KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET AKALIN (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, kıymetli bürokratlar, basınımızın değerli mensupları; her yıl bütçe görüşmelerinde büyüme hedeflerini, gelir tahminlerini, harcama kalemlerini konuşuyoruz. Rakamlar değişiyor, bütçeler büyüyor ancak maalesef vatandaşın gündemindeki sorunlar hep aynı kalıyor: Emekli geçim sıkıntısından, işçi asgari ücretten, çiftçi artan maliyetlerden, esnaf daralan piyasadan, sanayici ve ihracatçı da rekabet edememekten, gençlerimiz ise iş bulamamaktan şikâyet etmekte. Dolayısıyla, 2027 bütçesini değerlendirirken bu bütçenin vatandaşımızın hangi sorununa ne ölçüde çözüm üreteceğine bakmak gerekiyor. İcra makamı 2027 yılında 27 trilyon 276 milyar lira harcama, 23 trilyon 408 milyar lira geliri öngörüyor. Bütçe açığı 3 trilyon 868 milyar lira, faize ayrılan kaynak ise 3 trilyon 975 milyar lira olarak belirtiliyor. Yani toplanacak her yüz liralık vergiye karşılık yaklaşık 20 liralık faiz gideri öngörülüyor. Üstelik 2026 yılının yalnızca ilk dokuz ayında bütçe 1 trilyon 840 milyar lira açık vermişti.

Sayın Başkan, bütçenin gelir tarafında da ciddi bir adaletsizlik var. 2027 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 60'ı dolaylı nitelikli vergilerden bekleniyor. Sonuçta, asgari ücretli de emekli de yüksek gelir sahibi de aynı ürünü satın aldığında aynı oranda KDV ödüyor. Tabii ki bu verginin gelir içindeki ağırlığı dar gelirli için maalesef çok daha ağır oluyor. TÜİK'in 2025 araştırmasına göre en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik kesim toplam gelirin yüzde 48'ini alırken en düşük yüzde 20'nin payı yalnızca yüzde 6,4. Bakın, toplumun en yüksek gelirli beşte 1'lik kesimi en düşük gelirli beşte 1'lik kesiminin 7,5 katı gelir payına sahip. Şimdi soruyorum: Bu bütçe, gelir dağılımındaki bu uçurumu hangi somut politikayla azaltacaktır?

Değerli milletvekilleri, Eylül 2026'da yıllık enflasyon yüzde 29,73. TÜİK verilerine göre yine en düşük gelir grubundaki haneler, tüketim harcamalarının yüzde 38,7'sini konut ve kiraya, yüzde 29,2'sini de gıdaya ayırıyor yani dar gelirli ailelerin harcamalarının üçte 2'si yalnızca barınma ve beslenmeye gidiyor. Şimdi, böyle bir tabloda vatandaşımıza refah artışından nasıl söz edeceğiz?

Yine, tarımda benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. 5488 sayılı Tarım Kanunu, hepimizin bildiği gibi, tarımsal destekler için gayrisafi millî hasılanın en az yüzde 1'i kadar kaynak ayrılmasını öngörüyor. 2027 yılında doğrudan tarımsal desteklemeler için ayrılan 235 milyar lira, öngörülen gayrisafi yurt içi hasılanın yalnızca 0,21'iyken, gayrisafi millî hasılanın ise yaklaşık 0,88'i 1'den bile az , üstelik millî hasılaya oranda geçen yıla göre düşüş de söz konusu. Buna karşın, Ağustos 2026'da tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 30,28, enerji türü maliyetler ise yüzde 43,14 artmıştır. Şimdi soruyorum: Çiftçi bu maliyetlerle nasıl üretim yapacak? Üretici kazanamazken tüketici uygun fiyatlı gıdaya nasıl ulaşacak? Yine, istihdam verilerine baktığımızda, bu tablo maalesef kaygı verici. Ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 7,8 olarak açıklanırken atıl iş gücü oranı yüzde 31'e ulaşmakta; bu rakam işsizlik sorununun açıklanan dar işsizlik oranından çok daha geniş olduğunu göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, faiz yükünün ağırlaştığı, üreticinin maliyet altında ezildiği, dar gelirlinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bu ekonomik düzende...