| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .11.2026 |
AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, kıymetli bürokratlar ve basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum. İklim değişikliği, küresel ekonominin üretim koşullarını, kaynak dağılımını ve ülkelerin ekonomik güvenlik anlayışlarını yeniden şekillendirmektedir. Bu dönüşümün en kritik boyutlardan biri gıda arz güvenliğidir. Önümüzdeki dönemde tarımsal üretim kapasitesini koruyabilmek, ülkelerin ekonomik dayanıklılığı ve stratejik bağımsızlığı açısından belirleyici olacaktır. Nitekim, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansının (COP31) gündeminde gıda arz güvenliği, sürdürülebilir tarım ve iklim finansmanı da bulunmaktadır. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması iklim diplomasimiz açısından önemli bir fırsattır. Bu çerçevede, tarımsal finansmanı, iklim risklerine karşı üretim kapasitemizi korumanın stratejik araçlarından biri olarak değerlendirmeliyiz.
Sayın Bakan 2027 yılı bütçesinde tarım sektörüne yönelik destekler, yatırımlar, hazine destekli finansman imkânları ve vergi kolaylıklarıyla birlikte toplam 1 trilyon 305 milyar liralık kaynak öngörülmektedir. Tarım sektörüne doğrudan yapılan destekler, kredi sübvansiyonları ve vergi kolaylıkları, üreticiye farklı mekanizmalarla ulaşan politika araçlarıdır. Bu nedenle, bütçede öngörülen toplam kaynak kadar bu kaynakların niteliğini ve üretici üzerindeki somut etkilerini de dikkate almalıyız. Tarımda üretim giderleri sezon boyunca devam ederken gelir, çoğunlukla hasat döneminde elde edilmektedir. Bu yapısal farklılık, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman ihtiyacını artırmaktadır.
Değerli Komisyon üyeleri, seçim bölgem Adana'da pamuk, mısır ve narenciye üreticilerimiz bu durumun somut örneklerini yaşamaktadır. Üretim maliyetlerini aylar öncesinden üstlenen çiftçimiz, hasat döneminde borçlarını karşılamak için ürününü elden çıkarmak zorunda kalabilmekte, bu durum hem pazarlık gücünü hem de gelir istikrarını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, hazine destekli tarımsal kredilerde vade ve geri ödeme takvimlerinin ürünlerin hasat ve satış dönemleriyle uyumlu hâle getirilmesini, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini zorlaştıran teminat koşullarının da gözden geçirilmesini öneriyoruz. Tarımsal finansman politikalarının başarısını yalnızca kullandırılan kredi hacmiyle değil üreticinin borçluluk yapısında, gelirinde ve verimliliğinde sağlanan iyileşmenin iyileşmeyle değerlendirmeliyiz. Bu doğrultuda, hazine destekli kredilerin bölgesel dağılımının, küçük üreticilerin bu imkânlardan yararlanma düzeyinin ve yatırım kredilerinin üretim kapasitesine katkısının düzenli olarak izlenmesi, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına imkân sağlayacaktır. Üreticinin ödeme gücünü koruyan ve yatırımlarını sürdürebilmesini sağlayan bir finansman yapısı, gıda arz güvenliğine ve enflasyonla mücadeleye de katkıda bulunacaktır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli beyefendinin ortaya koyduğu millî üretim, güçlü ekonomi ve tam bağımsız Türkiye anlayışı doğrultusunda üreticimizin finansal dayanıklılığının artırılmasını, ülkemizin uzun vadeli kalkınma hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Çiftçimizin her üretim dönemine yeni bir borç yüküyle değil, güçlenen sermaye yapısıyla başlayabildiği bir ekonomik düzen temennisiyle 2027 yılı Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesinin devletimize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim.