KOMİSYON KONUŞMASI

SADULLAH KISACIK (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanım ve heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2027 yıl için Ticaret Bakanlığının teklif edilen bütçesine baktığımızda 104 milyar 287 milyon 271 bin TL olduğunu görüyoruz. Tabii, bu miktar fon vurgununun yani vatandaşın cebinden çalınan paranın sekizde 1'i yani biz vurguncuların çaldığı paranın sekizde 1'ini şu anda Ticaret Bakanlığı bütçesi olarak görüşüyoruz. Şimdi, kalkınma planında ve orta vadeli programda Ticaret Bakanlığının sorumluluğuna baktığımız zaman bu bütçenin gerçekten yetersiz olduğunu görüyoruz yani Sayın Bakanım, Allah yardımcınız olsun, sorumluluk çok. Ben hem On İkinci Kalkınma Planı'nı inceledim hem orta vadeli programda, siz de stratejik performansta belirtmişsiniz ama bu bütçe bu sorumluluğa az gerçekten de. Bu anlamda, buradan iktidara, iktidar milletvekillerine çağrımız, bu Ticaret Bakanlığı bütçesinin sorumluluklarını yerine getirebilecek bir şekilde artırılmasıdır.

Şimdi, Ticaret Bakanlığımız, tabii, ticaretin dönmesini sağlayan, ticaretin artırılmasını sağlayan bir bakanlık, görevlerinden biri de bu ama Sayın Bakanım, esnafa sahip çıkmadığınızı görüyorum. Yıllardır esnaf özellikle hem Maliye tarafından hem SGK tarafından kıskaca alınmış, esnafın bankadaki hesabına bloke konuluyor borcundan dolayı, müşterisine yazı yazılıyor, deniliyor ki: "Bak, sizde alacağı var bu firmanın. Firmaya ödemeyin, bize ödeyin." yani hem firmanın itibarı zedeleniyor hem de burada ticari alacağına bir şekilde el konuluyor. Firmanın kredi kartlarına bloke konuluyor, firmanın araçları bağlanıyor yani şunu söyleyeyim: Bu ülkede esnafla uğraşıldığı kadar başka kimseyle uğraşılmıyor yani bu esnafla uğraşıldığı kadar yasa dışı bahisçilerle uğraşılsa kökü kazınır, bu esnafla uğraşıldığı kadar uyuşturucu tacirleriyle uğraşılsa ortada uyuşturucu taciri kalmaz ama nedense yapay zekâyla, vergi müfettişleriyle topyekûn bir saldırı var esnafa. Esnaf sahipsiz Sayın Bakanım. TESK korkusundan bir şey söyleyemiyor. Siz yıllarca iş dünyasında başkanlık yapmış, iş camiasının sempati duyduğu ve sevdiği birisiniz; esnaf "Ömer ağabeyimiz nerede? Hani, Bakanlıktan da vazgeçtik, hani Ömer ağabeyimiz acaba Bakanlar Kurulunda bunu dile getirmiyor mu?" diyor. Esnaf kan ağlıyor, esnaf çöküyor yani esnaf şu anda krizden değil, Hazine ve Maliyeden ve SGK'den dolayı batacak. Zaten dün Sayın Işıkhan'a da söyledim. Yani deseniz ki "Ya, biz borcunuzdan vazgeçtik, anahtarı bırakın." esnaf hemen anahtarı bırakacak, size "Allah razı olsun." diyecek, bırakıp gidecek tazminattan, şundan, bundan, borcunu ödeyemediği için. "Acaba çevirir miyim? Acaba bir sonraki sene daha iyi olur mu?" diye esnaf borçlanmaya vesaire devam ediyor ama esnafın şu anda ticareti kilitlendi Sayın Bakanım, birincisi bu.

İkincisi, bu fon vurgununda... Ticaret denilmişken bu fon vurgununun önemli bir kısmı, önemli bir özelliği daha var. Şimdi, bu para piyasası fonlarında KOBİ'lerimizin ve esnafımızın ciddi bir şekilde parası takıldı. Şimdi, bu para piyasası fonlarını diğer fonlardan ayıralım yani para piyasası fonu insanın hisse senedi fonu gibi hani "Gireyim, risk alayım." diye değil, günlük ödemelerini yapıyor, "Enflasyona yenilmeyeyim." diye de orada biliyorsunuz, bir parayı işte, günlük neresi getiriyorsa oraya yatırmış. Çoğu esnafımızın, çoğu işverenimizin, çoğu sanatkârımızın kasası gitti. Şu anda, ben dün Genel Kurulda da söyledim, bunlar dönen varlık. Şimdi, bu dönen varlık kilitlenince bu sefer ne oldu? Piyasada para dönmemeye başladı. Piyasada para dönmemeye başlayınca bu sefer "fon krizi" dediğimiz olay bir reel sektör krizine doğru evriliyor Sayın Bakanım yani size de eminim birçok şikâyet geliyordur. Bu anlamda, özellikle para piyasası fonlarının bir an önce açılması lazım ki dönen varlıklar bir dönsün. Şimdi, hisse senedi fonlarına yatırılan para belli bir vadeyi, uzun vadeli düşünen yatırımcılardır, onlar hani, "Bugün yatırayım, yarın alayım." diye düşünmez ama para piyasası yarın ödemesi var, yarın kredi kartı var, yarın SGK'sini ödeyecek, vergisini ödeyecek vesaire. O para şu anda esnafın elinden bir şekilde gitti. Bana şunu yazan esnaf arkadaşlarımız bile oldu hani, 1 milyon ödeneceği zaman bir hayal kırıklığı yaşandı insanlarda "Ya, cebimizde de hiç para kalmadı ki. Yasa görüşmelerinde 1 milyon gelsin de bari acil ödemelerimizi yapalım." diye yani insanların şu anda kasası çalındı. Bir esnaf eskiden kasaya koyardı parasını, şimdi bankaya koyuyor, o da günlük değerlensin diye o gün fona alınır her öğleden sonra. Kasası çalındı Sayın Bakanım. Bu anlamda da para piyasası fonları için Bakanlığınızın özel bir takip yapmasını rica ediyoruz.

Diğer taraftan, Sayın Bakanım, bu tarım sektöründe ciddi bir israf var yıllardır. Ben buna biraz kafa da yormaya çalışıyorum, Adana Milletvekiliyim, Çukurova'nın çocuğuyuz. Ya, şimdi ben tarlada herhangi bir mahsulün kalmasını kabullenemiyorum yani karpuz niye tarlada çürür kalır? Mesela, şu anda limon Çukurova'da, tarlada, dalında kaldı. Üreticimiz, limon bahçesini limonla beraber kestiriyor. Ya düşünüyorum, limonun tuzu yapılıyor, suyu içiliyor, aynı zamanda kimya sanayisinde kullanılıyor vesaire, her alanda kullanılan bir ürün. Peki, biz bunu niye derelere döküyoruz Sayın Bakanım? Limon öyle, karpuz öyle, şu anda incir öyle, üzüm öyle, patates öyle, yeri geldiği zaman soğan öyle. Ticaret Bakanlığımız bir birim kurup bu dalında veya tarlada kalan ürünlerin gerek yurt içinde tüketilmesi gerekse bir hatla yurt dışında satılmasıyla ilgili bir faaliyette bulunamaz mı? Bakın, çiftçinin bir kere tarlada kaldı ya ürünü, zaten ürününden vazgeçiyor çiftçi, para istemiyor. Burada benim önem verdiğim şey, bu ürünlerin dereye dökülmesi veya tarlada gübre olarak kullanılması yani millî servetimizi biz niye gömüyoruz tarlaya? Çiftçi de para istemiyor madem, mesela patates mi tarlada kaldı, Ticaret Bakanlığımız bu konuya eğilsin, patatesin işte yurt içinde tüketilmesi için yemekhaneler olur, kent lokantaları olur, vesaire olur yani o ürüne ağırlık verelim. Limon mu tarlada kaldı mesela? Örnek limon kaldı değil mi Sayın Bakanım, onun hani suyunun vesaire değerlendirilmesi, bunun ihraç edilmesi, her türlü yolla bir şekilde biz onu eritelim. Dediğim gibi, çiftçi size şunu diyecek: "Ya, bu ürünü alın da ne yaparsanız yapın artık." Ama en azından bu ürün tarlada kalmasın. Tabii, limonun şu anda Adana'da kilosu bir lira değil. Elinizi öper 4 yaşında bir oğlum var, geçen hafta sonu bir AVM'de limonata gördü "Baba bana limonata alır mısın?" dedi. "Tamam oğlum." dedim. Bu ara yani lüks bir yer de değil, AVM'lerde ara büfeler olur ya, Sayın Bakanım orta boy limonataya 150 lira para verdim. O da bildiğimiz büfede, o el sıkımı dediğimiz bir büfe. Dedim ki: "Ya Adana'da limonun kilosu bir liraya gitmiyor, yarım boy bir limonataya 150 TL para verdim." Şimdi, işte, biz tüketimi de bir taraftan böyle engelliyoruz. Madem şu anda limon çok ucuz, dalında para etmiyor. Aslında biz bu tür şeyleri piyasaya bir şekilde versek belki toplumu da şey yaparız ama bakın, böyle bir işte sıkıntı. Bu fişi, fişini de özellikle aldım ki yanıma, dedim bunu böyle şey yapalım, bugün belirtmek için.

Son olarak, bu araç politikalarından dolayı da Sayın Bakanım, biz ya, çöp arabaya biniyoruz. Çöp arabaya çok yüksek fiyata biniyoruz yanlış ÖTV politikalarından dolayı, lüks arabalara da ultra pahalı fiyata biniyoruz. Yani, şimdi bakıyorum, bu Çin'den gelen araçlara veya Güney Kore'den gelen araçlara, en baz, en düşük modelleri geliyor. Biraz daha onların güzel modelleri, iyi modelleri var yani bizim milletimizin konfor içinde bineceği, onlar hiç gelmiyor. Onlar gelse biz bu üst düzey Alman otomobillerine bu kadar yüksek fiyat vermeyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - TOGG var.

SADULLAH KISACIK (Adana) - TOGG'da devam etsin ama şu anda mesela Güney Kore'deki bir firmanın burada elektrikli araçları ikinci bir durumda satışta, servisi belli, kendi bir takım uygulamaları var, araç şey, dolayısıyla bunlara bir çekidüzen verilmesi lazım.