KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, hoş geldiniz.

Ben de esnaf kökenli bir milletvekiliyim, sekiz yıldan beri milletvekilliği yapıyorum. Bir âdet geliştirdim; Akhisarlıyım, her Ticaret Bakanlığı bütçesi öncesinde ne kadar esnaf odası başkanımız varsa onlarla bir araya gelirim; dertleri, sıkıntıları, problemleri dinlerim. Ayrıca da birliğimiz var, Manisa'da birliğimiz var. Birlik başkanından da rica ederim, onların hazırlamış oldukları raporlar var, o raporları, sorunlar ve çözüm önerileri, onu alırız. Şimdi, şunu fark ettim: Her sene bu sorunlar artıyor Sayın Bakanım. Yani şöyle bir rapor var: Yedi sekiz yıl önce ilk 7-8 sayfaydı, şu an baktım, 16 sayfaya ulaşmış. Yani esnafların sorunlarından bir tanesi eksilmez mi? Bırakın eksilmeyi, her sene üzerine ilaveler geliyor, bugün 16 sayfaya çıkmış bu sene.

Şimdi, esas sorun nereden başlıyor? Mesela, esnaf odalarımızın sorunlarından bir tanesi, birinci sorun, "esnaf ve sanatkâr" tanımı. Bakın, daha "esnaf ve sanatkâr" tanımını oturtamamışız, halledememişiz ve her sene bu sorunlar artıyor. Neler var? İşte, esnaf sayılma hadlerinden şikâyetçiler. KOSGEB desteklerinin yetersiz olduğundan bahsediyorlar ki doğrudur. Mesleki eğitim çok ciddi bir problem, yıllardır çözemedik bunu, bu gidişle de çözülmeyecek gibi gözüküyor. Perakende yasası bir muamma, bir beklenti, henüz daha gelmedi. Söz verildi yani bu BAĞ-KUR'la ilgili 7200 prim iş gününe indirilmesi konusunda herhangi bir düzenleme yok. Yani bu seneki bütçeye bakıyorsunuz, 2027 bütçesinde de böyle bir düzenleme olmadığını görüyoruz. BAĞ-KUR'un tescil mağdurları var yani daha önce, yıllar öncesinde odaya üye olmuş, vergi kaydı olan, oda kaydı olan fakat BAĞ-KUR'a kayıt olmamış insanlar var; bunların sorunları var. Emeklilik yaşını bekleyen esnaflar var, sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar, BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyorlar; çok ciddi bir sorun bu. İşte, kredi kartı komisyonları yüksek; buna benzer bir sürü sıkıntı, bir sürü problem ve bunlar çözülmüyor. Ve bu da esnaf sayılarına yansıyor. Ocak-eylül 2025'te 236 bin tescil varken 2026 yılında bu yüzde 17 düşmüş. Yeni açılan, yeni tescil edilen esnaf sayısında düşüş var. Kapanan esnaf sayısı da 83 binden 93 bine çıkmış, yüzde 9'luk bir artış var.

Şimdi, benim gördüğüm en büyük problemlerden bir tanesi, finansa ulaşmakta ve borcunu ödemekte artık esnaflarımız zorlanmaya başlamışlar. Esnaf kefalet kooperatif başkanlarıyla görüştüm Manisa'da. Şimdi, en büyük problemleri, bir kere finansman sıkıntıları var, yeterli finansman yok. Talep çok fazla, kredi veremiyorlar yani kooperatife kredi çekmek için giden bir ortak iki ay sonrasına, üç ay sonrasına ancak sıra alabiliyor ve artık bu sürdürülemez hâle gelmeye başlamış. Neden? Çünkü artık krediler geri dönmüyor; bakın, bu çok büyük bir sıkıntı. Sizde rakamlar vardır. Ben Manisa'da neredeyse bütün başkanlardan tek tek aldım. Şimdi, çok büyük bir sıkıntı var burada. Kimi kooperatifte geçen sene takibe düşen takip oranı yüzde 12'ymiş Sayın Bakanım, bu rakamlardan yüzde 20'ye çıkan, yüzde 25'e çıkan var. Mesela, bir tanesi geçen sene yüzde 13'müş takibe düşme oranı, bu sene yüzde 25 ve hepsine... Manisa'daki tam rakamı öğrendim, bir yıl içerisindeki takibe düşen dosya sayısı yüzde 54 artmış Sayın Bakanım. Bakın, bu çok ciddi bir rakam, yüzde 54 artması şunu söylüyor: Esnaf iflas ediyor ve bu rakam daha da artacak. Özellikle Manisa gibi tarımın egemen olduğu, tarım sektörünün güçlü olduğu yerlerde bu esnaflarımızın birçoğu aynı zamanda tarımla da uğraşıyorlar, çiftçilik de yapıyor, önemli bir kısmı hem tarımdan batıyorlar hem de esnaflık faaliyetlerinden batıyorlar. Peki, takibe düşünce ne oluyor? Takibe düşünce birinci ay sonunda yüzde 55 temerrüt faizi, bir ay ödemedi, ikinci ay yüzde 88 Sayın Bakanım, yüzde 88. Ya, bu insanlar yüzde 20, yüzde 24 faizleri ödeyememişler, yüzde 55 ne demek, yüzde 88 ne demek, büyük rakamlar bunlar. Şimdi talep çok, finansman yetersiz, takibe düşenlerde yüzde 54 artış var, esnaf borcunu ödeyemiyor. Esnaf borcunu ödeyemeyince zaten kooperatifler kendi kaynaklarıyla, gelen parayla insanlara kredi vereceklerdi, onu da veremiyorlar, çok ciddi bir kaos var burada, ciddi bir kısır döngü söz konusu. Bütçeye bakıyorsun, bununla alakalı bir çözüm var mı? Bütçede esnaf kredilerinin sübvansiyonu 70 milyar liraymış geçen sene, bu sene 92 milyar lira. Bu kaynaklarla bu sorunların çözülme imkânı yok.

Sayın Bakanım, iç piyasada enflasyonla mücadele edeceğiz diye bazen ihracat sopasını, bazen ithalat sopasını kullanıyorsunuz. O sopa da her seferinde ne yazık ki dönüp dolaşıyor, bizim üreticilerimizin sırtında kırılıyor. Şimdi, salça fiyatlarını durdurmak için, aşağı indirmek için ihracat kısıtı getiriyorsunuz, yasak getiriyorsunuz, ihracatçı pazarını kaybediyor, darbe yiyor, en büyük darbeyi gene bizim üretici, çiftçi yiyor. Limon ihracatını yasakladınız. Ya, zeytinyağı ihracatını... Bakın, dünyada zeytinyağı fiyatları tavan yapmış, 9 eurolara, 10 eurolara çıkmış, bizim elimizde zeytinyağı var, zeytinyağı ihracatına kısıt getirdiniz, bütün piyasayı altüst ettiniz. Üç yıldan beri biz stoklarla girmek zorunda kalıyoruz, çok büyük zarar verdiniz.

Şimdi, geçen sene, ben gene burada bir iddiada bulunmuştum size, iddia değil, esasında gerçek. Bu ülkeye Özbekistan'dan, Afganistan'dan, Çin'den, birçok yerden hayvan yemi adı altında kuru üzüm getiriliyor ve bunlar hayvan yemi olarak kullanılmıyor. Bunlar pekmez fabrikalarına, sirke fabrikalarına, alkol sektörüne gidiyor. Ben bunu söyledim, bir cevap vermediniz, yalanlamadınız da. Hatta ben size şunu söyledim, kimin getirdiği belli, kimlerin getirdiği belli, kimlere sattıkları belli; bakın çok ciddi bir sıkıntı. Ne oldu biliyor musunuz? Rekor bir rekolte var kuru üzümde bu sene, ya biz bu seneye stokla girmek zorunda kaldık. 120 lira olan geçen sene kuru üzüm 55 liraya satıldı, üretici perişan oldu. Tek bir açıklamanız yok, tek bir önleminiz yok.

Rekabet Kurumu Başkanımız burada. Size çok basit bir soru sormak istiyorum Sayın Başkanım. Bir memleket düşünün, bir sektör, mesela zeytin sektörü, zeytin hasadı başladı, memleketin her yerinde Çanakkale'sinden Mut'una kadar, Adıyaman'ına kadar zeytin bölgesi. Fiyatlar aynı anda, aynı şekilde düşer mi? Eğer düşüyorsa bu ülkede rekabet var diyebilir miyiz, serbest piyasa var diyebilir miyiz zeytinde? Bizim orada domat zeytini var, 80 lira fiyat açıklandı, ertesi gün 70'e düştü -baş fiyat bu, ortalaması 30'a geliyor- ertesi gün 60'a düştü, ertesi gün 55'e düştü, 50'ye düştü. Artık toplama maliyetini karşılayamaz hâle geldi. Millet zeytin toplamayı bıraktı ve Türkiye'nin her yerinde aynı şekilde oldu bütün eleklerde, bütün alım yerlerinde, bu işte bir anormallik yok mu sizce? Ve şunu biliyorum, bana üreticiler geldi, kurumunuza CİMER üzerinden şikayette bulundular, ihbarda bulundular, herhangi bir adım attınız mı? Bundan sonra atmayı düşünüyor musunuz? Ya, zeytin 20 lira Sayın Bakanım, 20 lira. Toplama maliyeti 20 lira, rafta kaç para? Sizin sorununuz değil mi bu? Yani hakikaten de anlamakta zorluk çekiyorum ya. Ya, bu ülkede, Türkiye'de zararına mal satıyor üreticimiz, valla Tarım Bakanlığı seyrediyor, Ticaret Bakanlığı seyrediyor, Maliye Bakanlığı seyrediyor. Ya, el birliğiyle bizi iflasa sürüklediniz. Hiçbir kurum görevini yerine getirmedi. Şimdi Manisa Sarıgöl'de yaş üzüm... İhracata gidiyordu bu üzüm, şu anda üzüm üreticileri bağda satamadıkları için üzümü yere kesiyorlar, yere kesiyorlar, toprağa atıyorlar, koca bir sene boyunca yetiştirdikleri üzümü toprağa atıyorlar. Neden? İhracat yok. İhracatçıyla konuşuyoruz. Ya, siz biraz evvel ihracat rakamları veriyorsunuz, rekorlar kırılıyor ama ihracatçı da manzara çok farklı, bir dokunuyorsun, bin ah işitiyorsun adamlardan. Maliyetlerinin arttığından bahsediyorlar. Pazarları... Mesela Rusya-Ukrayna savaş hâlinde, Karadeniz'e gemiler açılmıyor, hava yoluyla götürme altyapısı yok, karayoluyla götürmek zorundalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Maliyetler iki katına çıkmış, Ukrayna ile Rusya savaş yapıyor, enflasyon birinde 6,3, ötekinde yüzde 10, Avrupa Birliğinde 3,8, Türkiye'de yüzde 30.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ederiz.

Sayın Karabat, size söz vereceğim.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Dövizi baskılamışsınız, değerli TL, yetersiz finansman, yetersiz destek...

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ediyorum.

Sayın Karabat, buyurun.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Onlar da batmış, bari onlar ayakta kalsaydı, biz zannediyoruz ki biz battık, onlar para kazanıyor, valla onlar da batmış Sayın Bakan. Ya, bir şeyi de...

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Sayın Bakırlıoğlu, süreniz bitti, Sayın Karabat'a söz verdim. Lütfen...

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ya, Sayın Başkanım, Allah aşkına ya, birinin gülmesi lazım ya, birisi gülsün bu memlekette.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Birebir de bunu izah edersiniz, birebir izah edersiniz.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Tamam.

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Sayın Karabat, buyurun.

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Salçada, zeytinyağında, limonda kota falan yok, ihracat yasağı yok.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Geçmişte vardı, yapıldı.

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Üç yıldır yok.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Üç yıl önce yapıldı.

TİCARET BAKANI ÖMER BOLAT - Gerçekten yok.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Devlette bir süreklilik yok mu, böyle bir dünya var mı!

ORHAN YEGİN (Ankara) - O dediğiniz iddia üç yıl önceki bütçenin bir gerçeği olabilir.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Hâlâ etkisi devam ediyor diyoruz.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Evet, hâlâ olur, adamlar pazar kaybettiler. Adam diyor ki: "Benim pazarıma Hindistan girdi, İran girdi, ne yapacağım?"