| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Burada, tabii, kanunun geneli hakkında yaptığım konuşmada da bahsettiğim bir husus üzerine konuşma yapacağım. Maddenin (3)'üncü fıkrasında geçen özellikle "Kurulun gerekli görmesi hâlinde adlî, idarî ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulur." kısmı ile yine, maddenin (4)'üncü fıkrasının (a) bendinde geçen "Soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemesinden istenir." kısmına ilişkin bir açıklama yapacağım. Öncelikle, şunu söyleyeyim: Kurulun adli düzenleme yapılması için talepte bulunmasından kastın ne olduğunu biz tabii anlayamadık. Burada Kanunlar Müdürümüz var, belki kendisi bize izah eder. Kendisi de burada bizimle beraber on altı saattir duruyor, herhangi bir soru da sorulmadı kendisine; böylece bir soru da sormuş olalım, bize izah etmiş olur. Zira yargı yetkisi Anayasa madde 9 gereğince Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Yine, yasal düzenleme yapılmasından kastın ne olduğunu da anlayamadık; burada ne demek istendiği belirsizdir. Anayasa madde 7 gereğince yasama yetkisi devredilemeyeceği gibi, kanun teklif etme yetkisi de yine Anayasa madde 87 gereğince burada bulunmayan milletvekillerine de hasredilmiştir. "Her ne kadar erteleme kararı yargı mercisince verilse de erteleme kararının akıbeti kurul tarafından değerlendirilebilecektir." deniyor. Biz, tabii, geneli hakkında yaptığımız konuşmada bu kurulun süper kurul olarak yetkilendirildiğinden bahsetmiştik; burada bunun tezahürünü görüyoruz. Burada yargı yetkisi idari bir birime tevdi edildiği gibi, idari birimde kanuni, nesnel, somut bir ölçütle de sınırlandırılmamış durumda. Kuvvetler ayrılığı ve Anayasa’nın 6'ncı maddesi düzleminde yasama ve yürütme organları arasındaki çizgi ihlal ediliyor. Aynı problem, hak yoksunluğunun kaldırılması talebinin idari birimce ileri sürülmesinde de doğmaktadır ki bahsettiğim maddeye ilişkin bir mesele. Türk Ceza Kanunu madde 53, Adlî Sicil Kanunu Madde 13 (a) ve Türk ceza hukukunun genel prensipleri gereğince Anayasa madde 70'e konu kamu hizmetine girme hakkını ve Anayasa madde 76'ya konu milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma kesinleşmiş mahkûmiyetin kanuni bir sonucudur. Bu bağlamda, koşullu bir genel af gibi sonuç doğuran bir ortam eleştirileri yapıldı. Burada soruşturma ve kovuşturma yürütülenler bakımından ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet olmadığından hak yoksunluğunun kaldırılması işlemi konusuz kalmaktadır, başka bir anlatımla, henüz doğmamış bir hukuki statü hakkında işlem tesis edilmektedir. Biz, tabii, bunu biraz önce Sayın Bakanımızla biraz konuştuk, yine Komisyon Başkanımızla da konuştuk hatta tutanaklardan inceledim, Sayın Feti Yıldız bu konuya ilişkin özel kanunlarda düzenlemeler olduğundan bahsetmiş "Soruşturmada kısıtlama olabilir, özel kanunlarda kısıtlama olabilir, mesela silahlanmada." demiş, tutanaklardan okuyorum. Dolayısıyla bunu da bir Müdürümüze soralım. Burada kastedilen şey soruşturmalar başladığı zaman terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu ifade edilerek görevden alınan belediye başkanlarına ilişkin mesele midir, bunu bize biraz açarsa veya hangi özel kanunlarda soruşturma veya kovuşturma devam ederken hak yoksunluğunun oluştuğunu, nasıl oluştuğunu bize anlatırsa biz de memnun oluruz. Şayet kasıt burada belediye başkanlarına ilişkin mesele ise umuyorum ki bu kanuni düzenlemeden sonra kent uzlaşısı kapsamında kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanımız, yine, Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, biraz önce bahsettim, o kadar haksızlık ve hukuksuzlukla muhatap olmasına ve uğraşmasına rağmen bu yasaya destek olan -altını çize çize söylüyorum- bu yasaya cezaevinden destek olan Resul Emrah Şahan'ın hukuki statüsünün de yine bu kanun kapsamında acilen değerlendirerek umarım görevlilerine geri dönerler.
Yine, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu madde 4 gereğince infaz hâkiminin görevi hükümlünün cezasının çektirilmesi aşamasına ilişkin olup hükümlü hakkında ıslahın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden psikososyal değerlendirme yapması uzmanlık ve görev alanının kapsamı dışındadır. Bu nedenle, hak yoksunluğuna yönelik kararın mahkemesince yani infaz hâkimliğince değil bu kararı veren mahkemesi tarafından değerlendirilmesi daha doğru olacaktır diye düşünüyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak izleme komisyonu, yasa yapım faaliyeti bakımından icrai konumda bulunduğundan yetkisinin tavsiye etmekle kısıtlanması, diğer bir söyleyişle bu kurulun, izleme komisyonunun pasif bir konuma indirgenmesi Anayasa’nın 7'nci ve 80'inci maddelerine de tarafımızca, düşüncemize göre aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle, gerekli görülecek kanun tekliflerini hazırlaması daha doğrudur. Öte yandan, izleme komisyonunun çalışma usul ve esasları Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bizzat belirlenmeli ve komisyon bu kanunun uygulanması bakımından baş aktör olarak konumlandırılmalıdır yani süper bir kurul yerine baş aktör olacak bir Türkiye Büyük Millet Meclisinden bahsediyoruz. Bu nedenle, bu kanunun uygulanmasını doğrudan takip etmeli, gerekli gördüğü takdirde bilgi almak üzere bahsedilen kurulu Türkiye Büyük Millet Meclisine çağırmalı, kurul çağrının gereğini derhâl yerine getirmeli, komisyon her ay çalışmalarla ilgili rapor düzenlemeli ve bu rapor Türkiye Büyük Millet Meclisinde genel görüşmeye açılarak resmî internet sitelerinde de yayınlanmalıdır ki bu da şeffaflığı sağlayacaktır diyorum.
Söz verdiği için teşekkür ederim Başkanım.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Teşekkür ediyorum Sayın Özer.
Sayın Genel Müdürüm, bu konularla ilgili açıklama yaparsanız buyurun.
ADALET BAKANLIĞI MEVZUAT GENEL MÜDÜRÜ MEHMET ÖKMEN - Sayın Başkanım, Komisyonunuzu saygıyla selamlıyorum.
Tabii ki Sayın Vekilimizin bahsettiği konular kanunun diğer maddelerini de ilişkilendiriyor. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir: 7'nci maddenin birinci fıkrasına göre kurulan kurul hiçbir şekilde adli bir karar vermiyor. Adli kararlar ya sulh ceza hâkimliklerince ya mahkemelerince ya da infaz hâkimliklerince veriliyor. Dolayısıyla Adli Sicil Kanunu'nda ya da Ceza Usul Kanunu'na göre mahkemelerin vereceği kararlar, burada bu geçici bir düzenleme olduğu için yine mümkün olduğunca kendi mahkemelerince ve infaza taalluk eden kararlar da infaz hâkimlerince verilmesi sağlanıyor. 2020 yılında yapılan İnfaz Hâkimliği Kanunu'ndaki değişikliklerle birlikte infaza taalluk eden tüm kararların artık infaz hâkimleri tarafından verilmesi sağlandı. Onunla da uyumlu bir düzenleme teklif metnindeki infaz hâkimliklerine verilen görevler. Adli düzenleme yapmak...
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Müdür Bey, lafınızı bölmek istemem, doğru anlaşılması adına şöyle söyleyeyim Başkanım: Burada "Talepte bulunur." diyor.
Müdür Bey, şöyle söyleyeyim: "Talepte bulunur." kısmını ben gerçekten anlamak için soruyorum. "Talepte bulunur."dan kasıt ne yani "Yasal ve adli talepte bulunur.'dan kasıt ne? Anlamak için soruyorum gerçekten.
ADALET BAKANLIĞI MEVZUAT GENEL MÜDÜRÜ MEHMET ÖKMEN? - Sayın Başkanım, bu kanunun uygulanmasında ilerleyen süreçte yasal ihtiyaçlar tabii ki olabilir, bugünden ne olabileceğini öngöremeyebiliriz ama kurulun bir denetim, koordinasyon, takip kurulu olması hasebiyle ihtiyaç duyulan kanuni düzenlemeler noktasında tabii ki Meclise bir öneride, talepte bulunabilir ki Mecliste de bir izleme komisyonu olacak, o da aynı şekilde kanuni düzenleme ihtiyacını tespit edebilir ve kanun teklifi önerebilir. Burada bu kurulun önermesi Meclisin takdirinde olan bir şeydir. Tabii ki kanunları teklif etme ve kabul etme Meclisin görevidir, kurul sadece önerebilir, talepte bulunabilir. Yargısal ya da idari ihtiyaçların bugünden ne olduğunu bilemeyiz, onu zaman gösterecektir; ihtiyaçların süreç içinde nelerin olduğunu hep birlikte kurul tespit ettiğinde önerecektir.
Diğer yandan Adli Sicil Kanunu'nun 13/a maddesinden bahsettiniz ve 53'üncü maddede... 53'üncü maddedeki hak yoksunlukları bihakkınla artık geri gelir yani avdet eder, tekrar kullanılmaya -kendiliğinden kullanılmaya- başlanır ama 53'üncü maddenin dışında özel kanunlarda da hak yoksunlukları vardır. Avukat olamaz... Örneğin Avukatlık Kanunu'nun 5'inci maddesinde kovuşturmaya bağlı bir hak yoksunluğu vardır. Bakın, mahkûmiyete bağlı değil Sayın Başkanım, dava açılması avukat olmaya engeldir. Bu hak mahrumiyetini kaldırabilmeniz için yargısal bir yetki tanınıyor. Ya o suçtan beraat edeceksiniz, yargılanacaksınız ya da mahkûm olursanız zaten mahkûmiyete bağlı hak yoksunluğu gelecek ama burada kanunu teklif eden imzacı sayın vekillerimiz soruşturmalara veya kovuşturmalara bağlanan bunun gibi diğer kanunlarda, Dernekler Kanunu'nda, Özel Güvenlik Kanunu'nda da hak yoksunlukları vardır. Oralardaki hakların verilip verilmeyeceği noktasında kurulun bir talep yetkisi var, ilgili yargı mercilerde bunun koşulları varsa, gerekli ve yeterli görürlerse hak yoksunluğunun kullanılması bakımından bir izin verebilir.
Diğer yandan, mahkûmiyet bakımından 13/a maddesiyle kıyasladınız. 13/a maddesi Türk Ceza Kanunu'nun 53'üncü maddesi dışındaki özel kanunlardan kaynaklanan hak mahrumiyetlerinin geri verilmesini -belli bir süre sonra geri verilmesini- yani insanların medeni bir ölü hâline gelmeden bir hak mahrumiyeti doğduğunda ömür boyu o hakkı kullanmasını engelleyen bir müessesedir; bunu hem Anayasa Mahkemesi kabul ediyor hem Yüksek Seçim Kurulu bunu kabul ediyor. 13/a maddesinin uygulama şartları bihakkın infazdan itibaren üç yıl geçtikten sonra, iyi hâlli ise insanlar özel kanunlardan kaynaklanan -örneğin "Milletvekili olamaz." örneğin "Belediye başkanı olamaz." gibi- özel hak yoksunluklarının kaldırılması için getirilen bir müessesedir. Bu daha önceden Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 402'nci maddesinde vardı, 122'nci, 125'inci maddesinde vardı, "memnu hakların iadesi" olarak isimlendirildi, yeni kanunda "yasaklanmış hakların geri verilmesi" olarak nitelendirildi. Anayasa Mahkemesi de Yüksek Seçim Kurulu da örneğin milletvekilline ilişkin tahdidin memnu hakların iadesi ya da yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alındığı takdirde Anayasa’nın 76'ncı maddenin ikinci fıkrasına rağmen milletvekili olabileceğine dair kararları vardır son yirmi yıldır. Dolayısıyla insanların ölü hâline gelmeden bir hakkı, ömür boyu sınırlamadan verilmesini sağlayan bir müessesedir. Yasayı teklif edenler, bu teklifi hazırlayan sayın vekillerimiz de 13/a'nın dışına çıkarak bu bir geçici kanun, bir tasfiye kanunu olması hasebiyle 7'nci maddenin (4)'üncü fıkrasıyla özel hak yoksunluklarının kaldırılmasına dair bir düzenleme öneriyorlar efendim.
TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Teşekkürler Müdür Bey, çok sağ olun.