| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 28 .10.2026 |
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Sayın Grup Başkan Vekilime bu nazik jesti için teşekkür ediyorum.
Efendim, ben ön sıralara alışık değilim. Aslında bu Meclis Komisyonunu ilk izlediğim yıllar 1980'li yıllardı ve arkada o zaman adı "medya" değil de "basın" olan bölümde izliyordum. Aslına bakarsanız, o zamanlar bu Komisyon çok daha heyecanlı geçiyordu. Hükûmet Komisyon üyelerinin oturduğu, Cumhur İttifakı üyelerinin oturduğu yerde oturur, bürokratlar onun önünde, yetişmeyenler biraz bu tarafta, kalan bölüm de milletvekillerinden oluşurdu. Ben bu Komisyonu izlerken misal 1984-1985 yıllarında ANAP iktidarında bakanların değiştiğini gördüm. Hükûmetin çok zora düştüğünü gördüm. Milletvekillerinin, muhalefet milletvekillerinin illeri için nasıl bir yatırım ödeneği yarışına girdiğini gördüm. Sonra, milletvekili seçildim hasbelkader yaptığım mesleği bıraktıktan sonra, emekli olduktan sonra. Buraya geldiğimde de işte toplam on bir yıl oluyor; bunun bir buçuk yıl hapis, bir yılı Meclisten uzaklaştırma yani netine baktığınızda sekiz yılda Meclis Komisyonundaki bu değişimi olumlu mu olumsuz mu göreyim kararsız kaldım. Kendime de o konuda çok güvenmem, duygusal bir adamım; Google'ın Gemini'sine sordum bugünkü Türkiye'de Meclis gerekli mi diye. Yani çok değişik cevaplar verdi lehte ve aleyhte: Meclisin gerekli ve vazgeçilmez olduğunu savunan argümanlar verdi. Üşenmeyin, siz de bakın yani herkese açık. Millî egemenliğin temsili ki evet, doğru. Yani, 16'ya yakın parti var gördüğüm kadarıyla şu anda Mecliste ve en yüksek temsilin olduğu dönemlerden biri, en yüksek temsil belki daha önce olmuş olabilir. Kanun yapma gücü: Şaka yaptı herhâlde benimle diye düşündüm yani kanun nereden geliyor belli, nasıl geçiyor belli. Kuvvetler ayrılığı ve denge aynı şekilde; şaka konusu. Aleyhte yürütmenin ağırlığı, sembolik yasama iddiası, kararnamenin etkisi. Biraz ergenlik yaptım herhâlde yapay zekâya başvurarak ama sonra, canlı örnekleri de yaşadığımı hatırlıyorum. Mesela, ben Meclise girdiğimden beri muhalefetin herhangi bir araştırma önergesinin iktidar tarafından kabul edildiğini görmedim. Ya, dişimi kıracağım hiç mi haklı bir önerge yok bunların içinde!
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yenidoğanla ilgili önergeler var.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Anlatacağım efendim.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Ara ara ortak önergeler oluyor.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yenidoğanla ilgili araştırma...
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Biliyorum efendim, üç, dört tane öyle komisyon kuruldu, onların da farkındayım.
Neyse, başka, mesela, bir Can Atalay konusunu önce Yeni Partili Ali Mahir Başarır, sonra bizim Sevda Hanım verdi, arkamda oturuyor Gülizar Biçer Karaca Hanımefendi, o tarihte Meclis Başkan Vekiliydi. Bırakın Anayasa Mahkemesi kararına uymasını bu Meclisin, Anayasa Mahkemesi kararına uyulması bile bu Mecliste sorun teşkil etti. Kıymetli Başkan o konuda kamuoyuna şikâyet etti Gülizar Hanım CHP'yi, o tarihteki CHP'yi. Ve bilmiyorum, temenni ederim ki öyle değildir ama Gülizar Hanım'ın o tarihten sonra Meclis Başkan Vekilliğine devam etme koşulları da çok zor hâle geldi; nöbetler değişti, vesaireler oldu, şunlar oldu, bunlar oldu. Şimdi, baktığınızda, Meclisteki soru önergeleri, Sayın Başkanın verdiği rakama sadık kalayım, yüzde 60 civarında cevaplanıyor, önergelerin yüzde 40'ı da herhâlde en kritik olanlar, onların cevabı gelmiyor. Demin ifade ettim, yani Google Gemini'ye baktığınız zaman çok da haksız sayılmaz; lehte ve aleyhte puanları Meclisimiz şu anda bence kafa kafaya gelmiş durumda. Belki de bunun hakkında artık konuşmamız lazım. Yani bir bütçe büyüklüğünün ötesinde bu rejimin Türkiye'yi gerçekten idare edilebilir bir hâlde, sürdürülebilir bir hâlde götürüp götürmediğini tartışma noktasına geldik. Yani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin Meclisi gerekli mi gereksiz mi tartışmasına sürüklediği bir noktaya geldik. Maalesef böyle. Hâlbuki, şimdi, kendimi tekzip ederek konuşacağım ve Sayın Başkana burada atıfta bulunarak devam edeceğim. Bu Meclisin neler yapabildiğini 15 Temmuz 2016'da gördük, o yüzden Gazi Meclis diyoruz hepimiz, bu ifadeyi kullanarak devam ediyoruz. Başka? Çerçeve yasada gördük, 467 oyda gördük. Ben de o yasayı destekleyenlerden ve lehinde oy kullananlardan birisiyim Milletvekili olarak çünkü o sorun, hakikaten, Türkiye'nin en büyük sorunudur ve o sorunun tek çözüm yeri, millî egemenliğin tecelligâhı dediğimiz yüce Meclistir. Yüce Meclisin koyduğu çerçevede ve o konudaki yönlendirmeyle ancak bu sorun çözülür. Bu sorunun nasıl çözülemeyeceği yine iktidar partisi tarafından 2012-2015 sürecinde gösterildi. O tarih ile bu tarih arasındaki en büyük fark, o tarihte yapılanların hiçbirinin Meclise getirilmemesiydi, bu tarihte yapılanların en önemli avantajı da bütün partilerin katılımıyla kurulan bir Komisyonda ne yapılacağının açık açık anlatılması, İmralı'nın ziyaret edilmesi. Yani saysak, işte, hepinizin bildiği konular bunlar ama neticede çıkan rapor ve onun neticesinde çıkan çerçeve yasadır. Bir ilerleme varsa burada katılımın önemi çok önemlidir. Yani, gerçekten, abartılacak şekilde bu katılımın altının çizilmesi gerektiğidir.
Peki, arkadaşlar, ben de şunu soruyorum o zaman: Türkiye'nin en büyük sorununda bir araya gelebiliyorsa bu Meclisin çeşitli partileri, çeşitli üyeleri, itiraz edenler, "hayır" oyu verenler de dâhil olmak üzere o sürecin parçası hâline geliyorsa... Yani "hayır" oyu vermek de bir katılımdır, Meclise gelip "Bu yasayı ben beğenmedim." demek de bir demokrasi faaliyetidir. Yani dışarıda kalıp da bağırıp çağıracağına geliyorsun, burada anlatıyorsun niye karşı olduğunu ve ondan sonra "hayır" oyu veriyorsun. Ama ne iyi ki 467 "evet" oyu çıkıyor. Şimdi, burada, biz kendi aramızda konuşabiliyorsak, ilerleyebiliyorsak başka konularda, mesela fon krizi, deminden beri konuştuğumuz ve güncel olduğu için, benim de aklımı karıştıran fon krizi konusunda niye bir araya gelemiyoruz? Mekke Anlaşması niye bu kadar tartışılıyor kendi aramızda, niye bir araştırma komisyonu konusu olmuyor yani savaş gibi ciddi bir sorun varken ortada?
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Kapalı oturum...
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Yani, evet, kapalı oturum niye yok? Şimdi Gülizar Hanım uyarıyor arkamdan.
Yani, netice, burada, bazı konularda bu Meclis kendi rüştünü ispat etmiş olmasına rağmen ve en önemli konuda, çerçeve yasayla sonuçlanan terör meselesi, Kürt meselesi, adına ne derseniz deyin, Türkiye'nin yüz yıllık meselesini çözme konusunda bir araya gelmişken diğer konularda niye bir araya gelemiyor veya bu Meclisin iradesinin gösterilmesi bir rejim sorunu hâline geliyor -Türkçesi- bunu tartışmamız lazım diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim.