| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 06 .10.2026 |
AYKUT KAYA (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli Komisyon üyeleri; yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye'deki faaliyetlerinin hukuki bir çerçeveye kavuşturulması gerektiği açıktır. Türkiye'de ticari faaliyet yürüten bu platformlar denetlenmeli, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeli ve vatandaşımız karşısında Türkiye'de bir muhatap bulundurmalıdır. Ancak önümüzdeki teklifin bu ihtiyacı, adil rekabeti, yerli işletmelerimizi ve tüketicimizi yeterince koruyacak şekilde karşılayıp karşılamadığına bakmamız gerekiyor.
Teklifte doğru bulduğumuz düzenlemeler de var. Yabancı platformların Kültür ve Turizm Bakanlığından izin belgesi alması, dijital hizmet vergisi mükellefi olması, vergi borcunun bulunmaması ve Türkiye'de temsilci bulundurması bunlardan bazılarıdır. Yine, uyuşmazlıklarda Türk hukukunun uygulanması ve Türk mahkemelerinin yetkili olması da önemlidir. Ancak bunlar teklifin eksiklerini görmezden gelmemizi de gerektirmez. Birincisi, yerli işletmelerimizle yabancı dijital platformlar arasında adil rekabeti sağlamak zorundayız. Türkiye'de yatırım yapan, vergi ödeyen ve istihdam sağlayan seyahat acentelerimiz ve turizm işletmelerimiz birçok hukuki ve mali yükümlülüğü yerine getiriyor. Yabancı platformlara yeni bir hukuki statü getirirken, yerli işletmelerimizi daha ağır yükümlülüklerle karşı karşıya bırakamayız. Özellikle yabancı platformların 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki e-ticaret lisans bedelinin dışında tutulmasının gerekçesi açıklığa kavuşturulmalı ve bu düzenleme yeniden değerlendirilmelidir. İkincisi, Türkiye'de yatırım ve istihdam meselesidir. Türkiye'den ciddi ticari gelir elde eden küresel şirketlerin yalnızca bir temsilci göstermesi yeterli midir? Bu şirketler Türkiye'de para kazanıyorsa, burada yatırım yapmalarını, ofis açmalarını ve yerli istihdama katkı sağlamalarını da konuşmalıyız. Bu konuda açık yükümlülüklerin getirilmesi değerlendirilmelidir. Üçüncüsü, tüketicimizin hakkını daha güçlü korumalıyız. Vatandaşımız yabancı bir platform üzerinden rezervasyon yaptığında ve sorun yaşadığında kime başvuracak? Kaç gün içerisinde cevap alacak? Parasının iadesi hangi sürede yapılacak? Türkiye'de temsilci bulundurmak önemli ama tek başına yeterli değildir. Tüketicinin başvuru, cevap ve iade süreçlerinin kanunda açık ve net bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Dördüncüsü komisyon oranıdır. Teklifte yabancı dijital platformların alabileceği komisyona yüzde 17 üst sınır getiriliyor. Üst sınır getirilmesini olumlu buluyoruz ancak yüzde 17'nin de yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu oranın daha aşağı çekilmesi, özellikle küçük ve orta ölçekli konaklama işletmelerimizin üzerindeki komisyon yükünü de azaltacaktır. Bir diğer önemli konu da, bu sistemden elde edilecek kamu kaynağının nereye aktarılacağıdır. Teklifle, yabancı dijital konaklama platformları Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansına turizm payı ödeyenler arasına alınıyor. Yani ben özellikle kendi ilim Antalya da dâhil olmak üzere, turizm kentlerimiz açısından sormak istiyorum. Turizmin oluşturduğu altyapı yükünü bu illerimizde kim karşılıyor, kim taşıyor? Yol, su, kanalizasyon, atık, temizlik, ulaşım yani turizm sezonunda nüfusu katlanan şehirlerimizde bu hizmetlerin önemli bir bölümünü yerel yönetimlerimiz üstleniyor. O hâlde, yabancı dijital platformlardan elde edilecek gelirlerden turizmin altyapı yükünü taşıyan yerel yönetimlerimize de pay ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. TGA'ya aktarılacak payın bir bölümünün turizm kentlerimizin altyapı ihtiyaçları için yerel yönetimlere aktarılması değerlendirilmelidir. Bir diğer husus da yaptırımlardır. Kurallara uymayan platformlara yaptırım uygulanması ve gerektiğinde erişime engellenmesi elbette gereklidir. Teklifte erişim engeli kararının yargı denetimine tabi tutulması da önemlidir ancak izin belgesinin iptaline gerekçe olabilecek "ülke yararına aykırı, kamu güvenini sarsıcı veya ülke turizmini baltalayıcı" gibi ifadelerin sınırlarının açık biçimde belirlenmesi gerekir. Yaptırım ağırsa hangi fiilin hangi yaptırımı doğuracağı da açık ve öngörülebilir olmalıdır.
Sayın Başkan, kıymetli hazırun, biz, yabancı dijital platformların kuralsız faaliyet göstermesini elbette istemiyoruz ancak düzenleme yaparken yerli işletmelerimizi yabancı platform karşısında dezavantajlı hâle de getiremeyiz. Tüketiciyi koruyan, adil rekabeti sağlayan, Türkiye'de yatırım ve istihdamı güçlendiren ve turizm kentlerimizin yükünü gözeten bir düzenleme yapılmalıdır.
Bu teklifin ifade ettiğimiz eksiklikler giderilerek yerli işletmelerimizi, tüketicimizi ve turizm kentlerimizi daha güçlü koruyan bir düzenlemeye dönüştürülmesini talep ediyoruz.
Teşekkür ederim.