| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2026 |
ERKAN BAŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şimdi, bugün 3 Kasım vesilesiyle her söze başlayan Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarından söz ediyor. O zaman kayıtlara girsin, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 38.216 işçi önlenebilir iş kazalarında hayatını kaybetti. Yani bu iktidar dönemi aynı zamanda bir sınıf savaşının, bir sınıf kırımının yaşandığı iktidar dönemiydi.
Sayın Bakan, siz on birde konuşmaya başladınız. Şu anda, sizin konuşmaya başladığınız anda hayatta olan 2 işçi artık yaşamıyor, Türkiye ortalaması bu. Bu ciddiyetle tartışmamız, bu ciddiyetle konuşmamız gerekiyor ama ben sizin konuşmanızı dinlerken gayriihtiyari üstüne şunu yazmışım: "İşçinin adı yok." Koca konuşmada, Türkiye'de binlerce işçinin hayatını kaybettiğine ilişkin tek bir satır yok. Gerçekten itirafname gibi bir konuşma hazırlamışsınız. Türkiye'de iki ayrı hayat, iki ayrı dünya, iki ayrı yaşam olduğunu çok açık ve net biçimde ortaya seriyorsunuz. İkincisi, gerçekten bürokratlarınızı çok zorluyorsunuz. Üçüncüsü, bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz, belki duyarsınız diye bazı gerçekleri burada sizinle paylaşacağım.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, açık konuşalım, burada koltuklar rahat, dosya önümüzde, ekran önümüzde, yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda, buradan bakınca Türkiye'nin gerçeklerinin görülmediğini düşünüyorum. Şöyle bir soru sordum: Şu Bakanın konuşmasını alsak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herhangi bir insana göstersek, desek ki: Bu ülkenin Çalışma Bakanı böyle bir bütçe sunuşu yaptı. Ya, bu hangi ülkenin Çalışma Bakanı diye sormaz mı? Gerçekten, mesela, 70 yaşındaki dedesini inşaatta çalışırken kaybeden bir işçiye bu konuşmayı yapabilir misiniz Sayın Bakan? 14 yaşındaki evladını MESEM'de kaybeden bir annenin karşısına geçseniz, "Bak, rakamlar ne kadar güzel bir Türkiye anlatıyor." deseniz, yüzüne bakabilir misiniz? Bizimle bu ciddiyetle konuşmanızı bekliyoruz. Gerçekten geride kalan yıllara bakıyorum arkadaşlar, bu ülkede en zengin yüzde 1 toplam servetin yüzde 40'ını gasbetmiş. Yani, sizin iktidarınızda işçiler eskisinden olduğundan daha çok çalışıyor, daha fazla gün çalışıyor, ömrünün daha fazla kısmını çalışarak geçiriyor, ülke zenginleşiyor ama işçi yoksullaşıyor. Sonra bakıyoruz, paralar nereden çıkıyor? Fon hırsızlarından, yolsuzluklardan. Yani memleketin tepesindeki bir kaymak tabaka bizim canımız, kanımız pahasına ürettiğimiz değerlere çöküyor ve siz Çalışma Bakanlığı koltuğunda bunu seyrediyorsunuz. Şunu özellikle söylemek istiyorum: Türkiye zengin bir ülke, Türkiye zenginleşen bir ülke ama Türkiye'yi zenginleştirenleri siz fakirliğe mahkûm ediyorsunuz. Sadece bir avuç para babasını zengin etmek için. Şimdi, gerçekten istatistik bilimi şaşkınlık içerisinde, ya geçen yıl hazırladığınız rakamlarla bu yılki rakamları yan yana koyarak okuyun arkadaşlar, bakın, biz buna emek harcıyoruz. Geçen yıl gelmişsiniz, demişsiniz ki: "İstihdam 32 milyon 500 bin ve biz bunu yükselteceğiz, 600 bin daha büyüteceğiz." demişsiniz, şimdi gelmişsiniz, 32 milyon 400 bin açıklıyorsunuz. E, ne oldu, hesap vermeyecek misiniz hiç? Geçen sene koyduğunuz hedefler gerçekleşmemiş, artı geriye düşmüş ama siz buradan şunu çıkartıyorsunuz: Memlekette işsizlik düşmüş. Ya, insanlar iş gücüne katılmayınca işsizlik düşer mi? Daha fazla sayıda insan iş bulmaktan umudunu kaybetmiş. Sayın Bakan, bakın, siz sayılarla, rakamlarla falan konuşuyorsunuz ama biraz insanlarla konuşalım. Siz konuşurken açtım, cep telefonumda maden yazdım, bakın, Volkan Çetin, Öncü Çetin, Özhan Yüksel, Rıdvan Öztürk, Mehtap madencinin eşi diye kaydetmişim, Sabit madenci diye kaydetmişim, Doruk Maden, Beypazarı Maden; ya bir gün şu işçilerle bir yan yana gelsenize Sayın Bakan. Yani şu olabilir mi arkadaşlar, herkese soruyorum: İşçi -şu Bakanın sunumunu dinleyen bir işçi yerine koyun kendinizi- maaşını alabilmek için -altını çiziyorum maaşını alabilmek için- 100 kilometre yol yürüyecek, günlerce aç, sefil Ankara'da parkta yatacak, polisten gaz yiyecek, cop yiyecek, gözaltına alınacak dayak yiyecek, sadece maaşını alabilmek için. Sayın Bakan, ne yaptınız biliyor musunuz? Artık Türkiye'de insanlar işçi olmak için mücadele ediyor çünkü siz bir kölelik düzeni yarattınız. Bakın Sosyal-iş Sendikası -A101, adını veriyorum, ihbar ediyorum buradan- A101'de eylemler düzenliyor, ne istiyor biliyor musunuz? Kasada sandalye istiyor ve bir şişe su istiyor. İşçiyi getirdiğiniz hâl bu. Dolayısıyla, bu ciddiyetle yaklaşın meselelere, bu ciddiyetle o koltukta oturmaya devam edin. Ha, "Yapamıyoruz." diyorsanız da yapacak birileri mutlaka var, hiç merak etmeyin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)