| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2026 |
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, Bakanlığın kıymetli bürokratları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın bütçesini konuşuyoruz. Kâğıt üzerinde büyük gözüken, tam 2 trilyon 396 milyar liralık bir bütçeden bahsediyoruz. Oysa hepimiz biliyoruz ki bu bütçe, siz yakından takip ediyor musunuz bilmiyorum ama faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradan az. Üstelik SGK'ye ayırdığınız payı düştüğünüzde geriye kalan pay, sadece kırk bir günlük faiz gideri kadar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının aslında gerçek bütçesi, faize ayrılan bütçenin kırk bir günlüğü kadar Sayın Bakan. Nominal olarak büyümüş gözüken bütçeniz aslında reelde küçülüyor, bunu bilginize sunarım.
Değerli Bakan, TÜİK'in eylül verisine göre işsizlik oranları yüzde 8,4; herkes söylüyor, siz de biliyorsunuz. Ama bir şeyi daha söylüyorsunuz, o da şu: TÜİK'in atıl iş gücü rakamı yüzde 31,2 yani çalışmak isteyip de çalışamayanlarla birlikte her 3 kişiden 1'i iş gücü piyasasında boşta. Değerli Bakanım, bunun bir sebebi olmalı, yirmi beş yıllık iktidarımızla eğer övünüyorsak, kestiğimiz kurdeleleri anlatıyorsak kilit vurulan fabrikaların da artan işsizliğin de atıl iş gücünün de sorumluluğunu kabul etmelisiniz; dolayısıyla sebebi sizsiniz. Mülakatta hak ettiği hâlde elenen, gece gündüz çalıştığı sınav sorularının çalındığını öğrenen bir genç, artık, emeğinin karşılık bulacağına inanmadığından zaten iş gücü piyasasından çekiliyor, dolayısıyla bunun sebebi sizsiniz. 8,4 rakamını biraz daha iyi diye anlatıyorsunuz ama gençlere bakınca 13,3 işsizlik, iş aramaktan umudunu kesenlere bakarsak gençlerde 38,7, genç ve kadınsanız durum daha da vahim, 18,3 genç kadınlarda ve 48,5 gibi iki tane oranla karşı karşıyayız. Bunlar, bizim ülkemizde kabul edilebilir oranlar olmamalı. Bunları kabul ederek ne icrada, yürütmede bulunabiliriz ne de siyaset yapabiliriz. Değerli Bakanım, ne okul ne işte olanların oranına bakarsanız OECD'nin en kötüsüyüz, genç kadınlarda her zaman daha kötü oranlarla karşı karşıyayız.
Değerli Bakan, ben sizinle başka bir oranı daha paylaşmak isterim. İstihdam oranı üretimde, sanayide, tarımda azalırken hızlı bir şekilde hizmet sektöründe yükselişini görüyoruz. Hizmet sektöründe çalışanların oranı, gençlerde 51'den 58'e çıkıyor, kadınlarda 70'e çıkıyor. Oranlardan öte bir şey söylemek istiyorum: Neresi hizmet sektörü şimdi, gençlerimize layık gördüğümüz iş ortamları? Sanayide bulamıyor, tarımda bulamıyor; kafede, restoranda, AVM'de, kuryede düşük ücretle ve güvencesiz bir ortamda ne yazık ki çalışıyorlar. Bunu dert edinmeliyiz, bunu dert edinmeden bu ülkenin sorunlarına çözüm bulamayız. Orhan gülüyor, "cafe latte" lafı direkt, sizin yarattığınız ortam "cafe latte" gençliğidir; ekonominiz de budur, istihdam ortamınız da budur.
Değerli Bakanım, 10 kadından 3'ünün işte olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Devam edelim, oranlarla kafanızı yormak istemem ama başka bir vicdani şey, arkadaşlarımızın anlattıklarını tekrar etmek istiyorum. Tam 8 milyon kişi kayıt dışı çalışıyor, 8 milyon kişi. Bakın, bu sadece Bakanlığınızın sorunu değil, bu kayıt dışılık Türkiye'nin en temel sorunlarından bir tanesi, kayıt dışı çalışma Türkiye'nin bütün ekonomisini zehirleyen bir konu, suçu artıran bir konu, çok net söylüyorum. Dolayısıyla ben bu bütçede bununla çok aktif mücadele edildiğine dair emareler görmüyorum. 8 milyon kayıt dışı, 600 bin kişi daha eklenmiş, azalmıyor, artıyor, buna bir plan yapmalıyız beraberce. Sizin uzman bürokratlarınız burada, belki prim oranını kademeli, zamana yayarak düşüren, oradan prim ödemeyeni, kayıt dışı olanın cezasını zamanla arttıran ve bir şekilde kayıt dışı olmayı özendiren bir projeksiyona ihtiyacımız var. Başkası, bu Türkiye için büyük sorun. Kayıt içine aldıkça belki buradan kaybettiğimiz primi, Türkiye ekonomisi başka yerlerden kazanacaktır zaten, onu da görmemiz gerekir.
Değerli Bakan, bakın, asgari ücret meselesi arkadaşlarımız anlattı. Türkiye'de ne yazık ki asgari ücretle normal ücret yapışık hâle gelmiş, genel ücret olmuş ve yüzde 49,6'larda asgari ücret ve yakınında ücret alanlar. Bizim asgari ücretimiz 558 euro, Avrupa'da bu oran yüzde 4 ve biz Avrupa'da sadece 2 ülkenin önündeyiz; birisi Arnavutluk, diğeri Bulgaristan; oysa biz "Ey Almanya!" diyen bir yönetim anlayışına sahibiz, "Ey Hollanda!" diyen anlayışa sahibiz.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Afrika ülkelerinden...
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Birazdan oraya da örnek veririm, sen o ülkelerin adını hatırlayamıyorsun diye ben bildiğin ülkeleri söylüyorum.
Değerli Bakan, bakın, başka bir konu şu: 2.105 kişi hayatını kaybetmiş 2025'te, bunun 94'ü çocuk; bakın, 94'ü çocuk bunun, çocuk; bunların hepsi evlat, hepsi kardeş, hepsi arkadaş, hepsi yurttaş. Ya, buna ait bir vicdani sorumluluğumuzun olması lazım ve bu oranların her gün aynı seyrediyor olması, bırakın azalmasını, her gün aynı seyrediyor olması bile vicdanımızı kanatması lazım. Bakın, gerçekten çok kötü rakamlar bunlar ve ilginç bir rakam var: Ölen işçilerin çoğunluğu, 97,6 oranında, sendikasız. Sendikalaşmanın en düşük olduğu dönemde yaşıyoruz biz, ölümlerde en çok sendikasız alanda oluyor, en çok inşaat alanında oluyor. Dolayısıyla, bunları tespit ediyorsak niye bu alana ilişkin çözüm almıyoruz? Yeterince iş yaratmayan, yarattığı işin neredeyse tamamını asgari ücret etrafında bir ücretle Avrupa'nın en fazla çalışma saatlerinde mümkün eden, her 4 işten 1'inde kayıt dışına iten iş sağlığı ve güvencesinin önemsenmediği bir düzen var ve o da AKP'nin yarattığı çalışma düzeni Sayın Bakan.
Şimdi, Sayın Bakanım, ben size bir sözü hatırlatmak isterim: "Silkeleyiniz!" Silkelediniz! Borçlarınızı da önemli oranda tahsil ettiniz. Bu alacağınıza şahin olduğunuzu gösteren bir laf, yıllarca olmadınız ama muhalefet belediyeleri çoğunluğu sağlayınca şahin oldunuz.
Şimdi, bu Sayıştay raporu. Bakın, alacağınıza şahin olan kuruluşların muhasebesinin çok düzgün olması lazım. Tahakkuk, tahsilat konusundaki kayıtların çok düzgün olması lazım ve Sayıştayın raporlarına riayet etmiş olmanız lazım. Şimdi, ben size bu raporun 13'üncü ve 14'üncü sayfasını tekrardan hatırlatmak isterim. Bu raporun 13'üncü sayfasında 2 trilyon 229 milyar liralık prim alacağının mali tablolara doğru yansıtılmamış, ayrıca icraya gönderilen -14'üncü sayfada bu da- 340 milyarlık alacağında muhasebeye hiç kaydedilmemiş olması sizin Bakanlığınızın bürokrasisini sorgulamanızı gerektirmez mi? Alacağınıza böyle mi şahinsiniz siz? Buraları silkelemiyor musunuz? Sayıştay raporunun bulgularına... Bakın, en sonunda yazıyor, 5 bulguya uymuyorsunuz., tekrar ediyorsunuz bulguları. Sayıştay denetçileri burada. Ya Sayıştay Meclis adına denetim yapıyor. Siz bizi önemsemiyor musunuz? Bakın, bu bulgular tekrar ediyor Sayın Bakan, 2 trilyondan bahsediyorum, 340 milyardan bahsediyorum. "Silkeleyin!" diyorsunuz, alacağınıza şahinseniz, alacaklarınızı doğru kayıt altına alın. En önemli kuruluştur burası, alacakların doğru kaydedilmesi gereken kuruluşlardan en önemlisidir burası.
Bu arada, Sayın Bakanım, emekliler merak ediyor. Bayram ikramiyesi kaç lira olacak? Bunun için ayrılan ödenek ne kadar? 2019'da bayram ikramiyesi en düşük emekli aylığına eşitti, bugün beşte 1'i. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Açıkçası merak ediyoruz. En düşük emekli aylığı 23.552 lira, en düşük emekli aylığı 23.552 lira; bununla bir ay geçinebilir misiniz? Bununla torunlarınızın yüzüne gülerek bakabilir misiniz? Buraya hızla bakmanız gerekir.
Yine, grev kırıcı bir Bakanlıksınız, 23 grevi millî güvenlik ve genel sağlık gerekçesiyle ne yazık ki iptal etmişsiniz, engellemişsiniz.
Ve son soru; arkadaşlarımız sordu, şimdi tekrar ediyorum: İşsizlik Fonunda biriken paralar nasıl değerlendirilmiştir, bugün burada açıklayınız.