KOMİSYON KONUŞMASI

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkanım, öncelikle tekrar sizleri, değerli milletvekili arkadaşlarımızı ve kıymetli bürokratları, basın mensuplarını ben de saygıyla selamlıyorum.

Bu Komisyonda defalarca söylediğimiz sözü bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Esasen, biz sonuçta siyasetçiyiz ve bizim eleştirilerimizin hepsi siyasi muhatabımızadır. Her ne kadar burada bu mevzu, örneğin fon konusunda gerekli müdahaleyi zamanında yaptı, yapamadı ya da daha farklı bir şekilde müdahale yapılsaydı, işte bunu yerine getiremediler gibi bürokratlara dönük birtakım eleştiriler olsa da tabii ki teknik anlamda sorumlu bürokrattır ancak siyasi anlamda o bürokratı oraya atayan ve tüm bu gelişmelere rağmen o bürokratları orada tutarak bu işin sahibi görüntüsü veren siyasi iktidar bizim muhatabımızdır. O nedenle, bugün ülkede yaşanmış olan her konunun siyasi sorumlusu AKP iktidarıdır. Biz böyle kabul ediyoruz. Bu fon meselesinin de siyasi sorumlusu iktidardır. İdari anlamda sorumlusu olan bürokratların ayrıca kendi içerisinde değerlendirmesi yapılır.

Değerli arkadaşlar, bugün ülkemizde yaklaşık 450 bine yakın vatandaşı direkt ilgilendiren toplamda belki en az 2 milyon insanı dolaylı yoldan ilgilendiren bir meseleyle karşı karşıya kaldık. İçerisinde, ki bizi daha çok ilgilendiren 19 Eylül tarihinde alınan karara kadar geçen süre içerisinde, işte o bir hafta, on günlük süre içerisinde yatırmış olduğu paraların kat kat üzerinde paraları çekerek anormal kazanç elde edenlerin bugün kamuoyunda isimleri anlatıldı, söylendi. Bu söylenenler içerisinde siyasi iktidarda geçen dönemlerde yöneticilik yapmış, hâlihazırda yöneticilik yapan kişiler direkt olduğu gibi çocuklarının olduğu, yakın ilişkiler içerisinde olan kişiler olduğu ortaya çıktı. Şimdi, bununla beraber yine üst düzey yöneticiler bu işlerle ilgili görev sahibi olan kişilerin de yine kısmen bu işlerle bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Şimdi, sonuç itibarıyla ortada şöyle bir mesele var: Bir tarafta belki çok sınırlı bütçesiyle, belli amaçlarla ayırdığı ya da küçük bir parasıyla birikim yapmak istediği parayı fona yatıran var ki çoğunluk bunlar, bir tarafta da yine kaynağı tabii bizim tarafımızdan, kamuoyu tarafından bilinmemekle beraber büyük miktarlar yatırılıp hakikat yüksek bedeller de para kazananlar var. İşte, bu iki grup arasında yaşanan bir süreç şu an söz konusu: Bir tarafta malı götürenler, bir tarafta da mağdur edilenler. Biz şimdi burada mağdur edilenlerin bu mağduriyetinin nasıl giderileceğini, en hızlı şekilde mağduriyetinin nasıl giderileceğini, bunları konuşmak için buradayız ve bu kanun teklifi de bunun için buraya hazırlanıp getirilmiş. Ancak mevcut kanun teklifi içerisinde bu mağduriyetin giderilebilmesi için de işte o "malı götürenler" dediğimiz kısımdaki yüklü miktarlarda para kazananların, o kazandıkları haksız miktardaki paraların geriye de alınması söz konusu. Oradan alınacak ki bu paralar ödensin. İşte bunun için hızlı bir tahsilat sürecinin olması gerekiyor. Şimdi, bu hızlı tahsilat sürecine bakıyoruz kanun teklifinde, bir gönüllülük esasıyla iade temeli üzerine kurgulanmış.

Değerli arkadaşlar, şimdi, böyle bir konunun zorlama yapmadan, sadece isteğe bağlı iade üzerinden hareketle yol alınmasının neticeyi ne kadar sağlayacağı konusunda tereddütlerimiz olduğunu ifade etmek isterim. Kaldı ki, isteğe bağlı iade kanunda tam bir karşılığı olmayan bir uygulama olacak ve sonuçta bu işlemi yapanların tek başına cezai sorumluluktan kurtulmaya yetmeyeceğini de ifade etmek isterim. Yani iade isteğe bağlı değil, devletin gücüyle, zorla ve hızlı bir şekilde olmalı ve bu vakit kaybedilmeden sağlanmalı ki işte o mağdur edilen kesimlerin mağduriyeti giderilmeli. Bu anlamda bizim hazırladığımız kanun teklifinde olan uygulama önerisi isteğe bağlı değil, devletin gücü kullanılarak bu malı götürenlerden o paranın geriye tahsilini sağlama teklifimiz var.

Şimdi, değerli arkadaşlar, ayrıca, tedbir müessesesi bu geçen süre içinde yapılan uygulamalarla kafa karışıklıklarına yol açtı. Görüyoruz, önce tedbir kararı alınıp o tedbir listesinde iktidara bağlı bazı isimlerin olduğu ortaya çıkar çıkmaz "Efendim, yanlışlık oldu." denilip o yanlışlık nedeniyle tedbirlerin kaldırılması uygulaması kamuoyunda soru işareti yaratmıştır, bu uygulamayla ilgili bir güvensizlik yaratmıştır. O nedenle ya tedbir kararı alırken doğru karar alınıp alınmadığı konusunda daha dikkatli olunmalı eğer bir yanlışlık varsa, eğer yoksa da bu tedbir niye kaldırılıyor, bunun hesabını sormak lazım. Biz de size bunu soruyoruz: Bu tedbirler niye kaldırılıyor? Şimdi, bu tedbir kaldırılırsa, işte bu kanunda amaçladığınız o küçük yatırımcının alması gereken paraların geriye tahsilini zorlaştıran bir durum doğacaktır hem de yargıya güveni zedeleyecektir. Çünkü bir tarafta anlık değişen tedbir kararları varken muhalefet de özellikle belediyelerle ilgili bugüne kadar alınmış ilgili, ilgisiz kişilerle alakalı alınmış tedbir kararlarının neredeyse bir buçuk yıla yakın bir zaman diliminde hâlâ uygulanıyor olması da işte bu iki uygulama arasındaki farklılığı göstermekte ve bu da adalet duygularını zedelemekte.

Şimdi, değerli arkadaşlar, son dönemde bu konuyla ilgili en çok bizlere ulaşan konu 6362 sayılı SPK Kanunu'nun 79'uncu maddesindeki takasın kesinliği ilkesi uyarınca "Takasa işletilmiş talimatlar tasfiye başlasa dahi geri alınamaz ve iptal edilemez." hükmünden yola çıkarak 17 Eylül 2026 saat 13.30 öncesinde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu üzerinden verilen ve takası gerçekleştirilemeyen fona iade talimatları karşılığında oluşan tutarın fon borcu olarak tahakkuk ettirileceği ve öncelikle ödeneceği konusuyla ilgili çok yoğun bir talep var. Bu konunun açıklığa kavuşması ve bahsi geçen kişilerle ilgili nasıl bir düzenleme olacağı konusunda da kamuoyu sizden net bir cevap beklemekte.

Kısa özet: Hep söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAVİT ARI (Antalya) - Bugün adalet duygularının yok olduğu bir yerde, adalete güvenin olmadığı bir yerde, yargının keyfî uygulamalar yaptığı bir yerde, kişiye göre uygulamalar yapılan bir ülkede maalesef ki bu tip olaylarla daha çok karşılaşma durumu olacaktır. Yani uygulamaları senden ya da bendene ona göre şekillendirirsek bugün bunu yaşadık, yarın daha farklı şeyler yaşamaya devam ederiz. Eğer bu konularla ilgili, örneğin, zamanında yapılmış tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirler alınmış olsaydı, efendim, zamanında birtakım adımlar atılmış olsaydı bu kadar çok kişi mağdur edilmiş olmayacaktı ama bunlar görmezlikten gelindi, duymazlıktan gelindi ve bugünlere böyle büyük miktarlı rakamlarla mağduriyetler doğdu. İşte yargının, adaletin ve eşit uygulamaların herkese aynı şekilde yapılmadığı yerde güven kalmayacak, güvenin olmadığı yerde de ekonomik istikrar olmayacaktır. O nedenle, biz mutlaka ve mutlaka adalet duygularının yeniden yeşertilmesi ve hukukun üstünlüğünün bu ülkede yeniden tesis edilmesi gerektiğini savunuyoruz ve vatandaşlarımızın bu mağduriyetini giderebilmek için de bağımsız ve uzman tasfiye kurulu oluşturulmasından başlayarak birtakım öneriler içeren kanun teklifimizin de bu düzenlemeyle birlikte ele alınması ve vatandaşımızın mağduriyetinin giderilmesi, malı götürenlerden de hesap sorulması gerektiğini ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.