiz, işletmelerimizin kârlılığı ve sektörün geleceğe güvenle bakabilmesi de en az ziyaretçi sayısı kadar önemli. Bu nedenle, 2027 sezonuna hazırlanırken turizmcilerimizin üzerindeki mali yüklerin hafifletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle uçuş maliyetlerini azaltacak yakıt destekleri sağlanmalı, ülkemize önemli miktarda döviz kazandıran turizm işletmecilerimizin ihracatçı statüsünden kaynaklanan teşvik ve uygun finansman imkânlarından daha fazla yararlanmalarının önü açılmalıdır. Ayrıca, konaklama vergisindeki yüzde 1'lik uygulamanın 2027 yılı sonuna kadar devam etmesi de sektörümüzün önemli beklentilerinden biri. Elbette bu konuların bir kısmı Hazine ve Maliye Bakanlığımızı da ilgilendiriyor ancak ilgili bakanlıklarımızın birlikte çalışarak sektöre destek olacağını düşünüyorum. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında yaşanan kayıpları telafi etmek ve 2027 sezonunda rekabet gücümüzü artırmak için hangi somut adımları atmayı planladığınızı sormak istiyorum.

Sayın Bakanım, Antalya'mızda 1.460; Türkiye genelinde 12 bini aşkın basit konaklama turizm işletme belgeli tesisimiz bulunuyor. Bunların çoğu yıllardır turizme hizmet eden küçük aile işletmelerimiz ancak çözülmesi gereken önemli sorunları var. Öncelikle, basit konaklama turizm işletme belgesiyle faaliyet gösteren birçok otel ve pansiyonumuz turizm işletme belgesi almak istediklerinde, bulundukları binaların farklı niteliklerdeki bağımsız bölümlerden oluşması nedeniyle tek bağımsız bölüm şartını karşılayamıyorlar. Yangın güvenliği ve diğer zorunlu standartlar korunarak mevcut işletmelerimiz için bu şarta istisna getirilmesini talep ediyoruz. Ayrıca, belge alma sürecinde 300-350 bin liraya varabilen maliyetler için de bir defaya mahsus harç ve belge bedeli muafiyeti sağlanmalıdır. Basit konaklama belgeli tesislerimize de diğer turizm işletmeleriyle aynı devir hakkı tanınmalıdır.

Bir diğer sorun da teşviklerdeki eşitsizlik. Antalya Kaleiçi'nde yan yana, aynı kapasitede iki otelden biri çalışan başına yaklaşık 3.500 liralık SGK prim desteğinden yararlanırken, diğeri yalnızca belge türü nedeniyle yararlanamıyor; bu ayrım kaldırılmalıdır. Küçük otel ve pansiyonlarımızın da yatırım kredileri ve vergi avantajlarından yararlanabilmesi için Turizm Yatırım Belgesi kapsamı genişletilmelidir. Bu işletmelerimiz TGA'ya katılım payı ödüyor ancak yüksek kapasite şartları nedeniyle yönetimde temsil edilemiyorlar, bu konuda da düzenleme bekliyoruz.

Kaleiçi gibi tarihî bölgelerimizde tadilat ve proje onayları aylarca sürüyor. Bakanlığımız ve yerel yönetimlerimiz ortak bir sistemle bu bürokrasiyi azaltmalıdır. Ayrıca, işletmelerimiz hizmet kalitelerine göre sınıflandırılmalı, basit konaklama yerine emeklerini ve niteliklerini daha iyi yansıtan bir belgelendirme adı belirlenmelidir. Buradaki işletmeler denetime ve standartların yükseltilmesine karşı değiller ancak küçük otellerimizi ve aile işletmelerimizi de koruyacak önlemlerin alınmasını talep ediyoruz, bu konuda sizlerden çözüm bekliyoruz.

Bugün turizm sektörümüzde yetişmiş personelimizi kaybediyoruz. Çalışanlarımızın önemli bir bölümü asgari ücret seviyesinde maaş alıyorlar. Bir çoğu yılda yalnızca altı yedi ay çalışabiliyor, sezon bitince geçimini sağlayabilmek için başka sektörlere yöneliyor ve çoğu zaman da turizme ne yazık ki geri dönmüyorlar. Bir taraftan yetişmiş personelimizi kaybederken diğer taraftan yabancı personel istihdamına ihtiyaç duyuyoruz. Oysa çalışanlarımıza daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sunarak onları sektörde tutma imkânımız varken neden öncelikle bunu yapmayalım? Çalışanlarımızın barınma sorununu çözmemiz gerekiyor. Turizm tesislerinin yoğun olduğu bölgelerde TOKİ, Bakanlığınız ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle evli ve bekâr çalışanlarımızın yararlanabileceği sosyal alanları bulunan kampüs tipi lojman projelerinin geliştirilmesini önemli görüyorum, bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum. Bakanlığınızın turizm çalışanlarının barınma sorununu çözmeye yönelik somut projeleri var mıdır?

Bunun yanında, işletmelerimize verilen SGK prim destekleri artırılmalı, özellikle kış aylarında personeli çalıştırmaya devam eden işletmelerimizi daha güçlü teşvik etmeliyiz, böylece daha fazla çalışanımızı yıl boyunca sektörde tutabiliriz.

Bir diğer önemli konu da sezonluk çalışanlarınızın işsizlik ödeneği sorunu. Turizm sektöründe sezon sonunda birçok çalışanımızın iş sözleşmesi askıya alınıyor. Bu çalışanlarımız kış aylarında işsiz kalmalarına rağmen sözleşmeleri sona ermediği için işsizlik ödeneğinden yararlanamıyorlar. Bu mağduriyeti gidermek için de gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını, iş sözleşmesi askıya alınan sezonluk turizm çalışanlarımızın da kış aylarında işsizlik ödeneğinden yararlanmasının önünün açılmasını talep ediyoruz.

Sayın Bakanım, müzik telif hakları konusunda da önemli bir sorunu dikkatinize sunmak istiyorum. Bugün müzik alanında faaliyet gösteren 7 meslek birliğimiz bulunuyor. Bu birlikler, müzik kullanılan umuma açık işletmelere yani restoranlara, kafelere, berberlere, kuaförlere ve benzeri iş yerlerine ayrı ayrı giderek lisanslama yapabiliyorlar. Bu durum, esnafımızı birden fazla muhatapla ve farklı tarifelerle karşı karşıya bırakıyor. Diğer taraftan, bazı işletmeler de bu karmaşayı gerekçe göstererek telif ödemekten kaçınıyor. Sonuçta hem esnafımız hem de sanatçılarımız mağdur oluyor. Aslında, konaklama tesislerinde uygulanan ortak lisanslama modeli önemli bir örnek. Meslek birliklerimizin aktardığına göre bu sistemle otellerimize yaklaşık yüzde 70 indirimli tarifeler uygulanmış. Bizim önerimiz, bu modelin diğer işletmelerimizde de yaygınlaştırılması. 5846 sayılı Kanun'un 41'inci maddesi meslek birliklerinin birlikte hareket etmesine imkân tanıyor ancak bunu zorunlu tutmuyor. Burada yapılacak bir düzenlemeyle ortak lisanslama zorunlu hâle getirilebilir. Tek muhatap, tek sözleşme ve makul bir ortak tarife sistemi oluşturulabilir. Ayrıca, ortak tarifelerin adil ve makul olmasını sağlayacak, uyuşmazlıkları çözecek bir telif hakem heyeti de oluşturulabilir. Böylece daha fazla işletme lisans sanırken sanatçılarımızın telif gelirleri artacak, esnafımız da daha uygun bedellerle tek muhatap üzerinden ve hukuki belirsizlik yaşamadan müzik lisanslama işlemlerini gerçekleştirebileceklerdir. Bu konuda bir düzenleme yapmayı planlıyor musunuz?

Sayın Bakanım, Antalya Arkeoloji Müzesinin durumunu da sormak istiyorum. Öncelikle şunu da ifade edeyim: Ben Antalya'ya yeni bir müze yapılmasını doğru buluyorum çünkü eski müzemizin hem sergileme hem de depo alanları yetersizdi. Antalya gibi arkeolojik açıdan son derece zengin bir şehrimize yapılacak yeni müzenin anıtsal mimarisiyle bir cazibe merkezi olmasını ve şehrimizin marka değerine katkı sağlamasını son derece önemsiyorum. Ancak projeyle ilgili iki önemli çekincem var: Birincisi, müzenin kapasitesi, Antalya'mızda 50'nin üzerinde antik kent ve antik kent yerleşim alanı bulunuyor. Sadece Perge Antik Kenti'mizin yaklaşık yüzde 10'unda kazı çalışmaları yapılmış durumda. Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkarılacak eserleri düşündüğümüzde bu kapasite ne kadar yeterli olacak? Yeni müzemiz kısa süre içerisinde yeniden yetersiz kalmayacak mı? Çevresindeki Karayolları tesisleri ve kuzeyindeki Turizm Uygulama Oteli arazisi de değerlendirilerek Antalya'nın gelecek yüz yıllık ihtiyacını karşılayabilecek çok daha büyük anıtsal ve dünya çapında bir müze yapılamaz mıydı? İkinci konu, inşaatın tamamlanma süresi. Müzemiz 2025 yılının turizm sezonunda kapatıldı. Yeni müzenin önce Haziran 2026'da tamamlanacağı, ardından Antalya Kültür Yolu Festivali'ne yetiştirileceği ifade edildi. Şantiye tabelasında da 26 Aralık 2026 bitiş tarihi yer alıyor. Son açıklamanızda açılışını 2027 yılına kaldığını belirttiniz. Yani gecikmeye gerekçe olarak zeminin gözenekli traverten yapısı gösteriliyor ancak bize iletilen bilgilere göre buradaki zemin Antalya'nın genel zemin yapısından farklı değil. Bu takvim belirlenirken gerekli zemin etütleri ve fizibilite çalışmaları yapıldı mı? Yaşanan gecikmeler önceden öngörülemez miydi?

Bir de müzenin yapım maliyetini öğrenmek istiyorum. Projeniz toplam kaç etaptan oluşuyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ederim.

AYKUT KAYA (Antalya) - Bütün etaplar tamamlandığında müzenin toplam maliyeti ne kadar olacak? Bu konuda bilgi verirseniz memnun olurum.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ederim.

AYKUT KAYA (Antalya) - Bir de müzemiz...

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ederim.

AYKUT KAYA (Antalya) - Şunu son olarak ifade edeyim: Müzemizin inşaatında bugün hangi aşamadayız ve 2027 yılının hangi ayında tamamlanmasını öngörüyorsunuz.

Teşekkür ederim.