| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 27 .10.2026 |
SADULLAH KISACIK (Adana) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sayın Komisyon üyelerimiz, değerli milletvekilleri, değerli bürokrat arkadaşlar, basınımızın güzide mensupları; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, bütçeyle ilgili çalışma yaparken rakamlarda böyle çok değişik duygular yaşadım bu bütçe aşamasında çünkü hani bir kurumların bütçesine baktım bir de bu son zamanlarda fon vurgununda yaşanan kayba baktım, inanın, bütçe çok anlamsız geldi bana yani şimdi birincil etki daha yani fon vurgununda ulaşılamayan para 800 milyar TL, birincil etki. Şimdi, bakıyorum -bu fon vurgununda sadece bu 800 milyar- ya, Cumhurbaşkanlığının bütçesi 27 milyar 547 milyon, adamlar 800 milyar vurmuş. Bakıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçesi 33 milyar 787 milyon, adamlar 800 milyar vurmuş. Bakın yani bir ara dedim ki sadece ben bunu açıklayayım, konuşmayayım yani o bile aklıma geldi. Ya, 800 milyar; şu anda insanlar parasına ulaşamıyor. Bakın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2027 bütçesi 761 milyar 412 milyon, Ulaştırma Bakanlığının 2027 bütçesi kadar sırf 800 milyar para bir anda vatandaşın cebinden alınmış. Ulaştırma Bakanlığının... Yani bu kadar yol yapılıyor, köprü, asfalt, vesaire şudur budur, o kadar bütçe kadar vurguncular bu milleti vurmuş ya, cebindeki parayı almış, gitmiş, şu anda vatandaş gece gündüz uyuyamıyor. İnanın, böyle bir baktım, dedim ki ya, biz ne bütçesini konuşuyoruz, neyi konuşuyoruz biz şu anda? Olayın büyüklüğüne bakın yani olayın, vurgunun büyüklüğüne bakın, nelerimizi almışlar. Tabii, buna baktığımız zaman bu daha birincil etki yani direkt vatandaşın cebinden çalınan, vatandaşın cebinden 800 milyarı çaldılar. Ne oldu sonra? Sermaye piyasasındaki güven yüzünden borsa ta 14 binlerden, 14 bin küsurlardan 10 binlere geldi. Bakın, 11 binlerden kapattı, sırf borsadaki erimeyle, sırf borsadaki erimeye baktığınız zaman 6 trilyonluk orada bir kayıp var, 6 trilyon. Ya, bu devletin borsasına güvenen, bu ülkenin borsasına güvenen vatandaşın parası 17 Eylülden bugüne 6 trilyon eridi. Vatandaş şimdi herhangi bir şey almak için "Hisse senedimi satayım." dese, toplamda 6 trilyon eridi değerli arkadaşlar. Bakın, şimdi, bu toplam değerlere bakıyorsunuz -bu sadece fon vurgunundaki, hem 800 milyar hem de borsadaki erime- toplam kayıp Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçesinin 174 katına çıkıyor, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 150 katına çıkıyor, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin 68 katına çıkıyor, Enerji ve Tabii Kaynaklar bütçesinin 89 katına çıkıyor. Yani bu sadece 800 milyarla ölçülecek bir büyüklük değil, daha sonrasındaki erime, yabancı çıkışı, sermaye piyasalarına güvenin azalıp yatırımcının satması, fonların mecburen kendi içerisindeki hisseleri satması vesaire birçok tetiklemeyle birlikte bize çok büyük bir kayıp yaşattı. Yani bu kayıp sadece "Ya, biz, şu kadar çaldık, tövbe hesabına bu çaldığımızı yatırıyoruz."la kapatılacak bir kayıp değil ya, kayıp değil. Sermaye piyasalarının şu anda temelinden bir sarsılma yaşandı arkadaşlar. Bakın, temelinden sarsılma yaşandı. Dolayısıyla böyle bir vurgunun hemen arkasında, gerçekten, şimdi bütçe rakamlarına baktığınız zaman yani burada ne yapalım, bütçenin kenarından, köşesinden 3 milyarı, 5 milyarı mı konuşalım yani? Elin adamı 800 milyarı götürmüş, 6 trilyon zarar vermiş toplamda, bunu mu konuşalım? Gerçekten de bu kapsamda çok acı bir bütçe görüşmelerine başlıyoruz rakamsal olarak.
Şimdi, bakıyoruz, bütçenin tanımında, girişinde, gerekçesinde ekonomide dayanıklılığın korunması ve güçlendirilmesi temelinde bu bütçenin hazırlandığı ifade ediliyor. Ekonomide dayanıklılık. Şimdi, ekonomideki dayanıklılığın en temel noktası, her ekonominin dayanıklılığının en temel noktası o ülkenin kurumlarının itibarı, kurumlarının gücü, demokrasinin gücü, o ülkede tesis edilen adalet ve hukuktur. Bir kere, ekonomideki dayanıklılık buna dayanır. Bunu sağlamadığınız sürece istediğiniz kadar rezerviniz olsun, istediğiniz kadar rakamlarda güçlü -burada- tablolar getirin, eğer adalet ve hukuku tesis etmediğiniz sürece, kurumlarını güçlendirmediğiniz sürece hem uluslararası ülkelerin hem de kendi milletinizin kendi kurumlarınıza güvenini artırmadığınız sürece hiçbir ekonomi dayanıklı değildir değerli arkadaşlar. Dolayısıyla, şimdi, burada bakıyoruz, belki de şu anda 2027 bütçesi en dayanıksız günlerine gidiyor. Ama şunu da söyleyeyim: 2027'ye girerken, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, esnafın dayanacak gücü kalmamıştır, net söylüyorum. Esnafın dayanacak gücü kalmamıştır. Size de geliyordur, her gün binlerce esnaf yalvarıyor "Aman şu üzerimizdeki vergi yükünü alın, SSK yükün alın. Vergi yükünü azaltın, orada bir yapılandırma bize yapın, bize nefes aldırın. Hesabımıza bloke koymayın, kredi kartlarımıza bloke koymayın, müşterilerimize yazı yazmayın. Ya, krizdeyiz zaten hele şu günlerde yaprak kıpırdamıyor." Eğer bir dayanıklılık istiyorsa, evet, şu anda esnafın dayanacak gücü kalmamıştır. İstediğiniz yerde gezelim, kalmamıştır.
Bu ülkede şu anda çiftçinin dayanacak gücü kalmamıştır. Bakın, istediğiniz ürüne bakalım: İncir, üzüm, narenciye, kavun, karpuz. İstediğiniz ovaya gidelim: Şimdi isterseniz Çukurova'ya gidelim, limonlara bakın. Enteresan bir yıl yaşıyoruz, ürünler ya dalında çürüyor ya tarlada çürüyor ya da maliyetinin altında satılıyor. Yani acayip bir bereketsizlik var şu anda. Niye? Tahıl o Rusya'ya giden koridor zamanında açılmadığı için baktığınız zaman, şu anda hiçbir ürün para etmiyor. Hiçbir ürün para etmiyor, içler acısı. İçler acısı. Yani şu anda Çukurova'da insanlar, çiftçilerimiz narenciye bahçelerini kesiyorlar artık, görüntülerini görürsünüz. Narenciye bahçeleri artık... Yani çiftçi bir yıl dayanır, iki yıl dayanır, üç yıldır, dört yıldır, beş yıldır zarar ediyor; artık dayanacak gücü kalmamış, kesiyor, tarla yapıyor artık, dayanacak gücü kalmadı. Çiftçinin de dayanacak gücü kalmadı.
Sanayicinin de dayanacak gücü kalmadı, rakamlar ortada, kalmadı. Enflasyonu düşüreceğiz diye kur baskısı yüzünden şu anda maalesef sanayicimiz ciddi bir pazar kaybı yaşadı, yaşamaya devam ediyor ve artık 2027'ye girerken dayanacak gücü kalmadı. Evet, bu bütçe dayanıklılık bütçesi ama bu bütçeye kim dayanacak onu bilmiyorum. Her kesimin sistematik olarak artık dayanacak gücü maalesef kalmadı.
Şimdi, yine bütçeye baktığınız zaman, bütçe sunumunda diyorsunuz ki: "Bu bütçeyi faiz bütçesinden çıkarıp hizmet bütçesi yaptık." Yani şimdi, 3 trilyon 975 miyar -o da 25 milyar belki eklenecekti ama 4 olmasın diye psikolojik anlamda herhâlde- faiz ödüyoruz ve bu bütçe faiz bütçesi değil(!) Şimdi, bakıyoruz yine, bu ödediğimiz faiz Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin 115 katı, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 99 katı, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin 61 katı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 78 katı. Düşünün, yani bu bütçe nasıl faiz bütçesi değil? Yani rakam olarak belki şunu diyebilirsiniz: Ya, işte, toplam faiz harcamalarının bütçe giderlerinin oranına baktığımız zaman, biz bunu düşürdük değil mi, düşürdük. Doğru, diyeceksiniz ki şimdi, 2006 yılında bu oran yüzde 25,80'di ama şimdi biz bunu 14'e düşürdük. Ama Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, bu oran 2016'da yüzde 8,60'tı, 2017'de 8,36'ydı, 2018'de 8,90'dı. Bakın, şimdi, bunu da görelim. Ne oldu da AK PARTİ iktidarı zamanında iyi yönetimle 2002 yılından itibaren iyiye giden bu oran, neden şimdi kötüye doğru döndü de ve bir türlü engellenemiyor? Yani, bakın, en iyi 2 oran: 2015'te var, ondan sonra 2016'dan itibaren yükselişe giriyor artık. Bunun size bir mesaj vermesi lazım. Yani artık burada bilimsel bir ivme kazanmış, şu anda faize olan bağımlılığımız artıyor ve durduramıyoruz yani eski günlere devam ediyoruz. Zaten benim iktidara karşı en büyük serzenişim o; ya, eski günlere döndük. Yani biz AK PARTİ'yi kurduğumuzda "Eski Türkiye olmayacak, artık her şey, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!" dedik. İnanın, istediğinizle otururuz, konuşuruz eski Türkiye'den de beter hâle gelen noktalar var. Şimdi, eskiye doğru gidiyoruz, hızla artan bir şey var ama bu bütçenin faiz bütçesi bu anlama baktığınız zaman. Yani 2016'da 8,60 olan faiz harcamalarının bütçe giderlerinin oranı niye 2027de -mesela, bu bütçede- 14,57? Bunu soruyorum. Niye durduramıyoruz, niye artarak devam ediyor? Durmuyor bile, her bütçede daha da artıyor bakın. Dolayısıyla, bu faiz kamburu yine bu milletin sırtında ve yıllarca da sırtında olmaya devam edecek ve çok ağır bir yük, çok ağır büyük. Yani tarıma verdiğiniz desteğin katbekatını faize veriyorsunuz, biraz önce anlattım, bütçelerin katbekatını faize veriyorsunuz ve bu faiz yükü olduğu sürece bu milletin sırtı düzelmez. İşte, bunu yıkacak bir vizyon beklerdik bu bütçeyle beraber, ya, bunu bekleriz biz yani bu vizyonu. Mesela, şimdi diyoruz "Türkiye Yüzyılı." Şimdi, şundan sokağa çıksak desek ki vatandaşa "Türkiye Yüzyılı deyince ne anlıyorsunuz, ne olacak Türkiye Yüzyılı'nda?" Ne diyecek, ne diyecek? Ya, "Türkiye Yüzyılı" dediğimiz zaman nasıl 1980'lerde biz Güney Kore'yle aynı millî gelire sahibiz yaklaşık olarak bir hedef koymalıyız artık şu faiz sarmalından çıkıp verimlilik ve teknolojiyi yakalayıp bizim artık şu kısır döngüyü kırmamız lazım, kırmamız lazım. Yani artık boş sloganlar değil, bir vizyon, gerçek, bir vizyon herkesin katılımıyla başaracağımız bu bütçeyle beraber gerçek bir vizyon ortaya koymamız lazım. Ama biz bakıyoruz, bir bütçe, klasik bütçe: Enflasyon oranında bazı şeyler artırılmış, yine temel bütçe sorunlarının kaldığı şeyler.
Şimdi, işin kötü tarafı, geçmişte verilen yanlış kararlar faiz yükünü katlayarak devam ediyor, katlayarak devam ediyor. Yani, geçmişte verilen o yanlış kararların yükü gittikçe devam ediyor. Tabii, şuna da bakmak lazım: Bu, özellikle başkanlık sisteminden sonra hiç düşmemiş yani onu da bir araştırmak lazım. Yani, baktığınız zaman, en son 2016'da 8,60; 2017, 2018, 2019, 2020, o şekilde gidiyor. Onu da bir araştırmak lazım.
Şimdi, bütçe görüşmelerine başlıyoruz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Sizden sonra buraya gelen bakan arkadaşlar oturdukları zaman bize anlatacaklar yarından itibaren. "Doğal gaz bulduk, elektrik üretimini artırdık, ondan sonra enerji üretimini katladık. Tarımsal hasılayı katladık." Ya, katladık da bu faiz niye düşmüyor? Yani, niye biz hâlâ bütçe açığı... Yani, bu kadar doğal kaynak buluyoruz, katlıyoruz, çarpıyoruz, uçuyoruz da niye bu rakamları, bunun niye hissedemiyoruz? Ya, bunu niye hissedemiyoruz, bunu anlatın. Hani, vatandaş niye bunu hissedemiyor? İnanın, çoğu vatandaş var ya o fonlara, para piyasası fonlarına... Emekli bile artık o hâle gelmiş. Bakın, AK PARTİ'den önce insanlar maaşlarını alır, direkt dolar alırdı "Aman, paramın gücü düşmesin." diye. Yani, bir memur, bir emekli hemen döviz büfesine gider, dolar alır. Herkeste bir dolar, mark -o zaman mark var- vardı, sonra biz övündük "Bak, eskiden memur böyleydi, gördünüz mü ya? Şimdi böyle mi artık? Döviz büfesi mı kaldı?" dedik. Şimdi de işte insanlar gidiyor, maaşını çekince "Aman, enflasyondan erimesin." diye günlük para piyasası fonuna "Ne geldi iyi geldi." deyip burada "Param erimesin, enflasyona yenilmesin." diye yapıyor bunu. Eğer bugün mağdurların arasında emekli varsa, polis varsa, öğretmen varsa, öğrenci varsa, askerlik parasını biriktiren biri varsa, garson varsa sebebi bu. İşte, alın size, sosyoloji, SPK'nin o fonlarını açın bakın, içinde kim var? Ha, bir onların parasını çalan büyük vurguncular var, bir de o fona, o hırsızlara para aktaran, işte bu garson, emekli vesaire kişiler var yani baktığınız zaman. Ama sebebi ne? Niye oraya gitmiş, niye parasını cebine koymamış? Çünkü enflasyon...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Fazla kazanma hırsı...
SADULLAH KISACIK (Adana) - İşte, fazla kazanma hırsı o sizin ortak olan Tera mera vesaire gibi şeylerde Sayın Güneş, o onlarda.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Fazla kazanma hırsı olanlar çalanlar.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Para piyasası fonu diyorum, Para piyasası fonu nedir biliyor musun Sayın Güneş sen? Para piyasası fonu en fazla yüzde 3 artan bir fondur ayda, en fazla şu anda bugün en fazla yüzde 3 arttı.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Batan fonlar aylık 12... (Gürültüler)
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - SPK, Borsa İstanbul...
SADULLAH KISACIK (Adana) - Tamam, ben ama garsonun yatırdığını, emeklinin yatırdığını söylüyorum. Ya, bu vatandaşa hakarettir ya! 450 bin kişiye hakarettir ya!
CAVİT ARI (Antalya) - Ayıp ya!
SADULLAH KISACIK (Adana) - Yazıklar olsun ya! 450 bin kişi şey mi yani? Yazıklar olsun Sayın Güneş!
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Yine bilmediğin konuda yorum yapıyorsun.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Bakın, elinizden gelse var ya fona para yatıranları tutuklayacaksınız, elinizden gelse fona para yatıranları tutuklayacaksınız!
ERHAN USTA (Samsun) - Vatandaşı suçluyorsunuz.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Ayıp, gerçekten de ayıp ya! Millet kan ağlıyor, ayıp ya!
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen, arkadaşlar, karşılıklı konuşma yapmayalım.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Eğer sizin bakış açınız buysa biz bu işi çözemeyiz ya! O zaman bu paralar verilmeyecek. Bakış açınız buysa, fona yatırılan paralar hırsla olduysa kimsenin parası verilmeyecek o zaman, olur mu Sayın Güneş ya?
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - "İyi oldu." diyorsun resmen.
CAVİT ARI (Antalya) - Vallahi, İsmail Bey, hiç yakışmadı size.
ERHAN USTA (Samsun) - Hayır, hayır, bu kanaat epeyce var. Sadece orada değil, bu kanaat var, meseleye böyle bakıyorlar.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Yani, fona para yatıranları tutuklayacaksınız.
ERHAN USTA (Samsun) - Tabii, tabii. Hırsızları değil de...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Öyle bir şey demiyorum.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Öyle dedin ya! Fazla para kazanma hırsı ne demek?
ERHAN USTA (Samsun) - Hırsızları değil de... Ayıp bir şey ya!
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Niye millet fazla para kazanmak istiyor? Geçinemiyor.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Burada dolandırıcılar var, üç kâğıtçılar var, hesap vermeli ama burada bir fazla para kazanma hırsı yok mu yani?
SADULLAH KISACIK (Adana) - Olmaz, gerçekten de...
ERHAN USTA (Samsun) - Ayıp ya! Aç gözlülük diyor ya! Şuna bak ya!
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Yok mu?
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Yok!
ERHAN USTA (Samsun) - Aç gözlülük diyor ya!
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Var, çalanlarda işte...
ERHAN USTA (Samsun) - Ya, çalanlara konuş! Çalanlara konuş! Çalanlar sizin ekip ya! Çalanlar sizin ekip! Bürokrat da sizin ekip, iş insanı da sizin ekip...
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli milletvekilleri...
SADULLAH KISACIK (Adana) - Hiç uzağa gitmeyin, İsmail Güneş, "tbmm.gov.tr" mailine girin, orada vatandaşların mailini okuyun. Ben daha bir şey demiyorum.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar, müsaade edin lütfen.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Şimdi...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Kim suçluysa cezasını çeksin, biz bunları yapanları korumuyoruz.
CAVİT ARI (Antalya) - İsmail Bey yine sade vatandaşı sorumlu tuttu bu işten dolayı.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Ya, sıkıldık artık!
SADULLAH KISACIK (Adana) - Ya, tamam ama öyle değil, öyle değil.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Güneş, size söz vereceğim.
ERHAN USTA (Samsun) - Kim verecek cezayı? Bir tane görevden alma var mı?
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Söz gelince konuşun değerli arkadaşlar.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Hayır, hayır, sıra vatandaşa geliyor, fona yatıran vatandaşa, onu tutuklayacaklar.
ERHAN USTA (Samsun) - Bir tane görevden alma var mı? Hepsi suçlu! Milleti suçladılar, millet suçlu, öyle anlaşılıyor.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Değerli arkadaşlar, sırası gelince herkes lafını söylesin, olduğumuz yerden laf atmayalım lütfen.
SADULLAH KISACIK (Adana) - Yine, bütçe açığının fazla olduğu bir bütçe yaşıyoruz. Şimdi, bütçe açığı deyince bunu ya işte vergiyle veya faizle kapatmaya çalışıyoruz. Geçen sene de Plan ve Bütçe Komisyonundan bayağı vergi, harç artırmaları geçirdik yani Hazine ve Maliye Bakanlığı açısından bereketli bir aydı yani bir sürü vergiyi artırdık, harcı artırdık, ÖTV arttı, bilmem ne arttı, bir sürü şeyler. O anlamda yeni yeni harçlar, mesela araç alım satımlarına yeni harç koyduk filan. Bayağı arttı. Şimdi bunu da bir kırmamız lazım. Yani tekrar söylüyorum, ben geçmiş konuşmalarımda da söyledim. Ben bir verimlilik bakanlığının Türkiye için önemli olduğunu düşünüyorum Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım. Yani bu verimlilik konusu bizim en büyük dezavantajımız. Tarımdan sanayiye kadar, eğitimden sağlığa kadar her alanda verimsiz. Yani sektörün ileri gelenleriyle konuştuğumuz zaman gerçekten de her alanda bir verimsizlik var. Bu verimliliği topyekûn hayata geçirecek bir kuruma ihtiyaç var. Bu, eskiden Millî Prodüktivite Merkeziydi ama o da böyle yayınlarla filan yapıyordu, çok etkin değildi ama belki bunun tüm kurumlarda, yapay zekâyla birlikte, özellikle yapay zekâyı da içine katarak verimliliği... Sulamamız verimsiz, çalışmamız verimsiz...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SADULLAH KISACIK (Adana) - Başkanım, benim sözüm kesildiği için ek bir dakika istiyorum.