KOMİSYON KONUŞMASI

İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Herkese iyi akşamlar diliyorum.

Galiba Bakanın en sevdiği kelime "kolaylaştırmak." Bütçe belgelerinde sürekli ticareti, ihracatı, gümrük işlemlerini, şirketlerin dış pazarlara erişimini kolaylaştırmaktan söz ediyor. Peki, bütün bunların kimin hayatını kolaylaştırdığına dair ne söylüyor? Bütçenin sayfalarını çevirdikçe görüyoruz ki hep büyük tüccarları düşünmüşsünüz. İhracat sektöründeki büyük hamlelerinizde işçilerin ücretlerine, iş güvencesine ilişkin hiçbir şey yok. Ürününü yok pahasına satan çiftçinin, küçük üreticinin, esnafın, zanaatkârın, e-ticaretin ağır faturası altında sömürülen ve ölümüne çalışan motokuryelerin adı bile geçmiyor. Emekçinin hayatını kolaylaştıracak bir ticaret düzeni kurulmasına dair küçük bir umut bile ortaya koymamışsınız. Aslında bunda şaşılacak bir şey de yok; Albayrak Holdingde CEO'luk, MÜSİAD'da Başkanlık, patron örgütlerinde yüksek yöneticilik, sonra da Bakanlık koltuğu yani eskiden sermaye yöneticiliği yapıyordunuz, şimdi de sermayenin kasasını büyütmek için ülkenin kaynaklarını yönetiyorsunuz. Bütçeniz de bunun belgesi durumunda.

Bu bütçenin yaklaşık 65 milyar lirası ihracat ve uluslararası hizmet ticaretini desteklemeye ayrılmış, buna karşılık tüketicinin korunması ayırdığınız bütçe ise 1,46 milyar lira. Sadece bu rakamlar bile bu bütçenin tekelleşmiş bir avuç ultra zenginin, ultra zengin tüccarın memleketin gerçek sahibi olduğunu itiraf etmenizin göstergesi. Türkiye İhracatçılar Meclisinin rakamları da bunu söylüyor: 2025'te ihracat 11,6 milyar dolar artmış, bunun 7,7 milyar dolarlık kısmını yalnızca 5 firmanın payı oluşturuyor. Kim bu beş firma? Ford, Toyota, Renault, TÜPRAŞ ve STAR Rafineri. Siz Türkiye'yi Amerikan, Japon ve Avrupalı tekellerin tedarik zincirlerinin sömürü üssü olarak büyütüyorsunuz. TİM Başkanı Mustafa Gültepe'yle omuz omuza açıklamalarınız da bunu anlatıyor. O "Ucuz emek için bütün destekleri bize verin." diyor, siz de Eximbank aracılığıyla ihracatçılara 49,6 milyar dolarlık destek vermekle övünüyorsunuz yani zengini daha zengin eden, işçiyi, emekçiyi, küçük üreticiyi, esnafı da üç kuruşa muhtaç eden tüccar siyaseti yapıyorsunuz.

Peki, bu kadar kamu kaynağıyla desteklediğiniz dış ticaret düzeniniz nasıl işliyor? Bunun iki temel ayağı var: Birincisi, daha hızlı, daha fazla ve daha ucuz üretim. Bir avuç yabancı sermayedar ve iş birlikçileri serbest bölgelerde sendikasız işçi çalıştırıp ucuz emek sömürüsünün tadını çıkarıyor. Mersin Uluslararası Limanı işçileri sendikalı oldukları ve işten atıldıkları için iki yüz doksan gün limanın kapısında direndiler. Yine, aynı limanda kimyasal sızıntı nedeniyle onlarca işçi hastaneye kaldırıldı. Tuzla serbest bölgesindeki Amerikalı tekel TKIS Blings işçileri sendika hakkı için iki yüz otuz gün direndi. Ege Serbest Bölgedeki DIGEL Tekstil işçileri altı yüz günü aşkın süredir sendikal hakları için mücadele ediyor. Yani, Bakan, çok övündüğünüz serbest bölgelerde anayasal hak olan sendikal örgütlenme için kapıdan bile içeri girilemiyor.

Dış ticarette böyle de iç ticarette durum farklı mı? Organize perakende pazarının yaklaşık yüzde 74'ü 4 büyük zincir marketin elinde. Bir yanda ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalan çiftçi, diğer yanda raflarda yüksek fiyatlarla karşılaşan halk, arada devasa ticaret ve dağıtım ağlarının zenginleri. Peki, o ağların depolarında ne oluyor? Migros'ta, Bim'de A101'de yüzlerce, binlerce işçi kölelik koşullarında yaşam mücadelesi veriyor, insanca çalışmak ve yaşamak için direniyor.

İkincisi ise sermayenin maliyeti, bunu da halka ödetiyorsunuz. Bütçenizde TURQUALITY, markalaşma, ihracat ve pazar desteği diye övündüğünüz bir sistem var. Bu sistemle şirketlerin yurt dışındaki mağazalarının reklamını bile halkın parasıyla finanse ediyorsunuz. Yetmiyor, 17 Nisanda kanunu değiştirdiniz, serbest bölge şirketlerinin vergi muafiyetlerinin kapsamını da genişlettiniz. Bakın, size bir çağrım var Sayın Bakan: Cesaretiniz varsa 2025 ve 2026 ihracat desteklerinden en fazla yararlanan ilk 100 şirketin listesini aldıkları tutarlarla birlikte bu Komisyonun bilgisine sunun. O zaman bu bütçeyi kimler için hazırladığınızı çok daha açık bir şekilde görebiliriz.

Bir de İsrail'le ticaret durumu var, ona ilişkin de birkaç şey söylemek istiyorum. VELA gemisinin Mersin'den İsrail'in Aşdod Limanı'na gittiği, İsrail askerî sanayisine çelik taşıdığı iddiaları ortaya çıktı. Bu sevkiyatı Meclis gündemine taşıdık, size sorduk, reddettiniz. O hâlde, geminin yükünü, transit kaynaklarını, nihai alıcısının kim olduğunu Komisyona ve kamuoyuna açıklayın. Halkın tepkisi sonucu almak zorunda kaldığınız ambargo kararlarıyla övünmeyin. Delinip delinmediğini hep birlikte görelim.

Tekrar teşekkür ediyorum.