| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .10.2026 |
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sayın Başkan, Komisyon üyelerini, Merkez Bankası Başkanımızı ve heyetimizi saygıyla selamlıyorum.
Rutin bir Merkez Bankası sunumu toplantısı aslında, pek bir şey de beklemiyorduk, ne Merkez Bankasının faizleriyle ilgili yeni umudumuz vardı ne de gerçekler var. Niye yok gerçekler? Çünkü Merkez Bankasının faiz oranlarının yüzde 35-37 olarak ifade edilmesinin hiçbir anlamı yok. Niye? Yıl içinde motorine yüzde 79 civarında zam yapılmışken hiçbir anlamı yoktur bu açıklamaların.
Şimdi, bugün önemli bir şey oldu. Biz burada sunumu izlerken aşağıda, Genel Kurulda, tarih boyunca AKP yapmadığı bir şey yaptı. Neydi o? İlk defa bir yoklama isteyerek karar yeter sayısının aranmasını teklif etti. Kendi milletvekilleri dışarıdayken karar yeter sayısının olmadığını bildikleri hâlde bunu teklif ettiler. Niye? Fon soruşturmasıyla ilgili konuşulmasın diye. AKP iktidarının yaptığı budur, bunu bütün milletimiz bilsin.
Şimdi, yine bu iktidarla ilgili şunları söyleyeceğim: Bakın, 5.714 tane soru önergesi verilmiş bu iktidara, tek adam rejimine, bu 5.714 tane soru önergesinin içinden on beş gün içinde cevaplanıp da verilmesi gereken miktarın yüzde 5'i sadece karşılanmış, sadece yüzde 5'i, yarısına yakını hiç cevaplanmamış. 216 araştırma önergesi verilmiş, bunlar reddedilmiş. İşte, bugün de Fon'la ilgili bu yolsuzluğu ortaya çıkarmak için yaptığımız girişime Genel Kurulda karar yeter sayısı isteyerek engel olmaya çalıştınız. Fon meselesindeki tüm sorumluluğu hiç eğmeden bükmeden söyleyeyim, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla atanmış olan sorumlulardır. Bu sorumlularla ilgili şu ana kadar hiçbir şey yapılmamış olması da vahim bir durumdur. Bakınız, Gabar'dan çıkarılacak olan petrolle ilgili bize müjdeler verilirken oradan çıkarılacak olan petrolün 10 katından daha fazla, daha büyük bir yolsuzlukla karşı karşıyayız. Asrın yolsuzluğu bu. Bununla ilgili Merkez Bankası Başkanımızın sorumluluğu var. Niye sorumluluğu var? Çünkü aynı zamanda Merkez Bankası Başkanı Finansal İstikrar Komitesinin de üyesidir. Bu Komitenin üyesi olarak bunları niçin görmediniz? Birincisi bu. İkincisi, bu yolsuzluğun boyutunu ilgili herkesin bilmesi lazım. Hani Sayın Cumhurbaşkanı 11 vilayeti etkileyen depremden dolayı etkilenen yurttaşlarımız için hazineden 100 milyarlık bir kaybımız olduğunu söylemişti ya, işte, tam da bu Fon vurgunundan dolayı 90 milyar TL'lik büyük bir kaybımız var ülke olarak. Niye? Bu parayı alan belli, veren belli, bununla ilgili bize bilgi verin diyoruz, verilmiyor. Para neredeyse hırsız oradadır, niye ortaya çıkarmıyorlar bu hırsızları? Herhangi bir bilgi alamıyoruz. Olmaz, böyle ülke yönetilmez. 800 milyar hacimli bir yolsuzluk var. Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'yla ilgili biliyorsunuz Sayın Genel Başkanımız da söz etti, 163 milyon lirayla 27 tane daire alabiliyor idi. Beş ay sonra parasını çekip 2,2 milyar TL para aldı. 340 tane haybeden daire parası sahibi oldu yani 367 daire alabiliyor şimdiki parasıyla. Bunun 340 tanesini fakir fukaradan, bir şekilde param değer kaybetmesin diye umudunu bağlayan küçük yatırımcıdan elde etti. Geçen yıl çıkarılan kripto varlıklar yasasıyla işte bu Fon yolsuzluğunun hazırlanmasına ciddi bir zemin hazırlanmıştır yani buradan soğuk cüzdanlarla paralar yurt dışına transfer ediliyor ve oradan Off-shore hesaplarla bu borsadaki düzenlemeler yapılıp artırılıyor, şişiriliyor, ondan sonra da küçük yatırımcı kendisini korumaya karar verdi mi zararı gören onlar oluyor. Tam 455 bin mağdur var burada, 455 bin mağdur, 2 milyon kişi dolaylı olarak etkileniyor bunlardan. Yani bir de şöyle düşünün: Köprüleri satacaksınız, yolları satacaksınız, 4-5 milyar dolarlık bir gelir elde edeceksiniz ama bu fon krizinde Türkiye'de ortaya çıkan maliyet 20 milyar dolar arkadaşlar, 20 milyar dolar. Dolayısıyla, burada sorumlu olanların derhâl yargılanması lazım. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, BDDK Başkanı niçin gelip de burada, bu Komisyonda bilgi vermiyorlar, niçin bilgilendirme yapmıyorlar, niçin suç duyurusunda bulunmuyorlar?
Fatma Betül Sayan Kaya'nın 1,8 milyon TL'yi iade ettiğine ilişkin bir bilgi var, gerçekliğini de bilmiyoruz, basından öğreniyoruz bunları. Adalet Bakanının kendisinden öğrendik, Adalet Bakanının söylemesine göre TMSF'de gönüllülük esasına dayalı bir hesap açılmış, bu gönüllülük esasına dayalı olan hesaplara da şu ana kadar 5 kişi para yatırmış. Hırsız 5 kişi mi? Kaldı ki niçin bunların gönüllülük esasına göre iadesini istiyorsunuz veya rıza gösteriyorsunuz buna? Eğer bunlar bugünkü yasalardan etkilenip de yatırsalar yani SPK'nin veya BDDK'nin bir şikâyeti olsa ödeyecekleri parayı, 2,2'yi 4,4 milyon olarak ödeyecekler ama buna ilişkin Adalet Bakanlığından, SPK'den, BDDK'den herhangi bir açıklama var mı? Yok.
Dün itibarıyla veya bir önceki gündü Hayati Yazıcı'nın oğluyla ilgili de mal varlığına el konulma gibi bir tedbir açıklandı. Hayati Yazıcı'nın oğlu 1 milyara banka alıyor, varlık yönetim şirketi kurmasına izin veriliyor. Aynı zamanda tedbir konuyor, tedbirden sonra Hayati Yazıcı ne diyor? "Ben oğluma güveniyorum, itibar suikastına izin vermeyecek şekilde biz buna izin vermeyeceğiz." Ne demek bu ya? Yani Hayati Yazıcı'nın oğluna itibar suikastı yapılıyor da mal varlığına el konan bunca insan nasıl oluyor da bir saatte Hayati Yazıcı'nın elde ettiğini elde edemiyor? Burada direkt siyasi işlerden sorumlu genel başkan yardımcısının müdahalesi vardır, siyasi müdahale buraya; bunu hepimiz biliyoruz.
Türkiye Yüzyılı'nın bir mucidi vardı, Ertan Aydın. Adam yüzyılın soygununu yapmış ya. Osman Arıkan Nacar'ın 3.333 apartman dairesi vurgunu var. Bu kişi on beş gün önce -Genel Başkanımızın ifadesiyle söylüyorum- Ömer Çelik'le tatil yapan kişi. Şimdi, bu Ömer Çelik'le tatil yapan kişinin fon vurgunundan daha büyük bir vurgun yapmış olması hiç vicdanınızı sızlatmıyor mu, bununla ilgili bir soruşturma istemiyor musunuz? Tayyip Bey'in kardeşi Mustafa Erdoğan'ın oğlu Üsame Erdoğan'ın Lydia, Bulls ve BinBin ilişkisini ve bunların neden sorgulanmadığını soruyoruz, niçin onlara ses çıkarılmıyor?
Finansal İstikrar Komitesi üyesi olarak, Merkez Bankası Başkanı olarak siz de bu durumdan sorumlusunuz. Ne yazık ki Türkiye bu durumda büyük bir soygunun içinde ve bu soygunun içinde sessiz kalan Adalet Bakanı da Cumhurbaşkanının imzasının olduğu bütün bürokratlar da sonuna kadar sorumludur. Öyle, "Biz sonuna kadar gideriz, nerede olursa, işte, ucu kime dayanırsa ortaya çıkarırız." gibi bu tür açıklamalar bugün işte Genel Kurulda yapılan tavırla ne kadar samimiydi, belli oldu. Genel Kurulda, işte duydunuz, Meclisin çalışmaması üzerine AKP milletvekilleri dışarıda bekledi, "Karar yeter sayısı yoktur." diyen ve bu konunun soruşturulmasını engelleyen AKP milletvekilleri ve AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin tarihe bir kara leke olarak anılacak bu kararı aldılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Bitireceğim.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun, bir dakika daha söz veriyorum.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Meselenin özü şudur: Bu kara düzenin, yapılmış olan bu ihmaller zincirinin sorumluları ve parayı alanın kimlikleri ifşa edilmeden, bununla ilgili hani "Ucu nereye kadar..." diyen Cumhurbaşkanı ve AKP yöneticileri sorduğumuz her soruya açık cevap vermeden bunun vebalini kendileri taşırlar. Sayın Cumhurbaşkanı da dâhil bu konudan sorumludur, bunun ortaya çıkartılması için elimizden geleni yapacağız. Gün gelecek, yargı bunun hesabını soracaktır. Bu millete kaybettiği, o kaybettirdikleri küçük küçük yatırımlarını iade etmek bu iktidarın borcudur ama yapacağını tabii ki düşünmüyoruz.
Saygılar sunuyorum Başkanım.