| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 21 .10.2026 |
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Öncelikle, bu yıl yaş çay alım fiyatı üreticiyi mutlu etmedi, düşük bir rakam oldu. Bununla ilgili yaş çayda 6 kilo satan çiftçi 1 kilo kuru çay geçen yıl alabiliyordu, bu yıl 8,5 kilo satarak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Bu durumda çiftçilerimizin beklentisi, maliyet 40 lira civarında olduğu için daha yüksek bir rakamdı; bu gerçekleşmedi, üretici bu anlamda tepkili. Çay, diğer ürünler gibi değil, belli bir dönem hasat edilebiliyor, onun da çoğu büyük kentlerden de gelerek bu işi yapmaya çalışıyorlar. Bunun sürdürülebilirliği için fiyatlar konusunun daha dikkatli ele alınıp üreticiyi en azından girdi maliyetleri üzerinden destekleyen alım fiyatlarının uygulanmasının doğru olduğunu düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, muhalefet milletvekilinin görevi, olumsuzluğu ve eksiği, yanlışı ifade ederek bir kurumun da ya da uygulanan politikanın da daha iyiye gitmesini en azından tavsiye etmek. 26'ncı Dönem milletvekilliğim döneminde ben ÇAYKUR'un alt komisyonundaydım. Oraya gittiğimizde bu "stevia" diye dünyada var olan bir bitkinin Rize'ye getirildiği, tesis kurulmaya başlandığı, bununla ilgili pilot bölge ekimleri yapıldığı, fide dağıtıldığı falan anlatıldığında -tutanaklara bakıp görebilirsiniz- "TÜRKŞEKER'le bu konuyu konuştunuz mu? Böyle bir yatırım Türkiye'nin acil ihtiyacı mı? Paranızı buraya gömdüğünüz zaman karşılığını alabilecek misiniz?" diye sormuştum. O dönemin Bakanından, ürün işletme tesisinin yüzde 95'inin tamamlandığını ve bununla ilgili yapılan çalışmalarda 16 milyon lira harcama gerçekleştiğini anlatmıştı ve deneme üretimi yapılan bitkiyle ilgili düz ve taban arazisi çoğunluğu çay bahçelerine tesis edildiğinden ekonomik anlamda yetiştiriciliğinin fayda sağlamayacağı yönünde bir yanıt aldık. Ya, bir şey yapılırken fizibilitesi yapılır, onunla ilgili yatırımın arazisi nasıl olacak, ne fayda sağlayacak diye, bu ülkede şekerle ilgili şeker pancarı varken neden böyle bir bitki için tesis yapılır, bunu sorgulamadan iş yapılmıştı. Bizim kamudaki, şu anda Varlık Fonundaki çoğu kuruluşa benzer bir öneri geldiği zaman, iyi yetişmiş bürokratlar da var, kadro da var, neden bunlara dikkat edilmez de bu anlamda problemlerin oluşumuna ve paranın çarçur edilmesine neden olunur?
Şimdi baktım, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü Sayıştay Denetim Raporu'nda diyor ki: "ÇAYKUR'un bu yöndeki yatırımında harcanan para 22 milyon 181 milyon liraya çıkmış." Yani 16 milyondan sonraki yükselişi bu rakama ermiş. Tesis, kiralama amacıyla ihaleye çıkarılmış olup uygun teklif gelmediği için kiralama gerçekleştirilemiyor yani bir de atıl kalıyor. O anlamda, ÇAYKUR'un diğer yatırımlarında da tuhaf bir durum var. Örneğin, Didi kâr ediyordu; bilmiyorum, şimdi yine kâr ediyor mu?
ÇAYKUR GENEL MÜDÜRÜ YUSUF ZİYA ALİM - 4 kat kâr ediyor.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - 2019'da 10 milyon liralık bir kârı vardı ve marka olarak iyi bir noktadaydı. Şimdi, ÇAYKUR yaşamalı, ÇAYKUR var olmalı da Didi'nin Rize'ye ve çaya katkısı eser miktarda kullanılan çaydan başka nedir? Suyunu, ambalajını, tenekesini, hepsini başka yerlerden getiriyorsunuz. Bir de nakliye fiyatları arttı, o 4 kat bu yıl biraz düşer de. Yani onu hem serbest piyasa mantığıyla serbest sanayici yapsın diyoruz hem Didi üretiyoruz ama Didi'nin çayla ilgili eser miktarda varlığından öte bir anlamı yok. Şimdi de su işine girmişsiniz. Sizin asli işiniz, çayı geliştirmek, bununla ilgili sorunları olumlu biçimde çözüme kavuşturmak, üreticiyi desteklemek, bu konudaki alanları geliştirmek. Ben Didi'ye karşı çıkmıyorum, özel sektör mantığıyla baktığınız zaman Didi'nin ÇAYKUR'a katkısı çay anlamında yok.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Didi'yi satmış olması başkasının satmayacağı anlamına da gelir.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bak, başka bir şey anlatıyorum, diyorum ki: Madem serbest piyasa ekonomisinde, rekabete açılı bir olguda, siz Didi'yi belli eser miktarda çayı kullanarak üretiyorsunuz, bunun ambalajı nereden geliyor? Rize'de üretilmiyor.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - "Eser miktar" dediğiniz rakamları versinler, Didi'nin satış...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bakın, bir şey söylüyorum.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Hatibi dinleyelim.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yok, yok, sorsun bana anlatayım.
Şimdi, diyorum ki orada ambalaj için fabrika kurarsın, suyla ilgili, diğer yatırımlarla ilgili burada sağladığın fayda fabrikaya artı değer getirebilir ama bu çay üretimini...
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Sayın Başkanım, diğerleri satarken de aynı, bildiğiniz ambalajları yapıyor, diğerleri de kamu...
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Başka bir şey... Önce anlaşalım, ben diyorum ki Türkiye'de çayın gelişimi ve politikasına katkısı çay anlamında yok, eser miktarda bir şey koyuyorsun.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - 15 yaşla 30 yaş arasında şu an herkes şu anda sizin içtiğiniz şu çayı değil de o Didi'yi içiyor.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Herhâlde anlaşamıyoruz, dilimiz farklı.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Bence de.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Devam edin, devam edin Sayın Gürer.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Bakış açısıyla da alakalıdır.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Demir...
Sayın Gürer devam edin.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bunun Türkiye'de üretimine karşı değilim, bir müteşebbis yapabilir.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Müteşebbis yapmış zaten devlet yapıyor.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Ben söz vereyim Sayın Demir, söz verdiğimde söyleyin.
Sayın Gürer, devam edin.
Arkadaşlar lütfen Hatibi dinleyelim.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Üretilen çayın değer bulması anlamında yatırımlar yapın diyorum; bakın, başka bir dil kullanıyoruz. Ben diyorum ki: Çayla ilgili yatırım yapılsın, ona varım. Bu Stevia örneğindeki gibi sormadan, sorulmadan yapılan demiyorum, para kazanılacak diye asli görevimizin dışında işler yaparsanız, günün birinde tökezlersiniz, mevcudu da yok edersiniz. Şimdi, hoşa gidebilir, tüketimi iyi; yarın tıkandı... Aynen, Türkiye'de kola işine girdi bir fabrika, tepetaklak gitti.
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Onu saatlerce tartışabiliriz, niye battığını da anlatırım size, kimler tarafından batırıldığını da anlatırım.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Demir, ben söz vereceğim size, söz vereceğim.
Buyurun Sayın Gürer, devam edin.
Karşılıklı konuşmayalım.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ben söylediğimde "Bu yatırım niye yapıldı, niye yapılıyor?" demiyorum, bunu yapanlar olsun. Mantığınız serbest piyasa ekonomisi değil mi? Ama kamunun, esas olan, tarıma yönelik, üreticiyi destekleyecek, ona katkıda bulunacak, yeni ürün gamları var zaten farklı ürünlerde oralara yönelecek, yeni bahçeler yapacak ve çayla ilgili ithal gelmeyecek kadar da Türkiye'yi koruyucu politikaları uygulayacak bir noktada ÇAYKUR'un olmasından ben memnuniyet duyarım. Ama şimdi su işine girmiş, damacana su; kârlı bir alan, şimdi ben damacana sudan para kazanayım, Didi'nin üretim aşamasına getirdiği kârı kullanayım ama esas müteşebbis olacağı veya alan olacağı çayda geriye düşeyim, günün birinde bu geri teper. Şimdiki kârlılığını sağlayan o sular çayla ilgili politika değil, anlatmak istediğim o. Az önce söylüyorum, eğer çiftçi yaş çayı sattığında aldığı kuru çay fiyatına göre baktığımızda kazanmıyorsa orada bir sorun var demektir, biz onu anlatıyoruz; yoksa hani kâr etti, zarar etti mantığında bakmıyoruz, yatırım açısından bakıyoruz. O anlamda 200 bin ÇKS'li çiftçinin bugün için saptanan sayısının ne olduğunu almadım Bakanlıktan, bilmiyorum -siz de varsa- şu anda kaç çiftçi bu işi sürdürüyor? Çünkü eğer yarın çay üreticisi çaydan para kazanmadığı için bu işi bırakırsa, o zaman adını ÇAYKUR yapmayalım, işte "suf" veya benzer bir isim koyalım, tesis yürüsün. Ben gittiğim zaman Rize'de görüyorum, işletmelere de uğruyorum, çoğu işletmenin talepleri var. Bu "yaş çay" dediğiniz olayın gecesi gündüzü, toplanması, değerlendirilmesi, nakliyesi farklı; hepsinin kendi içsel sorunları var. Kurumsal kimliğin buralarda daha yoğunlaşması gerektiğini düşünüyorum. Yaş çayın araç üzerinde uzun süre bekletilmesi nedeniyle oluşabilecek kalite kayıpları ve fabrikada atıl kapasite oluşmasını önlemek, üretim maliyetlerini düşürmek için fabrikalara ön soldurma sisteminin kurulması yönünde bir girişim, bir çalışma vardı. Mesela, onların hepsi kuruldu mu? Bu anlamda sorun yok mu? Olmaması faydalı bir şey. Bunlara bütünsel bakmak lazım.
Ayrıca bir de çalışanların sürekli orada bir mağduriyeti var. Bir orada değil, KİT olan çoğu kuruluşta karşımıza geliyor. Şimdi, taşeron uygulaması müesseseye kazandırabilir ama oradaki çalışan insanın hem gelirini hem başarı üzerine takdir terfisini, farklı anlamlarda varlığını sorunlu kılan bir uygulama. Oradaki ihtiyaca göre bu kadrolardakilerin daha iyi ücret alması ve sorunlarının aşılması gerekir.
Ülkemizde kaç çeşit çay yetiştirildiğini... Bu anlamda, şu aşamada, yani tür olarak bildiğim kadarıyla 5-6'ydı, onu geliştirdiniz mi, ona yeni bir ek katkı sağlandı mı? Bir de bu ithal gelen çayların veyahut da Karadeniz'deki farklı çayların pazar payına şu anda ne kadar yansıması oldu? Daha önce olan pazar payı sürdürülebiliyor mu? Sürdürülemiyorsa buradaki sorunun temelinde yatan neden ne diyorum, başarılar diliyorum.
Teşekkür ediyorum.