KOMİSYON KONUŞMASI

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Komisyonumuzun saygıdeğer Başkan ve üyeleri, değerli bürokratlar, kıymetli basın mensupları; sizleri saygıyla selamlıyorum.

2027 yılı merkezî yönetim bütçesinin ülkemize, milletimize, devlet ve toplum hayatımıza hayırlı olmasını, huzur ve refahın artırılmasına katkı sağlamasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığına, hazırlanmasında emeği geçen tüm kişi ve kurumlara, kapsamlı sunumları için Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz'a teşekkür ediyorum.

Bugün başladığımız müzakerelerle 230 kamu idaresinin 2027 yılı merkezî yönetim bütçesi, 228 kamu kurumunun 2025 yılı kesin hesabı ve 252 Sayıştay raporu üzerine görüşmeler yapılacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin önümüzdeki bir yıllık sürede kamuya kaynak aktarımı ve bu kaynakları dağıtma yetkisini verdiği bütçe, aynı zamanda uygulanan ekonomik, mali ve sosyal politikaların da önemli bir aracıdır. Dayanıklılık, refah ve dönüşüm temel ilkeleriyle takdim edilen 2027 yılı bütçesinin kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beşerî sermayenin güçlendirilmesini esas aldığı, orta vadeli program ve On İkinci Kalkınma Planı hedefleriyle uyumlu şekilde hazırlandığı görülmektedir.

Bütçenin gider kalemi bir önceki yıl bütçe kanun teklifine göre yüzde 43,7 oranında artışla 27 trilyon 276 milyar liraya çıkarılmaktadır. Buna göre, bütçe giderlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 24,5 olması öngörülmektedir. Bütçe gelirlerinin ise yüzde 43,9 artışla 23 trilyon 408 milyar liraya yükseltilmesi hedeflenmektedir. Bu durumda, bütçe açığının yüzde 42,6 artışla 3 trilyon 868 milyar olacağı, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir. Bütçe ödeneklerinde ekonomik sınıflandırmaya göre en büyük gider kalemlerinin cari transferler, personel giderleri ve faiz giderleri olduğu görülmektedir. Sadece personel giderleri ve transfer harcamaları toplamı bütçenin yüzde 63,6'sını oluşturmaktadır. Bütçeden en çok pay, eğitime, sağlığa, sosyal yardım ve desteklere, yatırımlara ayrılmıştır. Sektörler bazında da tarım, sanayi, enerji, ulaştırma, savunma gibi alanlara dengeli bir kaynak tahsisi söz konusudur. Bu yönüyle, 2027 yılı bütçesinin toplumun tüm kesimlerini gözeten ve koruyan, ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştirmeyi hedefleyen, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştürürken kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir yaklaşımla hazırlandığı görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, kaynakların ne yönde ve hangi amaçlara yönelik olarak kullanıldığı, bütçelerin hedeflerini de göstermektedir. On İkinci Kalkınma Planı'nda da vurgulandığı gibi, Türkiye'nin uzun vadeli hedefi, 2053 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak da stratejik hedefimiz, İstanbul'un fethinin 600'üncü yıl dönümü olan 2053'te Türkiye'nin lider ülke ve süper güç hâline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla, ekonomide, teknolojide, demokraside, sosyal ve siyasi hayatta, uluslararası ilişkilerde ve diplomaside buna uygun bir kapasite oluşturmaktır. Türkiye, şüphesiz terör, pandemi, deprem, FETÖ darbe girişimi, ekonomik yaptırımlar ve bölgesel istikrarsızlıklar gibi birçok riske maruz kalmıştır. Tüm bu süreçler başarıyla yönetilmiş olsa da Türkiye'nin ekonomik gelişimini olumsuz etkilemiş, hedeflerini gerçekleştirilmesini geciktirmiştir. Buna rağmen, atılan tarihî nitelikteki adımlarla birçok alanda rekabet üstünlüğü kazanılmış, enerjide, ulaştırmada, savunma sanayiinde gıpta edilecek bir mesafe katedilmiştir. Ancak ülkeler arası rekabetin, teknolojik dönüşümün hız kesmeden devam ettiği dikkate alındığında, her zaman bir adım önde olma mecburiyetimizin olduğu da açıktır. Bu durumda, rekabet hâlinde olduğumuz ekonomiler karşısında "Türkiye ekonomisi lehine neleri öne çıkarabilmekteyiz?" sorusu, ekonomik ve teknolojik hedeflerimizi yakalama ve kalkınma hedeflerine ulaşma açısından belirleyici olacaktır.

Diğer bir konu ise, dar gelirli vatandaşlarımızın beklentileridir. Dün Sayın Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, özellikle emeklilerimiz için bu amaçla kaynak ayrılmış olmasını Milliyetçi Hareket Partisi olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Esnaf, çiftçi, çalışan ve emekli gibi toplum kesimlerinin daha fazla refah beklentilerinin karşılanmasına yönelik ilave adımlar neler olacaktır? Gelir dağılımını daha adaletli hâle getirme yolunda hangi ilave politikalar devreye konulacaktır? Bunlar, kaynak tahsisinde yatırımlar ve sosyal politikalar arasında bir tercih gibi görünse de kaynaklar büyütülerek imkânlarımız stratejik hedefler istikametinde kullanılabilecektir. Nitekim, Türkiye, sizin de sunumunuzda işaret ettiğiniz gibi, geniş toplum kesimlerinin satın alma gücünü artıracak çalışmalar yapmayı, yönetim istikrarıyla kalkınma hedeflerine kesintisiz bağlı kalmayı öngörmektedir. Bu çerçevede, ekonomik ve mali politikalarla birlikte yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma gibi kamu kaynaklarının istismarına yol açan unsurların giderilmesi, bu yönde caydırıcı müeyyidelerin yanı sıra denetim sisteminin etkinleştirilmesi, gerekli yasal ve idari düzenlemelerin yapılması, bütünüyle usulsüzlüklerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi, kamu kaynaklarını artırırken toplumsal güveni, öngörülebilirliği ve ekonomik istikrarı da destekleyecektir.

Diğer taraftan, başta gıda olmak üzere, enflasyonun da tetikleyicileri olan kalemlere yönelik yeterli üretim, sağlıklı dağıtım ve uygun pazarlamayı mümkün kılacak uygulamalar hayata geçirilmelidir. Toplumsal psikoloji dikkate alınarak kamuoyunu bilgilendirme fonksiyonu güçlendirilmeli, yanıltıcı bilgi kirliliği önlenmeli, ekonomi ve sosyal kesimler üzerinden yürütülen ve hedefi kaos olan toplum mühendisliğine izin verilmemelidir. Ekonomi politikaları yanında, sosyal ve siyasal hayatı, ahlaki ve kültürel zemini birlikte değerlendiren topyekûn bir mücadele ortaya konulmalıdır. Bu şekilde, bütçenin temel ilkeleri olan, isabetle vurguladığınız ekonomik dayanıklılık sağlanarak kırılganlıklar azaltılabilecek, vatandaşlarımızın daha fazla refah beklentisi karşılanabilecek, üretimden başlayarak ekonomide ileri düzeyli bir dönüşüm gerçekleştirilebilecek, aynı zamanda da vatandaş memnuniyetini esas alan hukuk ve ekonomik düzenin eşgüdüm içinde uygulanması daha kolay hâle gelecektir.

Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyeleri, bütçeyle kaynakların stratejik öncelikler ve toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamayı esas alan optimal bir denge oluşturulması esas olsa da dar gelirli vatandaşlarımızın taleplerinin değerlendirilerek haklı beklentilerinin karşılanması şarttır. Bu kapsamda, esnafımızın rekabet gücü korunacak şekilde faaliyetleri desteklenmeli, finansmana erişim kolaylaştırılmalı, ödeme kolaylığı sağlanmalıdır. Çiftçimizin üretim maliyetlerini düşürücü, ürünün değerini koruyucu, refahını artırıcı önlemler alınmalı, fiyat ve destek sistemi bu anlayışla şekillendirilmelidir. Çalışanların geçim şartları daha iyileştirilmeli, emeklilerimizin aylıkları onların yaşam şartlarına uygun olacak şekilde ayrı bir endekse göre hesaplanmalı, refah artırıcı alternatif fırsat ve imkânlar sağlanmalıdır. Reel sektörün üretim kapasitesini zaafa uğratmayacak etkili tedbirler alınmalıdır. Herkesin gelirine göre vergilendirildiği, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı, vergilendirilmeyen kazanç alanının kalmayacağı adil bir vergi sistemi inşa edilmelidir. Kamuda tasarruf etkinleştirilmeli, kaynak israfının önüne geçecek yapısal tedbirler alınmalı, kayıp kaçak ve kayıt dışılık önlenmeli, yolsuzluk ve usulsüzlüklere zemin hazırlayan ihale mevzuatı ve benzeri düzenlemeler gözden geçirilmelidir. Kurumsal yapı, devletin temel fonksiyonlarına ve yeni gelişmelere uygun kalkınma hedefleriyle uyumlu olacak şekilde düzenlenmelidir. Devlet destek ve teşvikleri, üretimi, istihdamı, kaliteyi ve katma değeri artırıcı bir verimlilik anlayışıyla düzenlenmeli, yatırımı özendirecek, sanayimizi güçlendirecek, tarımsal üretimi artıracak, suyun stratejik önemine uygun kullanımını mümkün kılacak bir şekilde rehabilite edilmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak vatandaşlarımızın geçim şartlarını zorlayan, beslenme, barınma, giyinme, ulaşım gibi temel ihtiyaçların ailelerimize yük olmaktan çıkarılacağı bir mekanizmanın inşasını gerekli görüyoruz. Bu çerçevede hazırladığımız asgari refah seviyesinin endeks üzerinden hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi kapsamında belirlenecek asgari refah seviyesinin altında geliri olan her aileye doğrudan gelir desteği verilmesini öngörüyoruz. İstikrar, ahlak ve refah temelli bir kalkınma vizyonuyla, katılımcı ve kapsayıcı topyekûn bir kalkınma anlayışıyla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ülkemizi kalkındırmayı hedefliyoruz. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere erişim imkânlarıyla birlikte hizmet kalitesinin de artırılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yükseköğretimin eğitim-istihdam ilişkisini kuracak, Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ve yaşanan teknolojik dönüşüme ayak uyduracak bir perspektifle planlanmasını gerekli görüyoruz. Zira, yarının insan gücü ihtiyacını bugünden temin edecek adımlarda geç kalınmamalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, kıymetli milletvekilleri, tarihî olayların yaşandığı bir süreçte Türkiye, karmaşık bölgesel gelişmelerde kilit rol oynamaya, millî birlik ve kardeşliğini pekiştirmeye, ekonomik olarak güçlenmeye ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olma hedefine ulaşmak için gayret göstermeye devam etmektedir. Nitekim jeopolitik risklere rağmen Türkiye ekonomisi 2026 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, yıllıklandırılmış millî gelirimiz 1,7 trilyon doları, kişi başına düşen millî gelir de 18 bin doları aşmıştır. Ekonominin istikrarlı büyümesiyle beraber beşerî sermayeyi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve iş gücüne katılımı artıran politikalar da sürdürülmektedir. 2026 yılı ağustos ayında istihdam 32 milyon 507 bin kişi olurken işsizlik yüzde 7,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Küresel ticarette korumacı eğilimler, jeopolitik gerilimlerin oluşturduğu zorlu koşullar ve ticaret ortaklarımızın öngörülerinin altında büyümesine rağmen eylül ayında yıllıklandırılmış ihracatımız 283,7 milyar dolarla cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine yükselmiştir. İthalat ise aynı dönemde yıllıklandırılmış olarak 379,7 milyar dolar olmuş, dış ticaret açığı yüzde 7,4 artışla 96 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Böylece, emtia fiyatlarının etkisiyle yükselen ithalata rağmen dış ticaret açığındaki artış savaşın başında öngörülenden daha sınırlı kalmıştır. Orta Doğu ve Körfez bölgesinde jeopolitik gerilimlerle birlikte artan enerji ithalatı cari işlemler dengesini olumsuz etkilemiştir. Ağustosta yıllıklandırılmış cari açık 42,1 milyar dolar olurken, cari işlemler açığının 2026 yılı sonunda 47,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 2,6 olması öngörülmektedir.

Türkiye büyüyen, istihdam yaratan, ihracatını artıran, sürdürülebilir cari açığa sahip en az borçlu ülkelerden biridir. Beklentimiz, enflasyonda da öngörülen hedeflere ulaşılmasıdır. Düşen enflasyonun vatandaşlarımızın gündelik hayatına yansıyarak geçim şartlarının daha da iyileştirilmesidir. Dezenflasyon stratejisi para ve maliye politikalarıyla eş güdüm içerisinde yürütülmeye devam edilse de jeopolitik gelişmelerin yanı sıra küresel ticaretteki belirsizlikler, tarımsal üretimdeki arz koşulları ve artan maliyet yönlü gelişmelerin etkisiyle enflasyonda beklenen hızda bir düşüş olamamıştır. Buna karşın sürdürülen sıkı para politikası duruşu, güçlü politika eş güdümü ve eşel mobil uygulaması başta olmak üzere enerji fiyat şoklarının tüketici fiyatlarına yansımasını sınırlayan uygulamaların desteğiyle enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulmanın da önüne geçilmiştir.

Türkiye her alanda çok önemli atılımlar yapmıştır, yapmaya da devam etmektedir. Cumhuriyetimizin 2'nci yüzyılında daha demokratik, daha müreffeh, lider bir Türkiye hepimizin özlemidir. Millî birliğimizin güçlendiği, huzur ve refahın arttığı, dik baş, tok karın ve mutlu yarını hedefleyen bir Türkiye'yi inşallah hep birlikte inşa edeceğiz.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ve Cumhur İttifakı'yla tesis edilen yönetim istikrarı ve siyasi istikrar, terörsüz Türkiye'yle sağlanan huzur, güçlenen demokrasi ve öngörülebilirlik ekonomik istikrarın da teminatı olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak üreten, istihdam yaratan, üretilen değerden herkesin adil pay almasını mümkün kılan, gelir dağılımını adaletli hâle getiren, nimet ve külfetin bütün kesimlerce hakça paylaşılmasına dayanan bir ekonomik ve sosyal düzenin tesis edilmesini öngörüyoruz. Bu amaçla atılan önemli adımlarla birlikte Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını giderecek yapısal reformların süratle gerçekleştirilmesini arzu ediyoruz zira sorunlarımız çoğunlukla yüzeysel değil yapısaldır. Çözümleri de köklü ve kalıcı tedbirlerle bütüncül politikaların eş güdüm içinde uygulanmasına bağlıdır.

Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarındakilerle birlikte belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve ahlaksızlıkları önleyecek yapısal tedbirler mutlaka alınmalı, sağlanan huzur ve güven ortamı yolsuzluk gibi ahlaki değerleri de zedeleyen olumsuzluklarla birlikte manipüle edilmemeli, toplumsal bir kırılma yaratılmamalıdır. Türkiye bir hukuk devletidir, kurallar ve kurumlar devrededir. Bu nedenle, hukuka tabi olmak yerine toplumu tahrik edici, kışkırtıcı söylemlerle sokak eylemlerine çağrı yapılması milletimizin ve ülkemizin hayrına olmayacak, toplumsal kutuplaşmaya davetiye çıkaracaktır. Türkiye'nin sosyoekonomik sorunlarının çözümsüzlüğe mahkûm edilmiş olduğu düşüncesi Türkiye'nin sahip olduğu devlet tecrübesiyle de siyasi irade, kararlılık ve çözüm üretme kapasitesiyle de bağdaşmayacaktır.

Sayın milletvekilleri, Sayıştay 2025 yılında yürütülen düzenlilik ve performans denetimleri kapsamında kamu idarelerinde 2.953 mali rapor ve tabloları etkileyen, 7.604'ü mevzuatta uygunluğa ilişkin, 226'sı kamu idarelerinin mali yönetim ve iç kontrol sistemine ilişkin hataları içeren toplam 10.783 bulgu tespit etmiştir. En fazla bulgu tespiti bir önceki denetim yılında da olduğu gibi 9.681 adetle mahalli idarelere ilişkin olmuştur. Toplamda artış olsa da genel bütçeli idarelere yönelik bulgularda ise bir önceki yıla nazaran yüzde 34 oranında azalış gerçekleşmiştir. Sıklıkla yapılan özellikle muhasebe hatalarının tekrar etmemesi için Sayıştay ile kamu kurumları arasında etkin bir diyaloğun, iletişimin ve bilgilendirme mekanizmasının oluşturulması yararlı olacaktır. Anayasal bir denetim kurumu olan ve denetim yetkisini Meclisimiz adına yerine getiren Sayıştayın incelemelerini, kamu menfaatlerinin korunması ve idarenin denetim yoluyla geliştirilmesi fonksiyonu bakımından oldukça önemli ve yararlı görüyoruz. Bu bağlamda, Sayıştayın varsa denetim etkinliğini artıracak ve işini kolaylaştıracak düzenleme ihtiyacının da giderilmesi gereklidir diye değerlendiriyoruz.

Bu düşüncelerle, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerinin ülkemize, milletimize ve kurumlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. Sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı'nı şimdiden kutluyor, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, kahraman ecdadımızı ve aziz şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.