| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 27 .10.2026 |
MEHMET RÜŞTÜ TİRYAKİ (Batman) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, çok kıymetli bürokratlar, basının güzide emekçileri; hepinizi partim adına saygıyla selamlıyorum.
Konuşmak istediğim çok konu var ama süre kısıtlı. Bu yüzden özellikle mahalli idarelere ilişkin bir değerlendirme yapacağım fakat bundan önce iki konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi şu: Evet, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı siz bunu çok söylemiyorsunuz ama bu Plan ve Bütçe Komisyonunda muhalefetin bütün eleştirilerine karşı iktidar mensubu milletvekillerinin geliştirdiği çok basit ve tekrar tekrar söyledikleri argümanlar var. 2020'den 2023'e kadar bütün eleştirilere "Covid var." dediler. Yani sanki dünyada sadece Türkiye'de Covid vakaları oldu da dünyanın başka ülkelerinde hiç Covid vakasına rastlanmamış gibi. 2023'ten 2026'ya kadar her konuşmada, ekonomiye dair her eleştiriye bir yanıt daha eklediler: "Covid var, deprem var, asrın felaketi var." dediler ve bütün eleştirilere bu biçimde yanıt vermeye çalıştılar. Şimdi, bir şeyi daha ekliyorlar, bunu tabii siz de söylüyorsunuz ama milletvekilleri kadar çok yoğun kullanmıyorsunuz, o da şu, en çok kullanılan kavram: Enerji arzı ve tedarik zinciri krizi. Yani üç şey olmasa ekonomimiz uçacak gibi ama sorun şu: Bütün dünyada benzer sorunlar var ama bütün dünyadan ayrıştığımız noktalar var. Örneğin dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 4'üncü ülkeyiz ve bu 4 ülkeden 3 tanesi savaş içerisinde, birinin devlet başkanı Amerika Birleşik Devletlerinin askerî operasyonuyla kaçırıldı. Yani biz dünyada en kötü enflasyona sahip ülkeler arasındayız. Avrupa ortalaması yüzde 3,2, savaşta olan Rusya'nın ve Ukrayna'nın bile enflasyon oranları yüzde 6,1, yüzde 8 civarında. Yani bütün dünya bizden daha iyi durumda neredeyse aynı sorunları yaşadığımız hâlde. Dolayısıyla, bunlar bir mazeret olarak kabul edilemez. Kaldı ki kendi kendine yeten bir ülke olarak gıda enflasyonunda da dünyanın en kötü birkaç ülkesinden birisiyiz. Yani kendisine yeten bir ülkenin gıda enflasyonunun bile bütün dünyadan negatif biçimde sapması tek bir şekilde açıklanabilir: "Ekonomi iyi yönetilmiyor." denilmesi gerekir.
Şimdi, 21 Ekim tarihli konuşmanızı, sunumumuzu ben baştan sona dinledim. Önemli tespitler yapıyorsunuz, gerçekten çok önemli tespitler fakat ilginç bir tespitiniz var Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 4-5 kez tekrar ediyorsunuz, küresel ekonomideki daralmanın en önemli nedenine dair bir tespitiniz var, 8'inci sayfada diyorsunuz ki: "2026 yılında yapay zekâ odaklı teknoloji yatırımları, jeopolitik gelişmelerin yol açtığı arz şoklarına rağmen küresel büyümenin temel itici gücü olmayı sürdürmüştür. Yine, benzer şekilde, son dönemde dünya ekonomisinde genel itibarıyla enerji arz şoku ile yapay zekâ odaklı teknoloji yatırımlarının oluşturduğu güçlü büyüme dinamikleri belirleyici olmuştur." Yine, ilerleyen sayfalarda "Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik görünümün -nokta, nokta, nokta- yapay zekâ ve ileri teknolojilerinin etkisi altında şekillenmesi beklenmektedir." diyorsunuz. Yine, "Körfez ve Orta Doğu'da süregelen gerilimlerin -nokta, nokta, nokta- yapay zekâ yatırımlarına ilişkin beklentiler de yaşanabilecek ani düzeltmeler ışığında küresel büyümeyi destekleyecektir." gibi bir tespitiniz var. Yapay zekânın enerji arzından kaynaklı küresel ekonomik krizin etkilerini azalttığını yapay zekâ şirketleri bile bu kadar savunmuyorlar Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Yani eminim, Alphabet, Meta, NVIDIA, Oracle gibi şirketler bile dünyadaki enerji krizinin sonuçlarını ortadan kaldırdıklarını söylemiyorlardır. Yani emin olun, sizin bu konuşmanızı götürüp bu şirketlere versek "Biz neymiş izleyecekler?" Yani dünyadaki enerji krizini bile bu yapay zekâ şirketleri çözüyormuş. Ayrıca niye böyle bir tespit yapıyorsunuz küresel ölçekteki ekonomiyi değerlendirirken? Bu da hiçbir şekilde anlaşılır değil. Ben bunun ikisini özellikle söylemek istedim.
Mahalli idarelere ilişkin tespitlere gelince, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye'nin 1.403 belediyesi var; bunun 30'u büyük şehir, 51'i şehir, 519'u büyük şehirlere bağlı ilçe belediyeleri, 403'ü ilçe belediyesi, 400'ü de belde belediyesi olmak üzere 1.403 belediye. 1.403 belediyeye genel bütçe vergi gelirlerinden 2 trilyon 384 milyar TL ayırıyorsunuz yani bütçenin yüzde 8,7'sini. Ayrıca, diyorsunuz ki: "Aydınlatma giderlerine katkı olarak 23 milyar TL, Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında da 15 milyar TL, belediyelerin su ve kanalizasyon altyapısına da 7,5 milyar TL'lik bir destek sunacağız." Faize ayrılan paranın 3 trilyon 975 milyar olduğu bir bütçede 1.403 belediyeye yani 86 milyon yurttaşın doğrudan günlük hizmetlerinin önemli bir bölümünü karşılayan belediyelere ayırdığınız bütçe neredeyse bunun üçte 2'sinden az. Ayrıca, şunlara dikkat çekmek isterim: Şimdi, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belediyelerin ve il özel idarelerin genel bütçe vergi gelirleri payından aydınlatma giderleri için yapılacak kesinti oranı 3 kat artırıldı. Yani bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belediyelerin aydınlatma giderlerine katkılarını 3 kat artırdınız. Büyük şehirlerde yüzde 20'den yüzde 60'a çıkardınız, diğer belediyelerde yüzde 10'dan yüzde 30'a çıkardınız yani zaten genel bütçeden aydınlatma giderlerini onlardan alıp sonra bir de katkı sunuyormuşuz gibi buraya, bütçeye yazmanız adil değil. Zaten onlardan aldığınız parayı, kestiğiniz parayı geri onlara vererek iyi bir şey yaptığınızı söylememelisiniz. Türkiye'deki köy sayısı 18.215 Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 18.215. Şimdi, 18 bin köye diyorsunuz ki: "15 milyarlık destek sunacağız." 15 milyar yani köy başına 800 bin TL yapıyor. Ben size sadece bir örnek vereyim, bu mahalli idarelerle ilgilenen arkadaşlar bilir Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı: En yaygın projelerden birisi şu anda "çoban çantası" diye bir proje yani çobanlara günlük "powerbank" gibi, çadır gibi, aydınlatma için kullanacakları malzeme gibi 8-10 kalemlik yardım yapıyor il özel idareleri. Bir ilde sadece 200 çobana çanta yardımı yapıldığında bunun maliyeti 7 milyon Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Siz de diyorsunuz ki: "Biz bir köye 800 bin TL'lik yardım yapacağız." Yani bu ne anlama geliyor? Siz o köydeki çobana çoban çantası bile veremeyecek kadar bir parayı büyük bir yardım gibi yansıtmamalısınız diye düşünüyorum.
Yine, belediyenin su ve kanalizasyon altyapısına KÖYDES desteğinin yarısı kadar, 7,5 milyarlık destek sunacağınızı söylüyorsunuz; 1.403 belediyeye 7,5 milyar TL yani belediye başına 5 milyon TL. 5 milyon TL'yle bırakın belediyelerin altyapı sorunlarının çözülmesini, küçücük bir mahallede bizce o altyapı için kullanılacak boruların bile satın alınması mümkün değil.
Belediyelerin ve mahallî idarelerin tek sorunu bunlar değil Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, pek çok sorunları var, özellikle bölgesel eşitsizlikler. Bütçe hazırlanırken bunun göz önünde bulundurulması gerekir. Her belediyeye, her kente nüfusa oranında yardım yapılması doğru değil. Hakkâri ile İstanbul'un, Diyarbakır ile İzmir'in veya Batman ile Şişli'nin temel ihtiyaçları değil, her belediyenin temel ihtiyaçlarının karşılanacağı kadar altyapı ve su sorunlarının çözümü için bir bütçe ayrılmalı ve ondan sonra nüfusa göre katkı sunulmalıdır. Kaldı ki turistik bölgelerdeki belediyelerin yaz nüfuslarının 3 kat, 5 kat, 10 kat arttığını biliyoruz ama onlara da yine nüfusu oranında yardım yapılıyor. Dolayısıyla nüfusu oranında yardım yapılmasının doğru olmadığını düşünüyoruz.
Sürem çok kısa; şunu söyleyeyim: Gerçekten, mahallî idarelerdeki seçim anlamsız hâle geldi. Bizim belediyelerimiz tam on yıldır kayyum eliyle yönetiliyor; Batman on yıldır kayyumlarla yönetiliyor, Van, Mardin on yıldır kayyumlarla yönetiliyor, Hakkâri on yıldır kayyumlarla yönetiliyor. Türkiye'de sandığın yerel yönetimlerde anlamsız hâle geldiği bir dönemden geçiyoruz. Unutmayın, sizler o sandık sayesinde buradasınız, Adalet ve Kalkınma Partisi o sandık sayesinde iktidar, Sayın Cumhurbaşkanı o sandık sayesinde bugün iktidar. Eğer iktidarı anlamsız hâle getirirseniz, emin olun, seçilmiş hiçbir koltuğun güvencesi kalmaz diyorum.
Hepinize tekrar saygılar sunuyorum.