| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 14 .10.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan Yardımcısı, sayın milletvekilleri, kıymetli bürokratlar ve basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, burada yine AK PARTİ'nin adını altın harflerle yazdırdığı çok ciddi bir finansal skandal mağdurlarına bir kanun çıkarmak üzerine toplandık, bu kanunu da Genel Kurula yollayacağız
Öncelikle benim merak ettiğim bir şey var kafamda netleştiremediğim. Türkiye'de şu anda hâlihazırdaki kanunlar ve mevzuatlar eksik mi de biz böyle bir kanun çıkarma ihtiyacı duyduk; ben buna bir anlam veremiyorum, bunun netleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda yine hâlihazırda var olan kanun ve yönetmeliklerde ne eksikti de biz bu skandalı ya da bu krizi yaşamak durumunda kaldık; bu konuda da yeterli bilgilendirilmediğimizi düşünüyorum.
Türk sermaye piyasasında yaşanan bu durumun tanımı da çok net yapılmıyor bu kanun teklifinde, böyle sanki çalakalem hazırlanmış bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız yine. Bunu münferit bir olay olarak göstermek ya da magazinselleştirmek ya da bir muhasebeyle sınırlamak teşhisi yanlış koymaktır benim kanımca, eğer teşhisi yanlış koyarsak da tedavinin doğru olması kesinlikle mümkün değildir. O yüzden lafı eğip bükmeden açık ve net bir şekilde burada ne olduğunu tanımlamak lazım. Burada sermaye piyasası dolandırıcılığı olmuştur, hatta nitelikli dolandırıcılık yapılmıştır. Bundan nemalananlar ve mağdurlar da açıkça tanımlanmalıdır. Nasıl bu kadar iddialı konuşuyorum? Sermaye Piyasası Kanunu madde 107 ve TCK madde 158 zaten bu durumu açıkça tanımlamaktadır. Burada organize bir iş olduğu da kesindir. Bilerek ya da farkında olmadan devletin denetleyici ve düzenleyici kurumları, borsada işlem gören şirketler, fonlar, portföy yönetim şirketleri, yatırımcılardan oluşan bir çete vardır karşımızda maalesef. Bu da kanunda açıkça belirtilmeli idi. Gerçi, devletin denetleyen ve düzenleyen kurumları hariç diğer saydıklarım, suçlu olma potansiyeli kanunda bir şekilde var ama kesinlikle devletin denetleyici ve düzenleyici kurumlar eğer burada bir ihmali ya da dahli varsa onlara nasıl bir yaptırım yapılacak, onlar nasıl bir ceza görecek ya da neyle cezalandırılacak, onunla ilgili bir açıklama göremedik, biz bunun da eksik olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda, yine bu kanun yetkiyi direk SPK'ye veriyor. Yani SPK zaten burada birinci -ne diyeyim ona- bu ortamın oluşmasının sebebi. En azından yetkim adam SPK'ye veriyorsunuz, ne olduğundan bağımsız bence başlı SPK Başkanı olmak üzere bütün üyelerin istifa etmesi ve yeni bir ekiple bu yetkiyi almalarının daha doğru olacağını düşünüyorum.
Yine Külliyede bir Fon İzleme Kurulu var. Bu Fon İzleme Kurulu da bu olaylar olurken gerçekten izleyenlerin oluşturduğu bir kurul ve içinde aynı zamanda 2 AK PARTİ milletvekili var. Niye sadece AK PARTİ milletvekili var, MHP milletvekili yok, İYİ Parti milletvekili yok, CHP yok, YENİ PARTİ yok, onu da anlamak mümkün değil. O yüzden, doğru zamanda doğruyu yapamamış insanların yanlış zamanda doğruyu yapmasını beklemediğimizi söylemenin yanlış olmadığını düşünüyorum.
Aynı zamanda, yine, kanun yapıcı vekilimiz sunum yaparken Türk ekonomisinin çok büyük olduğunu, sermaye sisteminin kuvvetli olduğunu, ekonomiyle ilgili çeşitli verilerden vesaire bahsetti. Sayın vekiller, zaten kuvvetli piyasalar ve güçlü ekonomiler böyle şeylerle darbe alıp güçsüzleşiyor ve zayıflıyor yani hani bu, bunun bizi zayıflatmayacağı anlamına gelmiyor. Ve yine bu şekilde hani şey demeye getirdi işin açıkçası "Biz güçlüyüz, bunun üstesinden geliriz, bunun aksini söyleyenler de haindir, manipülasyon yapıyordur vesaire." Yine bir suçlayıcı dil kullandı. Ben kendi anladığım şekilde söylüyorum. Bir defa bunu böyle söylemek kesinlikle aslında kendileri yani yürütmeyi yapanlar ya da görevli Hükûmet yetkilileri manipülasyon yapıyor. Neden? Çünkü gerçek olmayan bilgileri topluma gerçekmiş gibi söylüyor ve yatırımcılar da başta Cumhurbaşkanı ve yürütme olmak üzere onların yaptığı açıklamalara göre kendi pozisyonlarını belirliyor. Biz buna borsa piyasasında çalışanlar, rapor yazanlar, bu tarz söylemleri dikkate alarak da o ülkelerin ve o şirketlerin değerlenmesinin dikkate alıyorlar ve o yüzden, bu tarz açıklamaların özellikle yürütme ve işte böyle, Hükûmette olan vekiller tarafından yapılmasının doğru olmadığını söylemek istiyoruz. Biz sadece burada gerçekten çok ciddi bir durumun olduğunu ve bu ciddi durumun açık, şeffaf ve adil bir şekilde ele alınması gerektiğini ve bunun "Sınırlı bir fonda oldu, sınırlı şeyi etkiledi." vesaire gibi hani iyi niyetle de olsa olduğundan daha da hafifmiş gibi gösterilmesinin asıl yanlış olduğunu söylüyoruz ve millete, Türk milletine gerçekte ne olduğunu belirtmek mi ihanet yoksa koskoca Türk milletinin yatırım aracı olarak kullandığı sermaye piyasasını bu duruma düşürecek ortamı yaratmak mı ihanet, burada da ciddi bir ironi var yani bu konuda da kafa yorulması gerektiğini söylüyorum. Yani muhalefetin ya da bu konuda bilgi birikim sahibi olan insanların bu konuyla ilgili yorum yapması ve gerçekleri söylemesi, burada bir panik havası yaratmak ya da bir operasyon yapmak anlamına gelmediğini, buradaki profesyonel insanların çok iyi bildiğini kabul ederek bunları söylüyorum. O yüzden, kesinlikle bu tarz suçlamalarını da ya da açıklamalarını doğru bulmuyoruz.
Yine, sayın kanununun yapıcı Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu ve gücü sayesinde Türkiye ekonomisinin güçlendiğini, sermaye piyasalarının işte bu kadar kuvvetli olduğunu söyledi ama bu kadar vizyoner Cumhurbaşkanımız nasıl olduysa milyarlar kazanılan bu sermaye piyasasının farkında olamamış, hadi farkında olamamış bir derece anlaşılıyor, kendisi çok yoğun olduğu için, peki, Maliye Bakanı yani kendisinin atadığı Hazine ve Maliye Bakanı Kasım 2025'te çıktı, dedi ki: "Fon piyasalarında problem var. Biz artık fonları üzeceğiz, buraya müdahale edeceğiz." O zaman da mı Sayın Cumhurbaşkanı bunu farkında olmadığı vizyoner ve ekonomi konusunda etkili, bilgili, güçlü olan Sayın Cumhurbaşkanı o zaman niye farkında olmadı? Neden on ay sonra Devlet Denetleme Kuruluna atadı da Sayın Maliye Bakanı bu açıklamayı yaptıktan sonra Devlet Denetleme Kurulunu atamadı? Bu da açıklanması gereken bir durum. Ayrıca burada hissediliyor ki Sayın Cumhurbaşkanıyla bu olanlar arasında kırmızı bir çizgi çizilmek isteniyor. Ben şunu da anlayamıyorum: Sayın Cumhurbaşkanı köyde açılan bir okulu açmaktan tutun da uzaya gönderilen astronota kala her konuda yetki istiyor, yetkiyi alıyor, yetkili olduğunu söylüyor, her konuşmasında AK PARTİ milletvekilleri konuşmalarının yaklaşık bir iki dakikasını Sayın Cumhurbaşkanına teşekkürle ve onun tensipleriyle her şey olduğunu söylüyor. Bu kadar yetkili, etkili bir insanın ülkede çıkan herhangi bir krizde, olayda, negatif durumda bu kadar mağdur duruma düşmesini de ben anlayamıyorum. Bir insan eğer sorumluluk alıyorsa aldığı sorumluluk kadar da yaşanan olaylar sonucundaki bedeli ödemesi de, taşın altına elini koyması gerekiyor. Diyeceksiniz ki dün müydü, birkaç gün önceki toplantıda kendisi dedi ki: "Ben dâhil olmak üzere Türkiye'de hiç kimse dokunulmaz değildir. Biz bu konunun içinde gidiyoruz." Böyle bir açıklama yapmasını zaten garip karşıladım çünkü hukuk devletinde bu zaten böyledir, hiç kimse dokunulmazdır, hukuk önünde herkes eşittir ama tabii, Türkiye'de fiilen bu böyle olmadığı için kendisi de herhâlde bu yüzden böyle bir açıklama yaptı ama bu açıklamanın akabinde bakıyoruz ki bırakın Cumhurbaşkanına bir şey söylemeyi, bu konuda yorum yapan gazeteciler bile gözaltına alınıyor, ev hapsine atılıyor, susturulmaya çalışılıyor, atılan tweetler engelleniyor ve vesaire vesaire. Dolayısıyla, "Konu nereye giderse gitsin biz bunun peşinde olacağız." önermesinin de en azından yatırımcılar ve Türk milleti açısından güvenilirliği tartışmalı oluyor.
Şu bir gerçektir ki bunu görmek gerekiyor: Burada tüm bünyeyi sarmış bir hastalıkla karşı karşıyayız. İş incelikli bir iş, çok boyutlu ve organize, sistemin de tepeden tırnağa çürük olduğunun bir kanıtı bu. Sayın Cumhurbaşkanının da Cumhur İttifakının da artık aynaya bakma zamanı gelmiştir. Aynaya bakıp burada gerekli adımları, gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir.
Geldiğimiz noktada milletin malı mülkü ve serveti söz konusudur. Dolayısıyla, ortada konuşulan listeler, doğu yanlış bilgiler böyle havada uçarken, gerçek sorumluların hesap vermesini sağlayacak bir sistemin, bir yolun ve bir sistemin oluşmasının gerekliliğini vurgulamak istiyorum tekrar. Bunun da ne olduğu aslında çok açık; Mecliste her partiden eşit üyeli bir araştırma komisyonu kurulması daha çok iktidar partisi için ve Sayın Cumhurbaşkanı için önemlidir, elini rahatlatacaktır, işini kolaylaştıracaktır.
Ayrıca hiç kimse burada yani burada bile konuşuluyor, yine Sayın Cevdet Yılmaz da bunu söyledi, basında da yetkililer söylüyor. "Efendim, borsaya yatırım yapanlar zaten bu riski göze alıp yatırım yaptı." Şimdi borsaya yatırım yapanlar, özellikle hisse senedinde yatırım yapanlar evet, bir risk göze alıyor ama hangi riski göze alıyor? Yatırım yaptığı şirketin o yaptığı hikâye kadar yükselmeme riskini ya da o bulunduğu ülkede olan herhangi bir negatif olayın riskini ya da işte ikamesi olan altının faizin yükselmesinden dolayı onun düşme riskini göze alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen selamlayalım.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Ama hiçbir yatırımcı, hiçbir kanunda da bu tanımlanmıyor, devletin denetlemesi ve gözetlemesine tabi olan kurumların onları kandırıp, onların görevini ihmal edip ya da onların dolandırılacağı riskini göze almıyor. O yüzden bu tanımlamanın da doğru olmadığını söylüyorum.
Bir de bu sınırlı etki neye göre sınır, kime göre sınır? Bu sınırı kim çizdi, ben merak ediyorum. Sadece 455 bin küsur kişi, tekil yatırımcı var değil mi? Yaklaşık 6,5 milyon borsada yatırımcı var, yaklaşık 10 milyon BES'te yatırımcı var, diğerlerini saymıyorum. Bunun neresi sınırlı, ben bunu merak ediyorum. Bu sınırı kim koyuyor, merak ediyorum.
Ve ayrıca ısrarla "Vatandaşın cebinden para çıkmayacak." diyorsunuz. Ya, biz burada vatandaşın cebinden çıkan parayı onlara geri iade etmek için toplanmadık mı? Bir de vatandaş cebinden çıkan parayı kendine geri iade etmek için cebinden para mı ödesin? Bizim burada ekonomide çözmemiz gereken bir sürü problem varken onu bırakıp bu dolandırıcılığı çözmek için bile mesai harcamamız vatandaşın cebinden çıkan bir para değil mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - ?Toparlıyorum.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Diğer maddelerde daha detaylı söyleyeceğim yani "Vatandaşın cebinden para çıkmıyor."u vurgulamanın da doğru olmadığını söylemek istiyorum.
Ayrıca son cümle olarak vurgulamak istiyorum: Burada mesele sadece fondaki paranın mağdurlara nasıl ödeneceği değil, asıl mesele bu soygunun nasıl olduğudur ve hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu çapta bir vurgun siyasetten onayı almadan, yargıdan zırh kuşanmadan ve bürokrasiden yol bulmadan da maalesef yapılamaz, diyor, teşekkür ediyorum.