KOMİSYON KONUŞMASI

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kıymetli hazırun; 9'uncu maddeye ilk baktığımızda aslında son derece basit görünen bir madde. Ne diyor bu madde: "Kanunundan yararlanmak isteyen kişi belirlenen süre içerisinde yazılı başvuruda bulunulacak." Fakat hukuk tekniği açısından bakıldığında burada çok ciddi boşluklar görülmekte. Öncelikle bu başvurunun hukuki niteliği nedir, talep midir, beyan mıdır, pişmanlık beyanı mıdır, örgütten ayrılma iradesi midir, teslim olma beyanı mıdır, kanundan yararlanmak için yapılan şekli bir müracaat mıdır; kanun bunu açıkça tanımlamamaktadır. Bir hukuk normunda başvuruya çok ağır sonuçlar bağlanıyorsa, başvurunun maddi şartlarının da belirlenmesi gerekmektedir. Kişi yalnızca "Bu kanundan yararlanmak istiyorum." yazan tek cümlelik bir dilekçe verdiğinde başvuru şartını yerine getirmiş olacak mıdır? Pişmanlık aranmakta mıdır? Örgütle bütün bağlarını kopardığını beyan etmesi gerekmekte midir? Varsa elindeki silahı teslim etmesi gerekmekte midir? Örgütsel faaliyetlere ilişkin bilgi vermesi gerekiyor mu? Şiddeti reddetmesi gerekiyor mu? Bunların hiçbiri açık değildir. Bu da belirlilik ilkesi bakımından sorun yaratmaktadır. Usul açısından daha da önemli bir problem vardır. Başvuruyu kim değerlendirilecektir? Başvurunun yalnız alınacağı makamın belirlenmesi yeterli değildir. Kim inceleyecek, hangi kriterlerle kabul veya reddedecek? Başvuranın verdiği bilgilerin doğruluğu nasıl araştırılacak? Karara karşı hangi kanun yoluna gidilecek? İnceleme sırasında mağdurların veya şehit ailelerinin dosyaları dikkate alınacak mı? Bu usulünde kesinlikle açık olması gerekir. Bir başka kritik meseleye de kamuoyunda kullanılan suça karışmış, suça karışmamış terörist ifadesidir. Altını çiziyorum, bu teklif metninde böyle bir hukuki kategori yoktur. Zaten terör örgütüne üyelik başlı başına bir suçtur. Daha önemlisi bir kişinin başka bir suça iştirak edip etmediği kendi beyanıyla da belirlenemez. Somut bir örnek vereyim: Bir karakol baskını yapılmış, askerlerimiz şehit edilmiş. O saldırıya katılan kişi bugün başvuruyor ve "Ben kimseyi şehit etmedim. Tetiği ben çekmedim." diyor. Ne yapacağız? Ceza hukukunda "Tetiği ben çekmedim." demek otomatik olarak sorumsuzluk doğurmuyor, müşterek faillik var, azmettirme var, yardım etme var. Kişi keşif yapmış olabilir, gözcülük yapmış olabilir, mühimmat taşımış olabilir, hedef göstermiş olabilir, haberleşmeyi sağlamış olabilir. Bunların hukuki niteliğine kim karar verecek? Tabii ki mahkeme. Başka kimse karar veremez. Dolayısıyla esas bakımından 9'uncu maddenin en önemli eksikliği kanundan yararlanmak isteyen kişinin geçmiş suçları ve örgütsel faaliyetleri bakımından yargısal değerlendirmeyle başvuru mekanizması arasındaki ilişkinin yeterince açık kurulmamasıdır. Elimizde suça karışanlar listesi veya suça karışmayanlar listesi yoktur. Böyle bir liste hukuk devletinde zaten olamaz. Kişinin cezai sorumluluğu delille, soruşturmayla, kovuşturmayla ve mahkeme kararıyla belirlenir. Bu nedenle 9'uncu maddeye açık kriterler kesinlikle konulmalıdır. Başvurunun şartları, değerlendirilecek makam, araştırma yöntemi, yargısal denetim, itiraz usulü ve ağır terör eylemlerine iştirak iddiası bulunan kişiler bakımından uygulanacak özel inceleme açıkça gösterilmelidir. Aksi hâlde kanunun belki de en hassas aşaması bir dilekçe mekanizmasına indirgenmiş olur.

Teşekkür ederim.