| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Kahramanmaraş ve Şanlıurfa milletvekillerinin Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylarla ilgili değerlendirmelerine ve benzer olayların önlenmesiyle ilgili önerilerine ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .07.2026 |
LATİF SELVİ (Konya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bugün bölge vekillerini dinledik, hepsiyle ilgili önemli notlar aldım. Bazılarına soracaklarım vardı ama erken gittiler; inşallah onlarla yine görüşür, sorarız. Önemli noktalara değindiler.
Ben bazı şeyleri birer cümleyle ifade edeyim, hani bunlar benimle de ilişkilendirilerek söylendiği için söylüyorum.
Şimdi okul müdürlerinin atanması sınavla yani bir arkadaşımız okul müdürlüğüne eğer yeni atanacaksa sınavla, eğer tekraren atanacaksa puan üstünlüğü esasına göre atanır. Şu anda küsuratla bile olsa, 1 puan, yarım puan, yüzde 1 puan fazla olan atanır çünkü bu çok tartışıldı, hatta 2017 yılında biz bir rapor da vermiştik yani nasıl yapılabilir diye; dünyada 20'ye yakın eğitimde öne çıkan ülkeleri inceledik, tespit ettiklerimizi paylaştık bu doğrultuda bir çalışma yapılsın diye. İnşallah akademide eğitim olur, yönetici eğitimi mesela bizde hizmet içi eğitimin haricinde pek yok, inşallah olur. Burada atama bu şekilde.
Şimdi, CİMER'le ilgili ben de Sendika Başkanlığım döneminde de bununla çok karşılaştım, çok haksızlığa uğrayan arkadaşlar oldu, onların hakkını savunmaya çalıştık ancak burada şikâyet mekanizmasını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Burada yapılacak şey; yalan beyanda bulunanlar da bir yaptırıma uğramalı. Yalan beyanda bulunanlar yaptırıma uğrarsa haksız şikâyeti yapamaz kimse veya yaparsa da bedelini öder çünkü bazen oluyor, 15 tane şikâyet maddesi yazmış, hiçbiri sübut bulmuyor; müfettiş geliyor, inceliyor, "Bir şey yok burada." diyor, yani bunlar olabiliyor. CİMER'le ilgili bütün arkadaşların değerlendirmelerine yani buna bir çözüm bulunmalı.
Eğitimde Avrupa ülkeleriyle ilgili, Ömer Bey ifade etmişti. Bu iletişim var, bütün dünyada var. Özellikle Avrupa ülkeleriyle çok yakın bir diyalog zemini var; birçok düzenlemeleri de eğer karşılıklı değerlendirme imkânı olursa, bunları görürüz. Var bunlar; bazen onların bizden, bazen de önemli bir miktarda bizim de onlardan yararlandığımız şeyler olduğunu biliyorum.
"Kaynaştırma öğrencilerine ayrımcılık olur mu?" diye Tuba Hanım ifade etmişti.
Şimdi, arkadaşlar, kaynaştırma öğrencileri hususunda sizlere de herkese de çok iş düşüyor. Şimdi, bu çocuklarımız engelli çocuklar, sınıfa vermişiz. Bu çocuğu öğrencilere dışlattıranlar... Hatta veli geliyor, "Benim çocuğumun okuluna engelli öğrenci vermeyin kardeşim." diyor; böyle bir şey olamaz. Onun için de bu tür ayrımcılıkla hepimizin mücadele etmemiz lazım. Bunu net olarak ifade etmiş olayım.
Problemli öğrencilerle ilgili, iyileştirilmesi için ne yapılmalı? Zaten bizim de çalışmamızın önemli bir alanını da bu oluşturuyor. Şu anda bu konularla ilgili -belki bizim bu çalışmaların da bir neticesidir- kurumlar bir koordinasyonla, hem bilgi paylaşımı hem de ortak çalışma yapmayla ilgili bakanların açıklamaları oldu. Bugün katıldığımız bir programda da bunu ifade ettiler, bu da memnuniyet verici.
Kültüre dönük eğitim vurgusu yapıldı, Yılmaz Bey ifade etmişti. Yılmaz Bey, çok önemli. Burada yalnız başına kültüre dönük eğitim değil, eğitim yöneticileri ve öğretmenlerin kurulları var. Bu kurullarda birtakım kararlar alabilmeliler ve bu karar bölgeye özel, okula özel de uygulanabilir olmalı. Hatta şunu söyleyeyim: Müfredata bazı eklemeler veya bazı çıkarmalar yapılacak şekilde de uygulamalar yapılabilir yani dünyada örnekleri var bunların.
Sendikacılıkla ilgili konuya da bir iki cümle söyleyeyim.
Şimdi, arkadaşlar, sendikalaşma çok önemli. Kamu sendikacılığı için biz yıllarca mücadele verdik. Kamu sendikacılığı TÖS'ün kapatılmasından sonra sonlandırılmıştı, dernekleşti. Nihayetinde, 90'lı yıllara yaklaşıldığında bu kapının aralanacağı görüldü. Bu konuda ilk örgütlenmelerde çok zorlanıldığı yıllar oldu; biz de o zamanlar görevdeydik, yine sendikal çalışmaların içerisindeydik ve yasal zemine gelmesi için çok uğraş verdik. Hatta bizim o zaman Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan'la hem KESK hem de TÜRKİYE KAMU-SEN'le birlikte "Emek Platformu" diye bir yapı oluşturduk ve hem o yasalaşma sürecinde hem de bazı konularda ortak eylemler yaptık. Yalnız, bundan sonraki süreçlerde yasa çıkıp sendikaların sayıları ortaya çıktıktan sonra farklı gelişmeler oldu, o birlikte zeminler kayboldu. Anayasa değişikliğine kadar da hatta Anayasa değişikliğinde toplu pazarlık hakkı çalışanlara verileceği hâlde MEMUR-SEN'in haricinde hiçbir sendika destek vermedi ona. Mesela şöyle diyebilirlerdi; "Yetmez ama evet." diyebilirlerdi, demediler. Niye? Çünkü "Eğer bizim başkaca taleplerimiz karşılanmıyorsa sendikacılık da çok önemli değil."e getirdiler işi.
Şimdi, sendikacılıkta zaman zaman -"sarı sendika" dedi Başkanımız- işte, yandaş bileşenler var şimdi. Bileşenler yani sendikacılık müstakil bir yapı değil. Bütün dünyada ortaklaşılan zeminler var. Mesela, geçen biz sendikaları dinledik burada. Bir siyasi partimizin temsilcisi iki tane sendikaya dedi ki: "Söz alın ve 'Konuşma yapmayacağım.' deyin, çıkın." Konuşma yapmadı, çıktı arkadaşlar. Bunlar da benim arkadaşlarım ve ayrıca onları da biliyoruz hep yani biz birbirimizi tanırız. Bu konuda arkadaşlar, 6. Dönem Toplu Sözleşme'de biz şunu yapalım dedik; bu da bilinsin için özellikle söyledim Başkanım. "Ya, biz niye birlikte toplu sözleşme tekliflerini hazırlamayalım, beraber hazırlayalım." dedik ve hem KESK'e hem KAMU-SEN'e yazı yazdık. O zamanlar BİRLEŞİK KAMU-İŞ yetkili değildi, şimdi, KESK'le ikisinin arasında üç konfederasyon çağırılıyor. Orada yazı yazdık, dedik ki: "Birlikte tekliflerimizi ortaklaştıralım." Herkes olumlu yaklaştı fakat KESK'in kongresi vardı, dedi ki: "Bu kongrede malzeme olur, bu uygun olmaz." Biz de hak verdik ama pazarlık masasında aşağı yukarı birbirimize yakın şeyler söyledik. KAMU-SEN'le ortak çalışma yaptık o dönemde fakat mutabakatı biz imzaladık; biz isterdik ki bu birliktelik de devam etseydi. Şu anda da diyalogları devam ediyor, biz de bunu önemsiyoruz çünkü arkadaşlar, modern toplum örgütlü toplumdur. Çalışma hayatının örgütlenmesi de son derece önemlidir ve o örgütlü zeminde o pazarlıkların nasıl yapıldığını, gece sabahlara kadar uğraşıldığını, çok yoğun bir çalışma yaptığımızı biliyoruz. Onun için, zaman zaman sendikalara sataşmalar olur ama sendika vazgeçilmez bir şeydir. Özellikle biz hem işçi sendikalarında hem memur sendikalarında örgütlülüğün daha iyi noktalara gelmesini isteriz.
Ben de teşekkür ediyorum Başkanım.
YILMAZ HUN (Iğdır) - Daha özgür ve bağımsız.
LATİF SELVİ (Konya) - Evet.