KOMİSYON KONUŞMASI

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Meclis Başkanım, Değerli Komisyon üyeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçesini, ayrılan ödeneklerin yanı sıra millet adına üstlendiği yasama ve denetim sorumluluğu üzerinden de değerlendirmeliyiz. 2027 yılı için önümüze konulan bütçe teklifi 33 milyar 787 milyon 913 bin lira. İktidarın ve Meclis yönetiminin cevaplaması gereken temel soru şudur: Bu artış Meclisin hangi işlevini güçlendirecek? 2026 bütçe teklifinde 2027 tahminî bütçesi için 28 milyar 915 lira öngörülmüştü. Bugünkü teklif önceki tahminî bütçeden 4 milyar 871 milyon lira fazla yani yüzde 17 civarında aşmış durumda. Bir yıl önceki yaptığınız hesabı bugün yaklaşık 4 milyar 872 milyon lira yukarı çekiyorsunuz. Acaba ne değişti, hangi ihtiyaç öngörülemedi? Bu farkın ne kadarı ücret ve istihdamdan ne kadarı yeni kararlardan kaynaklanıyor? Orta vadeli planlama dediğiniz şey daha bir yıl geçmeden bu ölçüde sapıyorsa Meclise ve millete hangi hesabı, nasıl vereceksiniz? Meclis bütçesini savunurken yalnızca talep edilen tutarı değil, 2026'daki başlangıç ödeneklerini, yıl içi aktarmaları ve gerçekleşmeleri de kalem kalem açıklamanız gerekir. 2027 teklifinde bu hesabı sağlayacak ölçülebilir hedefleri ve açık gerekçeleri göremiyoruz. Bütçenin bileşimine baktığımızda çarpıcı bir tablo görüyoruz. Personel giderleri ve SGK devlet primi ödeneği, bu iki kalemin birlikte bütçenin toplam yüzde 64'ünü oluşturduğunu görüyoruz. Personel için ayrılan kaynağı elbette tartışma konusu yapmıyoruz. Bu Mecliste çalışanların emeği, hakkı ve güvencesi korunmalıdır ancak bu artışın kaç kişilik istihdamdan, hangi ücret varsayımlarından ve hangi statü değişikliklerinden kaynaklandığı açıklanmıyorsa bütçe denetlenebilir değildir. Bu rakamların ardından Meclisin temel denetim araçlarına bakalım: 19 Ekim 2026 tarihi itibarıyla 28'inci Dönemde kayda geçen 50.416 yazılı soru önergesinin 6.973'ü cevaplandı statüsünde, 28.319'u süresi geçtikten sonra cevaplanmış, 12.524'ü ise cevaplanmadığı gelen kâğıtlarda ilan edilmiş. Başka bir ifadeyle kayıtların yüzde 81'i ya geç cevaplanmış ya da cevapsız kalmış. Milletvekili soruyor, vatandaş cevap bekliyor, yürütme ise anayasal denetim mekanizmasını geciktiriyor ya da cevapsız bırakıyor. Ödenek artıyor fakat hesap verme iradesi büyümüyor. Bu, Meclisin en temel sorunlarından biridir. Araştırma önergelerinde de tablo farklı değil, 4.678 önergenin sadece 65'inde Meclis araştırması açılması kabul edilmiş, bu da yüzde 1,39 demek; 149 genel görüşme önergesinin yalnızca 7'si kabul edilmiş, 139'u hâlâ gündemde; kanun tekliflerinin 4.242 kaydının 3.950'si komisyonda, 140'ı kanunlaşmış görülüyor. Bu kayıtların birleştirilen teklifleri ve farklı aşamalardaki dosyaları içerdiğini biliyoruz. Dolayısıyla bunların tek başına yıllık başarı oranı gibi sunmuyoruz. Ancak tablo, yasama ve denetim taleplerinin sonuçlandırılmasında ciddi bir tıkanıklığa işaret ediyor. Partilere göre ayrıntılı dağılım açıklanmadığı için muhalefetin katkısının hangi ölçütlerle değerlendirildiğini de göremiyoruz. Komisyonların çalışması yalnızca toplantı sayısıyla değil, teklifleri ve denetim taleplerinin sonuçlandırılmasıyla ölçülür. Milletin sorunlarını, araştırma ve yasama katkılarını değerlendirme imkânı daraltılıyorsa bu Meclisin kurumsal işleyişi de sorgulanmalıdır.

Meclis bütçesindeki yatırım tercihi de izaha muhtaç. Sermaye giderleri 2026 başlangıç ödeneğindeki 4 milyar 794 milyon liradan 2 milyar 521 milyona düşüyor. Gayri menkul sermaye üretimi 3 milyar 20 milyon liradan, 305 milyon liraya indiriliyor. Buna karşılık gayri menkul büyük onarımı 783 milyon liradan 1 milyon 481 milyon liraya çıkarılıyor. Büyük onarım 2027 sermaye giderlerinin yüzde 60'ına ulaşıyor. 2026'nın ilk altı ayında sermaye giderlerinde gerçekleştirme 447 milyon 842 bin lira başlangıç ödeneğinin yüzde 10'una yakın. Gayri menkul sermaye üretiminde 3 milyar 20 milyonluk başlangıç ödeneğine karşılık harcama yalnızca 660 bin lira. İlk altı aylık rakamın yıl sonu gerçekleşmesi olmadığını biliyoruz ancak bu kadar düşük ilk yarı gerçekleşmesi proje takviminin, ihale sürecinin ve bina tercihlerinin açıklanmasını zorunlu kılar. Yeni bir bina mı? Başka bir kamu binasının devri mi? Mevcut binaların onarı mı? Her seçeneğin toplam maliyetini ve takvimini bu komisyon görmelidir.

Sayın Başkana birkaç sorum olacak: Yerleşkede "tepe" olarak alınan bölgede özel misafirlerinizin ağırlanması amacıyla bir kış bahçesi yaptırdığınız doğru mudur? Doğruysa personelin araç park edecek yer bulmakta zorlandığına ilişkin şikâyetleri varken bu yatırım hangi ihtiyaç ve öncelik değerlendirilmesiyle gündeme alınmıştır? Maliyeti, finansman kaynağı ve kullanım amacı nedir? Personelin ve misafirlerin otopark ihtiyacı nasıl karşılanacaktır?

Tasarruf çağrılarının yapıldığı bir dönemde temsil ve tanıtma giderlerine de bakalım: 2027 teklifi bu kalemde 557 milyon 735 bin liradır. 2026 başlangıç ödeneğine göre yüzde 63 artmış, üstelik 2026'nın ilk altı ayında bu kalemden 375 milyon 430 bin lira harcanmış, bu tutarı yıllık başlangıç ödeneğinin yüzde 110'una ulaşmıştır. Bu oran, başlangıç ödeneğine göre yapılan karşılaştırmadır, yıl içi aktarmalar sonrasında kullanılabilir ödeneği göstermemektedir. Dolayısıyla, aktarmalar sonrası ödeneğin ve gerçekleşmesinin de açıklanması gerekir.

Dış İlişkiler ve Protokol Başkanlığında ilk altı aylık harcama, o birimin yıllık başlangıç ödeneğinin yüzde 155'ini geçmiştir. Bu kalem için aktarmalar sonrası kullanılabilir ödenek açıklanmalıdır. Destek Hizmetleri hizmet alımı ödeneği de yüzde 139 artmıştır. Bunlar tek başına usulsüzlük kanıtı değildir ancak kamu kaynaklarının her kuruşu için açıklama ve sonuç hesabı gerekir. "Tasarrufa uyuyoruz." demek yetmez. Hangi gideri ne kadar azalttığınızı, artan ödeneğin hangi hizmeti ve hangi ölçülebilir sonucu karşılayacağını göstermek zorundasınız. Cari transferler 6 milyar 450 milyon liraya çıkıyor, bunun 2 milyar 963 milyon lirası Hazine yardımı. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlara transfer ödeneğimiz 66 milyondan 145 milyon liraya yükseliyor. Önümüze konulan bütçe cetvellerinde hangi kuruluşlara, hangi ölçütlerle ve hangi sonuç karşısında kaynak aktarılacağı görünmüyor. Alıcı, amaç ve sonuç bilgisi açıklanmadan Meclisin yaptığı şey denetim değil, yalnızca ödenek onayıdır.

Meclisin kendi personeline yaklaşımı da bütçe görüşmesinin konusu olmalıdır. Milletvekili danışmanları ve siyasi parti gruplarında çalışan personel, yasama faaliyetinin önemli bir bölümünü üstleniyor. Ancak 6253 sayılı Kanun kapsamında sözleşmeli çalışan bu personelin iş güvencesi, iş sonu tazminatı ve işsizlik sigortası gibi temel hakları bakımından belirsizlikler, söz vermenize rağmen, hâlâ sürüyor. Bu hakların iyileştirilmesine yönelik önergeler 15 Ocak 2026'da kabul edilmedi. Danışmanların ve grup personellerinin özlük hakları açık, adil ve güvenceli bir biçimde düzenlenmelidir. 2027 teklifinde toplam personel ödeneği 2026 başlangıç ödeneğine göre yüzde 49 artırılıyor. Ancak bu artış danışmanlara ücret ve güvence konusunda nasıl bir değişiklik öngörüldüğünü açıklamıyor. Bu konuda Meclis yönetimi açık bilgi vermelidir. 657 sayılı Kanun'a tabi memurlar ve 666 sayılı KHK kapsamındaki mali hakları düzenlenen kamu görevlileri hakkındaki ücret farklılıkları da ayrıca ele alınmalıdır. Soru şu: Hangi ünvanlar arasında, hangi ölçütlere göre ne kadar ücret farkı vardır? Bu farkları gidermek için nasıl bir düzenleme yapılacak ve bu düzenleme ne zaman hayata geçirilecektir? Yeri gelmişken Başkana bir sorum daha olacak: Başkanlıkta görev alan bazı personellere, personel maaşlarına ek olarak 30 bin lira ödeme yapıldığı iddiası doğru mudur? Doğruysa bu ödemeleri kimlere, hangi karar ve mevzuat ayarlamalarıyla, hangi bütçe tertibinden yapılmaktadır? Değilse bu iddia açıkça yanıtlamalıdır.

Bir başka kamu vicdanı meselesini de açıkça dile getirmek istiyorum: Terör örgütü üyeliği ve örgütüyle bağlantısı yargı kararıyla sabit olan eski milletvekillerinin milletvekilliği görevinden kaynaklanan emekli aylığı veya temsilî tazminatı ödenip ödenmediği açıklanmalıdır. Hakkında soruşturma yürütülen ve yargılaması devam eden kişileri değil, kesinleşmiş yargı kararı bulunanları kastediyorum. Böyle bir ödeme yapılıyorsa hangi hukuki dayanağa göre sürdürüldüğü, kaç kişiyi kapsadığı ve kamuda toplam maliyetinin ne kadar olduğu ortaya konulmalıdır. Devlet, terörle mücadelede canını ortaya koyan şehidine, gazisine ve ailesine karşı sorumludur. Kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişilere, milletvekilliğinden kaynaklanan ayrıcalıklar sürdürülürse bu durum toplumun adalet duygusunu yaralar. Açıkça söylemek gerekirse devletin bölünmez bütünlüğüne kastetmiş, anayasa düzenini bozmaya cürüm etmiş, Türkiye Cumhuriyetini yok etmeye çalışmaya mahkûm olanlara Türk milleti olarak sanki ödül veriyormuşçasına emekli vekil maaşı ödemek hangi devlet ilkelerine bağdaşır? Hiçbir devlet kendini bölmeye çalışana bu ödülü vermez. İYİ Parti olarak görüşümüz nettir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olan ayrıcalıkların devam etmemesi için açık, ölçülü ve hukuka uygun bir düzenleme yapılmalıdır. Bu konuda size soru önergelerimizi sormuştuk, hâlâ cevabını alamadık. Bunun da cevabını net olarak bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.