KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET DEMİR (Kütahya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, çok değerli milletvekillerim, çok değerli Sayın Bakan Yardımcım, Genel Müdürümüz ve ÇAYKUR'umuzun kıymetli yöneticileri, Sayıştayımızın kıymetli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben aslında teşekkür konuşması, bir de kendi gönlümden geçen birkaç bilgilendirmeyi 1-2 tane de talebimi iletmek için söz aldım.

Tabii, Ali Vekilimin az önce yaptığı konuşmada söylediklerine ben de katılıyorum. Normalde ÇAYKUR çok daha fazla kâr edebilecek bir kurumken şu anda ortalama kâr eden ama Türkiye'nin çay ihtiyacını, dünyanın çay ihtiyacını karşılayan bir kurum. Normalde yaptığı üretime baktığınızda 12 bin personel çalıştırmasına özel sektör olsa gerek yok ama o bölgede ÇAYKUR inanılmaz bir lokomotif, inanılmaz bir dinamo. Bu anlamda, orada 12 bin vatandaşımızın direkt olarak bu işten ekmek iyi olması, buna vesile oluyor olmanız bile aslında takdire şayan bir konu.

Bunun yanında, günlerdir KİT Komisyonu toplantılarına katılıyoruz. Kamu iktisadi teşekkülleri kâr ederse "Niye kâr ediyor?" zarar ediyorsa "Niye zarar ediyor?" diye bir soru var. Bunu ben sizin şahsınızla bu soruyu soranlara da özellikle sormak istiyorum. Tabii ki kâr edecek, zarar da edecek. Burada 12 bin kişiye ekmek veren bu kurum yaptığı iş itibarıyla mayıstan ekim ayına kadar yapmış olduğu, ticaretin parasını nakit ödeyip geri kalan yedi aylık dönemde bu parayı toplayacağım diye uğraşırken tabii ki yeri geldiğinde faiz ödemek zorunda, yeri geldiğinde paranın maliyetini ödemek zorunda kalıyor olabilir. Ama ben şunu şu konuda da Genel Müdürümüze özel olarak teşekkür etmek istiyorum: Geçen seneki yaptığımız toplantıda ödenen bu faiz paralarıyla alakalı KİT Komisyonundaki uyarılara ve yapılan tenkitlere değer vermiş ki bu sene öz sermayesi üzerinden herhangi bir faiz ödemeden kendi işini kendisi görür vaziyete gelmiş. Aslana sormuşlar: "Ensen niye kalın? Kendi işimi kendim görürüm." demiş. Bu mantıkla ÇAYKUR da inşallah bundan sonraki süreçte kendi işini kendi görecek şekle gelecek.

Diğer bir konu, yine Ali Vekilimin bahsetti, Didi'yle ilgili konu. Kesinlikle, sonuna kadar destekliyorum: "1950'lerdeki, 1970'lerdeki, 1990'lardaki mantıkla biz çay üretiriz, çayı da sadece sıcak içersiniz." derseniz işte 40 yaşın üzerindeki insanlara bu çayı satarsınız ama 15 yaşındaki, 18 yaşındaki, 20 yaşındaki kafelere alışmış gençlerimize satabileceğiniz ürün kahve olur, o kahveyi de biz üretmiyoruz, dışarıdan alıyoruz. Dışarıdan alacağımıza yerli ve millî çayımızı onların içebileceği şekilde soğuk, buzlu, içine katılabilecek herhangi bir başka katkı maddeleriyle onların içebileceği şekle getirmiş olmanız bile aslında güncelleme yaptığınız anlamına geliyor. Bunun dışında, diğer bir talebim de artık gençlerimizin kafeteryalarda farklı kafelerde kahve ürünü içeceğine çayın farklı versiyonlarını içmesiyle ilgili çalışmalar yaptığınızı biliyorum, bu konuda da sizi sonuna kadar destekliyorum. İnşallah kısa zaman içerisinde onların bu edinmiş olduğu kültürü kendi yerli ve millî kültürümüze de çevirmiş oluruz diye temenni ediyorum. Bu çayın kullanılmış olması Karadeniz Bölgesi'nde yaşayan insanlarımızın kültüründe, geleneğinde adetinde, anasından, babasından, dedesinden gördüğü sistemde oralarda çay bahçeleri satılmaz, her ne şart altında olursa olsun o aile orada o çayı üretmek zorunda çünkü dedelerinden, dedelerinin dedelerinden böyle gördüler. Bana göre daha çok mantıklı bir iş. İnşallah ömrübillah da bu şekilde devam eder. Bu insanlarımız orada 12 bin tane çalışanın yanında nakliyecisine, orada farklı taşeron işleri yapan insanları, taşeronun taşeronluğunu yapan, taşeronlara yemek götüren, ayakkabı götüren, elbise satanları falan değerlendirdiğinizde aslında yaptığınız işin ne kadar büyük olduğunu görüyorsunuz. Bunların hepsinin yanında, O Didi'yi niye desteklediğimi de ayrıca söyleyeceğim. Biliyorsunuz, İsrail ürünlerine karşı bir boykot mevzusu var.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bu kadar kamucu oluşunuz gözlerimi yaşartıyor; tebrik ederim, yüzlerce fabrikayı sattıktan sonra...

MEHMET DEMİR (Kütahya) - Yerli ve millî Didi çayıyla başkalarının boykot edilmesi gereken ürününü Didi'yle boykot ettiriyorsunuz ki çoğu restoranda, markette, bakkalda, kafeteryada artık yabancıların ürünü olan Coca-Cola yerine, başka kola markaları yerine insanlar yemeğin yanında Didi içiyor. Ben bu konuda da sizi tebrik ediyorum ve bunun daha da geliştirilmesini sizlerden talep ediyorum. Suyla ilgili yine eleştiri geldi. Önümüzdeki on, yirmi, elli yılın konusu bence içme suyu; bu konuda da yapmış olduğunuz yatırım hem Didi'nin üretimiyle alakalı kısım da kullanma amaçlı hem de yine yerli ve millî suyumuzu insanlara temiz, uygun şartlarda, hijyenik olarak ulaştırma noktasında yapmış olduğunuz girişimi de destekliyorum. Mümkünse sadece Karadeniz'de değil, Türkiye'nin her yerinde o suyla ilgili ÇAYKUR markasını lütfen çoğaltmanızı talep ediyorum. Yapmış olduğunuz çalışmalardan ötürü sizi tebrik ediyorum. Bundan sonraki süreçte de inşallah memleketin yükselen trendi olacak şekilde işinizin rast gelmesini temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Allah'a emanet ediyorum.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Teşekkür ediyorum Sayın Demir.

Böylece, geneli üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Sözü Sayın Genel Müdürümüze vermeden önce bazı hatırlatmalarda bulunacağım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - ÇAYKUR satılacak olursa eyleme geleceksin ama.

MEHMET DEMİR (Kütahya) - Özelleştirildiği gün geleceğim, söz ama o güne kadar sizin de desteğinizi bekliyoruz.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım, lütfen.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Kesinlikle, özelleştirme olursa beraber eylem yapacağız.

MEHMET DEMİR (Kütahya) - Samimi söylüyorum, geleceğim.