KOMİSYON KONUŞMASI

FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar, değerli basın mensupları; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün üzerinde konuştuğumuz 2027 bütçesi fon vurgununun ortaya çıkmasından aylar önce hazırlanan orta vadeli programın varsayım ve tahminlerine göre bağlandı. Soygunun ardından geçen iki ayda Merkez Bankasının net rezervlerinin yarısından fazlası, borsa şirketlerinin piyasa değerinin üçte 1'i eridi. Batan fonlardaki kayıp 20 milyar dolar civarında, şu anda konuştuğumuz bütçe yaklaşık 200 milyar dolar civarında, daha fazla servete sahip bir ekonominin büyüklüklerine göre hazırlanmış, gerçekçi olmayan bir bütçeyi konuşuyoruz. Bundan da öte siyaset, bürokrasi, vurguncu, yandaş, şeytan üçgeni ekonomide zaten diplerde olan güveni yok etmiş vaziyette. Güvenin serbest düşüşte olduğu bir ekonomide bütçede hedeflenen büyüklüklere ulaşmak için içilecek ilaçların dozunun yani politikaların radikal bir şekilde değişmesi gerekiyor. Dolayısıyla ne bu bütçenin büyüklüklerinin ne de arkasındaki politikaların gerçekçiliği yok. Bu bütçeyle yıllık programdaki politikalarla ekonomide yaşanan bu derin krizi aşıp orta vadeli programdaki hedeflere, büyüklüklere ulaşmanız çok güç.

Sayın Bakan, siz geçtiğimiz yıl sonunda "Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz." dediniz, on ay sonra da ekonomimiz vurgunu yedi. Sözü hiç eğip bükmeden sorayım. Bu finansal cinayet sizin gözlerinizin önünde, sizin bilginiz dâhilinde işlendi, siz seyrettiniz. Milyonlarca vatandaşımız milyarlarca lirasını size bağlı kurumlar görevini yapmadığı için kaybetti. İspanya'da yaşanan tren kazasında Ulaştırma Bakanı sorumluluğu alıp istifa etti. Siz bu finansal Susurluk kazasının sorumluluğunu alıp istifa etmek için daha ne kadar bekleyeceksiniz? Sizin başında olduğunuz bir ekonomi yönetimine içerideki ve dışarıdaki yatırımcılar nasıl güvenip de para yatıracak? Siz bu sin külahın görünmesin stratejisiyle vurgunun sorumluluğunu bir avuç bürokrata yıkarak, arkasındaki siyasetçileri saklayarak, Meclisimize hesap vermekten kaçarak vurgunun sebep olduğu tsunaminin teğet geçebileceğine gerçekten inanıyor musunuz? Kimsenin güvenmediği bu yönetimin vurgunun ardından enkazın kaldırılması ve zararların tazmini sürecini doğru yönetebileceğini düşünüyor musunuz? Siz televizyona çıkıp "Parayı gönüllü iade edin yoksa Adalet Bakanlığımız gereğini yapar." diyorsunuz ama Adalet Bakanı "Gönüllü iade hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz." diyor; vatandaş hanginizin dediğine inanacak?

Sayın Bakan, bu işin hesabının kitabının doğru tutulduğundan da endişeliyim, rakamlar havada uçuşuyor. Haber ajanslarının yayımladığı bazı rakamlar var ama şimdi size soruyorum: "Tövbe hesabı"na bugüne kadar kaç lira yatırıldı? Neden mağdurlara 1 milyon liraya kadar ödeme yapmayı vadedip bunun sadece dörtte 1'ini ödeyebildiniz? Bir de şu söylentileri duyuyoruz, mağdurlara yaptığınız bu ödemelerden stopaj kestiğiniz söyleniyor; bu doğru mu? Fonlara para yatıran, yatırdığı paraları tahsil edemeyen kaç kamu kuruluşu var, isimleri ve tahsil edilemeyen tutarlar nedir? "Fon vurgununun zararlarını tasfiye sürecinde kamunun üzerine yük gelmeyecek." dediniz ama bakıyoruz, yüzde 76'sı Varlık Fonuna ait olan Türkiye Sigorta ödünç verdiği ancak vadesinde iade edilmeyen devlet iç borçlanma senetleri için toplam 9 milyar lira karşılık ayırmış, bunlar Varlık Fonu tarafından karşılandığında kamuya yük sayılmayacak mı? Emlak Katılım Bankasının Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankasının hisselerini alması için vereceğiniz sermaye milletin kesesinden çıkmış sayılmıyor mu? Kanuna bir gece yarısı eklediğiniz düzenlemeyle fon temerrüde düşmeden satış talimatı verenleri alacaklı statüsünden çıkardınız, pay sahipleri kapsamına aldınız. İnsanlar alacağını mahkeme yoluyla aldığında yani para devletin sağ cebinden değil sol cebinden çıktığında, bunu milletin kesesinden çıkmış saymayacak mısınız? Adını fon vurgunu sonrasında sık sık duyduğumuz TAKASBANK'ta Yönetim Kurulu Başkan Vekili de olan Borsa İstanbul'un Genel Müdürü örgütlü suçtan tutuklandı ama aynı TAKASBANK'ın yönetiminde onunla birlikte görev yapan Sayın Muhsin Atcı'yı ise siz bu hafta sonunda Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına atadınız. Bu "sen, ben, bizim kız, bizim oğlan" yaklaşımıyla hesap sorarmış gibi yaparak yatırımcılara nasıl güven verebileceksiniz? Önümüzdeki bir yılda ödemeler dengesinin finansmanı için gereken 300 milyar doları daha bu sabah S&P, Dow Jones endeks değişikliklerini güvensizlik nedeniyle dondurduğunu dile getirirken nereden ve hangi şartlarla bulabileceksiniz? Getirdiğiniz bütçede kamu kesimi borçlanma gereğinin millî gelire oranının 2027'de yüzde 3,2 olacağını söylüyorsunuz, açığın bu seviyede kalmasında da KİT dengesinin bir yılda 500 milyar liranın üstünde iyileşmesi belirleyici; bu nasıl olacak? Bunun için KİT ürünlerine ne kadar zam yapmayı planlıyorsunuz? Bu enflasyonu düşürme hedefiniz de ne kadar tutarlı? Fon vurgunundan sonra başta hazine olmak üzere her kesimin borçlanma koşulları bozuluyor. Bütçenin faiz ödemelerinin millî gelire oranını yüzde 3,6'da gerçekten tutabilecek misiniz? Hazinenin finansman programı birkaç gün önce açıklandı. 2027'de toplam borçlanma yüzde 40 artışla 7 trilyon 578 milyar liraya çıkacak. Programa "2027 yılında uluslararası sermaye piyasalarından tahvil ve kira sertifikası ihraçları yoluyla 13 milyar Amerikan doları, 13 milyar Amerika Birleşik Devletleri doları tutarı karşılığında finansman sağlanacak." diye yazmışsınız; yetmemiş, dövizle iç borçlanma yapmayı da öngörmüşsünüz. Bu yılın ilk dokuz ayı itibarıyla, baktığımızda, iç borçlanmada dövizin ağırlığı geçen yılın aynı dönemine göre 14 puan birden artmış, yüzde 36'ya çıkmış; Türk lirasının ağırlığı ise yüzde 64'e gerilemiş. Bu hızla devam ederseniz 2027'de içerden ve dışarıdan dövizle toplam 3,02 trilyon lira borçlanacaksınız. Merkez Bankası rezervleriniz yarıya düşmüş. Siz dövizle borçlanırken bunun piyasalarda dolarizasyonu başlatmasını nasıl önleyebileceksiniz?

Bugün burada SPK, BDDK gibi fon skandalının tam göbeğindeki kurumların 2025 yılı Sayıştay raporlarını da görüşüyoruz. Fon vurgununun altyapısının oluşturulduğu dönemin raporlarında bu istismarla ilgili zerreyimiskal bilgi yok. Bu nasıl bir denetim? Saydamlık olmayınca hesap verme de olmuyor.

Sayın Bakan, saydamlık demişken, Uluslararası Para Fonunun yayımladığı Türkiye Mali Şeffaflık Değerlendirme Raporu'nda yer alan övgüleri sosyal medyada paylaştınız. Bu Rapor'da sizin görmediğiniz bazı hususları da izin verirseniz ben anlatayım.

Rapor'da Parlamento denetiminin zayıflaması, bütçe dışında yapılan harcamalar ve şartlı yükümlülükler "kritik kör noktalar" olarak tanımlanıyor; deprem gerekçesiyle "emanet" hesabı şişirilerek bütçenin arkasından dolaşılması eleştiriliyor; kur korumalı mevduat üzerinden verilen garantilerde yükün Merkez Bankasının sırtına bırakılmasına da dikkat çekiliyor ama özellikle son fon vurgununda adı sık sık geçen, AK PARTİ Genel Başkanı Erdoğan'ın başında olduğu, borsa soygununu BİST Başkanı şapkasıyla izleyen Erişah Hanım'ın Başkan Vekili olarak görev yaptığı Varlık Fonunun Sayıştay denetiminin dışında kalması, hesaplarının denetimi hususunda iç kamuoyuna yeterince bilgi verilmemesi eleştirisi gerçekten de dikkat çekiyor. Rapor'da yer alan bu konular hakkında da, Sayın Bakan, birkaç cümleyle açıklamada bulunursanız biz de bunları dinlemekten memnuniyet duyarız.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.