KOMİSYON KONUŞMASI

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkanımıza ve Başkan Yardımcılarımıza öncelikle Komisyonumuza hoş geldiniz diyorum.

Şimdi, biraz önce gerçekten Türkiye adına talihsiz bir olay yaşandı: Türkiye'nin en önemli gündem konusu olan fon kriziyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir araştırma önergesi, konusu görüşülecekti ancak iktidar milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi salonunu terk ettiler ve üzerine de karar yeter sayısı talebinde bulundular ve böylece de görüşmelerin yapılmasının önüne geçtiler. Şimdi, bu fon krizinin bugünlerde tartışıldığı bu süreçte bu yapılan davranışın ne anlama geldiğini söylemek gerekirse eğer, işte, bu krizin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesinin önüne geçen AKP iktidarı bu krizin gerçek sorumlusu olduğunu açıkça ilan etmiştir. Bu tutum ve davranışla "Yaşananların gerçek sorumlusu biziz. O nedenle de bu konular konuşulmasın, görüşülmesin, Türk milletinden saklansın." demek istemiştir ve böylelikle de zımnen suçu ve hatta açıkça bu suçu üstlenmiştir yani bu davranış bile tek başına iktidarın sorumluluğunun açık göstergesidir. Ve şunu söyleyeyim: İktidarı yönetenler "Efendim, bu olaylar olurken ben görmedim, ben duymadım." diyemez çünkü tüm yapılan işlemler devletin denetimindedir, kontrolündedir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, önce şundan bahsedeyim: Bakın -en çok gündemde yer alan- AKP'nin Genel Merkez yöneticisi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin savcılık talebiyle birlikte bu parayı iade ettiğine dair belgeler paylaşılmakta. Önceki günlerde de paranın iade edildiği söylenmişti. Şimdi, bu para iade edildi mi, edilmedi mi? Şu an çok net belli değil ancak iade edilmiş olsa bile, ortada bir suç varsa bu suçun ortadan kalkması için yeterli değildir çünkü bu iade, öyle gönüllü, "Efendim, işte bu parayı ver, haksız kazanmışım. O nedenle de ben bunu iade ediyorum." diye iade edilmiş bir para değildir; kamuoyunun baskısıyla ve bütün mağdurların konuyu net bir şekilde ortaya koymasıyla iade edilmek zorunda kalınmıştır; eğer iade gerçekleştiyse. Peki, diğer alanlar, diğer kazananlar, diğer haksız bir şekilde bu parayı kazananlar ne oldu, onların ne kadarı bu parayı iade etti? Bu hususun da açıklığa kavuşması gerekir.

Söylenen, 90 milyar dolar civarında bir paradan bahsediyoruz. Bu kadar büyük bir para birilerinin cebine aktarılırken yetkililer, etkililer nerede? Soruyoruz. Çok basit bir olayda bizim belediye başkanlarımızın evine sabahın beşinde operasyon çekenler, bu paralar birilerinin cebine giderken nasıl izlediler, nasıl görmezden geldiler? Şimdi, bu olaylar yaşandı; sorgu yok, ifade yok, iade bugüne kadar yok, "Tedbir var." dendi, birçok tedbir de bir saatte yok edildi. Ama muhalefet belediye başkanlarına geldiğinde basit iddialar nedeniyle belediye başkanlarının evleri... Sabahın köründe, efendim, polis baskınıyla gözaltılar ve alınan tedbir kararlarıyla bir buçuk seneye yakındır insanların malı mülkü bir şekilde kullanılamaz hâle getirilmiş durumda. Şimdi, bu olaylar yaşanırken vatandaşın mağduriyeti nasıl giderilecek? İşte, bu konuda, bu işlerin sorumlusu olan iktidar hızlı adım atmak zorunda, bu paraları geri tekrar almak için mücadele etmek, gayret etmek zorunda, bu paraları kurtarmak zorunda ve mağdur olan vatandaşların paralarını iade etmek zorunda ve kamuya bir yükümlülük getirmeden bu paraları haksız bir şekilde aşıranlardan bu paralar geri alınmak zorunda. Aksi hâlde büyük kamu zararları doğacaktır. Bu kamu zararları eğer doğarsa da, işte, buna göz yuman kim varsa ve o kişileri kimler oraya atamışsa, bunun sorumlusu da onlar olmalı ve onlardan bu zararlar tahsil edilmeli. Şimdi, bu kadar olay yaşanıyorsa bu memlekette, artık bir tarafta iktidarda olanların her türlü yanlışına göz yumulurken bir taraftan da muhalefette olanların en ufak kusurları için olmadık davalar açılır, hapse atılırken ve belediyelere yargı eliyle çökülürken bu ülkede adaletin kalmadığını ve hukuka inancın kalmadığını açıkça gösterir.

Sayın Başkanım, bu olaylar olurken vatandaştan size güven beklemek mümkün değildir ve dolayısıyla da vatandaşın adalete güvenmediği, hukuka güvenmediği, yarın güvencesi olmadığı, mal güvencesi olmadığı bir durumda siz Merkez Bankası olarak ne yaparsanız yapın enflasyonu düşüremezsiniz, piyasaya güveni oluşturamazsınız ve böylelikle de biraz önce sizin anlattığınız... Yok, efendim, işte, "Yakıta, enerjiye zamlar geldi, bunun sebebi savaştır." derseniz, yaklaşık bu Komisyonda yıllardır her yaşanan ekonomik sorunu ve sıkıntıyı, işte, bir dönem Covid'e, bir dönem Rusya-Ukrayna savaşına, işte, genel anlamda dış güçlere, bugün de Amerika-İran savaşına bağlarsanız sorunu da bilmiyorsunuz demektir, çözümünü de bilmiyorsunuz demektir. Bu ülkede bu sorunların çözümü için önce adil olmak zorundasınız. Bu devleti yönetenler, iktidar önce adaletli olmak zorunda, önce topluma, bu millete güven vermek zorunda ve herkese eşit davranmak zorunda. Bunlar olmadığı müddetçe siz ne yaparsanız yapın başarılı olmanız mümkün değildir. Vatandaş bugün izliyor, bakıyor, diyor ki: "Ben kıt imkânlarla vergi veriyorum ama benim bütçemden ayrılmış olan paralar birilerinin cebine hortumlanıyor." 500 bine yakın vatandaş küçük birikimleriyle, çoğunlukla küçük birikimleriyle, efendim, fona dâhil olmuş, işte, borsaya dâhil olmuş. E, şimdi, siz, burada 500 bine yakın büyük bir topluluğun bu şekilde dolandırılmasına göz yumarsanız bu piyasaya güven kalır mı, bu piyasadan gelecek beklenir mi? İşte, bunların olmadığı bir dönemden sağlıklı bir ekonomi beklemenin mümkün olmadığını tekrar söylüyorum ve bunun tek sorumlusu var; o da siz değil, sizi oraya atayan ve bu iktidarı yönetenlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAVİT ARI (Antalya) - Siz sadece bir kamu görevlisisiniz, siz elinizden geleni yapıyor olabilirsiniz ama bu koşullar oluşmadığı müddetçe sizin başarılı olma şansınız yoktur çünkü koşulları sağlaması gereken iktidar. Bugün artık güven vermeyen, başta gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşların gelecekle ilgili umudunu kestiği, artık ne iş yaparsa yapsın hiçbir vatandaşımızın kazanamadığı bir ülkede yaşıyoruz.

Şöyle bir çıkın, dolaşın. Bakın, efendim "Tarımla ilgili, üretimle ilgili enflasyon biraz düştü." diye bahsettiniz. Evet çünkü çiftçi perişan; çünkü çiftçi, bakın, bugün yetiştirdiği ve hasat dönemine gelmiş olan, geçen sene örneğin 30 TL'den sattığı meyveye bugün 6 liraya alıcı bulamaz hâle gelmiş; alıcı yok. Şimdi, siz bunu "Enflasyon düştü." olarak değerlendirebilir misiniz? Burada çiftçi perişan olmuş demektir. Çiftçi geçen yıl örneğin 50 TL'ye mazot alırken bu sene 100 TL'ye almış, gübrenin çuvalını 600 TL'ye almışken bugün almış 1.600 TL'ye ama sattığı ürünü, tam tersi, yarısına, üçte 1'ne, dörtte 1'ine satmak zorunda; onu da müşterisini bulabilirse. Siz, şimdi, çiftçiyi korumazsanız; ihracat kapılarını açamazsanız ve hatta yetmiyormuş gibi, ithalatı da özendirirseniz; esnafımız, efendim, iş yerini kapatmak zorunda kalır, BAĞ-KUR'unu ödeyemez durumda olur ise; emekli aldığı en düşük emekli aylığıyla daha çektiği para eline ulaşmadan parasını bitirirse, bu koşullarda sağlıklı bir ekonomi de olmaz, sağlıklı bir toplum da olmaz, enflasyon da düşmez diyorum.

Teşekkür ediyorum.