KOMİSYON KONUŞMASI

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Başkanım, çok Değerli Bakanımız, milletvekillerimiz, Bakan Yardımcılarımız, bürokratlarımız ve basın mensuplarımız; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle Bakanlığımızın bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

AK PARTİ ve Cumhur İttifakı olarak çalışanın hakkını koruyan, işverenin üretim ve istihdam kapasitesini destekleyen, emeklilerimizin ve sosyal güvenceye ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın yanında durarak bu sistemi daha da güçlendirmeyi ortak görevimiz ve temel amacımız olarak kabul ediyoruz. Yirmi dört yıldır bu uğurda çalışıyoruz. Gerçekten de geriye dönüp baktığımızda istihdamda önemli bir mesafe katetmişiz, 32,4 milyon kişiyi istihdam etmişiz. Tabii, burada, özellikle kadınların istihdamı bizim açımızdan çok önemli ve kadın istihdamını yüzde 11,8'lerden bugün yüzde 19,4'lere çıkararak istihdam içindeki payını 4,8 milyona çıkarmışız. Yine, gençlerin istihdamında da 5,9 milyon gencimizi istihdam etmişiz. Yine, çok önemli olan, engelli vatandaşlarımızın istihdamında da çok önemli mesafe katetmişiz. Aşağı yukarı yani 8 bin civarındaki civarındaki engelli istihdamını 83 bine çıkararak toplamda da 599 bin engelli kardeşimizi tabii ki istihdam etmişiz.

Biz bir taraftan tabii ki çalışanlarımızın hakkını, hukukunu korurken diğer taraftan da işverenlerimizin işinin sürdürülebilirliği yönünde de desteklerde bulunuyoruz. Tabii ki bunu bazen muhalefet yanlış algılıyor. İşte "İşverenlere kamu kaynaklarını peşkeş çekiyorsunuz." diyorlar. Yani bazen işte bazı sektörler zamanla belki piyasadan kaynaklanan nedenlerden dolayı zor durumda kalabiliyorlar ve bu dönemde de işte Uşak ilimizde de olduğu gibi, tekstil ürünleri imalatında, giyim eşyaları imalatında, deri ve ilgili ürünlerin imalatında, mobilya imalatında, belirli imalat aksesuarları ve turizm gibi alanlarda yine imalata desteği aşağı yukarı kişi başına 3.500 liraya çıkarıyoruz ki bu sektörler zor durumda kalmasın, işçi çıkarmasın, istihdam azaltılmasın. Tabii ki çalışanlarımızın hakkını, hukukunu koruma bazında geçtiğimiz yirmi dört yılda tabii ki geriye dönüp baktığımızda önemli mesafeler katetmişiz ama bu yeterli mi? Yeterli değil çünkü her geçen yılda insanların ihtiyaçları daha da artıyor. Mesela, eskiye dönüp baktığınız zaman bir asgari ücret bizim ilk iktidara geldiğimizde 184 liraymış, dolar bazında 111 dolarmış ve yılbaşında 631 dolar, bugün de aşağı yukarı 561 dolarlarda bir asgari ücret veriyoruz. Yeterli mi? Değil. Daha fazla olması gerekir mi? Daha fazla olması gerekir.

Yine, en düşük emekli aylığını 2002 yılında 66 TL'den yani biz o günkü aşağı yukarı dolar bazında çok düşük bir dolardan bugün aşağı yukarı 470 dolarlara çıkarmışız. Tabii, şunu da işletmek lazım yani bu yeterli yeterli mi? Değil arkadaşlar ama emeklilerimizin hakkını, hukukunu korumak hepimizin görevi ama burada bunları korurken diğer taraftan da SGK'nin yapısını da bozmamak lazım. İlk SGK faaliyetine başladığında, emeklilik vermeye başladığında 1960'lı yıllarda yüz çalışana bir emekli düşüyordu arkadaşlar. Diğer ki aşağı yukarı 70'lerde on çalışana bir emekli düşüyordu ve şimdi 2021 yılında biz EYT'yi çıkarmadan önce iki çalışana bir emekli düşüyordu ve EYT'yi de hep birlikte çıkardık arkadaşlar ve 8,5 milyon emekliden, 2008'deki 8,5 milyon emekliden bugün 17 milyonlara çıktık ve dolayısıyla da bugün aşağı yukarı 1,6 aktif çalışana bir emekli düşmekte.

Bir taraftan da doğurganlık hızımız özellikle azalmakta ve dolayısıyla da bu pencereden baktığınız zaman hem doğurganlık hızınız azalıyor hem erken emekli ediyorsunuz. Ben bir taraftan bu SGK'nin yapısıyla ilgili durumu tespit etmek için, diyelim ki insanların yaşam ömrü de uzadı deyince maalesef basın işte "Siz emeklilere 'Çok yaşıyorsunuz.' diyorsunuz." diye böyle bir haber yaptı. Tabii ki burada basını da bu yapan basıncı arkadaşları da kınıyorum. Ben öyle demiyorum ve dolayısıyla da siz bugün kadınlarda 38 yaşında ve on beş yıl prim ödeterek, erkeklerde 43 yaşında ve prim ödeterek ve ortalama yaş ömrü de yaşamış olsalar aşağı yukarı 43 yaşından 78 yaşına kadar, on beş yıl prim ödemiş ve dolayısıyla da 43 yaşından 78 yaşına kadar neredeyse otuz yedi, otuz sekiz yıl bir emeklilik primi alacak yani dünyada hangi sistem buna dayanabilir, ona bakmak lazım. Bugün iktidarda biz varız, tamam mı...

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Sistemde kalmasını sağlayın o zaman.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Dolayısıyla da iktidarda kimin olduğu önemli değil, yapıyı bozdurmamak lazım.

Bugün diyelim ki birtakım oy uğruna sistemi mahvetmemek lazım ve dolayısıyla da inşallah önümüzdeki bu yıl emeklilerimize iyi bir zam vermemiz gerektiğini ben düşünüyorum. Tabii ki alım güçleri eskiye göre bir miktar azalmış görünüyor bizim kendi dönemlerimize göre. İnşallah, Sayın Bakanım, burada seyyanen zam olur. Seyyanen zam yapmadığımız zaman en az emekli maaşını belli bir yere yükseltince belli bir yere kadar kişiler bundan faydalanıyor. Diyelim ki 23.500 liraya kadar olan kısmı bundan faydalanmıyor. Herkese seyyanen zam yapılırsa burada daha iyi olur diye düşünüyorum.

Diğer taraftan, 6331 sayılı İş Kanunu 2012 yılında çıktı ve 2014'te uygulanmaya başlandı ve kapsamı 2025 yılında daha da genişledi, iyi oldu. İşçi ölümlerinde, iş kazalarında azalmalar var ama bizi yeterince tatmin ediyor mu? Etmiyor. Tabii ki bunların daha fazla denetlenmesi lazım. Burada -daha önceki yıllarda da ifade ettiğim gibi- bu iş sağlığı güvenliği ofislerinin ücretlerini mutlaka bir havuzdan alması lazım, işverenden aldığı müddetçe bunların ne denetlemesi tam yerinde olur ne de etkinlikleri yerinde olur diye ben düşünüyorum.

Diğer taraftan, tabii ki diğer bir konumuz da bu ortez, protezlerle ilgili Sayın Bakanım. Tabii, burada vatandaşlarımızın -Allah kimseye ihtiyaç duyurmasın- bu ortez, protezleri kullananların en azından onları tamamıyla SGK'nin verdiği parayla alabiliyor olması lazım ve burada belli ortez ,protezlerde biz buna para veriyoruz, vatandaşın bunu tamamlayabilme gücü var, tamamlayamama gücü var. Dolayısıyla da kişilerin ekonomik durumuna da bakarak yani bunları temin edebilmemiz lazım, yoksa vatandaş bunları kullanamazsa mağdur olur. AK PARTİ iktidarları gerçekten de tüm vatandaşlarımızı sosyal güvenlik çatısı altına alma ve sağlık sisteminden faydalanma anlamında çok önemli mesafeler katetti, bu yadsınamaz ama mesela -sizin de ifade ettiğiniz gibi- ödenen ilaç sayılarını biz kat kat artırmışız. Burada tabii ki vatandaşlarımızın mağdur olmasını istemiyoruz ama diğer taraftan, tabii ki güvenilirliği tam olarak kanıtlanmamış ilaçların da vatandaşlar tarafından kullanılması yönünde yetkili merciler onay vermeden tabii ki SGK buna onay vermiyor. Burada şöyle bir ikilem var Sayın Bakanım, işte Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu mesela onaylıyor, siz de onaylanmamış oluyor, ikiniz birlikte hareket etmeniz lazım, ya onlar da onaylamaması lazım ilacı veya sizin de onayladıysa parasını ödemeniz lazım. Burada gerçekten de vatandaş bu ilacı getirtiyor, sonra parasını ödüyor ve sonra da sizden almak durumunda kalıyor.

Diğer taraftan, tabii, bu tekerlekli sandalyeyle ilgili engelli vatandaşlarımız ellerini kullanabiliyorsa manuel veriyoruz. Sayın Bakanım, gerçekten de mesela bunların önüne -ben bazen reklamlarda da görüyorum- bir tane basit -belki 5 bin lira o- pilli takılan bir cihaz var, taksak biz bunu ve bunların hepsi normalde sokakta çok rahat hareket edebilir. Yani elle hareket ettirmek çok zor, evinde elle hareket ettirsin ama dışarı çıktığı zaman bunu taksın ve o diğer, diyelim ki 50 bin liralık cihazlara göre de ihtiyacı da azaltacaktır. Bunlarda biraz daha, daha serbest davranabilirsek veya SGK bunu birine ürettirir ve bu cihazları belki 10 bin liraya hem tekerlekli sandalyesini hem de o makinesini birden aldırtabilirsiniz, vatandaşımızın mağduriyetini önleriz diye ben düşünüyorum.

Tabii ki bu çalışmalardan dolayı ben her birinize teşekkür ediyorum.

Bakanlığımızın bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, herkesi saygıyla selamlıyorum.