KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET AKALIN (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kurumlarımızın kıymetli yöneticileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünü görüşürken sözlerime kısaca çiftçimizin içinde bulunduğu durumdan başlamak istiyorum. Türkiye'de çiftçilik maalesef giderek daha fazla sermaye, daha fazla borç ve daha fazla risk getiren bir işe dönüşmektedir ve çiftçimiz tarlasını ekmeden önce mazotu, gübreyi, tohumu, ilacı hesaplamaktadır, hasat zamanı geldiğinde ise ürününün kaç para edeceğini bilmemektedir. Bütün riski üretici üstlenmektedir, ürün para ederse borcunu ödüyor, etmezse bir sonraki yılın üretimine borçla başlıyor. Şimdi, TÜİK verilerine bakalım. 2025 yılında buğday üretimimiz yüzde 13,7 azalmış 17 milyon 900 bin tona düşmüştür, arpa üretimimiz ise yüzde 25,9 azalarak 6 milyon tona gerilemiştir. Arpa üretimindeki kayıp neredeyse dörtte 1'dir. "Arpa" dediğimiz ürün aynı zamanda hayvancılığın en önemli yem kaynaklarından biridir. Arpa üretiminde yaşanan sıkıntı bir süre sonra besicimizin maliyetine de yansımaktadır. Üstelik üretimdeki sorunlar yalnızca buğday ile arpayla sınırlı kalmamaktadır. Bakın, bugün Edirne'de, Trakya'da çeltik üreticimizin yaşadığı sıkıntı da önümüzde durmaktadır. Çiftçimiz uzun zamandır alım fiyatı bekliyordu, Toprak Mahsulleri Ofisi fiyatları açıkladı. Baldo çeltikte ton başına 45 lira, kameoda 43 lira, osmancıkta 38 lira. Geçen döneme göre baldoda yüzde 12,5; kameoda yaklaşık yüzde 13,2 artış yapılmıştır. Bu arada, 45 lira olarak belirlenen baldo çeltik de şu anda bölgemizde ekilmemektedir. Peki, çiftçimizin maliyeti ne kadar artmıştır? En azından ürüne verilen artışın 2-3 katı kadardır. Gübre, mazot, ilaç, işçilik, sulama bunların hangisi geçen yılın fiyatında kalmıştır? Çeltik üreticisi tarlasını hazırlarken, suya para verirken, gübre alırken, hasadını yaparken bütün bu maliyetleri cebinden karşılamaktadır, çoğu zamanda da borçlanmaktadır. Hasat sonunda açıklanan fiyatın kendisini gelecek yıl yeniden ekim yapabilecek durumda bırakmasını beklemektedir. Edirne başta olmak üzere üreticinin istediği çok açıktır, emeğin karşılığını almak. Açık konuşalım, çiftçinin alın terini koruyamayan bir fiyat politikasıyla üretimin devamını sağlayamayız. Bu nedenle, açıklanan çeltik alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesini, en azından yüzde 20 artırılmasını buradan sizlerin aracılığıyla bir kez daha dile getirmek istiyorum.

Sayın Başkan, bütün bunları TİGEM'i görüşürken neden anlatıyorum çünkü tarımsal üretimi bir bütün olarak ele almak zorundayız. TİGEM'in görevi, sahip olduğu büyük üretim kapasitesini ve tarımsal birikimi çiftçimizin hizmetine sunmaktır. 2024 yılı itibarıyla TİGEM'in toplam 3 milyon 600 bin dekar civarında arazisi bulunuyor. Bunun yaklaşık 3 milyon 300 bin dekarında 17 işletmesi aracılığıyla doğrudan faaliyet yürütüyor.

Diğer taraftan, Kurumun 2024 yılında buğday üretimi yüzde 24 azalarak 263 bin tona, arpa üretimi ise yüzde 20 azalarak 29 bin tona gerilemiştir. Şimdi buradan sormak istiyorum: Bu kadar büyük bir arazi varlığına ve üretim altyapısına sahip bir kurumda verimlilik nasıl değişmektedir? Üretimdeki kaybın ne kadarı kuraklıktan, ne kadarı ekim alanlarından, ne kadarı da diğer nedenlerden kaynaklanmaktadır? TİGEM tam da bunun için vardır aslında. Devletin kendi işletmelerinde uyguladığı yöntemler çiftçimize örnek olmalıdır. Kuraklığa dayanıklı tohumlar, modern sulama yöntemleri, daha düşük maliyetle daha fazla verim sağlayan üretim teknikleri yaygınlaştırılmalıdır.

Bir başka husus da kamu arazileri. TİGEM'in 37 işletmesinde 18'i uzun süreli kiralanmış durumdadır. Bu işletmelerde ne kadar yatırım yapılmış, ne kadar üretim sağlanmıştır, istihdam ve verimlilik açısından hangi sonuçlar alınmıştır? Bunları görmek istiyoruz çünkü bu topraklar milletimizin ortak varlığı. Kiraya verdiğiniz işletmelerin yalnızca kira gelirleriyle ilgilenemeyiz, o toprakların üretim gücünün korunması da hepimizin sorumluluğu altındadır.

Değerli hazırun, TİGEM'in 2024 yılında yaklaşık 1 milyar 200 milyon lira kâr elde ettiğini görüyoruz ancak aynı yıl faaliyet kârı yüzde 58,8 azalmış. Bir kamu işletmesinin bilançosundaki kâr tabii ki önemlidir fakat tarımsal üretimin geleceği açısından çiftçiye sağladığı katkıyı da ölçmemiz gerekmektedir. Çiftçimizin üretim maliyetini ne kadar düşürebiliyoruz, geliştirdiğimiz tohumlarla verimliliği ne kadar artırabiliyoruz? Damızlık üretiminde ithalat ihtiyacımızı azaltacak hangi sonuçları elde ediyoruz? Bence bu soruların cevapları da en azından bize sunduğunuz bilanço kadar önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün çiftçimiz tarlasını ekmek istiyor, hayvanını yetiştirmek istiyor fakat her geçen yıl artan maliyetler karşısında üretimi nasıl sürdüreceğini düşünüyor. Örneğin, biraz önce söyledim, çeltik üreticisinin yaşadığı sıkıntı da bu tablonun bir parçasıdır. Biz çiftçimizin her hasat döneminde fiyat açıklanmasını endişeyle beklediği, kazancını ancak ürününü sattıktan sonra öğrenebildiği bu yapıyı değiştirmek zorundayız. TİGEM'in sahip olduğu toprak bilgi, teknoloji ve üretim tecrübesi bu dönüşüm için çok kıymetlidir.

Sözlerimi bitirirken şunu ifade etmek istiyorum: Çiftçimizin tek istediği çalıştığında kazanabilmek ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmektir. Çiftçiyi toprağında tutamazsak yarın o topraklarda ne yetiştireceğimizi konuşmanın da fazla anlamı kalmayacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.