KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN YEGİN (Ankara) - Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Bakanımızı, salonumuza bugün gelen bütün misafirleri ve kıymetli milletvekilleri, herkesi saygıyla selamlıyorum.

Bugün muhalefetten bir milletvekili konuşurken güzel bir şey söyledi, oradan bir u çekeceğim: "Teknolojilere ve araçlara erişimi sağlarsanız dengeyi sağlarsınız, yoksa bunlara ulaşanlar ile ulaşmayanlar arasındaki dengesizlik derinleşir ve gider." dedi, aslında çok güzel bir şey söyledi. Bugün 3 Kasımın seneidevriyesindeyiz, 3 Kasım seçimleriyle beraber aslında tam olarak da bizim o seçimden zaferle çıkmamızın nedeni tam da bu iddiamız idi: Devleti, bu ülkede yaşayan herkesin devleti yapmak; başını örtenin de açanın da, Kürt'ün de, Laz'ın da, Terekeme'nin de, Alevi'nin de, Sünni'nin de herkesin devleti yaparak her şeyin Türkiye için olduğu, Türkiye'de yaşayan insanlar için olduğu bir devlet inşa etmek ve bu dengesizlikleri gidererek, bölgesel dengesizlikleri, ilçeler arası, iller arası, bölgeler arası, kurumları arası bütün dengeleri gidererek daha güzel bir ülkeyi inşa edebilmekti ve işte hava limanlarını, tüm şehirlere yayarken Trakya'dan Güneydoğu'ya, yurtları, üniversiteleri tüm gençlere başını örtene de burnuna hızma takana da, derslikleri, okulları, akıllı tahtaları, ücretsiz kitapları, talebelere, Kürt'üne de Zaza'sına da Terekeme'sine de, yolları, tünelleri, barajları, oy verilene de verilmeyen yere de, hastaneleri, ambulans uçakları bizi alkışlayana da bize sövene de, harçları sadece bizim teşkilatlarımızdan olup üniversitelerde okuyanlara değil bize karşı çıkanlara da komünizm veya başka ideolojilerin peşinde koşanlara da hatta bize düşmanca davranan öğrencilere de herkese, siyasal bir ayrım gözetmeksizin, mezhepsel bir ayrım gözetmeksizin herkese bu ülkenin, devletin ürettiği bütün imkânları eşit bir şekilde ulaştırmanın gayretinde olduk.

Bu gayret ortaya çıkarken türlü türlü engellerle karşılaşmadık mı? Hep beraber karşılaştık. Kimi zaman terör engeliyle karşılaştık, kimi zaman darbesel engellerle karşılaştık. Kimi zaman bizim belki kendi yetersizliklerimiz oldu, planlamalarda hatalarımız oldu vesaire ama ülkede hangi meseleye el atılmışsa Allah'a hamdolsun bu dengeyi kurmanın büyük bir mücadelesini verdik. Partizanlık yapmadık, sandıklara bakmadık, hemşehricilik, mezhepçilik, etnikçilik, camiacılık, cemaatçilik, zihniyetçilik, kıyafetçilik yapmadık. İhtiyaca, imkâna baktık, millete dayandık Allah'a sığınıp gayret içerisine düştük ve ülkemizi hamdolsun belli bir mesafeye getirdik. İşte bu dengeyi korumaya çalıştık. Yirmi dört yılı tamamlamış sayılıyoruz, bugün 25'inci yılımıza giriyoruz. Yirmi beş yıldır bu ülkede bir refah sağlamak için mücadele verdik ve AK PARTİ iktidarlarıyla beraber kırk küsur çeyrektir ülkenin büyüdüğünden bahsediyoruz rakamlarda ve bu büyüme, bu refahtan halkımızın da istifa ettiği, çok iyi istifade ettiği dönemleri hep beraber yaşadık. Fakat evet, son dört-beş yılda biraz pandemiyle başlayan, sonra Rusya-Ukrayna savaşıyla biraz daha bölgemizde derinleşen, depremle biraz daha fazla yoğun bir şekilde hissettiğimiz, bizim de ufak tefek elbette kusurlarımızın bunun içerisinde olduğu, olabileceği ve bugün geldiğimiz noktada jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle ekonomide arzu ettiğimiz o, işte vadeli programlarda, eylem planlarında koyduğumuz hedefleri... Hani güncellediğimiz için bizi bazen eleştiriyorsunuz ya, bir olayla karşılaşıyorsunuz, sizin dışınızdaki olaylar ve hedefinizden sizi çıkartan birtakım zorlamalarla karşılaşıyorsunuz ve hedeflerinizi güncelliyorsunuz. Evet, bu son dört-beş yılda, o refahta, o AK PARTİ dönemleriyle sağlanan o güzel refahta, herkesin bunu doya doya hissettiği refahta bir parça kaybımız olduğu doğru. Şimdi, bunu sağlamak için uğraşıyoruz. İşsizliği sadece ister Vedat Işıkhan olsun ister o gitsin, ondan sonra 10 bakan gelsin oraya otursun, bütün bakan yardımcılarıyla, kadrolarıyla beraber, tek başına istediğini yapsa, işsizlikte sorunsuz bir Türkiye ortaya çıkartamaz. Bu bir bütündür, dün de bahsettim Sanayi Bakanlığının bütçesinde. İhracat, üretim, istihdam, ticaret, kârlılık, vergilerin topluma yansıması, sahaya yansıması, bunların hepsi birbiriyle ilişkili ve ilintili şeyler. Biz o kaybettiğimiz yani daha doğrusu aşağı doğru gelen son birkaç yıldaki refahı yeniden kazanmak için büyük bir mücadele veriyoruz. Geçen sene çok daha yüksek bir enflasyon oranıyla karşı karşıyaydık, bu sene jeopolitik gerilimlere, enerji, işte bir sürü kelime var orada anlatabileceğimiz, onlara rağmen evet, hedefimizi tutturamadık ama yine de çok iyi bir ivme yakaladık ve biz bu enflasyonu dizginleyip tek haneli rakamlara indirdiğimiz zaman, işte o zaman herkes aldığı zammın, ticaretinde yaptığı kazancın, alım satımında yaptığı kazancın, çalışırken elde ettiği maaşın, emekli maaşı olarak hesabına yatanın o artışların ne olduğunu daha fazla hissedebileceği dönem çok yakın uzak değil, bunun mücadelesini veriyoruz ve bunu başaracağız.

Evet, Bakan ve ekibi ondan önceki bakanlar ve ekipleri çalışma hayatında başarılar elde ettiler. Sendikalaşma oranlarımız arttı, sosyal güvenlik sistemindeki kapsamımız bugün çok daha iyi noktalara geldi; işsizlik oranlarımız, istihdam oranlarımız, mesleki yeterlilikteki durumlarımız vesaire kayıt dışılık, iş gücüne katılım oranları; kadınların, engellilerin, sosyal hizmetler yurdunda, evlerinde yetişen çocukların, cezalarını tamamlamış ve cezaevlerinden çıkmış eski hükümlülerin vesaire hepsinin düşünüldüğü yahu, hepsinin, bu kadar hassas düşüncelerle, herkesin bir şekilde istihdam piyasasında yer alabileceği, kanunla, yönetmelikle kotaların belirlendiği bir istihdam piyasası oluşturulmaya çalışıldı ama yetmiyor çünkü çok daha iyi yerlere layık görüyoruz ülkemizi, iddiamız da bu gayretimiz de bu çabamız da bunun mücadelesini veriyoruz. Bahanelerin arkasına sığınmıyoruz yani pandemi, Ukrayna savaşı, deprem, işte jeopolitik... Bunlar bizim bahanemiz değil, hedefimiz de kararlıyız, bu hedefe yürüyoruz ama o hedefe yürürken dışarıdan veyahut da içeriden oluşan etkiler de elbette kudretsiz de olsa bazen her şey sizin elinizde olmuyor, tam istediğiniz gibi yönetemiyorsunuz ama onların şoklarını hemen atlatıp hedeflerimize bağlı kalarak yolumuzda devam etmeye çalışıyoruz. O yüzden, "Sizin ekonomik modelinizden vatandaş yararlanamadı kim yararlandı biliyor musunuz? Sermayeci, rantçı." diyen arkadaşlara sözlerini geri almalarını, bir mahcubiyet duymalarını istirham ediyorum arkadaşlar.

KAYIHAN PALA (Bursa) - Evet, fon skandalı da bunun örneği değil mi?

ERKAN BAŞ (İstanbul) - Gülüyor. Kendi güldüğünü de kayıtlara yazın, tutanaklarda olsun.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Şimdi gelelim, şöyle bir sorun da yaşıyoruz, dün de aynı şeyi yaşadık. Dün bir arkadaşınız burada konuşurken dedi ki: "Sanayide işçilik maliyetleri çok yükseldi." Dün söyledim, bugün de aynısını söyleyeyim. Bak, Sanayi Bakanlığı buradayken işçilik maliyetlerinin yüksekliğinden bahsedip Çalışma, Bakanı buradayken "Bu ücretlerle kim çalışır kardeşim?" gibi yani gün gün konuşmalarımızın değiştiği oluyor, siyasal yaklaşımlardır, olur bir şey demem.

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Bu, zeytin fiyatının düşük olmasıyla... 20 liraya zeytin alıyorsun filesini.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ama mesela bugün arkadaşımızın biri dedi ki: "Zeytini toplamak zeytinden daha pahalı." Bir öneri de getirdi eyvallah, sağ olsun, sonrasında şöyle şöyle bir şey yapmak lazım dedi ama arkadaşlar, şimdi, az önce bir arkadaşımız sunumunda dedi ki: "İşletmelerin bütçesindeki işçilik maliyetleri giderek yükseliyor Sayın Bakan." dedi mesela. İşçilik maliyetlerin yükselmesinden, şikâyet vurdu, dem vurdu.

İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Kârları mı düşüyor Orhan?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ya yok, şunu söylemek istiyorum: Yani konuşmalar değişiyor.

İSKENDER BAYHAN (İstanbul) - Ya bırak Allah aşkına!

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - İşçilik maliyetleri düşüyor yanlış işçilik maliyetleri düşüyor.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Son tahlilde bizim meselemiz şudur, meselemiz şudur: Bakın, siz de siyaset yapıyorsunuz, biz de siyaset yapıyoruz. Ayrıştırmadan söylüyorum, hepimiz isteriz ki, hepimiz, her birimiz vallahi ayırt etmeden söylüyorum, her biriniz hatta istersiniz ve isteriz ki şu kainatta en yüksek ücretlerle çalışan işçiler bizim ülkemizde çalışsın, bizim insanlarımız çalışsın, en yüksek sosyal refah bizim ülkemizde olsun.

ERKAN BAŞ (İstanbul) - İstiyorsanız yaparız ya, çok kolay. Ya, hırsızları engellersen, yolsuzlukları engellersen olur.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Bak, bunların hepsini hepimiz isteriz. İstekte, arzuda bir sorun yok. En yüksek emekli aylıklarını biz verebilelim, bununla da övünebilelim. Dünyada sunduğunuz tablolarda işte birinci sırada ara farkla olalım. Bunu sen de istersin Erkan Bey, ben de isterim. Bütün arkadaşlarımız ister.

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Fon vurgunlarından paraları alalım.

ERKAN BAŞ (İstanbul) - İstiyorsak yapalım diyorum, beraber yapalım.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Mücadelemiz bu, kardeşim, mücadelemiz bu. Bunun mücadelesini veriyoruz. Nasıl bir bölgede yaşadığımızı siz de bizim kadar biliyorsunuz.

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Niye bütün fedakârlığı sizler yapmıyorsunuz da hep işçiler yapıyor? Totalde bir milletvekili 500 bin lira alıyor.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Komşularımız ne hâldeyken ülkemizi nasıl ayakta tutabildiğimizi siz de görüyorsunuz.

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Bununla mı yetineceğiz? Emperyalistler her yeri vurdu diye bununla mı yetineceğiz?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Yatırım ortamını daha da iyileştireceğiz. Bak, bir şey söyleyeceğim: Siyasal farklılıklar ve siyasal tartışmalar olur ama siyasi birliğimizi çatışmaya dönüştürmeden rekabetimizi edeceğiz.

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Yani bizi vurmasınlar diye AKP'ye mi muhtaç olacağız? Açlığa mı muhtaç olacağız?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Terörsüz Türkiye süreciyle beraber daha nitelikli karşılıklı siyasi rekabet yaparak millete de yatırımcıya da içerden ve dışarıdan yatırımcıya da güven vererek...

BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - İşçiye güven vermeden kimseye güven verilmez, işçi de aç!

ORHAN YEGİN (Ankara) - ...bu ülkede yatırım ortamını daha da iyileştirerek, yatırımı daha da çoğaltarak hep beraber daha güzel bir ortam oluşturacağız.