| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 28 .10.2026 |
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanımızı, heyeti ve Komisyonumuzun üyesi milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.
Yarın 29 Ekim. cumhuriyetin ilanının 103'üncü yılındayız. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. Özellikle bize eşit yurttaşlık, egemenlik, egemenliğin millete ait olduğu, seçme ve seçilme hakkının bize tanındığı, bu Meclisi bize armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü huzurlarınızda saygı, minnet ve özlemle tekrar anıyorum.
Değerli milletvekilleri, sayın heyet; sanıyorum dündü veya bir önceki gündü, Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı, herkes duymuştur "Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkındayız, her zaman da emeklilerimizin yanında olduk, elimizden geleni yaptık." dedi. Ya, şimdi, burası biraz şaşırtıcı yani; elinizden geleni yaptınız da ne olmuş? Bir tespite bakalım, şu emeklilerin hâli nedir diye bir kimse sormuyor mu yani? 17 milyon emekli var değerli milletvekilleri. Bunların 12,3 milyon kişisi direkt doğrudan emekli aylığı alıyor, 4,8 milyon kişi de dul ve yetim aylığı alıyor. Şimdi, bakın, bu 4 milyon kişi sadece 23.552 lira maaşa mahkûm edilmiş, açlık sınırının altında olan bu rakamla "Geçin." denilmiş. Kaç yıl? Yirmi beş yıldır iktidardasınız. Geldiğiniz noktada geçen sene "Emekli yılı ilan ettik." dediniz. Şimdi de tabii, biliyorsunuz, önümüzdeki kasım belki de bu son bütçe olacak, belki bir daha bütçe yapamayacaksınız, bir seçim yatırımı olarak "Emeklilere iyileştirme yapacağız." diye şimdi ortaya çıktınız. Göreceğiz, takip edeceğiz, bundan mutlu oluruz, onu söyleyeyim ama yapılabilecek şey sizin hedef enflasyonunu yüzde 21 iken, orta vadeli planında da yüzde 28,4 iken emeklilere verebileceğiniz rakamlar, kayıtlara geçsin diye burada söyleyeceğim bunları, bu rakamları, yaklaşık olarak 33 bin lira ve 36.500 lira arasında bir bütçe vereceksiniz ve sonra da 40 bin lira, 50 bin lira kiraların olduğu yerde bu rakamlarla "Size iyileştirme yaptık." diyeceksiniz. Bunları emeklilerimiz görüyor. Bunun siyasi karşılığını, siyasi bedelini de ilk sandıkta verecektir, onu söylemiş olayım.
Şimdi, gelelim meselemize: Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Kamu Denetçiliği Kurumunun, Sayıştayın bütçelerini görüşüyoruz. Bu 3 kurumun aslında ortak bir sorumluluğu var, o da nedir? Kamu gücünün ve kamu kaynaklarının hesap verilebilir olmasını denetlemektir. Bu olmuş mu? Bakalım şimdi: Kamu Denetçiliği Kurumu idare tarafından vatandaşın hakkı korunmalı, Sayıştay da kamu kaynağının nasıl kullanıldığını denetlemeliydi. Şöyle bir bakıyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçesi ve denetim görevine bir değerlendirme yapalım 2027 yılında 33.787.913 bin lira olmuş bütçe teklifi, 2026 yılında 27.235.264 liralıkmış yani yüzde 24,1 bir artış söz konusu olmuş. Bu artışa itiraz etmiyoruz aslında. Meclisin yasama faaliyetlerinin yerine getirilmesi için hani bu bütçenin ne olduğu falanla ilgili değiliz aslında, bizim ilgilendiğimiz şey, uzmanlık kapasitesinin güçlendirilmesi ve milletvekillerinin sürdürülebilir bir çalışma için gerekli kaynakların ayrılmasına karşı olmamakla birlikte bu bütçenin hangi hizmetlere ayrıldığının ve ne sonuçlar ürettiğinin, denetim işlevlerinin ne anlamda güçlendirdiğinin bir açıklamasının yapılması lazım; bu yok. Biz şuna bakıyoruz: Bu bütçe Meclisin yürütme üzerindeki denetim kapasitesini ne kadar artıracaktır; esas önemli olan budur. Bakın, 28'inci Yasama Döneminde işleme alınan 44.154 soru önergesi var, bunların sadece 6.157'si süresi içinde cevaplanmış. İsmail Bey nereye gitti? "2 tane soru önergesi verdim, cevaplanmadı." diye burada hayıflanıyordu Başkanım, doğru mu? Biz şimdi burada 44 binin içinde İsmail Bey'in 2 tanesini mi konuşacağız yani!
BAŞKAN MEHMET MUŞ - 50 bin miydi sizin?
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Evet, gerçekten bu tabloya göre yaklaşık olarak yani yüzde 14'ü cevaplanmış, yüzde 54,5'i ise süre geçtikten sonra cevaplanmış, yüzde 30'u da hiç cevaplanmamış durumda. Bu anlamda Meclis Başkanımız da geçen yıl bu durumla ilgili şikâyetine rağmen ne yazık ki bir sonuç elde edememiş, bunu da görüyoruz, Meclisimizin bunu bir ele alması lazım. Burada Meclis Başkanlığının ve ilgili idarelerin sorumluluğu var. Geçen yıl da yürütmenin Meclisi etkisizleştiren yaklaşımını ve yazılı soru önergelerinin işlevini yine gündeme getirmiştik. Ancak bu konuda herhangi bir somut adım atılamadı.
Değerli Başkanım, bir konu da Meclis çatısı altında çalışan çalışanlar, bunlarla ilgili ciddi şikâyetler var. Örneğin, halkla ilişkiler binasında çalışan, çay veren hizmetli arkadaşlarımız geliyorlar, diyorlar ki: "Biz orada, çay ocağında iki kişi, üç kişi çalışıyorken şimdi birimizi alıyorlar makamlara gönderiyorlar, yetişmekte güçlük çekiyoruz." Bunların dikkate alınması lazım. Dolayısıyla, geçen yıl da yine bu konu da gelmişti, siz bir adım atılacağını söylemiştiniz, özellikle danışmanlarla ilgili. Bu geçen sürelerde danışmanlarla ilgili sözleşmeli statüsünden kaynaklanan sorunları, iş tazminatı ve sosyal haklara ilişkin talepleri konusunda herhangi bir iyileştirme yapılacak mıdır; bununla ilgili ne düşünüyorsunuz, bilmek istiyoruz.
Kamu denetçiliğinin görev alanında vatandaşın idare karşısında hakkını arayabilmesi bakımından önemli, son derece önemli. Vatandaş bir kamu kurumunun işleminden, tutumundan mağdur olmuşsa buraya müracaat edecek tabii ki. Ancak burada faaliyet raporuna göre, 2024 yılında 14.762 başvuru olmuş, 2025 yılında 21 bine yüklenmiş, şimdi de en son 20.473 başvuru ancak sonuçlandırılabilmiş yani yarısına yakını duruyor. Bunlar da tabii, kurumun tavsiye kararları içinde kalmak kaydıyla yerine getirilmesi söylenmiş ama tavsiye kararlarının da yarısına kurumlar uymamış. Asıl mesele, Kamu Denetçiliği Kurumu bir inceleme yapıyor ama idarenin uygulamasını değerlendiriyor ve vatandaşın lehine tavsiye kararı vermesine rağmen idare bu karara uymuyorsa vatandaş bu sorunu nasıl çözecektir diye bakmak lazım.
Sayıştayla ilgili yalnızca mali tabloların incelenmesini görmüyoruz. Denetimin amacı kamu kaynağının doğru biçimde kullanılmasını sağlamaktır, eksiklikleri tespit etmek ve aynı hataların tekrarlanmasını önlemektir. Sayıştay raporunda yer alan her bulgu tek başına kamu zararı veya suç anlamına gelmez ancak tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği, aynı bulguların tekrar edilip edilmediği, hangi işlemlerin yapıldığı mutlaka tespit edilmeli ve açıklanmalıdır, buna dair de bir şey yoktur.
Denetim raporlarının hazırlanması kadar raporlarda belirtilen eksikliklerin giderilmesi de önemlidir. Aynı bulgular yıllar boyunca tekrarlanıyor ve kamu yönetiminde kalıcı bir değişim ortaya çıkmıyorsa yalnızca rapor sayısının artması bir başarı olarak değerlendirilemez.
Şimdi, bugün 3 kurumun mevcut bütçesini değerlendirirken ortak bir ölçütü esas almalıyız. Meclisin bütçesi artırılabilir. Yazılı soru önergeleri zamanında cevaplanmıyorsa, özlük haklarına ilişkin adımlar atılmıyorsa, Kamu Denetçiliği Kurumunun tavsiye kararlarına uyma oranları düşüyorsa, Sayıştayın denetim kapasitesi güçlendirilebilir ancak raporlarda belirtilen eksikliklerin giderilmesi, bulguların tekrarlanması sağlanamıyorsa o zaman görevini yapmamış olma durumuna gelir. Biz bu kurumların görevlerini bağımsız, etkili ve güçlü bir biçimde yerine getirebilmelerini istiyoruz. Bu nedenle, Meclisin yazılı soru önergelerine ilişkin güncel ve ayrıntılı verilerinin açıklanmasını ve KDK tavsiye kararlarına uyum oranında düşüşün nedenlerinin ve çözüm planının aydınlatılmasını istiyoruz. Çünkü mesele yalnızca kamu kaynaklarının ne kadar harcandığı değildir. Mesele, halkın adına kullanılan yetkilerin hesap verebilir olması, ayrılan kaynakların halkın hakkını koruyan sonuçlara dönüşmesidir.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.