| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .11.2026 |
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Bakan, sabah sunumunuzda "Olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 71.899 hesaba 68 milyar TL ödenmiştir. Olağanüstü tasfiye kapsamında ise 4 Kasım 2026 tarihi itibarıyla 15 fonda 552.975 hesaba toplam 62,2 milyar TL ara ödeme yapılmıştır. Böylece, bugüne kadar toplamda 108 fonda 614.874 hesaba, 420.031 tekil kişiye 130,2 milyar TL ödeme yapılmış ve 179.449 kişi net yatırım tutarının tamamını almıştır." diye bir paragrafınız var. Şimdi, Sayın Bakan, gerçekten ülkede büyük bir krize yol açan önemli bir fon meselesini hep birlikte yaşıyoruz. Biraz önce de söyledik, sizin 5 Kasım 2025 tarihinde bu tehlikenin geldiğine dair görüşünüz oldu, uyarınız oldu ama tedbir almadığınız için de tam on bir ay sonra ülkenin en büyük fon vurgunun yaşanmasına sebebiyet verdiğinizi söylemiştik. Şimdi, bu yetmiyormuş gibi bakın, toplumda önce fon vurgunundan dolayı işte, 500 bine ortalama söylüyorum çünkü hesap olarak 614 bin, kişi olarak 420 bin ve sonrasında SPK 79'a göre doğan mağduriyetler ve özellikle de borsadan kaynaklı milyonları aşan mağduriyetler devam ederken siz bu fon meselesi doğmadan önce yani ortaya çıkmadan önce bu yüksek miktarlı paraları kimlerin kulaklarına üfürmesi nedeniyle yüksek miktarlı paraları çektiğini ve malı götürdüğünü hâlâ topluma açıklayamıyorsunuz. İşte, bir taraftan bu vurgun devam ederken bir taraftan da güvensizlik iyice artıyor. Şimdi, bu saydığınız rakamlara döner isek geçen çıkan kanun gereğince ne kadarlık bir miktar gönüllü bir şekilde iade edilmiştir? Ve Bu ödemelerin içerisinde kamu kaynağı var mıdır? Bunu özellikle soruyorum çünkü gerek çıkan kanunda gerekse önceki açıklamalarda "Kamu kaynaklarından herhangi bir şey kullanılmayacak." denilmiş olmakla beraber buradaki ödeme rakamlarına baktığınızda ve de gönüllü iadeye baktığınızda rakamlar arasında anormal bir farklılık olduğu, böylelikle de sanki kamu kaynaklarından da bir kullanma işareti olduğuna dair bir kanaat oluştuğunu ifade etmek isterim. Sayın Bakan, şimdi, toplumda bu güvensizlik artarak devam ediyor ve bu güvensizliğe yol açan başka başka faktörler de ekonomi ile hukuk, adalet birlikte, el ele yürürse bu ülkede ekonomi düzelir, topluma bir huzur ve güven gelir diye söyledik, söylüyoruz da. Şimdi, fon meselesi ortaya çıktığında, bu meseleyi kamuoyuna anlatmaya çalışan basın mensuplarının bir kısmının tutuklandığı, bir kısmının ev hapsine atıldığı, haklarında fondan dolayı malı götürenlerin yargılanmadığı bir ortamda, haberi yapanın yüksek cezalara çarptırılmak riskiyle karşılaştığı bir dönemde ve de tam da bu olaylar olurken, bir TV kanalıyla kayyum atandığı günlerde sizin kamuoyuna bir güven vermeniz mümkün olamaz. İşte, bu süreçle ilgili kamuoyunda en çok adı geçen ve de daha çok medyatik hâle getirilen bir Genel Başkan Yardımcınız bugün sabah kahvaltısını yapsın, çok da kendisini yormayalım, sıkıştırmayalım, kahvaltısını yaptıktan sonra uygun görür ise saat 11 gibi gelsin de bir ifadesini en azından kamuoyuna "Ha, bak, işte, ifade de aldık ya, daha ne istiyorsunuz?" denilsin diye adliyeye davet edilmiş ve sonrasında da gelen haberlere göre de efendim, işte, adli kontrol hükümleriyle de salınmış ama en büyük cezayı nerede aldıydı bu şahıs? WhatsApp grubundan çıkarılmıştı. Bakın, bundan daha ağır da bir ceza olamaz. Partinin WhatsApp grubundan çıkarılmak kadar bir ağır cezaya çarptırılmak da tabii ayrı bir konu. Şimdi, diğerleriyle ilgili neler yapıldı, tam da bilmiyoruz. 20 milyar götüren, 30 milyar götüren, 50 milyar götürenlerle ilgili ortada bir haber yok ama onlar ne kadar verdi, ondan da bir haber yok. 411 kişi ya da daha fazla, kimler? Onlardan da haber yok. Şimdi, böyle bir dönemi yaşadığımız günlerden geçiyoruz. Tabii, böyle bir dönemden geçerken, bakın, sadece bu fon meselesi buradan zarar gören yani fondan zarar gören, borsadan zarar görenle de kalmıyor. Burada parasını kaptıran çok sayıda vatandaşımız bugün parasını ödeyemediği için "borçlarını ödeyemeyen esnaf" durumuna düştü ve "kamuya diğer borçlarını ödeyemez kişi" durumuna düştüler. Bakın sadece eylülden bu tarafa konut satışlarında yüzde 9,3 oranında, otomotiv ve ticari araç pazarında da yaklaşık yüzde 24 civarında bir azalma olduğu da bir gerçek. Bunların hepsi birbirini tetikleyen şeyler.
Sonuç itibarıyla, dün burada Ticaret Bakanı vardı, onu da söyleyeyim. Ticari verileri değerlendirdiğimizde, kapanan iş yeri sayısı, açılan iş yeri sayısı dengesine bakıldığında, her geçen gün esnafların iş yerini kapatma sayısının arttığı, şirketlerin yine kapanma sayısının arttığı, konkordato sayısının her geçen gün arttığı günlerden geçiyoruz. Şimdi, böyle bir dönemde hukuk yok, adalet yok. Bu kadar büyük paraları götürmüş olanlara "Lütfen, zahmet olmazsa bir buyur gel." denildiği ortamda burada geçen rakamların kuruşu bile olmayacak iddialar, sadece söylemler üzerinde muhalefet belediyelerine operasyonların yapıldığı günlerden geçiyoruz. İşte, buradan ne adalet beklersiniz de ekonominin düzelmesini beklersiniz.
Sayın Bakan, dün Ticaret Bakanına da söyledim. Bakın, başka bir konu ama bu konu da önemli. Şimdi, esnafımız bildiğiniz üzere Teskomb üzerinden kredi kullanıyor. Yani Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kooperatifleri Birliği tarafından kredi kullandırılıyor. Buranın başkanı, seçilmiş başkanı bir milletvekili, AKP milletvekili. Hepimizin vergilerinden toplanan milyarları dağıtan bir siyasi kimlik. Sayın Bakanım, benim vergimi bir siyasi kimlik esnafa dağıtıyor, dağıtırken de kendine göre önceliklerini öne çıkararak dağıtıyor. Ben kişinin şahsıyla ilgili konuşmuyorum ama mantık bir taraftan esnaf kredisini birlik üzerinden dağıtacak, bir taraftan da milletvekili olacak; bu doğru değil Sayın Bakan, bu sistemin değişmesi gerekir. Dolayısıyla da kredi, esnaf kredisi de Halk Bankası tarafından verilsin. Niye birlik tarafından, kredi kooperatifleri tarafından veriliyor? Bu çok yanlış bir şey. Bu bir baskı unsuru oluyor, esnaf üzerinde baskı unsuru oluyor ve dolayısıyla da birlik istediği odalarla ilgili bu krediyi dağıtırken ona göre dağıtıyor. Bunun düzelmesi gerekir çünkü burada büyük paralar dağıtılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CAVİT ARI (Antalya) - Yine, şunu da tekrar söyleyeyim: Seçim sistemi burada doğru değil, ayrıca denetim sistemi doğru değil. Bu konularla ilgili yeni bir kanun çıkması gerektiğini hatırlatıyorum. Burada sizin de sorumluluğunuz olduğu ve bu konularla ilgili esnafın, odaların çözüm beklediğini ifade ediyorum.
Teşekkür ederim.