KOMİSYON KONUŞMASI

MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Toprak Mahsulleri Ofisimizin çok Değerli Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü, Tarım Bakanlığımızın çok Değerli Bakan Yardımcısı, kamu kurum ve kuruluşlarımızın temsilcileri, birçoğuyla geçmişte de birlikte çalıştığım Toprak Mahsulleri Ofisinin çok Değerli Yöneticileri, Değerli Komisyon üyelerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, burada birçok değerlendirme yapıldı. Yani, bunları doğru-yanlış diye bir sınıflandırmaya tabi tutmayacağım. Benim için de tabii, yıllarca Genel Müdürlük yaptığım bir kurumla alakalı aslında konuşmak öyle çok kolay da değil ama ben işin özetini başından söyleyeyim: Sayın Genel Müdürüm, size ve ekibinize çok teşekkür ediyorum. Ben yıllardır Toprak Mahsulleri Ofisinin çalışmalarını, politikalarını, aldıkları sonuçları çok yakından takip ediyorum işin arka planını, piyasa yapısını da iyi kötü bilen biri olarak, hem o sektörün içinde çalışmış hem de rakamlardan, hesaptan, kitaptan, piyasadan karınca kararınca biraz anlayan biri olarak. Çok ciddi dönemlerde, ciddi sıkıntıların olduğu zamanlarda çok güzel politikalarla iyi sonuçlar aldınız yani ben bu konudaki kanaatimi açıkça, net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Bu noktada belki daha çok bu söylediklerimin altını dolduracak örnekler de verilebilir ama zamanın dar olması dolayısıyla belki böyle bir açıklama yapmama imkân vermiyor.

Yine, Tarım Bakanlığımızca -özellikle Sayın Tarım Bakanımıza da çok teşekkür ediyorum- son dönemlerde girdiler üzerinden yapılan desteklerin, temalı desteklerin gerçekten çok ciddi katkıları oldu. Tarım politikaları sabahtan akşama değişen, sonuçları da öyle çok kısa sürede alınan politikalar değil, bunu aslında burada hepimiz de biliyoruz bu konuyla uzaktan yakından ilgisi olan tüm vekillerimiz. Ben, tabii, milletvekillerimize de teşekkür ediyorum. Yani, bugün burada konuşan, başta Ömer Bey olmak üzere diğer milletvekillerimiz, hepsi de tarım dostu, tarımın, çiftçinin daha iyi şartlarda yaşamasını, daha iyiye gitmesini arzu ediyorlar; gayret ve çabalarının da bu olduğuna inanıyorum.

Tabii, burada belki de en fazla konuşulan konuların başında fiyatlar konusu... Bu, Toprak Mahsulleri Ofisinin kaderidir, tarihten beri de böyle gelmiştir. Dolayısıyla, fiyatlar üzerinden değerlendirme yapılır. Ama yılların iyi kötü tecrübesi, akademik alanımın da bu alanlarla alakalı olması sebebiyle -hesap kitap- burada en önemli şeyin iki rakamı birbiriyle karşılaştırırken "karşılaştırılabilirlik" dediğimiz o temel kriterin esas alınması gerektiğini ifade edeyim. Yani, rakamları karşılaştırırız, geçen yıl ile bu yılı, x malıyla, arpa ile buğdayı ya da başkalarını; önemli olan, burada eğer sağlıklı bir değerlendirme yapmak istiyorsak bu karşılaştırılabilirliğin, mukayese edilebilirliğin doğru zeminde oturması gerekiyor. Burada Sayın Keskinkılıç, altını çizerek söylüyorum, hakikaten çok önemli bir konuya değindi. Sayın Zabun da yine bu konularla ilgili bana göre cevap niteliğinde olacak güzel konulara değindi.

Şunu önce bir ifade etmek istiyorum: Fiyat tamam yani geçen yılın fiyatı ile bu yılın fiyatını karşılaştırırız. Şimdi, bunu karşılaştırmaktaki temel maksadımız nedir? Yani, fiyat ile maliyet arasındaki ilişkiye bakmak dolayısıyla "Bir kazanç var mı, en azından tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği noktasında durum nedir?"in değerlendirilmesi. Şimdi, ben, genel tarım politikalarına yani bitkisel üretim, hayvansal üretim, onların entegrasyonu, o şeylere girmiyorum. Hayvansal üretim ile bitkisel üretimi entegre etmediğimiz sürece, hayvansal gelirlerinin toplam tarımsal gelirler içerisindeki artışını sağlamadığımız sürece yani bitkisel üretimle, özellikle Toprak Mahsulleri Ofisinin görev alanına giren ürünlerde öyle rahat bir geçim sağlanması da mümkün değil. Yani, fiyatlarda biz bugün "Hadi, ne istiyorsunuz?" desek, istenileni realize etsek yine bu konularda sıkıntılar söz konusu olacak.

Şimdi, özellikle bitkisel üretimde, bizim konumuz olan buğdayda, arpada, diğer ürünlerde, Sayın Keskinkılıç'ın da ifade ettiği gibi, yapılan maliyetler birim alanda yapılır. Ürün maliyetinin önemli ayağı, önemli değişkenlerinden biri verimdir. Dolayısıyla, rekolte deyin, adına ne derseniz deyin yani ürün birim maliyeti öyle hesaplanır ama buradaki değerlendirmelerde elbette katıldığımız birçok şey var. Birim maliyetler hesaplanırken fiyatta geçen yılın fiyatı ile bu dönem fiyatı arasındaki ilişkiye bakılıyor ama maliyet dediğimiz o önemli göstergenin hesaplanmasındaki verimi, rekolteyi dikkate almıyoruz. İşte bunu dikkate almadığımız zaman ya burada söylediğimiz fiyatlar üzerindeki değerlendirmelerin tamamı düşüyor, çok net bir şekilde bunu ortaya koyalım. Bunun tamamı düşüyor yani biz verimi de dikkate alarak maliyete bakacağız. Evet, kurumlar maliyet hesaplarlar; kişiler maliyeti hesaplar, maliyetler hep değişkendir, birbirini tutmaz. Bunlar da doğaldır, verime bağlıdır, bölgeye bağlıdır ve fiyatlar da değerlendirilirken birçok şeye bakılması lazım. Aslında bizim bu "piyasa regülasyonu" dediğimiz yapı, birbirine eklenmiş halka zincirlerden oluşan bir yapıdır. Bu zincirin en önemli halkalarından birisi üretici, diğer önemli halka da tüketicidir. Dolayısıyla aradaki halkada birçok kesim vardır; o aradaki halkadaki kesimde sanayicisi vardır, uncusu vardır, yemcisi vardır, tüccarı vardır. Yani bu yapının çalışabilmesi için toplam üretilen rekoltenin tamamı çok kısa süre içerisinde piyasaya arz olur. Toprak Mahsulleri Ofisinin gerek mali kapasite olarak gerekse teknik depolama, alım kapasitesi olarak belli bir sınırı vardır. Dolayısıyla buradaki asli görevi; uyguladığı politikalarla fiyatların hasat döneminde dip yapmasını, anormal şekilde düşmesini, diğer dönemlerde de anormal ölçüde artmasını önlemektir.

Şimdi piyasa politikalarına baktığımızda, gerçekten bu süreçte şöyle geçmişi değerlendirdiğimizde hakikaten bu politikaların piyasaya yansıdığını ve önemli sonuçlar alındığını görüyoruz. Çünkü buradaki mesele üç kilo buğday alıp beş kilo arpa satma meselesi değil yani bir ülkede bir piyasayı ve belli zamanda baskın arzın olduğu bir dönemde regüle etmektir. Yani bugün itibarıyla bakıyorsunuz; ekim ayında hasat bitmiştir, alımlar yapılmıştır, ödemeler önemli ölçüde gerçekleştirmiştir. "Kırk beş gün içinde" denmiş, yirmi bir gün içerisinde ödemeler realize edilmiştir. Dolayısıyla bu noktada önemli bir ölçüde itiraza, bir kaosa sebebiyet olacak herhangi bir olayla karşılaşılmamıştır. Kaç yıldır ekmekle ilgili bir sorun tüketici boyutuyla çıkmamıştır. Dolayısıyla ben bu anlamda, bu regülasyon politikalarının başarılı bir şekilde yürütülmüş olmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Yani fiyatlar değerlendirilirken de ürün maliyetlerinin rekolteyle, yani verimle, birim alanda elde edilen verimle bağlantılı olduğunu, en önemli değişken olduğunu lütfen dikkatlerden kaçırmayalım. Geçen dönemlerde, evet, fiyatlar oransal olarak daha çok tutulmuştur çünkü verim son derece düşük olduğu için oradaki maksat da üreticiyi daha fazla korumaktır. Yani Toprak Mahsulleri Ofisi aslında âdeta bir orkestra şefi gibi bu piyasayı tüm boyutlarını, tüm dengelerini düşünerek yönetmek durumundadır. Bu noktada da önemli bir başarı elde edildiğini açıkça söylemeliyiz yani bu hakkı da teslim etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Görüşmeler sırasında özellikle Afyon Alkaloid Fabrikasıyla ilgili yapılan değerlendirmeler var. Ben onu Genel Müdürlüğüm döneminde de çok fazla önemsiyordum. Hakikaten elli yıl öncesinin teknoloji ve yönetim anlayışıyla kurulmuş olan bir fabrika ve üretim var. Bunların bir an önce modernizasyonunun yapılması önemli; türev ürünlerle ilgili çalışmalar yapıldığı söyleniyor ama türev ürünlerin, tabii, pazar boyutu iç ilaç firmalarıyla herhâlde bağlantılı deniliyor. Bu çalışmaların da bir an önce yapılmasında fayda var. Çünkü bu sektör, bu alan ülke açısından, ülke ekonomisi açısından son derece önemli; tamamına yakınını ihraç ettiğimiz ve katma değeri son derece yüksek olan bir ürün.

Sayın Lütfullah Kayalar aslında, tabii önemli değerlendirmeler yaptı ama bugün, şu an itibarıyla salonda olmadığını görüyorum özellikle sistemle alakalı dedi. Belki Toprak Mahsulleri Ofisini bu yönde çok fazla ilgilendiren bir konu ve husus değil ama oraya bağladı. O noktada, işin doğrusunu söylemek gerekirse, tabii sistem eleştirisi yapılabilir; Türkiye artık bu eleştirilerin çok ötesine geçti, bunlar çok geride kaldı. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi 2018 yılında uygulamaya geçtiği günden beri başarılı bir şekilde devam ediyor. Tabii ki sistem yaşayan bir organizmadır; zaman içerisinde elbette revizyonları olur, değişimleri olur, düzenlemeleri olur. Ya bana göre de eski parlamenter sistemin bazı kurum ve araçlarıyla devam ettiğimiz birçok yönü vardır; bunların da zaman içerisinde değiştirilerek bir uyumun sağlanması gerekiyor. Bu, konunun bir başka yanı ama öyle bir şey söyledi ki sanki, efendim, bütçeyle alakalı tüm kurum ve kurullar kapatıldı, sadece Cumhurbaşkanlığında Strateji ve Bütçe Başkanlığı kaldığı gibi. Arkadaşlar, bu yapılar geçmişte Başbakanlık sistemi içinde de vardı. Ya, burada tabii ki özellikle Strateji ve Bütçe Başkanlığına baktığımızda, bu ülkenin kalkınma hedefleriyle devletin bütçesi arasında bağlantı kurmak gibi önemli bir işlevi ve görevi var. Dolayısıyla, geçmişte bu, örneğin bir örnek vermek gerekirse, bir hastaneye ihtiyaç varsa DPT o hangi illere hastane olacağının hesabını kitabını, araştırmasını yapıyordu; Maliye Bakanlığı bunun kaynağıyla ilgili bakıyordu ve bunlar da çoğu zaman gecikiyordu. Şimdiki yapı içerisinde bu koordinasyon bir arada daha hızlı, daha etkili, daha verimli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Peki, Plan ve Bütçe Komisyonu var; dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor, bütçe orada tartışılıyor, daha sonra Genel Kurula geliyor. Şu anda o süreci başlattık, devam ediyoruz; Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletin temsilcileri bu konuları konuşuyor, tartışıyor. Dolayısıyla hani bir şeyi getirip de bir fiyat belirleme konusuyla böyle bir şeyi bağlamak; hiç alakası olmayan, ilişkisi olmayan bir hususu eleştirmek için buralardaki konuyla bağlamak da gerçekten doğru değil, doğru örnekler değil, doğru yaklaşım değil. Keşke burada olsa, kendisi de dinlemiş olsaydı diyorum.

Söyleyecek çok şey var ama ben tekrar teşekkür ediyorum. Toprak Mahsulleri Ofisinin yetişmiş, çok ciddi kadroları var. Bu kadrolar fedakâr bir şekilde tüm -yani buradaki Genel Müdüründen taşradaki eksperine kadar- bir fedakârlık içerisinde çalışmalarına devam ediyorlar. O 40 derece sıcağın altında, gece gündüz, mesai gözetmeden çalışarak bu sezonun hasat dönemini gerçekten başarılı bir şekilde yerine getiriyorlar. Ben hepsine de bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu görüşmelerin kurumumuza, ülkemize güzelliklere, hayırlara vesile olmasını diliyorum.