| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2026 |
MAHİR POLAT (İzmir) - Sayın Başkanım, Makine ve Kimya Endüstrisinin değerli yöneticileri, Sayıştayımızın kıymetli denetçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Türkiye'nin etrafı tabiri caizse bir ateş çemberi hâlinde; işte, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'da İran-İsrail savaşı ve birçok sorunlu bölge ve o sorunlu bölgelerde dönem dönem ittifak ettiğimiz yerler, alanlar mevcut. Dolayısıyla ülkemizin silah anlamında, savunma sanayisi anlamında kendi silahını yapıyor olması bizim açımızdan çok kıymetli ve değerli bir şey.
Şimdi, Türkiye'nin ihracat verilerini çalışırken il il baktığımızda, gördüğüm kadarıyla Ankara, 2026 yılının ilk on ayında Türkiye ihracatının bayağı üzerinde bir ihracat oranına sahip. Dönüp kalem kalem baktığınızda savunma sanayisinin özellikle burada yoğun olduğunu görüyoruz, bu da ülkemizin geleceği açısından sevindirici. Yeterli midir? Bunu tabii bilmiyoruz çünkü sunumunuzda diğer ülkeler ya da silahların, diğer ülkelerin ürettiği silahlarla kıyasını bilmiyoruz, göremiyoruz, dolayısıyla çok teknik değiliz. Mesela, bir toptan bahsediyorsunuz, o topun muadiliyle arasındaki farkı da bilgilenmek açısından öğrenmek isteriz doğrusu. Sadece ihracatta kâr amacı ya da... Kendi savunmamız tabii ki elbette önemli, savunma sanayisinin ihracata katkısı da çok önemli ama diğer başka bir şeyi de var: Uluslararası ilişkiler anlamında silah sanayisinin insanlara dost ve müttefik ya da ülkenin etki alanlarını artırması anlamında çok önemli bir yeri var. Dolayısıyla, Makine Kimyanın yaptığı bu şeyleri elbette ki takdirle karşılıyoruz ve daha da gelişmesini istiyoruz çünkü dünya başka bir çağa gidiyor. Siz, mesela, otonom silahlar, yapay zekâyla çalışan silahlar üzerine, insansız sistemler üzerinde çalışıyorsunuz. Dünya bu insansız sistemlerin sınırlandırılmasını da tartışırken bizim çok çok önde olmamız gerekiyor. İşte, havada çok iyi olduğumuzu söylediniz -yüzde 65 civarı galiba- onun savunmasını da tabii bilmiyoruz, gerçek bir savaşta kullanıldı mı, kullanılmadı mı, ne kadar etkili bilmiyoruz; etkili olması, savunmasının ya da saldırısının etkili olması, -bizim dediğim gibi- hem ihracatımızda hem etki alanlarımızın artırılmasında çok daha değerli.
Bazı sorularım da olacak tabii, size Sayın Başkan, bu konularda takdir edip temaşayla, imrenerek bakıyoruz, sürekli takip ediyoruz Türk savunma sanayisinin son yıllardaki gelişmesini, ülkeye katkısını, insanlarımızın güveni ve müttefiklerimizin artırılması açısından önemli buluyoruz ve takdirle karşılıyoruz. Bildiğimiz kadarıyla, şirketiniz öncelikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve onlar için üretim yapmak fakat aynı zamanda da diğer ülkelerin istediği ve siparişlerini karşılamak amacıyla pazarlama yaparak hem yurt içi hem de yurt dışı taleplere cevap veriyorsunuz. Bu bağlamda, bazı sorular yöneltmek istiyorum: Üretimimizin büyük bölümü Türk Silahlı Kuvvetleri için yapılıyor ve aynı zamanda yurt içi ve yurt dışı satışlarda yapılıyor. Bu planlama süreci nasıl ayarlanıyor? Kapasitenizin ne kadarı Türk Silahlı Kuvvetleri için kullanılıyor, bunun maddi karşılığı ne kadardır? Diğer siparişleriniz için kapasitenizin ne kadarına ayırıyorsunuz, bunun maddi boyutu nedir? Türk Silahlı Kuvvetlerinin acil ihtiyaçları olması durumunda bu süreçler nasıl ayarlanmaktadır yani üretim bandınızı acil ihtiyaçlara ayırıyor musunuz diğer siparişleri kesip? Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimiz için üretilen silah ve ekipmanlar başka ülkelere veya müşterilere satılmakta mıdır. satılıyorsa hangi silah veya ekipmanlar hangi ülke ve müşterilere satılmıştır? Eğer bir devlet sırrı değilse bunu da söylerseniz...
Değinmek istediğim bir diğer konu da hurda metaller konusu. Bildiğim kadarıyla, entegre bir tesisiniz var, anlattınız. Tabii, bu hurda meselesi yıllar öncesinden yasalaşmış bir şey. Cumhuriyeti kuranların ya da bugüne kadar yönetenlerin, bugün sizin anlattıklarınızla ne kadar önemli bir yasaya da imza attıklarını bu anlamda görüyor ve onları da buradan minnetle anıyorum. Özellikle savaş zamanlarında bu atıklar, hurdalardan elde ettiğiniz ham maddeler çok kıymetli oluyor. "Görev ve yetki" başlığı altında 4'üncü madde geçen "Birinci fıkrada belirtilen faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli olan malzemelerin üretilmesinde ham madde olarak kullanmak ve gerektiğinde piyasada değerlendirmek üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen birim fiyatlarından satın alabilir veya devralabilir." cümlesinin son kısmı -duyduğumuz kadarıyla- bazı kurum veya kuruluşların bu tür hurdalıkları Makine Kimya dışında başka firmalara satabilmelerine olanak sağlıyor yani sadece Makine Kimya dışında başka kurumların da bunu alabileceklerine dair orada ince bir nüans ayarlamışlar. Bu bağlamda, bu konuda muğlaklığı gidermek adına yapılan bir girişiminiz var mıdır? Makine Kimyanın bu konuda ihtilafa düştüğü veya davalık olduğu herhangi bir kurum, kuruluş var mıdır? Makine Kimyanın bu durumdan kaynaklanan maddi bir zararı var mıdır, varsa yılları ayrı ayrı belirtilmek üzere son dört yılda bu zarar ne kadardır? Yılları ayrı ayrı belirtilmek üzere son dört yılda Makine Kimyanın yıllık hurda tedariki ne kadardır, bunun mali karşılığı ne kadardır?
Diğer bir konu da AR-GE konusu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayan kurumun, ihracatını daha da artırmasını ve AR-GE projelerine daha ciddi kaynaklar ayırması gerektiğini düşünüyorum. Sayıştay raporuna baktığımızda, 2023 yılında şirketin 2 milyar 79 milyon olan toplam faaliyet giderleri içerisinde araştırma ve geliştirme giderlerinin ise 130 milyon 260 bin TL olarak gerçekleştiği, 2024 yılında 4 milyar 293 milyon TL toplam faaliyet giderleri içerisinde AR-GE giderlerinin 319 milyon TL olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Sayıştay bu raporlarda bu konuya daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurguluyor. AR-GE'nin, rekabet gücünü artırmak ve pazarda öne çıkmak için sanayi, teknoloji ve üretimin kritik öneme sahip olduğunu düşündüğümüzde, AR-GE'ye ayrılan bütçenin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? AR-GE'ye ayrılan bütçeyi daha da artırmayı hedefliyor musunuz? 2025 yılında genel yönetim giderleri içerisinde AR-GE'ye ayrılan pay yüzde olarak ne kadardır, bu doğrultuda 2026 yılında AR-GE için ne kadar harcama yapılmıştır?
Diğer bir önemli konu da şirketin kârlılık oranları. Kârlılık oranlarına bakıldığında, yıllara sari bir düşüş görülmekte. Şöyle ki: Kurumun mali kârlılığının 2022 yılında yüzde 46,4 iken 2023 yılında yüzde 13,7 olarak gerçekleştiği ve mali kârlılık oranının yüzde 70 azaldığı; 2024 yılında yüzde 6,1 olarak gerçekleştiği ve buradaki mali kârlılık oranınınsa yüzde 55 azaldığı görülmektedir. Kârlılık oranlarındaki oranın düşüşündeki nedenler nelerdir? Bu oranlarının artırılması için hangi çalışmalar yapılmaktadır? 2025 yılında şirketin kârlılık oranı nedir? Yine, 2025 yılı şirketin net kârı ne kadardır? 2026 yılı kârlılık oranı ve net kâr beklentiniz nedir diyor, teşekkür ediyorum.