| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .10.2026 |
GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, sabah, öğleden önce yaptığınız sunumda bazı risklerden bahsettiniz, o risklerin önemli bir kısmı da dış politikayla ilgili ve bölgesel sıkıntılardan kaynaklandığını söylediniz. Birincisi, bunlardan sormak istediğim uzun zamandır Türkiye'de Merkez Bankası vasıtasıyla kur rejimi enflasyonun ve reel faizin altında tutuluyor. Bunu politik olarak tercih ettiğinizin farkındayız. Size göre bölgemizde ABD-İran savaşı, petrolden kaynaklanan ya da bölgede Suudi Arabistan-Yemen ve başka bölgesel jeopolitik nedenler ya da başka siyasal nedenlerle birlikte yakın vadede bir kur atağı noktasında bir hazırlığınız var mı?
İkincisi, kuru baskı altına almanız dolayısıyla Türkiye'de sanayinin, ihracata dayalı sanayinin ciddi biçimiyle sıkıntıya girdiğini, başlangıçta özellikle de emek yoğun sektörlerde yurt dışına gitmiş olan kimi iş kollarının şimdi giderek tümüyle fabrikalarını kapatma yoluna gittiğini ya da üretimlerini çok ciddi biçimde daralttığını düşünüyoruz. Bu, orta gelir tuzağına uzun süredir düşmüş olan ülkemizin bunu aşabilmek için yüksek bir üretim kapasitesi ve yüksek bir istihdam ve yeni yatırım alanlarının açılması konusunda bir handikap oluşturmuyor mu?
Türkiye'de var olan sermaye birikimlerinde, döviz baskı altında, altın ve gümüşte fiyatlar kura bağlı olarak stabil, faiz gerçek enflasyonunun çok üzerinde değil, borsaya da olan bütün güven ortadan kalkmışken, şu anda özellikle de 8 milyonun üzerine çıkmış olan yatırımcı sayısında ciddi biçimde daralma ya da reel anlamda bir küçülme söz konusu olduğunda o zaman nasıl bir yöntemi topluma tasarruf anlamında önermiş olacaksınız? Bu konuda Merkez Bankası olarak nasıl bir seçenek var? Ve özellikle de sanayinin ve firmaların gelişmesi açısından gerçekten de fonlar sadece büyük sanayi açısından değil, küçük-orta boy işletmeler, Anadolu'da bulunan pek çok işletme açısından, yeni yatırımlar açısından bir kaynak hâline dönmüş iken şimdi burada yaratılmış olan büyük hayal kırıklığını ve tahribatı nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?
İhracatta geldiğimiz noktada ihracatın ithalatı karşılama oranı büyük oranda ithalattaki genel durgunluktan kaynaklanmakta, tüketici taleplerinin karşılanmasındaki talep eksikliğinden kaynaklanmakta ve ihracat rakamlarını yani doları 1980'le ya da 2000'le kıyasladığımızda çoğunlukla sanki 2000 yılındaki bir Amerikan dolarının satın alma gücü ile 2025 yılındaki doların satın alma gücü aynıymış gibi değerlendirilmekte ve kıyaslamalar 2002 ile 2025 arasında yapılmaktadır. Bu da tabii gerçek olmayan bir sonuca oturtmaktadır bizi.
Son olarak da şunu ifade etmek istiyorum: 800 milyarın üzerinde bir fon krizinden bahsediliyor. Buradan elde edilecek olan geri dönüşümün yüzde 10-15'leri geçmeyeceği, büyük oranda yurt içindeki kaynakların ya da yurt içinde elde edilmiş olan varlıkların bir biçimiyle geri getirileceği ama yurt dışına gitmiş olan varlıkların ise geri getirilmesinin çok zor olduğu gözüküyor. Sizin bu fondan kaynaklanan tahribatın ekonomiye yaratacağı orta, uzun vadede iş dünyasına, istihdama ve şirketlerin başlamış olan yatırımlarını sürdürebilmesine, daha da önemlisi ticarette birbirini tetikleyen ve birbiriyle alacak-verecek ilişkisinde olan sektörlerin yaşayacağı durgunluğu giderme konusunda nasıl bir öngörünüz var?
Teşekkür ederim.