KOMİSYON KONUŞMASI

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Toplantıyı geç katıldığım için geneli üzerinde görüşlerimi de ifade edememiştim. Şimdi, bir yandan hem geneli üzerinde diğer maddelerle ilgili görüşlerimi hem de vermiş olduğumuz önergenin gerekçesiyle ilgili görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; dijital platformların Türkiye'deki faaliyetlerinin kurala bağlanması, tüketicinin korunması, kayıt dışılığın ve adil rekabetin sağlanması elbette ki gereklidir. Nerede kurulursa kurulsun Türkiye'de faaliyet gösterip gelir elde eden her şirket ülkemizin hukukuna uymalıdır ancak bir kanun teklifini yalnız amacıyla değil, mevcut mevzuatla ilişkisi, etkileyeceği kesimler ve uygulamalarda doğuracağı sonuçlarla değerlendirmeliyiz. Eksik ve belirsiz kurallar turizm gibi çok sayıda işletmenin ve ailenin geçimini etkileyen bir alanda yeni sorunları da yaratabilir.

Sayın Başkan, teklifin gerekçesi yabancı dijital konaklama platformlarına özgü düzenleme bulunmadığını, bunun denetim, tüketici hakları, vergilendirme ve rekabet sorunlarına yol açtığını belirtiyor. Oysa alan bütünüyle kuralsız değildir, turizm amaçlı konut kiralamaları 7464, elektronik ticaret 6563 sayılı Kanun'la düzenlenmiştir; turizm tesisleri, seyahat acenteleri ve dijital hizmet vergisine ilişkin mevzuatlar da yürürlüktedir. Bu düzenlemelerin her sorunu çözdüğünü söylemiyoruz ancak yeni kanun mevcut mevzuatta hangi somut boşlukların bulunduğunu ve bunları nasıl gidereceğini ortaya koymalıdır. Çözümsüz kalan tüketici şikâyetleri, yerine getirilemeyen vergi yükümlülükleri ve yerli işletmelerin karşılaştığı ölçülebilir rekabet sorunları hangi verilerle belirlenmiştir? Gerekçede bu analiz açık değildir. Turizm başarısını yalnızca ziyaretçi sayısı ve toplam gelirle ölçemeyiz; gelirin şehirlere, küçük işletmelere ve çalışanlara yansımasına, yerli turistin tatil imkânına ve kazancın ülke geneline yayılmasını da bakmalıyız. Mevsimsellik, personel, artan işletme giderleri, ulaşım ve tanıtım sorunları sürüyor. Turizm değerleri güçlü şehirlerimiz bu potansiyeli uzun konaklamaya ve yerel gelire dönüştürmekte zorlanıyor. Denizli bunun en çarpıcı örneklerinden birisi. Pamukkale ve Hierapolis, Laodikya, Tripolis, termal kaynaklar, Buldan'ın kültür ve dokuması, Çivril'in Işıklı Gölü aynı şehirde buluşuyor ancak bu değerleri sürdürülebilir turizme dönüştürebilmek için çevrim içi rezervasyon yetmez, ulaşım, konaklama, rehberlik, yöresel ürünler, tanıtım ve koruma birlikte ele alınmalıdır. Yerel işletme, rehber, üretici ve esnaf bu zincire katılmazsa turizm geliri şehrin refahına yeterince yansımaz. Teklif yalnızca yabancı platformlara izin belgesi getirmiyor, tüketicinin, işletmenin, acentenin, platformun ve kamu kurumlarının sorumluluklarını yeniden belirliyor. Bu sınırlar açık ve öngörülebilir olmalıdır.

Teklifin 2'nci maddesi dijital konaklama platformu kavramını tanımlıyor ancak yabancılığın ölçüsü, ölçütü açık değil. Kuruluş yeri, merkez, kontrol yapısı ya da Türkiye'deki faaliyet mi esas alınacak? Yabancı gruba bağlı Türkiye'de kurulmuş şirketler ve aynı hizmeti sunan yerli platformlar hangi kurallara tabi olacak? Adil rekabet aynı faaliyeti yapan tüm aktörlere açık ve eşit kurallarla sağlanır.

3'üncü madde Bakanlıktan izin belgesi alınmasını zorunlu kılıyor. Belge bedeli 5 milyon lira, her yıl yeniden değerleme oranında artırılabilecek, Cumhurbaşkanına artırma veya indirme yetkisi verilecek ve belge iki yıl geçerli. Bu tutarın dayandığı maliyet hesabı, yenileme koşulları ve yeniden ücret alınıp alınmayacağı açıklamamıştır. Yüksek bedel kayıtlı denetimi mi sağlayacak yoksa küçük ve yeni girişimcilerin önüne engel mi koyulacaktır? Dijital hizmet vergisi mükellefiyeti şartının kapsamı ve muafiyetlerin değerlendirme biçimi de netleştirilmelidir.

4'üncü maddeye gelince, platformların doğrudan sunabileceği hizmetleri belgeli konaklama, izin belgeli kiralık konut ve çevrim içi uçak biletiyle sınırlandırıyor. Diğer acentelik hizmetleriyle araç kiralamanın yetkili işletmeler üzerinden sunulmasını öngörüyor. Acentelerin faaliyet alanını korumak önemli tabii ki. Transfer, rehberlik, müze ziyareti, etkinlik ve yerel deneyimlerin hangi koşullarda sunulacağı da belirlenmelidir. Aynı maddedeki hüküm bazı hizmetlerin birlikte satışının paket tur sayılmayacağını söylüyor. Hangi hizmet birleşiminin paket tur olduğu ve düzenlemenin 1618 sayılı Kanun'la tüketici haklarına uyumu açıklanmıyor. Konaklama ve ulaşımı birlikte alan tüketici hizmetlerden biri sunulmazsa kime başvuracak? İade, iptal veya ayıplı hizmette kim sorumlu olacak? Paket tur kapsamı daraltılırken mevcut tüketici güvenceleri zayıflatılmamalıdır. Maddenin (6)'ncı fıkrası platformlarda yetkili oldukları faaliyetlerde 6563 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik ticaret hizmet sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcıyı saymıyor. Bu istisnanın gerekçesi ve sınırı belirsizdir. Ön bilgilendirme, şikâyet hakkı, işlem kayıtları ve tahsilat yapan platformun sorumluluğu korunmalı, hangi kanunun hangi konuda uygulanacağı gösterilmelidir.

Önergemizde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 51'inci maddesinde ise ulaştırma, konaklama ve bunlara bağlı olmayan diğer turizm hizmetlerinden en az ikisinin kanunda öngörülen şartlarla birlikte satılması paket tur sözleşmesi olarak düzenlenmiştir. Paket tur niteliği satışı yapan teşebbüsün yerli veya yabancı olmasına göre değil tüketiciye sunulan hizmetlerin niteliğine ve satışın yapısına göre belirlenmelidir. Teklifte öngörülen istisna kabul edildiği takdirde aynı nitelikteki konaklama ve ulaştırma hizmetlerini birlikte satın alan, satan 1618 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren bir seyahat acentesi şartları oluştuğunda paket tur mevzuatından kaynaklanan bilgilendirme, sözleşme, ifa ve sorumluluk hükümlerine tabi olacak ancak yabancı dijital konaklama platformunun aynı elektronik nitelikteki satışı ise bu kanun gereği paket tur sayılmayacaktır. Bu durum aynı pazarda aynı hizmeti veren teşebbüsler arasında yabancı dijital platform lehine farklı bir hukuki rejim ve rekabet avantajı doğurabilecek niteliktedir. Ayrıca, paket tur rejiminin dışında bırakılma tüketicilerin 6502 sayılı Kanun ve ilgili ikinci mevzuatta paket turlara özgü olarak tanınan korumalardan yararlanamaması sonucunu doğurabilecektir. Yabancı dijital platformların denetlenmesini, tüketici haklarının korunmasını ve sektörde adil rekabetin sağlanmasını amaçlayan bir kanunda yabancı platformların aynı nitelikteki satışların yerli seyahat acentelerine uygulanan koruyucu rejimin dışında bırakılması teklifin amacıyla da bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, işlem ve hizmetin niteliği esas alınarak mevcut paket tur mevzuatının bütün teşebbüslere eşit uygulanmasını sağlamak, tüketicinin korunması seviyesini geriye götürmemek ve yerli seyahat acenteleri aleyhine rekabet eşitsizliği oluşturmamasını temin etmek amacıyla (3)'ncü fıkranın madde metninden çıkarılması gerekmektedir.

5'inci maddede bilgi ve belge sunma, konaklama belgelerini doğrulama ve işletmelerin fiyatlandırma ya da sıralama kararlarını keyfî biçimde kısıtlamama yükümlülüklerini getiriyor. Bakanlıkta güvenli ve güncel veri paylaşımı nasıl kurulacak? Hatalı kayıt nedeniyle ilanı kaldırılan işletmeye nasıl itiraz edilecek? Kişisel veriler ve ticari sırlar nasıl korunacak? Ayrıca, satış bedelinin KDV hariç yüzde 17'siyle sınırlanan platform payının hangi maliyet analizlerine göre dayandığı açıklanmamıştır. Sınırın farklı ücret adlarıyla aşılması önlenmeli -yani farklı ücretler bahanesiyle de bu sınır aşılabilir- toplam fiyat, platform bedeli, tesis ücreti ve vergiler tüketiciye satın alma öncesinde açıkça gösterilmelidir.

6'ncı maddedeki para cezaları, belge iptali ve erişim engeli hükümleri ölçülülük ve hukuki güvenlik yönünden yeniden ele alınmalıdır. İhlal tespiti, bildirim, savunma ve itiraz usulleri daha belirgin olmalı, hizmetin sunulmamasında hangi tarafın kusurlu olduğu ayrıştırılmalı, ülke yararına aykırı, kamu güvenini sarsıcı ve ülke turizmini baltalayıcı ifadeleri geniş ve yoruma açık ağır yaptırımlara dayanarak bu fiiller kanunda somutlaştırılmalıdır. Bakanlığın belirleyeceği donanım, yazılım ve veri paylaşımının sınırları da aslında açıklanmalıdır.

8'inci madde yabancı platformları turizm payı yükümlülükleri arasına alıyor ve hesaplaşmada dijital hizmet vergisi matrahına esas tutuyor. Hangi gelirlerin kapsama gireceği ve Türkiye'deki konaklama faaliyetlerinin diğer dijital hizmetlerden nasıl ayrılacağı açıklanmalıdır. İzin bedeli, dijital hizmet vergisi, turizm payı ve komisyon sınırlarının toplam maliyeti platform, işletme, ev sahibi ve tüketici arasındaki etkisi de ayrıca hesaplanmalıdır.

Sayın Başkan, turizm gelirinin nerede toplandığı kadar hizmet yükünü hangi kurumlara taşıdığına da bakmalıyız. Turizm yolları, parkları, toplu ulaşımları kullanıyor, su tüketimi ve atık artıyor, mevsimsel nüfusu katlanan bölgelerde temizlik, ulaşım ve altyapıyı sağlayan belediyelerin bütçesi aynı ölçüde büyümüyor. Konaklama vergisi merkezî bütçeye aktarılıyor, belediyelerin bütçesi aynı ölçüde tabii ki bunda değerlendirilemiyor. Mesele merkezî bütçeye karşı çıkmak değil gelirin toplandığı yerde hizmet yükünün oluştuğu yer arasındaki adaletsizliği giderebilmek. Bu amaçla ben 16 Eylül 2024'te 6802 sayılı Kanun'da değişiklik teklifimi Meclis Başkanlığına sunmuştum. Teklifim yabancı ziyaretçilerin konaklamasından alınacak turizm vergisinin yüzde 70'inin turizm bölgesindeki belediyeye, yüzde 30'unun ise merkezî bütçeye aktarılmasını ve belediye payının temizlik, çevre düzenlemesi, ulaşım, altyapı ve turizm alanlarının korunmasında kullanılmasını öngörüyordu. Görüşülen teklif platformları turizm payına dâhil ederek Türkiye Turizm ve Tanıtım Geliştirme Ajansının gelirlerini artırıyor. Tanıtım önemli ancak turizm merkezlerini de yaşatan belediyelerin de gelirden pay alması bence önemli. Turizmin kazancı merkezde toplanırken hizmet yükü yerel yönetimlere bırakmak da adil değil. Geceleme sayısı, mevsimsel nüfus artışı ve altyapı ihtiyacı paylaşımı da hesaba katılmalı, gelirin bir bölümü ziyaret edilen şehre dönmelidir. Dijital platformları düzenlemek sezonluk istihdamı, nitelikli personeli sektörde tutmayı, küçük işletmelerin finansmanını, yerli turistin tatil imkânını, ulaşımı ve tarihî doğal alanların korunmasını tek başına çözmez. Bir şehre ziyaretçi çekmek kadar ziyaretçinin daha uzun kalmasını ve memnun olmasını ve harcamasının yerel ekonomiye yayılmasını da sağlamak önemli. Platform düzenlemesi kapsamlı turizm politikasının yerine geçmemelidir. Komisyon çalışmalarında "yabancı platform" kavramı nesnel biçimde tanımlanmalı, yerli ve yabancı işletmelere eşit kurallar uygulanmalı, izin belgesinin bedeli, süresi ve yenileme şartları etki analizinde açıklanmalı, piyasaya giriş engeline dönüşmemelidir. Teklifi 7464, 2634, 1618 ve 6563 sayılı Kanunlarla ve tüketici mevzuatıyla uyumlu hâle getirmeliyiz. Komisyon sınırı ve turizm payının etkisi hesaplanmalı; yaptırımlar kademeli, ölçülü ve denetlenebilir olmalı; savunma ve itiraz hakları, kişisel veriler ve ticari sırlar güvence altına alınmalıdır. Turizm gelirlerinin yerel yönetimlerle paylaşılması da politikanın bir parçası hâline gelmelidir.

Bu sebeple, biz İYİ Parti olarak dijital platformların Türkiye'de kuralsız faaliyet göstermesini savunmuyoruz. Türkiye'de gelir elde eden ve burada tüketiciye ya da işletmeye ulaşan her şirketin Türk hukukuna uymasını savunuyoruz. Kurallar açık, uygulanabilir ve eşit olmalıdır. Denetim gereklidir, keyfîlik kabul edilemez. Tüketici korunmalı, küçük işletme platform karşısında yalnız bırakılmamalı, turizmin yükünü taşıyan şehirler gelirden adil pay almalıdır. Kanun yapmak yeni yükümlülük ve ceza koymaktan ibaret değildir sadece. Vatandaşın hakkını, işletmecinin emeğini, sektörün geleceğini, yerel yönetimlerin de hizmet yükünü ve ülkenin menfaatini birlikte koruyan adil bir düzen kurulmalıdır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.