KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Evet, maşallah, kurumlarımız çok fazla olduğu için ister istemez metinleri de karıştırıyoruz. Bunun için öncelikle kusura bakmayın karıştırdığımız için.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Estağfurullah.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Genel Müdürüm, demin de belirttim, tren bu ülkede yoksulun ulaşım aracıdır. O yüzden kamusal bir hizmet olarak kalmasından yanayız. Hem yük alanında hem yolcu taşımacılığında ucuz bir ulaşım ağı olarak kalmasını istiyoruz. Gerçi bu aralar demir yolunda yolcu taşımacılığı da artık ucuz değil.

Sayıştay verilerinden başlayalım: 2024'te şirket 25 milyar lira zarar yazdı ve yüzde 15'i enflasyon düzeltmesi ama enflasyon düzeltmesinin dokunmadığı bir rakam var; faaliyet zararı. 2023'te 3 milyar, 2024'te 9 milyar, kendi faaliyet raporunuza göre 2025'te de 18 milyar 700 milyon. Şirket 2019'dan beri her yıl zarar ediyor. Sayıştay 4 rapora da aynı cümleyi yazmış: "Zarar ana şirketin sermaye artırımıyla kapatılıyor." Peki, bu zarar nereden geliyor? Sayıştay iki yıl üst üste aynı şeyi yazdı: "Şirket kamu hizmeti olarak işlettiği trenlerin maliyetini ayrı hesapta tutmuyor." Kanun "...tutun." diyor, tutulmuyor yani Bakanlık parayı ödüyor ama neyin karşılığında ödediğini bilmiyor. Tatvan'a gelen Van Gölü Ekspresi yılda kaç yolcu taşıyor, kaça mal oluyor? Bakanlık bu tren için ne ödüyor? Bu sorunun cevabı sizin hesaplarınızda yok. Maliyeti bilinmeyen hat günü geldiğinde "Zarar ediyor." denilip en kolay kapatılan hattır. Bakanlık o ödemeyi de eksik yapıyor. 2024'te bütçeye 4 milyar konmuş 3 milyar ödenmiş. Kendi raporunuza göre 2025 sonunda Bakanlıktan 1 milyar 400 milyon lira alacaklısınız. Devlet treni işlettiriyor, parasını vermiyor, sonra da "Şirket zarar etti." diyor. Alt komisyon sürecinde de görüşmelerimizi yapmıştık. Biz kamu-özel ilişkisini her alanda çok olağan görmüyoruz. İşte "Zarar büyük, özelleştirelim, kurtulalım." mantığının devreye girmesini istiyorlar ama gelgelelim ana iş olan yolcu taşımacılığından çok da bir zarar yok.

Sayıştay raporundaki tabloya göre Marmara ve Başkentray kâr ediyordu. Zararın yaklaşık yarısı yük taşımacılığından geliyor; 6 milyar 400 milyon lira. Dört yılın üçünde yük zararı yolcu treninin zararından büyük. Dört yılda yükten 13 milyar zarar etmişsiniz. Yolcu treni için Bakanlıktan aldığınız para 7,5 milyar, üstelik taşıdığınız yük de azalıyor; 2021'de 33 milyon ton, 2025'te 25 milyon ton. Yük treni kamu hizmeti yükümlülüğü değildir. Müşteri vagonuna yüzde 35 indirim yapmışsınız. Maliyetin altında yük kabul etmişsiniz. Müşteri treni iptal etmiş, cezasını siz ödemişsiniz. Kendi lokomotifiniz yetmezken lokomotifi özel şirkete kiralamışsınız. Sayıştay 2023'te 19 kiralık lokomotif saymıştı, bize "Geri alıyoruz." yazdınız, aynı kâğıtta 2025'te sayının 27 olduğunu da yazdınız. Geri almamışsınız, artırmışsınız. Kamu zarar ediyor, özel taşımacılık kamunun lokomotifiyle iş yapıyor.

Şimdi iki dosyaya geleceğim, ikisinde de Sayıştay "Soruşturulsun." demiş. Birincisi, bilet satış sistemi. İki ihale iptal edilmiş, üçüncüsü davetle yapılmış, Kamu İhale Kanunu uygulanmamış. Gerekçe "Bu iş gelir getirecek." diye. Sözleşme on yıllık, bedeli 213 milyon lira. Sayıştay bakmış, iki buçuk yılda elde edilen gelir 15 milyon 458 lira. 15 milyon lira gelir için bir Kamu İhalesi Kanunu'nun dışına çıkılmış. Davet edilen 4 firmanın 2'si aynı şirketin bağlı ortaklığı. Bize gönderdiğiniz tabloya göre bu sözleşme için on yılda 766 milyon lira ödenecek. "Alt yüklenicinin aldığı para ticari sır." denilerek sizden bile gizlenmiş. Milyonlarca yolcunun kimlik bilgisi bu sistemde.

İkincisi, hızlı tren seti. 18 milyon 666 bin avroya alınmış bir set. Bir inşaat şirketine on günlüğüne kiralamışsınız, birkaç gün sonra raydan çıkmış, 3 vagon onarılamaz hâlde. Sözleşme "Rayiç iç bedelden sigorta." diyor. Kabul edilen poliçe 37 milyon lira. Kaza Ekim 2023'te olmuş, şirkete ilk yazıyı Şubat 2025'te yazmışsınız, Sayıştay sorduktan on altı ay sonra. Ana şirketiniz teminatı tutmayı reddetmiş. Yolcu taşımak için alınmış bir treni müteahhide kiralama kararı da çok da yerinde değil.

Eski dosyalar da var; Sayıştay 2021 raporunda İzmir'de bir taşınmazı yazmıştı. Yük taşımacılığı için ayda 29 bin liraya kiraya vermişsiniz, kiracı aynı yeri başkasına 49 bin lira artı 75 bin dolara kiralamış. Sayıştay "Haksız kazancı isteyin, kusurlu personeli soruşturun." demişti.

Yine her zaman dile getirdiğimiz gibi emekçilere geleceğim. Eski lokomotifleri Sayıştay dört yıldır aynı cümlelerle yazıyor: "Makinist norm kadronuz 4.080'dir, çalışan 3.527, 553 makinist eksik." Sayıştay on bir saati aşan görev süreleri saptamış. "Personel kaynaklı" dediğiniz kazalar bir yılda 13'ten 28'e çıkmış, sonra lokomotife kamera takıp makinistin esneyip esnemediğini yapay zekâyla izliyorsunuz. Yorgunluğu kamerayla izleyemezsiniz, makinist alarak giderebilirsiniz Sayın Genel Müdürüm. 1.842 emekçi taşeronda; gişede bilet kesen, trende yolcuya hizmet eden emekçi sizin asıl işinizi yapıyor. Bu emekçiler için harcama dört yılda 9 katına çıkmış, beş yıldır sayı aynı, demek ki geçici değil kalıcı bir çalıştırma biçimi.

Kendi raporunuzda zayıf yönlerinizi sayarken yazmışsınız "Aynı işi yapan farklı statüde çalışanlar var." diye. Özlük hakları farklı, sorunu biliyorsunuz; çözümünüz nedir? Sayıştay demir yolu emekçisinin Marmaraya ücretsiz binmesini bulgu yapmış. Demir yolu emekçisinin kendi işyerine trenle gitmesi bir kusur değil Sayın Sayıştay denetçileri. 2025'te ana hat trenlerinde yolcu yüzde 21, bölgesel trenlerde yüzde 17 azaldı. Bunu siz planlamışsınız, programda düşürülmüş; neden? Hızlı tren 11 ile gidiyor, Hiçbiri Sivas'ın doğusunda değil. Doğu'nun treni işte o azalan trenlerdir. Bu yıl bilete 2 kez zam yaptınız, Ankara-İstanbul 780 liradan 990 liraya çıktı. Kendi araştırmanızda treni kullanmayanlara sormuşsunuz, yüzde 42'si "Daha ucuz olsa binerim." demiş. Tabii ki bu genel müdürlerin kendi inisiyatifinde değil. Geçen yıl Plan ve Bütçe Komisyonunda Ulaştırma Bakanı "Taşımacılığının yüzde 91'i kara yolu." demişti. Biz burada demir yolunun geliştirilmesinin yol ve yöntemlerini aramak istiyoruz. TCDD işletmesi Genel Müdürümüz Sayın Veysi Kurt'un da, TCDD Taşımacılık Genel Müdürümüz Ufuk Yalçın Bey'in de, binlerce emekçinin de, milyonlarca demir yolu kullanıcısının da temel beklentisinin demir yolu ağırlıklı bir ulaşım modelinin geliştirilmesi hedefidir, bunun olması için neler yapmak gerek diye sormak lazım.

Bir de sunumunuzda Sayın Genel Müdürüm, Tatvan Turistik Hattı'ndan söz ettiniz, alt komisyonda da belirttim, demin Sayın Genel Müdürüme de söyledim. Tatvan ile Van arasındaki artık o feribot hattının son bulması lazım. Gerçekten 230 kilometrelik bir yol, onu pekâlâ Devlet Demiryolları yapabilir. Bir de o turistik hat da -demin de izah ettim, tekrarlamayacağım- Van Gölü turistik hattı olarak pekâlâ kullanılabilir çünkü Nemrut Krateri var, Van Gölü var, Süphan Dağı var; görülmesi gereken birçok yerlerdir, o konuda da bizim böyle bir talebimiz var.

Teşekkür ediyoruz sunumunuz için de güzel bir sunumdu. Katkılarınızdan, emeklerinizden dolayı teşekkür ediyorum, sağ olun.