KOMİSYON KONUŞMASI

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, önce şunu saptayalım, çok üzerinde tartışmayı gerektirecek bir konu olmadığı için saptayalım diyorum: Ortada organize bir hisse manipülasyonu var, bir fon vurgunu var, bir organize iş var yani bir şebeke var, şebeke, fon vurgunu için bir şebeke kurulmuş ve bu öyle bir şebeke ki, biraz sonra geleceğim, Hazine Bakanının sözlerine rağmen işleyen şebeke. Bir kere bu şebekenin açığa çıkarılması gerekiyor. Şimdi, niye bunu söylüyorum? Maalesef, kişisel olarak kimseyi suçlamak için söylemiyorum bunu ama maalesef, bu şebekenin çalışmasına bilerek veya bilmeyerek, ben savcıya da hâkim değilim, burada bir ceza kesecek değilim ama bilerek ya da bilmeyerek bu şebekenin çalışmasına yardım ve yataklık etmiş olanlar var. Neresi? İhmal yapmış olanlar. Neresi? Maalesef, kamu kurumları, SPK, BDDK, Borsa İstanbul. Bakın, örnekleriyle şimdi anlatacağım niye böyle söylüyorum. Niye böyle söylüyorum anlatacağım. Şimdi, münferit bir meseleden bahsetmiyoruz, organize bir iş, bu organize işin ortaya çıkarılması gerekiyor. Dolandırıcılık var, vurgunculuk var. Nasıl tanımlayacağını insan bilemiyor. Mehmet Şimşek, Sayın Şimşek demiş ki: "Borsada manipülasyonuna kesinlikle izin vermeyeceğiz." Çok güzel. "bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz." Çok güzel. "Bu alanda düzenleme ihtiyacının farkındayız." Çok güzel, bunların hepsi güzel. "Cezaları çok daha ağır hâle getirmemiz gündemimizdeki bir konu." Doğru şeyler. Peki, Mehmet Şimşek bu sözleri ettikten sonra bu durumu nasıl fark ediyor? Yani birileri ona bilgi veriyor, değil mi? Kim bilgi veriyor? SPK bilgi veriyor, değil mi? SPK "Bir şeyler oluyor." diye bilgi veriyor. Mehmet Şimşek de buna tepki olarak sözünü söylüyor çünkü SPK diyor ki 18 Eylüldeki açıklamasında: "2025'in son çeyreğinde belirli portföy yönetim şirketlerine ait borsadaki fonlarının fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlenmiştir." Müthiş yani saptama yerinde. Peki, bütün bunlar oluyor da dokuz ay boyunca niye karınca hızıyla ilerliyorsun ey SPK? Neden? Dokuz ay... Bakın, ben şimdi size adım adım anlatmaya çalışacağım, siz daha iyi biliyorsunuz ya. "Aceleye ne gerek var mı?" dediniz ya? "Aceleye ne gerek var mı?" dediniz? Niye bu kadar yavaş davrandınız? Neden? Bunun bir açıklaması var mı gerçekten? Şimdi, bakın, geçen yılın son çeyreğinde sorun belirlenmiş, ifade edilmiş, 2 Aralıkta Finansal İstikrar Komitesi toplanmış -o finansal istikrar komitesinde Merkez Bankası da var, geçen gün Merkez Bankası Başkanı da geldi burada konuştu- alınabilecek tedbirler konusunda konuşulmuş, 3 Aralıkta "Bir şey oluyor." diye çalışma grubu oluşturulmuş, çok güzel, 15 Aralıkta hazırlanacak rehberle ilgili yazılar yazılmış, çok güzel, iş ilerliyor. Bir buçuk ay sonra neredeyse, bir buçuk ay sonra, 28 Ocakta rehber taslağıyla ilgili alınan görüşler Maliye Bakanlığına sunulmuş, bir buçuk ay beklenmiş. burada Sonra Bakanlıkta geri iki hafta sonra cevap vermiş, iki haftada orada geçmiş, peki, devam edelim. 18 Şubatta rehber için MKK'dan görüş talep edilmiş, 18 Şubat, zaman geçiyor. Gelinmiş yılın ortasına, haziran ayına, mayıs, haziran aylarına, çalışmalar devam ediyor, herkes de farkında çalışmaların devam ettiğinin. Bunu niye söyledim, biraz sonra geleceğim buraya, herkesin farkında olmasına. Tanımlanan rehber 28 Ağustosta kamuoyuna duyurulmuş. Bak, kaç ay geçti, kaç ay geçti? Çalışma yapılıyor, bunun farkında olanlar da çalışıyor. Oraya geleceğim biraz sonra. Yani sonuçta bu çalışmalar yürütülürken, karşılıklı yazışmalar yapılırken, görüşler beklenirken birileri de gözünüzün önünde vurgun yapıyor, vurgun. "Kırmızı Pazartesi" romanını biliyor musunuz, Marquez'in romanını? Hani, katili bütün herkes bilir de beklerler ya adamın öldürüleceğini; durum o, "Kırmızı Pazartesi" yaşanmış. Bağıra çağıra, aylarca, dokuz ay geçmiş ve sonuçta, aslında sorun basitken, müdahale edilebilecek, durdurulacakken durdurulmamış, giderek zorlaşan bir boyuta ulaşmış ve en sonunda bu noktaya gelinmiş. Ben burada soruyorum: Neden, neden dokuz ay sallandınız? Birileri size "Ağırdan alın." mı dedi? Birileri size "Ya, çok takılmayın, bir şey yapıyormuş gibi gözükün." mü dedi? Bakın, bunu niye söylüyorum SPK yöneticileri, neden söylüyorum? Adım adım bu fonlardaki gelişmeye dair bir şey söyleyeceğim. 2025 Temmuzundan -vakti çok tasarruflu kullanmak istiyorum- 2026 Şubatına kadar olan dönemde bu fonlarda yatırımcı sayısı 161'den 50 bine çıkmış, birim fiyatı 574 liradan 3.553 liraya çıkmış. Bak, siz oylanırken, karınca hızıyla ilerlerken, işi savsaklarken, sallarken ne olmuş? 161'den 50 bine çıkmış yatırımcı sayısı. Devam ediyor yani siz çalışmaya devam ediyorsunuz ya, onlar da devam ediyor. Haziran ayında yatırımcı sayısı 85 bine çıkmış, fon büyüklüğü 168 milyarı bulmuş. Bunu görmüyor musunuz? Gözünüzün önünde oluyor. Rehber yayınlandığında, ağustos sonuna gelindiğinde 111 bin yatırımcının parası var, fonun fiyatı 9 bin lirayı aşmış, miktar 269 milyara ulaşmış. Ya, görmüyor musunuz bu gidişatı, izlemiyor musunuz? Bütün her şey sizin elinizde değil mi? Hiç kimsenin aklına "Bu fondaki durum ne? İşi hızlandırmayı gerektirecek bir olumsuzluk var mı?" diye sormak gelmedi mi SPK yönetiminde? Böyle bir şey olabilir mi? Yani bu inanılmaz gidişatı görmediniz mi? Vatandaşa "Gel, gel." yapıyorlar açıkça "Gel, gel." yapıyorlar, vatandaş geliyor, akıyor oraya. Neden bu ağırlıkta çalıştınız? Nasıl bir ihmal bu ya? Organize ihmal, organize ihmal suç tabii ki yani. Dolayısıyla, burada bu açıdan baktığımızda çok ama çok büyük bir sorun var. Kurumlarda çürüme var, çürüme; bu, bunu gösteriyor, bu organize ihmal çürümeyi gösteriyor.

Şimdi, bunu bir kenara koyalım yani bu meselenin bu kadar çok boyutlu araştırılması gerekiyor, öyle üzerinden geçilemez. Yani bir eski bakanla, üç beş fon yöneticisiyle bu işi kapatamaz kimse, kapatamaz. SPK, BDDK... Şimdi, BDDK'ye de... Sayın Başkan burada, banka kurmak bu kadar kolay mı ya? Muteber insanlar mı bunlar da banka kurma izni verdiniz? Hiç araştırmadınız mı bu yatırım bankalarına izin verirken? Çünkü kanunda diyor ya muteber insan olması, güçlü olması vesaire. Muteber insanlar mıymış? Yani BDDK'nin burada sorumluluğu yok mu? Borsa İstanbulun sorumluluğu yok mu? Bunların hepsinin sorumluluğu var yani kurumların bilgisi dâhilinde büyük bir fon hırsızlığı, dolandırıcılığı, vurgunu -ne derseniz adına deyin- organize bir şekilde gerçekleştirilmiş, bunu bir kere özellikle vurgulamak istiyorum. Bakan uyarmış, SPK uyarmış ama gereken yapılmamış. Uluslararası kuruluşlar uyarmış ya, MSCI uyarmış, demiş ki: "Orada bir şey oluyor, bir şey oluyor orada. Bu şekilde devam ederse..." MSCI "Bu şekilde devam ederse borsada işlem gören bazı hisselerde koordineli işlem davranışları ve yapay fiyat oluşumu algısı yaratan yapılar var." demiş. Daha ne desin yahu? "Koordineli işlem, davranışları ve yapay fiyat oluşumu algısı yaratan" diyor. "Eğer bu konuda somut ilerleme olmazsa Türkiye'yi gelişmekte olan ülke endekslerinden çıkarabiliriz." diyor MSCI. Farkına varmıyor musunuz? Adamlar "Organize şebeke var." diyor ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Oluç, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

"'Insider trading' yapılıyor." diyor, "İçerden bilgiyle fiyat oluşumu algısı yaratılıyor." diyor, "Insider trading" şebeke işi. Şimdi, onu da duymazdan geliyorsunuz. Uluslararası kuruluş ya "Mutlaka yanlış bir şey söylüyordur." gibi bir anlayışınız var. Böyle bir şey olabilir mi?

Şimdi, bütün bunları bir kere bir kenara yazmak lazım. Burada SPK Kanunu açısından baktığımızda işlenen suçlar var, Ceza Kanunu açısından baktığımızda işlenen suçlar var yani SPK Kanunu 107/1 ihlal edilmiş, 107/2 ihlal edilmiş yani işlem bazı piyasa dolandırıcılığı ve bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı ihlalleri var; 106'ncı madde gizli kalması gereken özel bilgilere dayanarak haksız kazanç sağlanması, o da ihlal; 21'inci madde ihlal, örtülü kazanç aktarımını yasaklayan; 110'uncu madde ihlal, görevi kötüye kullanma yani neresinden tutsanız elinizde kalıyor. TCK açısından da bir sürü ihlal var: Madde 158, nitelikli dolandırıcılık, buyurun; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, madde 220, buyurun; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kara para. Kara para yok mu bu işin içinde? Var. Kara para vurgunu yok mu? Var. Kara para aklaması yok mu? Var. Madde 282, hukuk dışı yollarla ve piyasa dolandırıcılığıyla elde edilen ekonomik menfaatlerin, suç gelirlerinin yasal finansal sistem içinde aklanmaya çalışılması yani. Yahu, öyle bir şebeke ki bu inanılır gibi değil, her yere eli uzanmış vaziyette.

Şimdi, o yüzden yani bunu tekrar söylüyorum: Öyle bir eski bakanın istifasıyla, birkaç fon yöneticisinin sorumlu tutulmasıyla geçiştirilebilecek bir konu değil bu, bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Ve buraya gelmiş olan yasa teklifi bunu ciddiye almıyor bu açıdan, ciddiye almıyor, çok eksikleri var bu açıdan baktığımızda.

Şimdi, iki önemli konu daha var değinmek istediğim. Bir tanesi tazmin meselesi yani mağdurlar var. "Mağdurlar" derken hani bu fonlarda ve hisse senetlerinde payı olan herkesi kastetmiyorum tabii ki, "mağdurlar" derken küçük yatırımcıyı kastediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Küçük yatırımcı niye bu işe dâhil oluyor? Burasını hiç konuşmuyoruz ama konuşmak lazım. Küçük yatırımcıya yani 1 milyon altı diyelim, hani orayı bir sınır diye göreceksek, ne kadar altına giderseniz gidin ama küçük yatırımcı diyelim bunlara. Bu 1 milyonun altındaki yatırımlar açısından baktığımızda mağduriyet var. Niye bu insanlar giriyor bu fon piyasalarına? Bu soruyu da sormak gerekiyor; değil mi? Tabii, bu iktidarın meselesi; şimdi bunu söyleyeceğim, bu, bürokrasinin meselesi değil. Yani iktidar öyle bir ekonomik sistemle işi yürütmeye çalışıyor ki, o kadar ciddi bir sıkıntı çekiyor ki düşük gelirliler, dar gelirliler, ücretli çalışanlar "Acaba gelirlerimizi biraz artırabilir miyiz?" düşüncesiyle her tarafa saldırıyorlar, her tarafa gitmeye çalışıyorlar ve "3-5 kuruş acaba çıkarabilir miyiz?" diye; belki kimisi araba almak için, kimisi ev almak için, kimisi borçlarını ödemek için, bilmiyoruz, çeşitli şeyler olabilir burada. Yani bu iktidarın ekonomi politikalarının yarattığı bir sorun bu aslında, küçük yatırımcı açısından baktığımızda. Yoksa parası az olan neden gitsin fonla, hisse senediyle uğraşsın, hem de konunun uzmanı değilse, hem de borsayı yakından takip etmiyorsa? Bu, şakası olan bir konu değil; her an, her şeyinizi kaybedebilirsiniz, çok kazancınız da olabilir, ikisi de yaşanıyor. İşte aslında küçük yatırımcıyı, insanları bu ekonomik sistem, bugün yaşanan ekonomik kriz, bugünkü yoksulluk, bugün dar gelirlilerin, ücretli çalışanların karşı karşıya bulundukları sıkıntılar bu tür yerlere yönlendiriyor ve böyle bir felaketle de karşı karşıya kalıyorlar. İşte, o insanlar bize mailler atıyorlar, arıyorlar, kapıya geliyorlar; ciddi bir mesele. Siz de tabii, bunun farkında olduğunuz için özellikle 1 milyonun altındaki yatırımcıların zararlarının karşılanması, mağduriyetlerinin giderilmesi için adım atmak istiyorsunuz ama eksik atıyorsunuz; maddelerde bunu tekrar konuşacağız. Bu mağduriyeti adil bir şekilde gidermek gerekiyor. Bakın, birinci olarak, küçük yatırımcı açısından söylüyorum, büyük yatırımcıyı konuşmuyorum. Büyük yatırımcılar yani tamah etmişler, çok büyük yatırmışlar, çok büyük kaybedebilirsiniz, riski var çünkü bu işin, değil mi? Şimdi dolayısıyla biz önce küçük yatırımcıyı düşüneceğiz, yüz binlerce küçük yatırımcı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Sayın Cevdet Yılmaz açıkladı, Mecliste açıkladı, "Bu 1 milyon meselesini hallettiğimizde yaklaşık 350 bin -küsuratı vardı- insanın ihtiyacını karşılamış olacağız." dedi. İnşallah bu, doğru dürüst yapılır, maddelerde tartışacağız.

Peki, bu mağduriyeti giderdikten sonra, adil bir giderme noktasına geldikten sonra küçük yatırımcının bundan sonrası için nasıl korunması gerektiğine dair bazı önlemleri konuşmak gerekiyor; bu kanunda bu da yok.

Peki, başka bir şey söyleyeceğim, kamu kaynakları, üçüncü olarak değinmek istediğim. Şimdi, ısrarla "Kamu kaynakları kullanılmayacak." deniyor, Sayın Cevdet Yılmaz da bunu söyledi, burada da ifade edildi. Yani kamu kaynaklarının kullanılması halka çok ciddi bir maliyet yükleyecek. Peki, gerçekten böyle mi, kamu kaynakları kullanılmayacak mı? Yani ciddi bir mesele bu. Emlak Katılım ne kuruluşu, kamu, değil mi? Hazineyle ilgili. Evet, Katılımevim ile Birevimi devralması kamu kaynağının kullanılması anlamına gelmiyor mu? Geliyor. Tera ve Pusuladan hisse alınması kamu kaynağının kullanılması anlamına gelmiyor mu? Geliyor. Peki, Türkiye Varlık Fonu, Borsa İstanbulda yaşanan çöküşü ve likidite krizini önlemek için alt fonlar üzerinden hisse alımında bulunmadı mı? Bulundu. Kamu kaynağı kullanılmadı mı? Kullanıldı. Ziraat Katılım, Halk Katılım, Vakıf Katılım ve Emlak Katılım bu ekosistemin parçaları hâline getirilmedi mi? Getirildi. Bunların hepsi kamu kaynağının kullanılması demek, değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Kamu kaynağının kullanılması demek. O zaman etmeyin yapmayın, bakın, bütçeyi konuşmaya başlayacağız önümüzdeki ay burada, bu bütçeyi konuşmaya başladığımızda kamu kaynaklarının nasıl kullanılması gerektiğini konuşacağız. Halkın alın teriyle, halkın vergileriyle oluşturulan kamu kaynaklarını bu vurgunu örtmek, kapatmak için kullanmayın, buna niyetlenmeyin, bunu yapmayın, bu adımı atmayın; bunu iktidara söylüyorum esas olarak. Demin Orhan Bey "Bize söyleyin, oraya değil." dedi. Onun için söylüyorum Orhan Bey yani siz istediniz diye yoksa söylemezdim.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Onların oy hakkı yok diye...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Tabii, tabii, haklısınız.

Şimdi, bir diğer konu yani SPK, BDDK bunlara epey bir şeyler söyledim diye umarım alınmazlar ama şunu da söyleyeceğim: Şimdi, aslında bu kurulların özerk, bağımsız kurullar olması gerekiyor, değil mi, ekonomi açısından baktığımızda? 2011'de çıkardığınız yasayla -iktidara söylüyorum- bu kurulları artık iktidara bağlı kurullar hâline getirdiniz, özerk, bağımsız kurullar olarak çalışamıyorlar, onlar da sizin etkiniz altında, bu kurullar. Dolayısıyla burada da iktidarın sorunu var.

Şimdi kısaca üzerinde durmak istediğim son konu, bu ünlü liste meselesi, çok tartışılıyor ya "Liste nerede? Liste açıklanacak mı, açıklanmayacak mı? Şu, bu..." diye. Doğrusu bizim merakımız "Listede kimler var?" merakı değil yani tanımadığımız insanlar vardır büyük ihtimalle, tanıdıklarımız da vardır. Zaten mesele tanıdıklarımızla ilgili.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim.

Listede bizi ilgilendiren konu -iktidar için söylüyorum bunu- şudur: Bir, siyasi kimlikleriyle, varlıklarıyla, aidiyetleriyle temayüz etmiş kişiler var mı? Biz bunu merak ediyoruz. Yani bir eski bakan çıktı şimdi, her şey onun üstüne yükleniyor; tabii, o da "insider trader" yapmış, suç işlemiş ama başkaları var mı? Bunu merak ediyoruz. Siyasi kimlikleriyle temayüz etmiş kişiler var mı? İki, bürokraside olan -danışman olabilir, şu olabilir, bu olabilir, Meclisi kastetmiyorum, sarayı kastediyorum- ve "insider trading" yapma imkânına, bilgisine sahip olan isimler var mı? Bunu merak ediyoruz. Yani siyasetin ve bürokrasinin bu işin içindeki payı nedir? Bunu merak ediyoruz, listeden merakımız budur. Varsa açıklayın, cesur olun, bunun üstünü örtmeyin. Üstünü örterseniz bu işin ağırlığı sizin omuzlarınızdan kolay kolay kalkmaz, onu da söylemiş olayım. Yani listeyle ilgili merakımız da esas itibarıyla sizin iktidarınızın hangi kişileri bu işin içine dâhil olmuştur? Bunun açığa çıkarılması gerekiyor.

Kısaca bunları söylemek istiyorum. Sonra maddelerde görüşlerimizi açıklamaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için.