KOMİSYON KONUŞMASI

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Türkiye ekonomisiyle birlikte Türkiye'nin gündemini meşgul eden önemli bir meseleyi konuşuyoruz. Doğrudan veya dolaylı, önemli bir miktarda, vatandaşımızı da ilgilendiren, tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonları hakkında kanun teklifini görüşüyoruz. Teklif sahiplerine ve sunumu için Sayın Aksu'ya teşekkür ediyorum.

Bize göre, temel mesele, devlet olarak istikrarlı, öngörülebilir, kurala dayalı bir hukuk ve ekonomik düzeni inşa edebilmektir. Bu kuşkusuz, kurumlar ve kurallar vasıtasıyla olabilecektir. Etkili bir planlama, güçlü bir teşkilatlanma, beraberinde sevk ve idareye dair başarılı uygulama ve en nihayetinde gözetim ve denetimle bu sürecin sevk ve idare edilmesi, devlet teşkilatının yönetilmesi mümkün hâle gelebilecektir.

Öncelikle şunu ifade etmek isteriz: Milliyetçi Hareket Partisi olarak yolsuzluk ve usulsüzlükle mücadeleyi millî bir sorumluluk olarak görüyoruz. İlkemiz nettir. Fon piyasasında, belediyelerde, her nerede olursa olsun, kime kadar ucu gidiyorsa gitsin, bunlar mutlaka soruşturulmalı, sorumlular açığa çıkartılmalı, yetim hakkına, kamu malına kim el uzatmışsa mutlaka ondan hesap sorulmalı.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Altın kaçakçısı vekillerden soruldu mu hesap?

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Ya, sana ne!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Bana mı "Ne!"

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Bir dakika ya! Niye atlıyorsun konuşurken ya! Konuşuyorum ben, niye atlıyorsunuz ya! Ondan da hesap sorulsun. Allah Allah!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Çok kaba konuşuyor ya! Ne demek niye atlıyorsun!

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen müdahale etmeyin.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Niye atlıyorsunuz ya! Anlamadan, dinlemeden niye atlıyorsunuz hanımefendi?

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Zaten söz alırsınız Sayın Taş.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Doğru konuş! O milletvekilleri nerede şimdi?

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Ne bileyim ben nerede!

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Belediyelerle ilgili bir kere ağzınızı açıp konuştunuz mu şimdiye kadar? Bir laf ettiniz mi belediyelerle ilgili?

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Ettik, her gün ediyoruz, her gün ediyoruz.

ORHAN ERDEM (Konya) - Sayın Taş, lütfen karşılıklı konuşmaya çevirmeyin.

Buyurun.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Ben fikrimi söylüyorum, evet, fikrimizi söylüyoruz.

Evet, varsa mağdurların hak ve hukuku da korunmalı, bu genel ilkemizdir. Burada da mutlaka mağdurlar var, suçlular var, kamu kurumları bunların üzerindedir, devletimizin yetkili kurumları bunları takip ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Türkiye Büyük Millet Meclisinde bilgilendirme yaptı. Biz yasa çıkartıyoruz burada ve burada da tartışıyoruz. Bu baştan da söylediğim gibi Türkiye'nin önemli bir meselesi; vatandaşlarımızı mağdur eden, daha önemlisi devlet kurumlarına, devletin işleyişine, bürokrasiye, yönetime, herkese birtakım ithamların da yapılabildiği bir aşama, bir nokta. Dolayısıyla haklının da haksızın da ortaya çıkartılması haksız ithamların, aynı zamanda da mağduriyetlerin giderilmesini sağlayacaktır diye düşünüyoruz. Türkiye bir hukuk devletidir, buna inanıyoruz. Kurumlarımız ve kurallar devrededir, bunun gereği yapılıyor. Unutmayalım ki bu soruşturma ve operasyonlar da yargımız ve ilgili devlet kurumlarının kararıyla yine oldu ve bunlar vasıtasıyla da meselenin üzerine gidilecektir. En üst düzeyde Sayın Cumhurbaşkanımız dâhil bu mesele nereye, kime uzanıyorsa, altından ne çıkacaksa sonuna kadar takip edileceğini kamuoyuna açıkça beyan ettiler.

Tabii yine esas olan finansal piyasalarda ve bütünüyle de ekonomide bir güven erozyonu yaratmamak, istikrarın, öngörülebilirliğin ve piyasalara güvenin esas olması mantığıyla hareket etmektir. Bunu sabote edecek girişimlerden, istismar ve manipülasyonlardan da mutlaka kaçınılmalıdır. O sebeple burada bu saate kadar konuşulan meseleler önemlidir. Şu sorulara cevap verilmesi lazım: Bugüne kadar ne oldu yani biz neyi tartışıyoruz? Neden oldu bunlar ve niye engellenmedi, engellenemez miydi? Ve tabii bu noktaya geldiğimize göre de bundan sonra ne yapılabilir, gerçek veriler nelerdir? Hem insana dair hem de ekonomik değerlere dair birtakım rakamlar havalarda uçuşuyor, sosyal medya aracılığıyla birtakım şeyler servis ediliyor. İşte tam da bu noktalarda, bu noktada az önce Sayın Kısacık'ın da söylediği gibi devlet kurumlarının doğru bilgilerle vatandaşımızı teçhiz etmesi lazım, bilgilendirmesi lazım. Bilgilendirilmediği takdirde bir kirlilik oluşuyor ortalıkta ve vatandaşlarımız buna itibar edebiliyorlar. Meşru kurumlara vatandaşlarımız güvenerek yatırım yapmışlardır. Tabii ki bu fon piyasasının veya finansal piyasanın veya bütünüyle ekonomide esas olan güvendir. Bu kurumlar kurulduysa meşru olarak, bunu takip eden bizim Sermaye Piyasası Kurulu gibi veya diğer kurumlar gibi kurumlarımız varken vatandaşımız doğal olarak bunun böyle olduğu varsayımıyla buralara güvenerek yatırım yapıyor. İşte enflasyonist ortamda kendi parasının tasarrufunun değerini korumak amacıyla da oralarda yatırımlarını yapıyor, en doğal hakkıdır. Dolayısıyla bu anlamda vatandaşlarımızın piyasalardan kaynaklı bir manipülasyon marifetiyle zarar etmesi onların mağduriyetine sebep olmuş oluyor.

Evet, burada suç işleyen insanlar var. Kuşkusuz insanın düştüğü çukur kendi iradesinin tezahürüdür ve bir kuruma, değere ve inanca, fikre veya zümreye atfedilemez. Ama bununla beraber o kişiler neyse ortaya mutlaka çıkarılmalıdır. Nerede yaşanırsa yaşansın ahlaksızlık, yolsuzluk, rüşvet perspektifinden değil, meseleye hukuk çerçevesinde bakılmalıdır. Siyaseten de "Benim suçlum daha masum." veya "Benim alanımda yapıldığı zaman meşru, diğer alanda yapıldığı zaman gayrimeşru, daha çok şiddete muhatap olmalı." gibi yaklaşımlardan da uzak durulmalıdır diye düşünüyoruz.

Yeterli iletişim, bilgilendirme ve kamuoyunu doğru bilgilerle ikna edici şekilde aydınlatmak, az önce de ifade ettim, bu süreçte son derece önemlidir. Kamu zararları mutlaka açıklanmalıdır. Bakın, belediyelerde de var, başka alanlarda da var, altıncıysa altıncı, belediyeciyse belediyeci, foncuysa foncu hiç fark etmez, bunlarla ilgili soruşturmalar yapılsın, yetkililer kamuoyunu doğru bilgilerle bilgilendirsin, hiç kimse töhmet altında kalmasın ama suçlu olan da herkes tarafından bilinsin.

Son olarak, teklif geçici bir düzenleme getiriyor, olağanüstü tasfiyeyi düzenliyor. SPK Kanunu'na göre, bir yandan da olağan tasfiye süreci yürüyor. Burada bir farklı durum, eşitsizlik her ikisi arasında olur mu, olmaz mı; bunu teklif sahibimize sormak istiyorum.

Bir de gelen mailler var. Bunlardan bir tanesi, az önce Sayın Usta da söyledi, tasfiyeden önce satış talimatı verme durumu varmış. Bu nedir? Yani ben çok bilmiyorum nedir ama buna ilişkin bir açıklama da yapılırsa yani burada bir mağduriyet doğuyor mu, doğmuyor mu, neyin nesidir bu; bunu da açıklamanızı bekliyorum.

Yine, teklifin 4'üncü maddesinde belirli düzeydeki getirinin üzerine SPK tarafından "el konulması" demeyelim de bir tespit yapılıp onun geri gönüllü alınmasına ilişkin bir hüküm var. Bunun da dayanakları tartışılabilir belki ilerleyen zamanda, buna da bir açıklık -mutlaka maddelerde tartışacağız- getirilmesi gerekir.

Tekraren ifade etmek isterim. Burada esas olan, meseleyi bütün açıklığıyla ortaya çıkarmak, aynı zamanda da bir daha benzer olayların yaşanmaması için gerekli tedbirleri almaktır ve finansal piyasalarda bütünüyle Türkiye ekonomisinde bir güven erozyonu yaratmamaktır. Umuyorum ve temenni ediyorum, bugün burada yapılan tartışmaların da bu piyasalarda bir güven oluşmasına zemin sağlamasını temenni ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Türkiye ekonomisi esasen sağlam temeller üzerindedir. Sizlerin de sunumda belirttiğiniz gibi küçük ölçekli bir durumdur bu ama ölçeğinin büyüklüğü, küçüklüğü fark etmez. Mağdur olan bir kişi bile olsa, aynı zamanda suç işleyen bir kişi bile olsa onları ortaya çıkarıp devlet adına, millet adına bunlardan hesap sormak da devletin en asli görevidir. Devletimizin kurumlarının bunun üzerine gideceğine ve başaracağına, milletimizi de bu yönde ikna edeceğine de inanıyoruz. Maddelere gelince görüşlerimizi tekrar ifade etmeye devam edeceğiz.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.