KOMİSYON KONUŞMASI

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, Sayın Merkez Bankası Başkanı, kıymetli bürokratlar, basın mensupları ve sayın vekiller; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yaptığımız sunum için teşekkür ediyorum ama maalesef Türkiye'nin şu gündeminde gerçekten hani Merkez Bankası Başkanından ve kadrolarınızdan beklediğimiz açıklamaları yapmadığınızı buradan ben de üzülerek belirtmek istiyorum. Her ne kadar hani Merkez Bankası bu olayın belki ana aktörü olmasa da onun da maalesef güvenilirliğine ve bağımsızlığına halel gelmiştir, bu da bizi üzmektedir.

Aslında çok fazla lafa gerek yok. Türkiye yine dünyaya adını altın harflerle yazdıracak bir konu daha bulmuştur kendine. Türkiye finans piyasasında milyarlarca lira buharlaşmış ve yüz binlerce vatandaş da mağdur edilmiştir hem de finans piyasalarını düzenleyen, denetleyen, takip eden ve kayıt altına alan devlet kurumlarının gözleri önünde hatta onların gözlerinin içine bakarak, içine direkt bakarak yapmışlardır demek daha doğru olur. Bu ne demek, biliyor musunuz? Bu maalesef açık açık Türk milletinin dolandırılması demek hem de nitelikli bir şekilde dolandırılması demek. Neden bu kadar iddialı ve ağır konuşuyorum? Çünkü açıkça görüyoruz ki fonlar aracılığıyla yapay fiyat oluşmuş, yatırımcı yanıltılmış ve böylelikle belirli kişi veya gruplara da haksız menfaat sağlanmış. Dolayısıyla tanım olarak bu durum Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki piyasa dolandırıcılığının madde 107, yanı sıra Türk Ceza Kanunu'nun dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık hükümlerinden madde 158 tam karşılığına denk gelmektedir. Yaşanan bu olayı da bir "fon krizi" "arınma dönemi" ya da "çürük elmaların ayıklanması" olarak tanımlamayı, olayı ham basite indirgemek hem de biraz magazinleştirmek olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim. Bunu da doğru bulmuyorum. Evet, tabii ki piyasalarda panik yaratmamak önemlidir ama bu da bize tamamen bir pembe tablo çizme hakkını vermez. Zaten bu pembe gözlükler bizi bu duruma getirmedi mi diye sormadan kendimi alamıyorum.

Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu ve yine biz Plan ve Bütçede, Sayın Dervişoğlu 20 Ekimdeki grup konuşmasında, özellikle üstüne basa basa bu konuda Sayın Bakanı ve kurumları uyardı ve göreve davet etti. Kasım 2025'te yine fonlarda manipülasyon olduğu ve müdahale edileceği Sayın Bakan ve SPK Başkanı tarafından söylendi. Biz de burada Plan ve Bütçe Komisyonunda dile getirdik "Madem böyle bir şey var, niye bekliyorsunuz?" diye ve Sermaye Piyasası Başkanı o açıklamasında "Manipülasyonlarının farkındayız, şimdi onlara müdahale etmek zorundayız hatta artık fonları üzeceğiz." Ama gelinen noktaya bakıyoruz, gerçekten inanılır gibi değil. Ben şimdi buradan sormak istiyorum: Peki, bu konuyu biliyor idiyseniz neden gereğini zamanında yapmadınız? Borsa Başkanlığı bu skandala giden yolda eksik bilgi mi verdi diye sormadan kendimi alamıyorum. Piyasadaki olağan dışı fiyat hareketleri, fon yoğunlaşmaları ve riskler zamanında görülmedi mi? Görüldüyse neden müdahale edilmedi? Görülmediyse denetim mekanizması neden çalışmadı? Tera, Pusula, Hedef, Özata, Destek ve diğer bunun gibi anormal fiyat hareketleri olan hisseler konusunda acaba hangi incelemeler yapıldı? Hangi raporlar hazırlandı? Hangi yaptırımlar uygulandı? Yoksa bütün bu açıklamalar yalnızca kamuoyunu oyalamak için mi yapıldı? SPK neredeydi? Borsa İstanbul neredeydi? Takasbank neredeydi? Profesyonel fon yöneticileri neredeydi? Bir hissenin fiyatı kısa sürede yüzde 2 binin üzerinde yükselirken, fonlar aynı hisselerde yoğunlaşırken, fiyat ile şirketin gerçek değeri arasındaki bağ koparken hangi erken uyarı sistemi devreye girdi? Yoksa hiçbir sistem devreye girmedi mi? 17 Eylülden sonra bazı fonların tasfiyeye girmesiyle sorun çözülmedi maalesef. Fonların taşıdığı hisselerde başlayan sert düşüşler, zararı bu kez sermaye piyasasının diğer yatırımcılarına da taşıdı. Hükûmet fonu tasfiye etti ama zararı maalesef tasfiye edemedi, zararı yaydı. Bu olayda gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadan, para akışları incelenmeden, fon yöneticileri ile şirketler arasındaki ilişkiler de araştırılmadan ve kamu görevlilerinin ihmali soruşturulmadan maalesef bu dosya kapanmamalı ve biz kapanmasına da müsaade etmeyeceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanı açıklama yaptı. "Ucu nereye giderse gitsin bu iş çözülecek. Vatandaş mağdur edilmeyecek." diye. Bakıyoruz, ne yapıldı bu açıklamadan sonra? Cevdet Yılmaz başkanlığında bir Fon İzleme Kurulu kuruldu. Bu Fon İzleme Kurulunda kimler var? Bakıyoruz, bu olaylar yaşanırken gerçekten bu olayları izleyenler var. Bir de anlayamadığımız bir nokta var: 2 AK PARTİ'li vekil var. Yani neden Mesela İYİ Parti'li yok, CHP'li yok, Yeni Parti'li yok, MHP'li yok da sadece 2 AK PARTİ'li vekil var? Biz buna da anlam veremiyoruz ve bununla ilgili bir açıklama yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Devlet Denetleme Kurulunu göreve davet etti Sayın Cumhurbaşkanı. Bu kurumun başkanı Borsa İstanbulda yine bu olaylar olurken yönetimde olan bir bürokrat. Bunu da anlamak mümkün değil. Bir de madem Devlet Denetleme Kurulu davet ediliyor ve Cumhurbaşkanı bu kadar iddialı; niye Kasım 2025'te bakan bunu söylediğinde bu Devlet Denetleme Kurulu göreve davet edilmedi? Onu da anlamakta zorlanıyoruz. Niye hâlâ Borsa İstanbulun Başkanı görevde? Niye hâlâ SPK Başkanı ve tüm üyeleri görevde? Niye hiçbir bürokrata soru sorulmuyor, hesap sorulmuyor? Niye birkaç kişinin ismi devamlı medyada geziyor? Bir de devamlı Sayın Adalet Bakanı "Şu kadar kişi gözaltına alındı, şunlar tutuklandı..." Ya, bu işin magazin kısmıyla ilgilenmiyoruz yani bu olabilir. Ortamda nem üretecek bir ortam varsa orada tabii ki küf olur. Siz o küfün oluştuğunu, orada küf olduğunu göre göre o küfün bütün evi sarmasına niye müsaade ettiniz, niye asıl onun üstüne gidilmiyor? Biz bunu anlamıyoruz.

Yine, bugün Sayın Adalet Bakanının bir açıklaması vardı. Bu gönüllü iade hesabı açılmış TMSF bünyesinde ve 5 kişi iade etmiş. Yani ben bunu anlayamıyorum. Gönüllü iade hesabı ne demek? Yani ben kendi kendime vicdanımla baş başa kalıp "Ya, ben bir günah işledim. Gidiyorum, bu işlediğim günahı bu hesaba yatırıyorum mu?" diyor. Ya, biz devlet yönetiyoruz. Yani böyle bir şey hani... Siz Sayın Merkez Bankası Başkanı, bu konuda da başka ülkeleri de görmüş, tecrübeli bir insansınız. Ben gerçekten bunu anlayamıyorum, anlam veremiyorum. Devletimin bu hâle gelmesine de üzülüyorum. 455 bin yatırımcıya gerçekten bu Hükûmetin açık cevap vermesi lazım. Bu milyarlarca lira nereye gitti? Kim kazandı, kim kaybetti? Borsa Başkanlığı hangi bilgileri verdi, hangilerini vermedi? Geçen yıl neden gereği yapılmadı? Tera, Pusula, Hedef, Özata, Destek ve diğerleri hakkında hangi işlemler uygulandı? Kim buna göz yumdu? Bu zararın hesabını kim verecek? Gerçekten bunlar ivedilikle cevap verilmesi gereken konular ve kesinlikle ve kesinlikle bu denetleyen kurumlar, düzenleyen kurumlar, Borsa İstanbul dâhil olmak üzere hepsindeki insanların da bir an evvel görevden alınması lazım. Bir tek buradan para kazanan, işte, "Manipülasyon yaptı, bilmem ne yaptı." diye birkaç kişinin ismiyle olmaz. Yine, aynı şey oluyor. İşte, bir milletvekilinin çocuğuyla ilgili bazı haberler çıkıyor, mallarına tedbir konuluyor. Birkaç saat sonra ya da birkaç gün sonra tedbir kalkıyor. Ya, bunlar anlaşılır şeyler değil. Bir defa piyasada güven olması gerekirken... Hani zaten güveni kaybetmiştik, artık o güven nasıl gelecek; onu bilmiyorum. İnsanlar, yatırımcılar gerçekten "Devletin regüle ettiği bir piyasa var, devlet denetliyor. gözetliyor." diye güvenip yatırımlarını buralara koyup karşılığında bunu yaşıyorlarsa burada devletin gerçekten aynaya bakma zamanı gelmiş de geçiyordur. Bu öz eleştiri de değil. Burada herkes sorumluluğunu bilecek ve orada bir aksilik oluyorsa sorumluluğu alacak yani istifa etmek gerçekten elzemdir. Görevden el çektirilmek gerçekten elzemdir. Yani zaten bir insan bu olaylar olurken o kurumdaysa otomatikman bir daha orada olmaması gerektiğini kendi bilmesi gerekmektedir. Bunda suçlu olması gerekmez illa. Siz orada görev başındayken aksaklıklar olmuş ve siz bu konuya da ya ihmalden ya da birtakım sebeplerden dolayı müdahale edememişsiniz. Dolayısıyla direktman sorumlusunuz. Sorumluluğunuzun gereğini de yerine getirmeniz gerekmektedir.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Allah, Türk milletinin yâr ve yardımcısı olsun diyorum.