KOMİSYON KONUŞMASI

SEMRA DİNÇER (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; bugün burada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesini görüşmek üzere toplandık ancak ülkemizde çalışma var ama sosyal güvenlik yok; onun yerine güvencesizlik, emeklilikte adaletsizlik var, çocuk işçiliği var, iş cinayetleri var. Milyonlarca emekçi için çalışma hayatı artık alın terinin karşılığını almanın değil, ay sonunu getirebilmenin mücadelesine dönüşmüş durumda. Öyle bir emek rejimi yarattınız ki, insanlar çalışırken yoksul, emekli olduğunda daha beter yoksulluk yaşıyor. Bir tarafta yıllarca çalışmasına rağmen insanca yaşayacak bir emekli aylığı alamayanlar, diğer tarafta henüz çocuk yaşta üretime katıldığı hâlde emeği emeklilik hesabında yok sayılanlar var. İşte, bugün birçok adaletsizliklerden biri olan ve yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası mağduriyetini gündeme getirmek istiyorum. Bu ülkede bazı çocuklar yaz tatillerini oyun oynayarak geçirirken, bazıları ise sanayide, atölyede, fabrikada çalışarak büyüyorlar. Kimi 13-14 yaşında torna tezgâhının başına geçti, kimi 15 yaşında bir ustanın yanında meslek öğrendi ama gelin görün ki devletimiz bu çocukların emeğini kabul etmesine, sigorta kaydını açmasına rağmen, sıra emekliliğe gelince "Kusura bakmayın, biz o yılları saymıyoruz." diyorsunuz. Sayın Bakan, bu nasıl bir sosyal güvenlik anlayışıdır ki sigorta başlangıcı var, emek var, çalışma var ama emeklilikte başlangıç yok. Bakıyorsunuz, vatandaşın 4/A tescil başlangıç tarihi 1998 ama hizmete başlama tarihi 2000 yılı olarak görünüyor. Şimdi size soruyorum: Bu vatandaş 1998 yılında mı çalışmaya başladı, yoksa 2000 yılında mı? Devletin bir kaydı "1998." diyor, emeklilik hesabı "2000." diyor. Yani vatandaşın SGK'de kaydı var, işe giriş tarihi var ama sıra emekliliğe gelince devlet kendi tuttuğu kaydı görmezden geliyor. Anlaşılan bu ülkede kaybolan yıllar değil, sosyal devlet anlayışının ta kendisidir.

Bizim talebimiz nettir: Staj ve çıraklık başlangıcı 4/A kapsamında sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmelidir. Elbette bunun yasal ve mali boyutu vardır ancak sosyal devletin görevi, bütçede yalnızca maliyet hesabı yapmak değil, emeklilik sisteminde yıllardır biriken adaletsizliklere de çözüm bulmaktır.

Ancak emeklilik sistemindeki adaletsizlik yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarıyla sınırlı değil. Bir de yıllardır kademeli emeklilik düzenlemesi bekleyen yurttaşlarımız var. Düşünün ki aynı iş yerinde aynı koşullarda çalışan, yıllarca aynı primi ve vergiyi ödeyen 2 çalışandan 1'i emeklilik hakkına kavuşabilirken diğeri yalnızca sigorta başlangıcındaki 1 günlük farktan dolayı yıllarca beklemek zorunda kalıyor. 1 gün geç sigortalı oldunuz diye emekliliğiniz yıllarca erteleniyor.

Sayın Bakan, 1 günlük farkın karşılığı yıllarca beklemek olmamalıdır. Aynı emeği veren, aynı alın terini döken insanlar arasında böyle bir keskin ayırım, sosyal devlet adalet ve anlayışına nasıl bağdaşıyor? Kademeli emeklilik talebi, yıllarca prim ödemiş, çalışmış milyonlarca yurttaşımızın emeklilikte adalet talebidir. Bu nedenle, 8 Eylül 1999 sonrası sigortalı olan yurttaşlarımız için emeklilik koşullarındaki farklılıkları giderilmeli ve hakkaniyetli bir kademeli geçiş düzenlemesi hayata geçirilmelidir.

Sayın Bakan, bütçe görüşmelerinde artık yalnızca rakamları değil, o rakamların arkasındaki adaletsizlikle boğuşan insanları da konuşalım. Staj ve çıraklık sigortası mağdurları da kademeli emeklilik bekleyen yurttaşlarımız da sizden ayrıcalık istemiyor. Yıllarca verdikleri emeğin karşılığını, adil ve öngörülebilir bir emeklilik sistemi istiyorlar. Artık bu insanların sesine kulak verelim, emeklilikte adaletsizliğe neden olan düzenlemeleri yeniden ele alalım çünkü emek varsa hak da vardır. Sizin de göreviniz o hakkı görmezden gelmek değil, teslim etmektir.