KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, Bakanlığımızın ve kurumlarımızın değerli temsilcileri, sayın basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa'mıza göre herkesin çalışma hakkı ve ödevi bulunmakta olup devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü bulunmaktadır. Ülkemizde istihdam üç yıldır uygulanan sıkı para politikasının olumsuz etkilerine rağmen 2025 yılında dayanıklı görünümünü korumuş, önceki yıla göre yaklaşık 54 bin kişilik sınırlı azalışla 32 milyon 566 bin kişi olmuştur. Esasen, pandemi öncesi, 2018 yılında 28,7 milyon kişi olan istihdam sayısı pandemiye, asrın deprem felaketine ve erken emekliliği sağlayan EYT düzenlemesine rağmen sekiz yılda 3,9 milyon kişi, yıllık ortalama 487.500 kişi artmıştır. Genç, kadın ve mesleki yeterlik belgesi olanların istihdamında prim teşvikinin süresi 31 Aralık 2026 tarihine kadar uzatılmıştır.

İmalat sektöründe sigortalı sayısını koruyan işletmeler için uygulanmakta olan sigortalı başına aylık 3.500 lira teşvik ödemesinin 2027 ve 2028 yıllarında da sürdürülmesi, ayrıca, turizm işletme belgesi almış konaklama tesislerine de bu yıl mayıs ila aralık döneminde istihdam başına aylık 3.500 lira destek ödenmesi konusunda yasal düzenlemeler yapılmıştır. İstihdamın 2026 yılında bir önceki yıla göre 13 bin kişi artarak 32,6 milyon olması beklenmekte, 2027 yılında ise 657 bin kişi artması hedeflenmektedir.

İş gücüne katılma oranı 2025 yılında 0,7 puan azalarak yüzde 53,5 olmuş, bu yıl yüzde 52,9 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir, 2027 yılında yüzde 53,4'e ulaşması öngörülmektedir. İşsizlik oranı 2025 yılında 0,4 puan azalarak yüzde 8,3'e gerilemiş, 2026 yılında yüzde 8,1'e, 2027 yılında yüzde 8'e gerileyeceği tahmin edilmektedir.

Son beş yılda 9,6 puan düşen genç işsizlik oranı 2025 yılında 1 puan azalışla yüzde 15,3 gerçekleşmiş olup 2026 yılında yüzde 13,3'e inmesi beklenmektedir. Son yıllarda sürekli artan ve on yılda 12,6 puan yükselen atıl iş gücü oranı eylül ayında yüzde 31,2 seviyesindedir. Atıl iş gücü oranı erkeklerde yüzde 25,6, kadınlarda ise yüzde 40,4'tür. Kayıt dışı istihdam oranında yıllar itibarıyla bir azalma görülmekle birlikte, 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 24,4 düzeyindedir. İstihdamın hâlâ yaklaşık dörtte 1'i kayıt dışıdır.

Kadınların iş gücüne katılma oranı 2025 yılında yüzde 36,2 iken 2026 yılında yüzde 35,5, 2027 yılında yüzde 36,5 olması tahmin edilmektedir. 2025 yılında yüzde 32,1 gerçekleşen kadın istihdam oranının ise 2026 yılında yüzde 31,7, 2027 yılında yüzde 32,6 olması öngörülmektedir. Geçmiş yıllara göre kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranlarında artış görülmekle birlikte, hâlen düşük olup AB ortalamalarının çok altındadır.

Milliyetçi Hareket Partisi ülkemizde iş gücü piyasası ve çalışma hayatıyla ilgili köklü bir reform yapılması görüşündedir. Toplumun tüm kesimlerine insana yaraşır iş fırsatlarının sunulduğu, iş gücünün niteliğinin yükseltilip etkin kullanıldığı, ücret-verimlilik ilişkisinin güçlendirildiği, iş sağlığı ve iş güvenliği şartlarının iyileştirildiği ve etkin bir şekilde denetlendiği verimli bir iş gücü piyasası oluşturulmasını öngörüyoruz. Çalışma çağındaki nüfusun azami oranda istihdam edilmesini, atıl iş gücünün ve kayıt dışı istihdamın azaltılmasını, kadınların iş gücüne katılım oranlarının daha da artırılması konusunda etkin tedbirlerin alınmasını, iş gücü piyasasında yapay zekâ, dijital dönüşüm ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı yeni talepler doğrultusunda iş gücünün niteliğinin geliştirilmesini, eğitim, istihdam planlaması yapılmasını, nitelikli insan gücüne dönük eğitim, sanayi iş birliği politikalarının desteklenmesini, mesleki eğitim ve çıraklık eğitiminin daha fazla teşvik edilmesini, bunun için çıraklık ve staj sürelerinin sigortalılık yönünden anlamlı hâle getirilmesini, aktif iş gücü programlarının yaygınlaştırılmasını ve etkinliğinin artırılmasını, özel politika gerektiren grupların istihdam ve iş gücüne katılımının güçlendirilmesini, çalışma hayatı işçi ile işveren haklarının dengeli bir şekilde korunmasının yanında, işin korunmasını da dikkate alan politikalar çerçevesinde tanzim edilmesini, çalışma hayatında sosyal taraflarla diyalog içerisinde tüm işçiler açısından erişilebilirliğin sağlanacağı, işçilerin kazanılmış haklarının güvence altına alındığı bir kıdem tazminatı sisteminin oluşturulmasını, iş sağlığı ve güvenliğinin çağdaş normlarda sağlanmasını, bu alanda yürütülen hizmetlerin kalite ve verimliliğin artırılmasını ve denetimin etkinleştirilmesini, çağdaş normlarda endüstri ilişkilerinin tesisi için sendikal hakların geliştirilmesini, sendikalı işçilerine toplu sözleşmeli iş yerlerinin artırılmasına destek sağlanmasını gerekli görüyoruz.

Kamuda ücret adaletini sağlayacak, statü ve istihdam karmaşasını giderecek, işe girişte, ilerleme ve yükselmede objektifliği, liyakati esas alacak bir personel rejiminin uygulamaya konulması ihtiyacı devam etmektedir. Kamuda istihdam karmaşasının giderilmesi, devletin asli işlerinin kadrolu personel eliyle yürütülmesi, çalışanların aylık düzeylerinin görev ve sorumluluk esasına dayalı olarak yeniden belirlenmesi suretiyle aylıklar arasında adaletin sağlanması gerekli görülmektedir. Kamu çalışanlarına çeşitli adlar altında yapılan tüm ek ödemelerin prim matrahına dâhil edilerek emekli aylığına yansıtılmasını sağlayacak düzenleme mutlaka yapılmalıdır. Yardımcı hizmetler sınıfı tümden kaldırılmalı ve bu sınıfta görev yapan personel kurumlarında genel idari hizmetler kadrolarına alınmalıdır. Memur ve diğer kamu görevlilerinden 1 derece hakkından daha önce yararlanmamış olanlara, mevcut eşitsizliğin giderilmesi amacıyla 1 derece verilmesi için de düzenleme yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; anayasal güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkı ve bu güvenliğin sağlanmasına yönelik uygulamalar yıllar itibarıyla irdelendiğinde eşitlik ve adalet ilkesinin gerektiği şekilde tesis edilmediği, sosyal güvenlik sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunların ve açmazların giderilemediği gözlenmektedir. Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi 1990'lı yıllarda gelir gider açığı vermeye başlamıştır. İstihdam oranlarının düşüklüğü, kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, prim tahsilat oranlarının düşüklüğü, prim afları ve borçlanma kanunları düşük kazanç bildirimleri, prime esas kazanç ortalamalarının düşük seyretmesi, fon gelirlerinin etkin kullanılmaması sistemin gelirlerini olumsuz etkilemiştir. Diğer taraftan, emeklilik yaşının düşürülmesi, erken emeklilik, prim karşılığı olmayan ödemeler sisteminin giderlerini artırmıştır. Gelecekte sosyal güvenlik sistemini daha da zorlayacak en önemli unsurlardan biri nüfusumuzun yaşlanmasıdır. Gerek yaşam sürelerinin uzaması gerekse hızla düşen doğurganlık oranları hem emeklilik sistemleri hem de sağlık harcamaları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin hukuki boyutu itibarıyla uygulanabilir, mali boyutu itibarıyla sürdürülebilir ve ilgili taraflarca kabul edilebilir bir yapıda olması önem arz etmektedir. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge olan aktif-pasif oranı 2022 yılında 2,01 düzeyine kadar yükselmişken 2025 yılında 1,62, 2026 Temmuz ayı itibarıyla 1,58 seviyesine inmiştir. 2026 yılında SGK gelirlerinin 7 trilyon 194,2 milyar lira, giderlerinin 7 trilyon 296,7 milyar lira ve gelir-gider açığının 102,5 milyar lira olması öngörülmüştür. 2026 yılında faturalı ödemeler, ek karşılıklar, emeklilere yapılan ek ödeme, devlet katkısı, prim teşviklerinden kaynaklanan transferler ile prim ödeme gücü olmayan GSS primi de dâhil olmak üzere SGK'ye toplam 2 trilyon 75,9 milyar lira tutarında bütçe transferi yapılması öngörülmektedir. Bütçe transferlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2025 yılında yüzde 3,1 olup 2026 yılında yüzde 2,4, 2027 yılında yüzde 3,1 olması beklenmektedir.

Sosyal güvenlik sisteminde etkin tedbirler alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren tüm sigortalılar için SGK prim oranı 1 puan artırılmış, prime esas kazanç üst sınırı asgari ücretin 7,5 katından 9 katına çıkarılmıştır. Borçlanma prim oranları doğum hariç yüzde 32'den yüzde 45'e çıkarılmış, durdurulan BAĞ-KUR sigortalılık sürelerinin ihya primi oranı da yüzde 34,75'ten yüzde 45'e yükseltilmiştir. İşverenlere sağlanan prim teşvik oranı imalat sanayisi hariç 4 puandan 2 puana indirilmiş, genç girişimcilere bir yıl süreyle sağlanan prim desteği kaldırılmıştır. Ayrıca, prim borçlularının gelir ve aylıklardan en fazla yüzde 25 oranında kesilebilmesi düzenlenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumuna aylık prim gelirlerinin dörtte 1'i oranında verilen devlet katkısı kaldırılmıştır. Kurumun açığı da merkezî yönetim bütçesinden karşılandığında bütçe transferi toplamı değişmemektedir.

Prime esas kazancın düşük bildirilmesi ve kayıt dışı istihdam önemli bir sorundur. Prime esas kazancın düşük bildirilmesi nedeniyle ülkemizde asgari ücretle çalışanların oranının yüksek göründüğü bilinen bir gerçektir. Sosyal güvenlik sisteminde sigortalı sayısının ve gelirlerinin artırılması için kayıt dışı istihdamın kayda alınması ve prime esas kazancın düşük bildirilmesinin önlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumunun prim alacaklarının etkin ve tavizsiz bir şekilde takip ve tahsil edilmesini, prim alacakları karşılığında edinilen taşınmazların gerçek değeri üzerinden hızla satılarak kaynağa dönüştürülmesini, hastane, ilaç ve tıbbi malzeme ödemelerinin yapay zekâ gibi gelişmelerden de yararlanılarak etkin bir şekilde denetlenmesini gerekli görüyoruz.

Sigorta primlerinin toplanmasında, sağlık harcamalarını takibinde ve emekli aylıklarının bağlanmasında görev yapan, bu işin asıl yükünü çeken SGK çalışanlarının sorunları çözülmeli, çalışanların iş yükü hafifletilmeli, tazminat ve ek ödemeleri artırılmalıdır.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi olarak, üreten, istihdam yaratan, üretilen değerden herkesin adil pay almasını mümkün kılan ve gelir dağılımını adaletli hâle getiren, nimet ve külfetin bütün kesimlerce hakça paylaşımına dayanan bir sistemin tesis edilmesini öngörüyoruz. Asgari ücret 2025 yılında yüzde 30, 2026 yılında yüzde 27 oranında artırılmıştır. Asgari ücret brüt 33.030 lira, net 28.075 lira, işverene maliyeti ise 40.874 lira 63 kuruş olmuştur. Asgari ücret tarihî bir reformla 2022 yılından itibaren vergi dışı bırakılmış ve tüm çalışanların asgari ücret kadar gelirine gelir vergisi ve damga vergisi istisnası getirilmiştir. Ayrıca, çalışanların mevcut ücretlerine ilave olarak işverenlerce nakit olarak verilen yemek ve ulaşım bedeli ile elektrik, doğal gaz ve ısınma giderleri ödemelerinin belirli bir kısmı sigorta primi ve gelir vergisinden istisna edilmiş, bu ödemeler teşvik edilmiştir.

Yüksek enflasyon ve geçim şartları dikkate alındığında elbette asgari ücret artışları yetersiz kalmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 2027 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların geçim şartları dikkate alınarak net asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılması, çalışanlara büyükşehirlerde kira ve ulaşım desteği verilmesi görüşündeyiz. İşverenlerin asgari ücret artışı yükünü azaltmak, istihdamı korumaları ve artırmalarını desteklemek amacıyla 2016 yılında başlatılan asgari ücret desteği 2026 yılında aylık 1.270 liraya yükseltilmiştir. Asgari ücretteki artış, prim oranı ile borçlanma oranlarının yükseltilmesi esnaf ve çiftçinin de prim yükünü artırmıştır. Özellikle küçük esnafımıza ve çiftçimize destek sağlanması ya da prim oranlarında indirim yapılması, ihya oranının gözden geçirilmesi ve prim borçlarının uygun şartlarda yapılandırılması uygun olacaktır.

Memur ve memur emeklilerinin aylıkları ocak ve temmuz aylarında toplu sözleşmeye göre artırılmakta, ayrıca enflasyon farkı yansıtılmaktadır. Memur ve memur emekli aylıkları 2025 yılında yüzde 28,9 artırılmış, 2026 yılında yüzde 34,6 oranında artırılmış ve bin lira seyyanen ödeme yapılmıştır. 8. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca memur ve memur emeklilerimizin aylıklarında 2027 yılı için ilk altı ay yüzde 5, ikinci altı ay yüzde 4 artışla birlikte enflasyon farkı oranında artış yapılacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, memur ve memur emeklisi aylıklarına ocak ayında yapılacak artışta bütçe imkânları çerçevesinde ilave refah payı verilmesinin uygun olacağı görüşündedir. SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları ise 5510 sayılı Kanun uyarınca ocak ve temmuz aylarında bir önceki altı aylık enflasyon oranı kadar artırılmaktadır. SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları 2025 yılında yüzde 35, 2026 yılında yüzde 39,2 oranında artırılmıştır. En düşük emekli aylığı da 2025 yılında yüzde 35, 2026 yılında ise yüzde 39,5 oranında artırılarak 23.552 liraya yükseltilmiştir.

Emeklilerimizin yıllarca hizmet verdikten sonra geçim kaygısı duymadan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini temin etmek, devletin önemli ve öncelikli görevlerinden biridir. Emekli aylığı, bugün 17 milyonun üzerinde kişinin gelir kaynağıdır. 5,1 milyon kişi en düşük emekli aylığını almaktadır. Bugün emeklilerin birçoğu aldıkları aylıkla ay sonunu getirememekte, geçim sıkıntısı çekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, emekli aylıklarında iyileştirmeyi öngören düzenlemenin yıl sonuna kadar yapılacağı müjdesini vermiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz de emekli aylıklarını artıracak, prim ödeme gün sayısını ve ödenen prim tutarını esas almak suretiyle emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri giderecek düzenlemenin öncelikle yapılması görüşündeyiz. Ayrıca, BAĞ-KUR prim gün sayısını 7200'e düşürecek, birinci dereceye gelen memurlara 3600 ek gösterge verecek, ev kadınlarına prim desteğiyle birlikte emeklilik hakkı tanıyacak düzenlemelerin de yapılacağına inanıyoruz.

Bugün emeklilerimizin "Ben daha çok prim ödedim ama daha az prim ödeyenle yaklaşık aynı emekli aylığını alıyorum." diye haklı şikâyetleri bulunmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminde emekli aylığı bağlama şartları 1950 yılından beri en az 9 defa değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikler, aylık bağlama sistemini karmakarışık hâle getirmiş, aynı hizmet süresinde farklı emekli aylıkları bağlanmasına sebep olmuştur. Aslında, ödenen primler ile bağlanan emekli aylıkları arasında bir denge olması gerekmektedir. Prim-maaş dengesi kısaca "ne kadar prim o kadar maaş" olarak ifade edilmektedir. Prim gün sayısı ve ödediği primi daha az olan sigortalılar ile prim gün sayısı ve ödediği prim daha fazla olan sigortalılara aynı tutarlarda emekli aylığı ödenmesi sosyal sigorta sisteminin ruhuna aykırıdır. Prim-maaş dengesi gözetilerek mevcut emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikleri giderecek intibak düzenlemesinin kademeli bir şekilde yapılmasını, ayrıca emekli aylığı bağlanmasında güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranlarının gözden geçirilmesini gerekli görüyoruz.

Yine, memur emeklisi aylığı ile SSK ve BAĞ-KUR emeklisi aylığı artışlarının farklı hükümlere tabi olması nedeniyle her maaş artış döneminde farklı oranlar ortaya çıkmaktadır. Sigortalılar arasında her bakımdan norm ve standart birliğinin sağlanması, tüm emeklilerin maaş artışlarının aynı esaslara göre belirlenmesi, emekli aylıklarında yapılan artışların genel enflasyon endeksi yerine bu kesimin tüketim kalıplarını ve hayat standardını dikkate alan özel bir endekse göre yapılması görüşündeyiz.

Sayın Bakanım, Bakanlığınız ve kurumlarınızın 2027 yılı bütçelerinin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.