| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 28 .10.2026 |
MUSTAFA ERDEM (Antalya) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, Sayın Meclis Başkanım, değerli milletvekilleri, kıymetli katılımcılar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yarın cumhuriyetimizin ilanının 103'üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Buradan tüm milletimizin Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, özlem ve minnetle anıyorum.
Değerli arkadaşlar, 29 Ekim 1923 yalnızca bir yönetim biçiminin ilan edildiği tarih değildir. Bu tarih, egemenliğin saraydan alınıp millete verildiği, millet iradesinin devlet yönetiminin temeline yerleştirildiği tarihî bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyet milletin kendi geleceğine kendisinin karar vermesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ise bu iradenin tecelli ettiği millet adına kararlarının alındığı ve iktidarın millet adına denetlendiği yerdir. İşte bu nedenle, Cumhuriyet Bayramı'nın arifesinde sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2027 yılı bütçesini konuşmuyoruz. Aynı zamanda cumhuriyetin temel değerlerine, Meclisin itibarına ve millet iradesinin ne ölçüde hayata geçirildiğine de bakıyoruz. Ancak üzülerek görüyoruz ki bugün milletin Meclisi yürütmeyi denetlemekte giderek daha fazla zorlanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sonrasında yasamanın etkisi zayıflamış, yürütme ile yasama arasında maalesef denge bozulmuştur. Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle geniş bir yönetim alanı oluşturulurken Meclisin denetim yetkisi daraltılmıştır. Kanun teklifleri yeterince tartışılmadan, toplumsal uzlaşı aranmadan ve çoğu zaman torba yasalarla gündeme getirilmektedir. Oysa Meclis yürütmenin noteri değildir. Sarayda hazırlanan kanun tekliflerinin onay merci de değildir. Millet adına karar veren, denetleyen ve hesap soran organdır. Peki, bugün bu görev ne ölçüde yerine getiriliyor? Takdiri sizlere bırakıyorum.
Değerli arkadaşlar, yasama her yıl yürütme karşısında itibarını kaybetmektedir. Rakamlar ortadadır: Haziran 2023-Ekim 2025 döneminde tüm milletvekillerinin her 100 sorusunun sadece 14'üne zamanında yanıt verilebilmişken Ekim 2025-Temmuz 2026 arasında her 100 sorunun yasal süresinde sadece 6'sı cevaplanmıştır. Dördüncü Yasama Yılında vekillerin sorduğu geçerli 12.344 sorunun sadece 652'si zamanında yanıtlanmıştır. Görüldüğü üzere atanmış bakanlar seçilmiş milletvekillerinin sorularını bile cevaplamamaktadır. Bir milletvekili millet adına soru soruyor, yürütme zamanında cevap vermiyor. Peki, cevap verilmeyen soruların hesabını kim soracak? Denetim görevini yerine getiremeyen bir Meclis milletin güvenini nasıl koruyacak? Yine, muhalefetin araştırma önergeleri reddediliyor, kanun teklifleri reddediliyor. 28'inci Dönemde 21 Ekim 2026'ya kadar Genel Kurulda iktidar oylarıyla reddedilen 228 adet grup önerimizde eğitimden sağlığa, asgari ücretten emekli maaşlarına, geçim sıkıntısına, kademeli emeklilikten vergi yapılandırılmasına, seçme ve seçilme hakkından belediyecilik faaliyetlerine, emekçilerin geçim sorunlarından gençlerin eğitim taleplerine, tarım ve sanayi sorunlarına kadar ülkemizin can yakıcı başlıklarını gündeme taşımışız. "Konuşalım, araştıralım, kanun yapalım, milletin derdine derman olalım." demişiz, reddetmişsiniz. Ya, arkadaşlar, ülke kamu kurumları üzerinden soyulmuş, fon vurgununun maliyeti 114 milyar dolara yaklaşmış. "Konu araştırılsın, Meclis komisyon kursun." diyoruz, reddediliyor. Bu nasıl bir anlayış? Bir olayın araştırılmasını istemek neden iktidarı rahatsız ediyor? Gerçeklerin ortaya çıkmasından niye korkuluyor?
Değerli milletvekilleri, yasama kalitesi de ciddi bir sorun hâline gelmiştir. Birbiriyle ilgisi olmayan düzenlemeler torba kanunlara doldurulmakta, milletvekillerinin yeterince incelemesine ve vatandaşın sonuçları anlamasına fırsat verilmeden yasalar çıkarılmaktadır. Çok kanun çıkarmak, iyi kanun yapmak değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)