| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 27 .10.2026 |
MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Evet, çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Konu bayağı teferruatlı bir şekilde tartışıldı. Ben de kısa, meramımı anlatıp konuşmamı tamamlayacağım.
Tabii, bu Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirirken öncelikle dünyanın ve yakın coğrafyamızın içinden geçtiği güvenlik şartlarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bugün bölgemizde silahlı çatışmalar, sınırı aşan tehditler, enerji ve ticaret yollarına ilişkin riskler, ülkelerin güvenlik politikalarını daha yakın bir iş birliği anlayışıyla ele alınmasını gerekli kılmaktadır. 7 Ağustos 2026'da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan bu anlaşma böylesi bir ortamda ortaya çıkan ortak güvenlik arayışının bir sonucu. Bu adımı yalnızca yeni bir askerî anlaşma olarak değil, ülkeler arasında gelişen uzun soluklu ilişkilerin kurumsal düzeye taşınması olarak okumalıyız. Burada en önemli husus şudur: Anlaşmanın ilan edilen temel amacı saldırı değil, savunma, caydırıcılık ve bölgesel istikrarın güçlendirilmesidir. Ülkelerden birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış kabul edilmesi kolektif savunma ilkesinin özünü oluşturuyor. Bununla birlikte, sağlanacak desteğin kapsamı ve niteliği, somut ihtiyaçları ile mevcut imkânlar değerlendirilerek belirleniyor. Tabii, burada, az önce de çok sık ifade edilen "bölgesel sahiplenme" anlayışı; bu, çok açık ve net bir şekilde anlaşmada da ifade ediliyor ki, bölgenin huzur ve barışı burada öncelikli temel amaç. Bölgenin meselelerine çözüm üretilirken bölge ülkelerinin inisiyatif alması, uluslararası hukuka, diplomasiye ve diyaloğa bağlılığın sürdürülmesi esas alınmakta.
Anlaşmanın dikkat çekici bir diğer yönü, savunma sanayisi, teknoloji paylaşımı, ortak AR-GE, eğitim, tatbikat, istihbarat ve lojistik gibi alanlarda da iş birliği imkânı tanımasıdır. Yani bu metin güvenliği yalnızca askerî müdahale üzerinden değil, savunma kapasitesinin barış zamanında geliştirilmesi üzerinden ele alıyor.
Elbette, böyle bir anlaşmanın Meclis boyutu da son derece önemli. 21 Ekimde TBMM'ye sunulan uygun bulma kanun teklifi Komisyon sürecinde, bugün bizler burada da görüşüyoruz. Anlaşmanın yürürlüğe girmesine ilişkin adımlar ile olası askerî görevlendirmeler kendi hukuki çerçeveleri içinde değerlendirilmelidir.
Türkiye'nin güvenliği, milletimizin huzuru ve bölgemizin istikrarı her zaman temel önceliklerimizdir. Diplomasi kanallarının açık tutulması, sorunların barışçıl yollarla çözülmesi ve güçlü bir savunma kapasitesiyle caydırıcılığın desteklenmesi birbirinin alternatifi değildir, aksine birbirini tamamlamaktadır.
Özetle, Mekke Anlaşması doğru uygulandığında bölgesel güvenlik ve iş birliği bakımından yeni imkânlar sunabilecek bir adımdır. Asıl belirleyici olan bu iradenin uluslararası hukuka, Meclis denetimine ve Türkiye'nin millî menfaatlerine uygun biçimde hayata geçirilmesidir.
Burada birkaç tane sorum benim de olacak, aslında ortak sorularımız da oldu ama ben de bir iki soru sorarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Özellikle bu Yemen, İran ve Suudi Arabistan çerçevesinde konu çok fazla değerlendirildi. Buralarda olası bir çatışma durumunda Türkiye otomatik olarak savaşa giriyor mu, böyle bir şey var mı bu anlaşmada? Sorunun cevabını mümkünse almak istiyorum. Yine, NATO'yla ilişkilerimiz çok fazla konuşulan konular arasında. NATO'ya alternatif bir blok mu kuruluyor, bu anlaşma NATO'yla ilişkilerimiz bağlamında ne anlama geliyor? Bir başka sorum da bu anlaşma bölgemizde ya da dünyada herhangi bir ülkeyi hedef alıyor mu? Bu sorunun da cevabını verirseniz memnun olurum.
Çok teşekkür ediyorum.