KOMİSYON KONUŞMASI

MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan Yardımcım, Yönetim Kurulu Başkanımız, Sayın Genel Müdürüm, kurumumuzun çok değerli yöneticileri, diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcileri, değerli Komisyon üyeleri; tabii, bugün Makine Kimyayı dinledik, hakikaten devasa bir kurumumuz ve gurur duyduk. ASFAT daha çok geçmişi olan bir şirketimiz değil, bu kısa süre içerisinde gerçekten önemli projelere imza attı, başarılar sergiledi. Bizim bu coğrafyada, özellikle dünyanın, küresel dünyanın içinde bulunduğu bu konjonktürde silah olmadan, mühimmat olmadan, kendi güvenliğimizi sağlayacak kendi teknolojimizi üretmeden bu coğrafyada kalmamız da mümkün değil; hem içeride hem de dışarıda, bölgemizde barışı sağlamamız da mümkün değil. Silah öldürmek için değil. Silah öldürmek için mi, yoksa yaşatmak için mi? Kimin elinde olduğuna bağlı. Eğer teröristlerin elindeyse, kanun çerçevesinin dışında olan gayriyasal yapı ve insanların elindeyse öldürmek içindir, devletin elindeyse yaşatmak içindir, barış içindir, toplumun huzuru içindir.

Biz elli yıl PKK terör örgütüyle mücadele ettik ama bugün Allah'a şükür ki terörsüz Türkiye projesi önemli ölçüde hedefine doğru ilerliyor. Evet, içeride ve dışarıda tehdit ve tehlikeler ne kadar azalırsa devlet olarak da sizin o kadar belki az silaha ya da mühimmata ihtiyacınız olabilir. Dolayısıyla bugün itibarıyla şöyle çevrenize baktığınızda ki biraz önceki oturumda bir milletvekili arkadaşımız ifade etti: "Eskiden bize okullarda üç tarafımız denizle çevrili diye öğretiyorlardı, bugün dört tarafımız ateşle çevrili." Türkiye haritasını şöyle gözümüzün önüne alıp kafamızı hafif yukarı kaldırdığımızda Ukrayna-Rusya savaşı -ben NATO Parlamenterler Asamblesi üyesiyim, daha birkaç hafta öncesindeki Kiev'deydim, kaç yıldır da UNIC üyesi olduğum için bu toplantılara katılıyorum- ne hâlde olduklarını... Geçelim, hafif, şöyle sağa doğru dönelim; Kafkaslar, İran... Aşağı doğru gelelim, Irak... Güneyimizde Suriye... Daha derinliklerde, bugün beş yıldır yaşanan İsrail'in Gazze zulmü... Bu tarafa gelelim, Doğu Akdeniz, mavi vatan, Kıbrıs, adalar denizi, Balkanlar... Her tarafımız ya bir çatışma ya da gerilim içinde. Allah'a binlerce şükür olsun ki o kadar ateşin, çatışmanın, gerilimin tam ortasında bir huzur adasındayız. Bunda özellikle son yıllarda savunma sanayimizde yapılan atılımlar, yeni teknoloji üretimleri, özellikle de insansız hava araçlarının önemi son derece yüksek. Silah devletin elinde caydırıcılık içindir. Bu anlamda yolunuza devam edin.

İnşallah, terörsüz Türkiye hedefi gerçekleştiğinde -bu milletin kendi insanıyla bir sorunu yok- kendi insanıyla sorunu olanlar ayıklandığında, hedefe ulaştığında daha güzel günlerde, daha demokratik, daha barışçıl ortamlarda bugüne kadar kimine göre 2 kimine göre 3 trilyon dolar; bırakın bunu yarısı olsun, bırakın onu, onun da yarısı olsa yapılan ekonomik kayıplar hem harcamalar hem de alternatif fırsat maliyeti boyutuyla yapılan hesaplamalar bugün Türkiye'nin belki de her gün konuştuğumuz, tartıştığımız birçok ekonomik sorununun olmayacağını bize gösteriyor. Bundan sonrası millî birlik ve kardeşliktir, bundan sonrası kalkınmadır. Dolayısıyla biz güçlü olmak zorundayız. Biz devletiz, iki bin yıllık bir geleneği, bir geçmişi olan, devlet geleneği olan bir ülkeyiz. Dolayısıyla silah bizim elimizde hiçbir zaman ölümcül olmaz, barış getirir. Çevremiz de, dünya da tarihte olduğu gibi bunu bekliyor, huzuru bekliyor. Biz hiçbir zaman silah ya da silahsız emperyal olmadık. Hiç kimsenin kaynağına el uzatmadık biz hep barış içinde olduk. Dolayısıyla silah eğer saldıranınız olmazsa ihtiyacınız olmayabilir, silah savunmadır, devletin elindeyse caydırıcılıktır.

Ben dolayısıyla çok teşekkür ediyorum çalışmalarınızdan dolayı. Bundan bir-bir buçuk ay önce Romanya'daydım Karadeniz güvenliğiyle ilgili NATO Parlamenterler Asamblesi Toplantısı'na katılmıştım, bir günlük programımız da Köstence'deydi. Köstence'de gemimizi orada gördük gerçekten o kadar NATO ülkesi milletvekilleri arasında gururlandık -yani fotoğraflarımız da var orada- hakikaten müthiş bir duyguydu. Sizler belki buradan yolcu ederken hüzünlenmiş de olabilirsiniz ama biz de orada gemimizden bahsedilip hatta teknik bilgileri verilirken gerçekten gururlandık. Bir türlü denk gelip teşekkür edememiştim, gecikmeli bir teşekkürümü de iletmiş olayım.

Çok teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız.