KOMİSYON KONUŞMASI

REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, kıymetli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Ticaret Bakanlığının bütçe görüşmelerinde Sayın Bakanın sunumunda ihracat rakamlarını, ticaret hacmini, büyüme hedeflerini ve Bakanlığın çalışmalarını dinledik ancak anlatılan bu başarı tablosuyla sanayicimizin, esnafımızın ve ihracatçımızın yaşadığı gerçekler arasında ciddi bir fark olduğunu görüyoruz çünkü gelinen noktada Türkiye'de üretmek zor, satmak zor, kazanmak zor ama iflas etmek her zamankinden daha kolay bir hâl aldı. Türkiye'de sanayicimizin, esnafımızın ve KOBİ'lerimizin içinde bulunduğu tabloya baktığımızda, ticaretle uğraşan yurttaşlarımızla konuştuğumuzda, esnaf kooperatiflerimizi ziyaret ettiğimizde, ticaret ve sanayi odalarının sesine kulak verdiğimizde bu durum daha net görünüyor. Mesela, ben Sayın Bakanı Merzifon Organize Sanayi Bölgemize samimiyetle davet etmek istiyorum, gelsin hep birlikte fabrikalarımızı ziyaret edelim, yatırımcılarımızla işçilerimizle, girişimcilerimizle konuşalım, özellikle son üç yılda yaşanan sorunları yerinde görelim. Merzifon Organize Sanayi Bölgemizde dünyanın pek çok ülkesine ihracat yapan önemli fabrikalarımız bulunuyor ancak son yıllarda işletmeler işçi maaşlarını ödemekte zorlanıyor ve istihdam azalıyor, konkordato ilan eden firmalar had safhada. Bir zamanlar vardiya üstüne vardiya çalışan fabrikalarda bugün üretim bantları yavaşlıyor, işçiler işsiz kalıyor. Üstelik, bu tablo yalnızca Amasya'ya özgü değil, Anadolu sanayisi alarm veriyor. İşçinin maaşını alamadığı, sanayicinin iflas ettiği, esnafın kepenk indirdiği bir ülkede seçilmiş rakamlarla başarı hikâyesi yazmaya çalışıyorsunuz ama maalesef olmuyor Sayın Bakan çünkü anlattıklarınızın ne sanayicide ne esnafta ne de ihracatçı da karşılığı var. Sizler dâhiyane ekonomi anlayışınızda Türkiye'nin üretim gücünü artırmak yerine ülkemizi ucuz iş gücüyle rekabet eden ülkelerle aynı yarışa soktunuz. Ekonomiyi yönetenlerin bilmesi gereken bir şey var, o da bu milletin kaderinde ucuz işçilikle rekabet etmek olmadığıdır. Dünya, teknolojiyle, inovasyonla, markalaşmayla yarışırken bizde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı sadece 3,7. Artık, yüzde 3'lerle, 4'lerle değil, yüzde 10'ları, 20'leri konuşmalı ve hedef koymak yerine gerçekleştirmeliyiz. Üniversite, sanayi iş birliği geliştirilmeli, AR-GE yatırımları artırılmalı, ihracatçı birliklerini güçlendirmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, gelelim ülkemizde ticaretin bel kemiği olan küçük esnafımıza. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 93 bin esnaf iş yeri kapattı, geçen yılın aynı dönemine göre kapanan iş yeri sayısı yüzde 11,8 arttı. Bu, her gün ortalama 345 esnafımızın kepenk indirmesi çalışanlarla birlikte günlük ortalama 1.500 ailenin evinin ışığın sönmesi demek. Diğer tarafta 3 harfli zincir marketler âdeta virüs gibi mahalle mahalle yayılıyor, bakkalın karşısında market, yanında market, onun yanında bir başkası. Üstelik yalnızca gıda değil, kırtasiye, kıyafet, züccaciye, bisiklet, karavan hatta tekne bile satıyorlar. Bu yayılmanın, ürün çeşitliliğinin, piyasa hâkimiyetinin hiç mi sınırı olmayacak? Rekabet Kurumu bu tablo karşısında ne yapıyor Sayın Bakan?

Sayın Bakan, 2026 yılının ilk on ayında esnafımıza 168,1 milyar lira kredi kullandığınızı övünerek anlattınız. Türkiye'de yaklaşık 2 milyon 200 bin esnafımız var yani esnaf başına yaklaşık 76 bin lira kredi düşüyor. Bugün, 76 bin lira pek çok esnafımızın bir aylık dükkân kirasını bile karşılamıyor. Ben, Amasya'da hangi esnafımızı ziyaret etsem aynı şikâyeti duyuyorum "Krediye ulaşamıyoruz, borcumuzu çeviremiyoruz, ayakta kalmakta zorlanıyoruz." Sunumunuzda Hazine destekli kredi desteklerinin yüzde 99'undan fazlasının zamanında ödendiğini söylediniz, demek ki Türk esnafı borcuna sadık, aldığı kredi ödüyor ama siz esnafın bu güvenilirliğine rağmen onun finansmana erişimini yeterince kolaylaştıramıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, unutmayalım ki bir ülkenin gerçek zenginliği üreten fabrikasıyla, çalışan işçisiyle, ayakta duran esnafıyla ölçülür. Fabrikaların iflas ettiği, dükkânların kapandığı, emeğin değersizleştirildiği bir ülkede büyüyen tek şey yoksulluktur. Bizim isteğimiz esnafın kepenk kapattığı değil, yeni şubeler açtığı, sanayicinin konkordato ilan ettiği değil, yeni fabrikalarının temelini attığı bir Türkiye'dir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.