KOMİSYON KONUŞMASI

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanım; az önce Ömer Faruk Hülakü Bey'in çizdiği danışmanlarımızla ilgili çerçeveyi önemsiyorum. Daha önce Deniz Bey de iletti. Öncelikle şunu iletmek isterim: Meclisteki partilerin hemen hemen tamamının çoğunlukla uzlaştığı konulardan biri bu. Dolayısıyla sizin de ve Meclis başkanlarımızın da farklı zamanlarda irade ortaya koyduğu bir konu. Hatta Sayın Şentop'un yasa önerdiği bir konu ama ne yazık ki gerçekleşmediği bir konu. Durumun bütün çerçevesine aslında siz de bizim kadar vâkıfsınız. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki memur maaşları 39,54 kat artarken 2011-2026 arası danışman göstergeleri 24,44'te kalmış. Dolayısıyla Meclisteki çalışma ortamının, performansın verimliliği, çalışma barışı açısından Meclis danışmanlarının, büro çalışanlarının taleplerinin son derece önemli olduğunu belirtmek isterim. Sizin müteakip defalar bu konularla ilgili düzenleme hazırlanmasını talimat verdiğinize dair demeçlerinizi biliyoruz. Birden fazla alternatif üzerinde çalışıldığını söylediğinizi de biliyoruz. Mevcut İdari Teşkilat Kanunu'ndaki sınırlamalar nedeniyle zorluk çektiğinizi ifade etmişsiniz. Dolayısıyla bu konu, evet, belki de bir iyileştirme yapacaksınız ama bu hani böyle geçiştirilecek bir iyileştirme değil de her defasında burada konuşacağımız bir iyileştirme değil de genel kurala bağlanmış, tazminat hükümleri, iş güvenliği gibi konuları önemseyen bir çerçevenin oluşturulması önemli diye düşünüyorum. Daha önceki Meclis tutanaklarında var, siz muhalefet destek verdiğinde kendinizin de hazır olduğuna dair görüşleriniz var. Topu bize atma noktasından öte artık tam gollük pas atma noktasında olduğunuzu belirtmek isterim. Tutanakları okumak istemiyorum çünkü tutanaklarda, Meclis tutanaklarında defalarca her partiden milletvekilinin bu konuya ilişkin iradelerine tanıklık ediyoruz. Bütçe Plan Komisyonunda geçen sene de aynı görüşmelere tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla bu konuda artık kuvvetli bir iradenin ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum. Çerçeve konusunda zaten sözü çok uzatmak istemiyorum çünkü benden önce konuşan iki milletvekili arkadaşım hem Ömer Faruk Bey hem de Deniz Bey gerekli durumu ortaya koydular. Şimdiden çalışanlarımız için yapacağınız iyilikler için ve hak teslimi için teşekkür ederiz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada Sayıştayımız var, çok kıymetli ve önemli. Aslında Meclisin iki temel faaliyetinden biri yasama, diğeri denetleme. Dolayısıyla Meclisin ikinci temel ayağı konusunda en önemli kurum Sayıştay. Anayasal bir görev yapıyor Sayıştay. Sayıştayın bütçesinin arttığını görüyoruz ama denetim güvenli mi diye sorduğumuzda, denetim güvencesi artıyor mu diye baktığımızda bu konuda ne yazık ki olumlu cevap veremiyoruz çünkü Sayıştay denetiminin de ne kadar çok siyasi baskı altında kaldığını her adımda, her örnekte gözlemleyebiliyoruz. Raporların incelenen sayfalarından, bulgu sayılarından, kurumlara göre denetim sayılarına kadar çok farklı, spesifik örnekler verebiliriz ama özü itibarıyla Sayıştay denetiminin bağımsızlığı konusunun artık şüphe getirir hâlde olduğunu görüyoruz. Üstelik, sınırlı bulduğunuz bulguların da akıbetinin ne olduğu konusu da bir tartışma konusu. Siz bulguları buluyorsunuz ama kurumların bazıları ısrarla buna uymuyor. Bu konuda peki Meclis ne yapıyor? Yani "Bulunan bulguların akıbeti konusunda Meclis hangi çalışmaları yapıyor?" dersek bu konuda eksiklerin olduğunu da gözlemliyoruz. Sayıştayın denetim alanı daralıyor. Birkaç örnekle söylemek isterim: Şimdi, KİT'leri artık Meclis denetliyor, Türkiye Varlık Fonu var, burada KİT'lerin bir kısmı var, doğal olarak "Zaten KİT'ler denetimde ama KİT olmayan Varlık Fonu var; Ziraat Bankası, Türk Hava Yolları, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Türk Telekom -sayabileceğimiz bir sürü stratejik şirket var- ve bunların yaklaşık yüzde 19'u bağımsız denetçiler tarafından denetleniyor." diye sunuluyor. Peki, değerli arkadaşlar, bağımsız denetçiler tarafından denetleniyor ve denetim raporlarındaki görüşler ne? Görüşlerin çoğu sınırlı sorumlu görüşler, biliyor musunuz? Yani genellikle şöyle olur: "Yeteri kadar evrak alamadım, yeteri kadar denetleyecek unsur bulamadım, bana yeterli bilgi verilmedi." demek anlamına gelir bu. Bakın, Türkiye Varlık Fonu; Fonu, Fonu, arkadaşlar, burası da bir fon, dikkatinizi çekerim, bir fon krizini konuştuğumuz konuda, Türkiye'nin en büyük varlıklarının olduğu yer ve üstelik Anayasa Mahkemesine göre denetime tabi olması gereken yer ne yazık ki denetimden kaçırılıyor.

Bir başka nokta, bunun alt fonları var, o da denetimden kaçıyor. Burası ciddi bir düzenleme yapılması gereken bir alan hâline gelmiştir. Aynen diğer fonlarda olduğu gibi denetim eksikliği konusunu buradan bir kez daha vurguluyorum değerli arkadaşlar. 2024 verilerine göre 360 milyar dolarlık bir aktifi olan bir fon büyüklüğünden bahsediyorum. Dolayısıyla bu alanın Meclis denetimine yüksek oranlı açılması kıymetli ve önemlidir Türkiye Cumhuriyeti açısından.

Bir başka nokta, ikinci büyüklük TMSF. Bakın, bir şirketin 1.300 çalışanı dersem normal, değil mi ama TMSF'nin 1.300 şirketi var, Türkiye'nin en büyük holdingi hâline gelmiş. Peki, bu kurum bu kadar büyük şirketi yönetebilecek bir kadro yeterliğine sahip mi? Hangi denetim yapılıyor arkadaşlar buralarda? Bakın, büyüklükler 2025 sonunda 880 milyara gelmiş, 270 milyar ciro yapılmış, 50 bine yakın çalışanı var, TMSF'nin, 50 bine yakın. Dolayısıyla buranın denetimi de ciddi bir alan dolayısıyla Sayıştay denetiminin nasıl daraldığı konusu başka bir örnek.

Başka bir şey, kamu-özel iş birliği projeleri. Bu alandaki denetim konusunda da yine sorun var. Ben burada Sayıştay yöneticilerini suçlayarak söylemiyorum, gerekli yasal düzenleme ihtiyaçlarını da belirterek konuşuyorum. Biz eğer bu temel kurumları, kamu-özel iş birliği projelerini, TMSF'yi ve Varlık Fonunu denetleyemezsek çok daha yönetilemez krizlerle karşı karşıya olacağımızı belirtmek isterim.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, özetle şunu söylemek isterim: Türkiye Varlık Fonu ve şirketleri, alt fonlar, kamu-özel iş birliği sözleşmeleri ve kamu payı bulunan tüm şirketler istisnasız Sayıştay denetimine tabi olmalıdır. Anayasa Mahkemesinin 2025 kararı gecikmeden kanunlara yansıtılmalıdır. TMSF'nin kayyum olarak yönettiği şirketlerin yönetim, satış ve tasfiye işlemleri Sayıştay denetimine alınmalı ve sonuçları her yıl bir raporla Meclis denetimine açılmalıdır. Performans denetimi açık bir yetki olarak tanımlanmalıdır. Sayın Başkanım, Sayıştay Başkanım, burası kıymetli, raporlar ayıklanmadan ham hâliyle Meclise sunulmalıdır. Başkanlığı ana muhalefet partisine ait bir kamu hesapları komisyonu kurulmalı, Sayıştay raporlarının burada görüşülmesi zorunlu hâle getirilmelidir. İdareler her bulgu için bir eylem planı sunmalıdır. Yani Sayıştay bulgu yaptı, bunu nasıl düzelteceğine ilişkin oraya idareler bir eylem planı sunmalıdır. Tekrarlanan bulgular üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğu kapsamında değerlendirilmelidir. Sayıştay bütçesi, yürütmenin aktarma kararlarına muhtaç olmayacak şekilde Meclis tarafından belirlenmelidir, atamaların liyakatli ve tarafsız olması sağlanmalıdır.

Teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum hepinize.