KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli komisyon üyeleri, Sayıştayın ve TOKİ, Toplu Konut İdaresinin değerli temsilcileri; aslında temel bir soruyla başlamak gerekiyor: Bir kamu kurumunun başarısını, kasasına giren parayla mı yoksa çözmekle yükümlü olduğu soruna ne kadar çözüm ürettiğiyle mi ölçeceğiz? TOKİ'yi değerlendirirken tam da bu sorunun cevabını bulmalıyız. Barınma, Anayasa’nın 57'nci maddesiyle devlete sorumluluk olarak yüklenmiş temel bir haktır.

Deprem bölgesinde iki yılda yüz binlerce konutun inşa edilmesinde başta inşaat işçileri olmak üzere emeği geçen herkesin hakkını teslim etmek zorundayız. Bizim eleştirimiz tabii ki TOKİ'nin varlığına değildir, eleştirimiz, bu büyük kamusal kapasitenin hangi amaçla kullanıldığına yöneliktir.

Sayıştay raporunda TOKİ'nin kâr elde etmek amacıyla çalışmadığı, kamu yararını öncelediği belirtiliyor. Peki, rakamlar bu ifadeyi doğruluyor mu, bir bakalım: 2020'de satışlardan elde edilen kârın satışlara oranı yüzde 15 iken bu oran 2023'te yüzde 71'e, 2024'te de yüzde 65'e çıkmış. TOKİ 2024'te 37 milyar liraya mal ettiği konut ve taşınmazları 107 milyar liraya saltmış. Dönem net geliri 2020'de 2,2 milyar lirayken 2024'te 77,5 milyar liraya ulaşmış. Aslında bu rakamlara baktığımızda, KİT'lerin kârlılık oranına, bir yerde de yani enflasyonun suçlusunun da aslında KİT'ler olduğunu görürüz. Yani Hükûmet marketleri suçluyor veya serbest piyasayı suçluyor ama bence asıl suçlu burada KİT'lerin kâr oranında gizlidir yani dört yılda yaklaşık yüzde 35.

Bu gelirin kaynaklarına baktığımız zaman, satışların yaklaşık üçte 1'i arsa satışlarından geliyor, tam bir gayrimenkulcü yani kamuya ait araziler önemli bir gelir kaynağı. Diğer taraftan, konut almak için borçlanan yurttaşlar var. TOKİ'nin faiz geliri 2024'te 21,5 milyar liraya çıktı, üç yıl önce bu tutar 1,9 milyar lira iken üç yılın içinde yaklaşık 10 kat artıyor faiz geliri. Taksitler memur maaş artışına endeksli. Yurttaş borcunu ödemekte zorlanırken kurumun faiz geliri büyüyor. Şimdi sormak gerekiyor: Kamu arazilerinden ve borçlanan yurttaşlardan elde edilen bu gelir, barınma hakkını genişletmek için ne kadar kullanılıyor? Çünkü asıl çelişki buradadır. TOKİ'nin geliri büyüyor ama yoksulun konuta erişimi aynı ölçüde büyümüyor ve gittikçe küçülüyor.

Sayıştayın verilerine göre 2024'te uygulamaya geçen 209 bin 572 konutun yalnızca 5.107'si alt gelir grubu ve yoksullar için yapıldı; oran sadece yüzde 2,4 yani yoksula ulaşma oranımız sadece 2,4. Son altı yılda üretilen 642 bin konutun sadece 15 bini bu kesimlere ayrıldı. Evet, 642 bin konuttan sadece 15 bin; oran yüzde 2,3 yani her 100 konuttan yalnızca 2'si yoksullara gitti çünkü yoksulun gittikçe alım gücü düşüyor. 500 bin sosyal konut kampanyasında basına yansıyan gelir sınırı Türkiye genelinde aylık 127 bin, İstanbul'da 145 bin lira, konut fiyatı 1,8 milyon liradan başlıyor, yüzde 10 peşinat isteniyor ve taksitler altı ayda bir artırılıyor.

Şimdi, burada sormak lazım: Asgari ücretli veya normal bir memur nasıl TOKİ'den konut alacak? Çünkü taban 127 bin Türkiye genelinde. Asgari ücretle geçinen, emekli maaşıyla yaşamaya çalışan bir aile bu borcu nasıl ödeyecek?

Vekili olduğum Bitlis'e ayrılan 2.363 konut için de aynı soruyu soruyoruz. Bitlis Türkiye'de 81 ilin içinde gayrisafi millî hasılada 78'inci sırada, sondan 4'üncü. Kaç Bitlisli hane bu koşullarda konut sahibi olabiliyor? TOKİ'nin kırk yılda yaklaşık 1,5 milyon konut üretmesine rağmen kamunun elinde yoksullara uzun süreli kiralayabileceği bir konut stoku bulunmuyor.

İlk kiralık sosyal konut uygulaması bu yıl Eylül ayında 1.071 daireyle duyuruldu. Başvuruda evli olma şartı aranması ise boşanmış kadınları, şiddetten kaçan kadınları ve yalnız yaşayan yaşlıları dışarıda bırakabilecek bir yaklaşım ortaya koyuyor. Barınma ihtiyacını medeni durumu göz önüne alarak belirlememek gerekiyor, belirlenemez de zaten.

Gelelim kurumun nasıl yönetildiğine: 2024... TOKİ'nin kasasına giren paranın yüzde 85'i başka kamu kurumları adına yürüttüğü işlerden geldi ve bu rakam 445 milyar lira. Aynı yıl 504 ihaleyle 558 milyar liralık iş ihale edildi. TOKİ'nin okul veya hastane yapması mesele değil. Bu büyüklükteki kamu harcamalarının hangi bütçe ve denetim mekanizmalarıyla yürütüldüğüdür. Bir bakanlığın kendi bütçesinden yaptığı yatırım 5018 sayılı Kanun'a tabidir. İşler TOKİ üzerinden yürütüldüğünde ise bütçe disiplini ve Meclis denetimi bakımından ciddi sorular ortaya çıkıyor. Üstelik Sayıştaya göre TOKİ'de iç kontrol sistemi, iç denetim birimi ve stratejik plan bulunmuyor, yönetim kurulu ve denetim kurulu da yok. Milyarlarca liralık kamu işini yöneten bir kurumda mali tabloların güvenilirliği konusunda da altı yıldır çözülemeyen sorunlar var, bunu arkadaşlarımız da dile getirdi, TOKİ'nin muhasebe yönetmeliği 1997 tarihli ve 2001'de kaldırılmış bir fonun tüzüğüne dayanıyor; neredeyse otuz yıllık bir tüzük. Sayıştay bu sistemin ürettiği mali tabloların gerçek mali durumu yansıtmakta yetersiz kaldığını belirtiyor, aynı sorun 2019'dan 2024'e kadar raporlara girmiş, idare alt komisyonu hak vermiş ama Sayıştayın son tespitine göre henüz çalışma yapılmamış.

2024 bütçesi 26 Temmuzda, 2023 bütçesi 29 Ağustosta onaylandı. Net satış hedefi 510 milyar lira iken gerçekleşme 107 milyar lirada kaldı, çok uzak bir rakam yani tahmini rakam. Vergi ve harç giderleri 187 milyon liradan 41 milyar liraya yükseldi. Sayıştay bu artışı yüzde 21.840 olarak kaydetti ancak ne yazık ki her zaman olduğu gibi nedenini açıklamıyor yani yüzde 21.840 olarak kaydedilen bir artışın nedenini de Sayıştay açıklamıyor. Buradan da bunu Sayıştay yetkililerine soralım.

İhalelerde de yeni birim fiyatlarının yasal sınırı aştığı öngörülebilir işler için usulsüz iş artışlarına gidildiği tespit edildi. Örnekler arasında engelli rampası, asansör, engelli tuvaleti ve yangın dedektörü var. Bunlar bir kamu binasında önceden planlanması gereken temel ihtiyaçlar. Kamu kaynağı ihale hazırlığındaki eksikliklerin sonradan karşılanması için kullanılmamalıdır, projeler baştan usulüne ve yönetmeliğe göre uygulanmalıdır.

Bir de borçlanma meselesi var: TOKİ üç yılda kamu bankalarına 36 milyar lira borçlandı. Dört yılda 19,4 milyar lira faiz ödedi. 2024 sonunda kamu kurumlarının TOKİ'ye burcu 44,3 milyar lira iken TOKİ'nin bankalara borcu 44 milyar liraydı. Devletin bir kurumu diğerine borcunu zamanında ödemiyor, sonuçta kamu kurumu faiz ödüyor; aynı sorun dört yıldır raporlarda yer almasına rağmen ne yazık ki sorunun çözümü noktasında bir ilerleme yok. Öte yandan Sayıştay 10 taksitini ödeyemeyen 6.788 hanenin -yani bunlar yoksul hanesi, kamu kurumu da değil, farklı bir birim de değil- sözleşmesinin feshedilmesini öneriyor. Yoksullara gelince sözleşme feshi talep ediliyor. Toplam borç 258 milyon liracık yani hane başına yaklaşık 38 bin lira, bir asgari ücret. Bu öneriye kesinlikle katılmıyoruz yani bir yandan 44 milyar lira faiz vereceksiniz ama öte yandan toplam borç, yoksulun borcu olan 258 milyon lira için sözleşmenin feshedilmesi, 6.788 hanenin içinde yaşayanları dışarıya atıyorsunuz. Neden "Katılmıyoruz." dedik? Çünkü kamu kurumlarından milyarlarca liralık alacağını tahsil edemeyen, 77,5 milyar lira net gelir açıklayan bir idare 38 bin lira borç nedeniyle yurttaşı evinden kapının önüne sokağa atmamalıdır.

OTURUM BAŞKANI YÜKSEL COŞKUNYÜREK - Sayın Olan, toparlayalım.

HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Borçlar yeniden yapılandırılmalı, ödeme güçlüğü yaşayanlara süre tanınmalı, kimse barınma hakkından mahrum bırakılmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli üyeler, Toplu Konut İdaresinin değerli temsilcileri; şunun altını yeniden çizmemiz önemli ki bizim itirazımız konut üretimine değil, kamu kaynaklarının kullanımındaki önceliklere ve denetim eksikliklerine yöneliktir. Yoksullara ayrılan konutun oranı yüzde 2,3'te kalırken, mali tabloların güvenilirliği altı yıldır sağlanamıyorsa bu hesapların tasvibine katılmamız mümkün değil. Talebimiz şudur: TOKİ'nin mali yönetimi 5018 sayılı Kanun ve Meclis bütçesi çerçevesinde denetlenebilir hâle getirilmeli, iç denetim kurulmalı, konut üretiminde yoksulların payı artırılmalı, kamunun elinde kiralık sosyal konut stoku oluşturulmalıdır, ödeme güçlüğü yaşayan yurttaşların borçları gelirlerine göre düzenlenmeli, işçilerin ücretleri güvence altına alınmalıdır.

Biz TOKİ'nin başarısını kasada biriktirdiği parayla değil, kaç insanın güvenli bir konutta kavuştuğuyla ölçeriz diyerek teşekkür ediyorum, konuşmamı sonlandırıyorum,