KOMİSYON KONUŞMASI

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın TBMM Başkanı, sayın milletvekilleri, kıymetli bürokratlar, Sayın Ombudsman, Sayıştay Başkanı ve kıymetli basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yarın yüce Meclisimizin ilan ettiği cumhuriyetin 103'üncü yılını idrak edeceğiz; kutlu olsun, daim olsun diyorum.

Bize bu vatanı ve cumhuriyeti hem armağan eden hem de teslim eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu bilinç ve sorumlulukla öncelikle diyorum ki: Millî Mücadele'nin mücadelenin yönetildiği ve bağımsızlığın savunulduğu merkez olan, egemenliğin hanedandan millete geçişinin kurumsal ifadesi olan, cumhuriyetin, demokrasinin ve millet iradesinin temsil edildiği anayasal kurumun ta kendisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin yerinin ve fonksiyonunu icra edecek gücünün korunması çok, çok, çok ama çok önemlidir. Türk milletinin varoluşundan beri olan meclis yani istişare kültürü İslam inancıyla perçinlenerek bugünlere kadar gelmiştir. Bu milletin elinden her şeyi alabilirsiniz belki ama bayrağını, özgürlüğünü, vatanını ve Meclisini asla alamazsınız. İster rejim değiştirin, ister milletin iradesini Mecliste devşirin; Türk milleti dünya var oldukça "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." düsturundan vazgeçmeyecektir. Bunun yanında, Türkiye Büyük Millet Meclisi hem kahraman hem de kutsaldır. Vatanımızın her karış toprağında olduğu gibi Meclisimizin de her milimetre karesinde şehitlerimizin kanı ve gazilerimizin amansız mücadelesi vardır. Böyle bir kurumun cumhuriyetin 103'üncü yılında geldiği noktaya bakıyoruz ve ne görüyoruz? Türkiye Cumhuriyeti devletinden rahatsız olan, Türk milletinin birliğini bozmaya yemin etmiş "Yüzyılın hesabını soracağız." diye elli yıldır bu millete silah doğrultan emperyal güçlerin aparatı bebek katiline bu yüce çatı altında "sayın" denildiğini görüyoruz. Memnun musunuz bu durumdan Sayın Başkan, ben gerçekten çok merak ediyorum.

Yine, ne görüyoruz bu yüce Mecliste? Bebek katiliyle muhatap edecek, hatta yine eşitleyecek bir komisyon kuruyorsunuz ve bunu yüz üç yıllık cumhuriyetin en büyük başarısı olarak ilan ediyorsunuz. Şurası kesinlikle unutulmasın ki: Bir ülkeyi içeriden yıkmaya çalışanlar asla o ülkenin imarına tuğla koyamazlar. Ne demiş atalarımız? "Kırk yıllık Kâni olur mu yani?" "Kurulan komisyona özenle isim seçtik." diyorsunuz. Neden? Çünkü muhatap aldığınız terör örgütü "terör" kelimesinin kullanılmasından rahatsız oluyor, yaptıklarını terör değil, bir hak mücadelesi olarak tanımlamaya çalışıyor, siz de sanki bunu kabul ediyorsunuz, bir de diyorsunuz ki: "Türk devleti, Türk milleti ayağındaki en büyük prangadan kurtuluyor." Sayın Başkan, öncelikle şunu vurgulamak istiyorum: Türk devleti çok büyük bir devlet, Türk milleti de çok büyük bir millettir. Aparat terör örgütleri ne bu büyük devlete ne de bu büyük millete pranga olamaz, olamamıştır da; ha, olmaya niyet etmiştir tabii ki, bu devleti yıkmaktır amacı, bu milleti bölmektir ama Türk devletinin güçlü güvenlik güçleri, istihbarat teşkilatı ve tabii ki milletin ferasetiyle mağlup olmuş ve yok olmuştur. Nitekim, sizin kendi Bakanınız Süleyman Soylu da bunu AK PARTİ Hükûmeti adına teyit etmiştir. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve önemi sebebiyle varlığını sürdürmesi, bağımsızlığını koruması için tabii ki mücadele vermesi gereken durumlar olmuştur da olacaktır da. Bu, sırf Türkiye için de geçerli değildir, aslında tüm ülkeler için geçerlidir; bunu ülkeye bir maddi maliyet olarak tanımak ya da tanımlamak kesinlikle yanlıştır, bunun adı ülkeye maliyet değil yaşayan, varlığını devam ettiren bir ülkenin hayatta kalma koşuludur.

Yine, hem yüz üç yıllık cumhuriyetin hem de 106 yaşındaki Türkiye Büyük Millet Meclisinin kahramanlığına ve kutsallığına gölge düşüren, 10 Ağustos 2026'da yani Sevr Antlaşması'nın imzalandığı güne denk gelerek kabul edilen çerçeve yasayı da kutsamanız anlaşılamaz. Bir de bu yasanın 467 vekilin oyuyla geçmesinin Türk milletinin mutabakatının yansıması olarak pazarlanmasını kesinlikle doğru bulmadığımı buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum. Neden mi? Çünkü Cumhur İttifakı -hepiniz çok iyi hatırlayacaksınız ki- 2023 seçimlerinde seçim propagandasını kesinlikle güvenlik üzerine yaptı; yalan bir kara propagandayla Millet İttifakı'nın seçim kazanması hâlinde PKK'lı teröristlerin ve bebek katilinin affedileceğini bangır bangır söyledi ve seçim sonuçlarına göre de Mecliste bir sayı elde etti. E, elde edilen bu sayıda PKK terör örgütünü ve bebek katilini affetmemek üzerine Türk milletinden oy aldı ama yaptığı icraat tamamıyla aldığı oyun yüz seksen derece tersinde bir icraattır. Bu, ne demek oluyor? Meclise getirdiğiniz bu yasayı Meclise değil, öncelikle halka götürecektiniz, referanduma sunacaktınız, eğer referandumda böyle bir mutabakatla geçirseydiniz o zaman bunu böyle pazarlayabilirdiniz. Ha, hadi referanduma gitmediniz, o zaman bir seçim yapılacaktı, aynı söylemlerle Türk milletinin önüne çıkıp oy talep edecektiniz, aldığınız oy eğer böyle bir yasayı geçirmeye yetiyorsa, tamam, aynı propagandayı yapabilirdiniz ama şu anda bu 467 sayısının üzerine basa basa pazarlanmasını kesinlikle kabul etmiyoruz, arkasında ne olduğunu da çok iyi biliyoruz. Ayrıca, övündüğünüz bu yasa neye imkân sağlıyor? Kısaca şöyle söylemek istiyorum: TCK'nin 302/1 maddesini düzenleyen devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak suçu kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılan ve bu madde kapsamında yağma, yol kesme, araç yakma, kara ve ulaşım araçlarını engelleme, kundaklama, yangın çıkarma; TCK'nin 174/1 maddesini düzenleyen izinsiz patlayıcı madde imal etme, kullanma ve yurda sokma; 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet etmek, vahim nitelikli silah bulundurmak, kullanmak, silahlı terör örgütü üyesi olmak, örgüt adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak; Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet etmek suçlarından yargılanmış, mahkûm olmuş veya hâlen firari durumda olanlar affedilecek bu övündüğünüz yasayla. Ne güzel değil mi, gerçekten de övünülecek bir yasa!

Ama bakıyoruz, sizin bu övündüğünüz mutabakat, kanuna uyan, vergisini ödeyen; vatanı, milleti, bayrağı için gözünü budaktan esirgemeyenler için hiçbir konuda sağlanamıyor. Mesela emekliler, mesela polisler, mesela Meclis danışmanlarımız, mesela çiftçilerimiz gibi gibi, hatta Türk finans piyasasının yüz karası olan ve Türk ekonomisine büyük darbe vurma potansiyeli olan nitelikli fon dolandırıcılığında bile gözetilemedi bu büyük mutabakat. Ha, konu fon dolandırıcılığına gelince aklıma geldi, bu dolandırıcılar acaba çıkıp "Biz PKK'lıyız." dese affedilecek mi mesela? Bu fon için gönüllü hesap uygulaması başlattınız ama -tırnak içinde söylüyorum- yüz üç yıllık cumhuriyetin en büyük başarısı ilan ettiniz PKK'yı yasallaştırma çalışmalarında bu örgütün finansal gücüyle ilgili neden hiçbir çalışma yapılmadı? Silah bırakan, kendini fesheden, dünyanın en büyük narkoterör örgütü maddi gücünü de mağaralara gömmeyecektir diye düşünüyorum.

Türk milleti, ortak vatandaşlık bağıyla bir bütündür, Kürt vatandaşlarımız bu milletin ayrılmaz bir parçasıdır. Hiçbir terör örgütünün bütün bir toplumsal kesim adına temsil yetkisi üstlenmesi kabul edilemez. Vatandaşın haklarının güvencesi Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukudur, şehit ailelerinin ve gazilerin adalet beklentisi de başarı sunumlarının gölgesinde bırakılamaz. Türk milletinin acıları, henüz tamamlanmamış bir sürecin tanıtım malzemesi yapılamaz. "Türkiye modeli" deniliyorsa, modelin sahadaki karşılığı ortaya konulmalıdır. Teslim alınan silahlar, dağıtılan örgütsel yapılar, kesilen finans ağları ve güvenliği sağlanan sınırlar gösterilmelidir. Türk milleti temenni ile sonucu çok iyi ayırt edecek ferasete sahiptir. Başarı ilanının inandırıcılığı, ortadan kaldırıldığı kanıtlanan tehdidin büyüklüğü kadardır. Devletin güvenliği de milletin güvenini de somut gerçekler üzerine kurulmalıdır. Bizim çizgimiz nettir: Teröre taviz yok, hukuka istisna yok, milletin iradesinin üstünde hiçbir güç yoktur.