KOMİSYON KONUŞMASI

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın hazırun, yarın Cumhuriyetimizin 103'üncü yaşını kutlayacağız. Bu vesileyle cumhuriyete sahip çıkmak; Atatürk devrimlerini savunmak, laikliği ve halk egemenliğini güçlendirmek, aklın ve bilimin aydınlattığı yolda kararlı yürümektir. Meclisin iradesine, yargının bağımsızlığına, kadınların eşitliğine, emeğin hakkına ve ülkemizin ortak varlığına sahip çıkmaktır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlığımızı ve cumhuriyetimizi bizlere emanet eden bütün kahramanlarımızı rahmet, saygı ve minnetle anıyor, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mızı kutluyorum.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin temsil edildiği ve kaynağını Anayasa'dan alan -yetkisinin kullanıldığı- organdır. Meclis Başkanı da bu organının başındaki makam olarak milletvekillerinin yasama ve denetim haklarını korumakla yükümlüdür. Başkanlığın başarısı yürütmenin gündemini ne kadar hızlı tamamladığıyla ölçülemez. Muhalefet dâhil olmak üzere bütün milletvekillerinin bilgiye ulaşabilmesi, teklifi değerlendirebilmesi, tartışılabilmesi, kamu parasının hesabını sorabilmesiyle değerlendirilmelidir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle zaten güvenoyu, gensoru gibi siyasi sorumluluğun ve denetim mekanizmalarının ortadan kaldırdığı bir süreçte Parlamentonun parlamenter denetimi zayıflamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi kaynağını kurumsal güvencelerden yoksun bırakmamalıdır. Bütçe hakkının yeniden güçlendirilmesi, kesin hesabın ayrıntılı incelenmesi ve yürütmenin zamanında somut cevap vermesinin öncelenmesi bu nedenle önemlidir diye düşünüyorum.

Kadınların çalışma yaşamında kalabilmesi ve bakım sorumluluğunun kamusal olarak paylaşılabilmesi açısından Meclis kreş hizmetinin temel bir sorumluluk olması nedeniyle birkaç eksiği de burada anlatmak isterim: 2023'te, 2024'te, 2025'te bu konu gündeme geldi ancak hâlâ bir düzenleme yapılmadı. Öncelikle 0-24 ay bakım boşluğunun giderilmesi, emzirme ve sağım odalarının ihtiyaca uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha buradan ifade etmek isterim. Yine, kadın çalışanların ki Meclis mesaileri çok uzun sürüyor ve yönetmelikte de mesainin bitmesinden yarım saat sonra kapanacağı belirtilmekte. Kadın çalışan arkadaşlarımızın çocuklarının bakım yükünün başka başka mecralara devretme sorumluluğu onların üzerine yüklenmemesi ve kadın çalışanların kreşteki çocuklarına ilişkin mesai konusunun Meclisin yoğun gündeminin bittiği süreçle tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yine, Mecliste bulunan gazeteci arkadaşlarımız, Parlamento muhabirlerimiz bizim için çok kıymetli, Meclis için de çok kıymetli. Gazetecilerin Mecliste rahat çalışabilmesi, halkın yasama ve denetim faaliyetlerinden haberdar olmasının da güvencesidir. Bu nedenle TV yönetmeliğinin 6b maddesi komisyonların canlı yayınlanmasını düzenliyor ve basın mensuplarına da bunun açılmasını önemsiyoruz. Yine, Parlamento muhabirlerinin uzun mesai boyunca masa, internet, elektrik ve dinlenme imkânlarının sağlanması idarenin temel görevidir ve gazetecilerin koridorlarda haber yapabilmek için uygun yer araması, bina yatırımlarıyla övündüğünüz bu bütçenizde bence düzenlenmesi gereken bir konudur ve mutlaka ve mutlaka Parlamento muhabirleri için sağlıklı, uygun çalışabilecekleri bir ortamın ana binada hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Yine, birçok arkadaşımızın ifade ettiği -görevde yükselme sınavlarında şeffaflık- mülakat sonuçlarının açıklanmasının şaibelerin ortadan kaldırılması için önemli olduğunu düşünüyorum.

Sayın Başkan, TMSF'nin resmî internet sitesinde 1.326 şirketi idare ettiği yazıyor. TMSF'nin denetlenmesi Sayıştay bütçesinde ya da Sayıştayın raporlarında görünmüyor. Hatta Sayıştay raporlarında 97 kuruma ilişkin bir veri ve bulgu da gösterilmemiştir, bunlar arasında TMSF de bulunmaktadır. Özellikle, Sayıştay Kanunu'nun 45'inci maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak sizin, Sayıştaya TMSF'yi ve özellikle Sermaye Piyasası Kurulunu denetletebilmek gibi bir hakkınız ve sorumluluğumuz bulunmaktadır. Mecliste özellikle bu fon krizi sebebiyle ortaya çıkan ve neticede bütün ısrarlarımıza rağmen kurulmayan bir Meclis araştırma komisyonu var. Meclis Başkanı olarak sizin 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 45'inci maddesinden kaynaklı yetkilerinizi kullanarak TMSF başta olmak üzere SPK'nin Sayıştay tarafından denetlenmesine ilişkin bir talimatınızı ve bu maddedeki yetkinizi kullanmanızı da bekliyoruz.

Evet, anayasal hükümler çerçevesinde, kanun ve yönetmeliklerle belirlenen denetim raporları üzerinden tarafımızca yapılan değerlendirmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yürüten Sayıştayın bu işlevini tam ve eksiksiz yerine getirmediği ortaya çıkmıştır. Sayıştay 2025 Yılı Denetim Raporlarının Komisyon çalışmaları sırasında içerikler incelendiğinde Anayasa'da ve ilgili yasasında ve diğer mevzuatta ayrıntılı olarak belirtilen Sayıştay denetim yetkisinin fiilen ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Bunu neden mi söylüyorum: 2021 yılında Sayıştayın bulgu sayısı 2.985; yıllara sari şekilde azalmış ve 2025 yılında 1.102 yani üçte 1'e düşmüş. Raporlarda kalan tespitlerin çoğu yargılamaya esas rapor kısmında yer almakta ve bu raporlarda Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmemektedir. Sonuçta, Türkiye Büyük Millet Meclisinde her raporda bulunan standart metinler ve eksiksiz tavsiyeden oluşan rapor değerlendirme komisyonlarında sansüre uğramış dokümanlar "rapor" diye gönderilmektedir. Bu, Anayasa'ya uygun değildir ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkı ve denetim yetkisini fiilen ortadan kaldırmaktır.

Bazı tespitlerinizde içeriğinde şeffaflığın gereği olmasına rağmen kişi, şirket, kurum adlarının gizlenmesinin sebebini de sizden öğrenmek istiyorum. Sayıştay 2025 yılı kamu idaresi denetim raporlarının çoğunda kamu idaresinin tespit ve değerlendirmeleri konusundaki cevaplarını yayınlamamaktadır, yer vermemektedir. Oysaki 2012-2018 yılları arasında bu cevaplar bu raporlarda yayınlanmaktadır ve bu raporlarda bugün bu cevapların yayınlanmamasının da Meclisin ve Plan ve Bütçe Komisyonunun denetim yetkisine bir kısıt olduğunu düşünmekteyim. Mevcut Sayıştay mevzuatıyla kamu-özel iş birliği uygulaması kapsamındaki şehir hastaneleri, havalimanları, köprüler, otoyollar gibi projelerin ihaleleri sırasında ve sonrasında yaşanan akıl almaz usulsüzlüklere rağmen Sayıştay denetim raporunun bembeyaz bir sayfa olarak sunulmasını da kabul etmemiz mümkün değildir.

Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetim yapan Sayıştay tarafından düzenlenen denetim raporlarında kamu-özel iş birliği yöntemleriyle ve garanti ödemeleri nedeniyle kamu maliyesi açısından gerçekleşmesi olası riskler konusunda herhangi bir değerlendirme ve uyarıda bulunulmamıştır. Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile bir önceki yılın kesin hesap tasarısının ve kamu idaresi hakkında düzenlenen denetim raporlarının Plan ve Bütçe Komisyonundaki sıkıştırılmış takvim sürecinde birlikte görüşülmesinin sakıncalı olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim.

Sayın Meclis Başkanı, yıllardır söyleniyor, yıllardır ifade ediliyor; çalışanların, özellikle sözleşmeli çalışanların özlük hakları konusunda ciddi problemler bulunmaktadır. Dışarıdan memur kadrosuyla görevlendirmeyle gelen çalışan arkadaşlarımızın bu konudaki problemleri, buradaki aldığı maaşların emekliliğe yansıtılmaması, işte iş sonu tazminatına çözüm üretilememiş olması da hâlâ bu konuda Meclisin ve hepimizin ortak bir sorumluluğudur diye düşünüyorum. Çünkü geçtiğimiz yıl 2025 yılı Plan ve Bütçe Komisyonunda Meclis bütçesi görüşülürken bütün siyasi partilerin bu konuda hemfikir olması durumunda, destek olması durumunda bu Meclis çalışanı arkadaşlarımızın sorunlarının giderileceğini ifade etmiştiniz, bu konuda düzenleme yapılabileceğini ifade etmiştiniz. Hatta birlikte görev yaptığımız Meclis Başkanlık Divanında bu konuyu 2 kez üst üste dile getirmiş olduğumda da orada da Genel Sekreterliğe bu konuda bir talimat verdiğinizi ve çalışılmasını siz de uygun bulduğunuzu ifade etmiştiniz. Bugüne kadar bu sorunun çözülememiş olmasının sebebini de merak ediyoruz. Ben, bütün iktidarıyla muhalefetiyle, bütün milletvekili arkadaşlarımızın birlikte çalıştığı çalışma arkadaşlarının bu haklarının hâlâ verilememiş olması... Bu konuda bir kanun teklifi gerekiyor, kanun gerekiyor, biliyorum, bunun da Meclisten oy birliğiyle çıkacağına olan inancım tamdır. Bunun bir an önce hayata geçirilmesi ve bu arkadaşlarımızın da bu özlük haklarının düzenlenmesini bir emeğin, hakkın iadesi olarak düşünüyorum ve bunun bir an önce hayata geçirilmesini ve bir an önce bu konuda karar verilmesini önemsediğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Saygıyla selamlıyorum.