KOMİSYON KONUŞMASI

TALAT DİNÇER (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, sevgili bürokratlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, sosyal güvenlik her insan açısından oldukça çok önemli. Yani bir insanın ana rahmine düşüp mezara girdiği ana kadar sosyal güvenliğin etkisi insan hayatında devam eder. Şimdi sosyal güvenlikle alakalı ben de bir farklı açıdan biraz bakmak istiyorum Sayın Bakan. Şimdi öncelikle şunu söylemek istiyorum, lafın en sonunda söyleyeceğimi en başında söyleyeyim: Yani sizin bu BAĞ-KUR'lularla derdiniz ne? Bunu anlamak istiyorum. Yani bir insan düşünün, sosyal güvenlikle alakalı, insan iş hayat içerisinde kendi imkânlarıyla iş yeri açıyor, kendi sermayesini kullanıyor, kendi alın terini kullanıyor. Çalışma saati diye bir şey yok, sabahın seherinden gecenin geç vaktine kadar o dükkânın içerisinde faaliyet gösteriyor. Şimdi kendinizi bir iş yeri sahibinin yerine koyun. Yanınızda eleman çalıştırıyorsunuz, bu elemanların primini siz ödüyorsunuz, kendi BAĞ-KUR'unuzu da siz ödüyorsunuz ama öyle bir an geliyor ki iş emekliliğe geldiği zaman yanınızdaki eleman 7200 prim gün sayısından emekli oluyor ancak siz bütün yükümlülüğü sağlayan işveren olarak 9000 prim gün sayısından emekli oluyorsunuz. Bu bir haksızlık değil mi sizce? Yani burada bir anormallik yok mu Sayın Bakan? Sayın Cumhurbaşkanı da Kayseri mitinginde bunun müjdesini vermişti. Bir seçim dönemi öncesinde, daha önceki 23 seçimleri öncesinde mayıs ayında "Evet, bu haksızlık, ben bunu düzelteceğim. İlk işimiz bu." dedi. E, aradan bunca zaman geçti, bir başka seçim geliyor ama siz hâlâ 9000 prim gün sayısını 7200'e düşürmediniz. Ya Sayın Cumhurbaşkanı BAĞ-KUR'luları kandırdı ya o size talimat verdi, yapmadınız, siz kandırdınız. Yani böyle bir anlam çıkıyor bu işin içerisinden. Dolayısıyla bu prim gün sayısını, bütün yükümlülüğünü yerine getiren, vergisini ödeyen, kirasını ödeyen, insan çalıştıran, bu kadar yükümlülüğü yerine getiren BAĞ-KUR sigortalılarının bu hakkını bir an önce vermeniz gerektiğini düşünüyorum. Yani aksi takdirde BAĞ-KUR'lular sizlere hakkını helal etmeyecek Sayın Bakanım. Gerçekten insanlar sıkıntıda.

Şimdi burada bir de BAĞ-KUR'luyla ilgili şöyle bir sıkıntı var: Şimdi yanında çalıştırdığı eleman kendinden daha fazla maaş alıyor. Bu emeklilik katsayısının hesabını zamanında bir düşürdünüz, oranı düşürdünüz. Şimdi bakıyorsunuz, Türkiye genelinde BAĞ-KUR'dan emekli olan sigortalıların tamamı en düşük maaşı alıyor. Ya, bir dönem basamak çıkardınız, 24 basamaktan emekli olan insanlar oldu, her şeyini satıp savurup oraya yatıran sigortalılar oldu. Şimdi bütün ömrünü çalışma hayatına veren insanlar var ancak ne yazık ki iş emekli maaşı hesaplamasına geldiğinde en düşük emekli maaşını alıyor, şu an 23.500 küsur lira para alıyor. Yani açlık sınırı olmuş 40 bin liraya dayanmış Sayın Bakan. Yani bu BAĞ-KUR'luların bu en düşük maaşını bir an önce düzeltmeniz lazım. Şu intibak yasasını bir çıkarın. Yani primi fazla ödeyen ile düşük ödeyenin arasındaki şu fark bir ortaya çıksın. Ama siz baskılaya baskılaya baskılaya neredeyse bütün emeklileri en düşük maaşa bağlamak üzeresiniz. Durum onu gösteriyor, iş oraya gidiyor. Yani bu normalde BAĞ-KUR sigortalılığı açısından son derece sıkıntılı bir durum. Yani Sayın Bakanım, bunun çözümünü bir an önce vatandaşlar bekliyor.

Şimdi kademeli emekliliği çıkardınız, bir EYT çıkardınız Sayın Bakanım. Ancak siz bundan BAĞ-KUR'luyu yine faydalandırmadınız, yani ihya hakkı vermediniz bu insanlara. İhya hakkı vermediğiniz için normalde ihyayı çıkardığınızda emekli olacak sigortalılar, işverenler hâlâ emekli olamadı, EYT'den faydalanamadı. Yani burada da yine büyük bir haksızlık var. Onun için cümlenin başında dedim ki sizin bu BAĞ-KUR'luyla probleminiz ne Sayın Bakan diye o soruyu ondan sordum. E, kademeli emeklilikten yararlanamıyorlar, EYT'den yararlanamıyorlar, ihya hakkını çıkarmıyorsunuz, en düşük maaşı veriyorsunuz. Şimdi böyle giderse -insanlar 1972'den beri bu BAĞ-KUR'un içerisinde-artık insanlar BAĞ-KUR'lu olmak istemeyecek yani. Çünkü her şeyi tamamen kendi ekonomik güçleriyle yapar duruma geldiler, kiralarını bile ödeyemez oldular Sayın Bakan.

Bütçeniz hayırlı olsun.